Ana içeriğe atla

ORGAN ANKETİ İLE BAĞIŞ DÜŞÜKLÜĞÜ ARAŞTIRILIYOR


Sağlık Bakanlığı organ bağışı sayısının çok düşük olmasının nedenlerini bir yıl sürecek anket ile araştırmaya başladı.

Organ bağışı sayısının çok düşük olduğunu belirleyen Sağlık Bakanlığı bunun nedenlerini araştırmak için bir anket hazırladı. Bakanlık, özellikle organ bağışlamak istemeyen ailelere "Neden?" diye soracak. Bakanlık, Türkiye'de yaklaşık 20 bin kişinin organ nakli beklediğini belirledi. Milyon nüfus başına organ bağışı sayısının sadece 3.6 olarak tespit edildiğini belirten bakanlık yetkilileri bu rakamın kadavradan organ bağışı ihtiyacının çok altında olduğunu söyledi. Bu nedenle Türkiye'de organ bağışını artırmak için etkin çalışmalar yapılması gerektiğine karar veren bakanlık anket yapılmasına karar verdi. Organ bağışı kararını etkileyen faktörleri belirlemek için beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin ailelerine organ bağışını reddetmeleri ya da kabul etmeleriyle ilgili anket yapılacak.

Bağışlamıyorum Çünkü...
Bağış yapan ve yapmayanlara da bunun nedenleri sorulacak. Ankette, "yakınımın organlarını bağışlıyorum çünkü" ya da "yakınımın organlarını bağışlamıyorum çünkü" bölümlerinin bulunuyor. Bakanlık, özellikle organ bağışlamak istemeyen ailelere sebebini soracak. Ankette yer alan soruların seçeneklerinden bazıları şöyle:

"Yakınımın organlarını bağışlamıyorum çünkü; ‘organ bağışından korktuğum için', ‘dini nedenlerden dolayı', 'maddi bir karşılığı olmadığı için', ‘din adamlarını bu konuda vermiş olduğu olumsuz vaazlar nedeni ile', 'bağışlanan organların kimlere gittiğini bilmediğim için', 'bağışladığım organların organ mafyasının eline geçebileceğine inandığım için', ‘ bağışlanan organlar ile ilgili devlet kontrolünde bir sistem olduğuna inanmadığım için', ‘organ bağışıyla vücut bütünlüğünün bozulacağına inandığım için', ‘ailem izin vermediği için'."

Ocak 2012'den 31 Aralık 2012'ye Kadar
Ocak 2012'de başlayan anket çalışması 31 Aralık 2012'ye kadar sürecek. Organ bağışı yapmak istemeyenlerin, sorulara, "tamamen katılıyorum", "katılıyorum", "katılmıyorum", "kesinlikle katılmıyorum", "fikrim yok" yanıtlarından birini vermesi istenecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay

TIBBIN DUAYENLERİ: HASAN BİRİ

Yüz üzerinde yayını bulunan kısa bir süre önce Koru Hastanesi’ni açan ve devamında uluslararası alanda başarılara imza atacak üniversite kurmayı hedefleyen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Biri, iletişimle birlikte sosyal sorumluluk projeleri düzenlemesinin yaşam felsefesi haline gelişini ve hayatını Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. “İyi hekim iyi empati yapan hekimdir” sözüyle hekimlik mesleğinin doğru iletişimden geçtiğini kaydeden Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Biri, Akademik ve etik kurallarla çalışan Koru Hastanesi’nin ileride uluslararası başarılara imza atacak üniversite olacağını belirtti. Prof. Dr. Biri, tıptaki her türlü gelişmeyi takip ederek, sağlık sektörünün ihtiyaçlarını gören ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekçi politikalarla büyümeyi hedefleyen bir sağlık kuruluşu olmayı hedeflediklerini söyledi. Kendi ağzından hayatını ve çalışmalarını dile ge