Pages

Subscribe:

Ads 468x60px

Featured Posts

20 Mart 2012 Salı

HUZURSUZ BACAĞA “NÖRALTERAPİ”

Romatizmal hastalıklarla karıştırılan ve nedeni bilinmeyen ağrının “Huzursuz Bacak Sendromu” olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı. Dr. Ayşe Zeliha Kaya, çok sık görülmesine rağmen tanıda dikkat edilmesi gereken sorularla ayırt edilebileceğini söyledi.



Her yüz kişinin 1-5’inde rastlanan Huzursuz Bacak Sendromu, ileri yaşlardaki kişilerde daha çok görülüyor . Sebebi tıbbi olarak tam bilinmemekle birlikte ve her üç hastanın birinde genetik geçiş gözleniyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı. Dr. Ayşe Zeliha Kaya konu hakkında Sağlık Dergisi’ne şunları söyledi: “Huzursuz Bacak Sendromu otururken veya yatınca bacaklarda bir rahatsızlık hissi ile ortaya çıkar, genellikle hastalar tarafından tam olarak ifâde edilemez. Ancak uyluk, baldır, bacak ve ayaklarda, hatta bazı hastalarda kollarda ürperme, kaşınma, ağrı, sızı, ezilme hissi, yanma, karıncalanma, hareket ettirme ihtiyacı, uyuşma ve benzerleri gibi hislerle ifade edilebilen bazı hastaların ise kas krampı ile karıştırabildikleri bir hastalıktır.

Hastaların Yüzde 95’inde Bir Sebep Bulunamıyor
Merkezi sinir sisteminde bir problem olduğu düşünülüyor. Demir eksikliği anemisi, şeker hastalığı, gebelik ve kanser sebep olarak belirlense de hastaların yüzde 95’inde bir sebep bulunamıyor. Bazı bulantı ilaçları, depresyon ilaçlarının çoğu ve kalsiyum kanal blokajı yapan ilaçlar tansiyon ve kalp hastalarında kullanılır, Huzursuz Bacak Sendromu’nu daha da arttırabiliyor.

Hasta Ağrısını Tarif Edemez
Şikâyetler günün ilerleyen saatlerinde özellikle de geceleri ortaya çıkar. Hasta şikâyetlerini anlatmakta güçlük çeker ve "bacaklarım kıpraşıyor", "gıdıklanıyor", "yanıyor", "karıncalar geziyor" ,’’bacaklarım sıkılıyor’’gibi cümlelerle yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya çalışır.

Bu garip his genelde; ağrı, karıncalanma, uyuşma ve çekilme şeklinde tanımlanır. Bacaklar hareket ettirilerek geçici bir rahatlama sağlanabilir. Hastalar akşamları TV seyredemezler, misafirliğe gidemezler ve en önemlisi uykuya yattığında bacaklarındaki huzursuzluk hissinin harekete zorlaması nedeniyle uykuya dalamazlar, yataklarından kalkıp dolaşmak isterler. Adetâ yatakla boğuşurlar. Aynı his gece yarısı uyanmalara ve uykuya dalma zorluğuna da yol açabilir. Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar. Bu durum uykusuzluğa ve dolayısıyla gün içinde performans düşüklüğüne yol açar.

Romatizmal Hastalıklarla Karıştırılabiliyor
Oldukça sık görülse de romatizmal hastalıklarla karıştırıldığından hastalığın teşhisi bazen uzun sürebiliyor. Ağrının hareketle azalması ve istirahat ile tekrardan başlaması özellikle de akşam geç saatlerde ortaya çıkması bu hastalığın ayırıcı özelliğidir.

Tanı İçin Sorular
Hastaya şu soruları yöneltmek gerekir ve yanıtın evet olması tanı koymada yardımcı olur.

• Otururken veya uzanırken bacaklarınızda tanımlayamadığınız kötü bir his oluyor mu? Bu his nedeniyle bacaklarınızı hareket ettirmek ihtiyacı hissediyor musunuz?

• Bacaklarınızı hareket ettirmek bu şikâyetleri azaltıyor mu?

• Bu şikâyetleriniz günün ilerleyen saatlerinde daha fazla mı oluyor?

• Gündüz uykunuz gelir mi? Kendinizi uykusuz hisseder misiniz?

• Uykuda bacaklarınızı veya kollarınızı ritmik olarak hareket ettirdiğiniz söylenir mi?

• Ailenizde böyle şikâyetleri olan ve Huzursuz Bacak Sendromu tanısı konmuş kimse var mı?

İlaç Tedavisi İçin Epilepsi, Parkinson İlaçları
Demir eksikliği gibi altta yatan bir neden var ise bunu tespit edip tedavi etmek Huzursuz Bacak Sendromu’nu da tedavi edecektir. Ancak bu durum çoğu zaman mümkün olamıyor. Sebebi belirsiz olan durumlarda ilaç tedavisi için epilepsi, parkinson ilaçları verilebilir. Hastaya, tedavi amacıyla yaşam şekli değişikliği önerileri ve ilaçlar ön plana çıkıyor. Ağrı kesici ilaçlar işe yarayabilir, ılık banyo ve masaj yapmak şikâyetleri azaltabilir, bacaklara sıcak veya soğuk dönüşümlü olarak her ikisi birden uygulamak hastayı bir miktar rahatlatabilir. Gevşemek için meditasyon yapmak bazı hastalarda işe yarayabiliyor.

Nöralterapi ve Huzursuz Bacak Sendromu
Huzursuz Bacak Sendromu’nda sinir sisteminde bir aksaklık, bir dengesizlik, bir işlev aksaması olduğu düşünülüyor. Vücudumuzun belirli noktalarında sinir sistemine verilen olumlu uyarılarla vücudun kendi kendini tamir ve tedavi mekanizmalarını harekete geçiren nöralterapi ile bu hastalara yardımcı olunabiliyor.”

19 Mart 2012 Pazartesi

AZ GÖREN ÇOCUKLARIN AILELERI İÇIN EL KİTABI

Az gören çocuk hastalarından edindiği tecrübeleri yeni kitabında toplayan Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, hem aileler hem de bu alanda çalışan hekimlere rehber olacak bilgiler veriyor.


'Az Gören Çocukların Aileleri için El Kitabı'nı hazırlayan Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, çocuklarda göz sağlığı ve hastalıkları hakkında genel bilgiler, özellikle beyin hasarlarına bağlı görme bozukluklarının nedenleri, tedavileri, tıbbi ve sosyal açıdan yapılması gerekenler hakkında bilgiler veriyor. Ayrıca kitapta, göz sağlığıyla ilgili normal görme ve gelişimi, çocuklarda görmeyi etkileyen hastalıklar, tedavi ve rehabilitasyon, disleksi, aile öyküleri, resimlerle ele alınan konular ve gerekli siteler, kurum ve kuruluşların bilgileri de yer alıyor. Çocuklarda görme konusunda rehber niteliği taşıyan kitap, bir anne baba için çocuğunun görmesinde sorun olduğunu öğrendikleri an, kuşkusuz yaşamları boyu karşılaştıkları en zor anlardan biri olduğu ve bununla nasıl başa çıkacaklarını ele alıyor. Neden, nasıl, kimin yüzünden, ne yapmalı, nasıl yapmalı ile başlayan soruların anne babanın kafasını kurcalamaya başladığını dile getiren Prof. Dr. O'Dwyer, “Kimi zaman yanıt bulunamayan bu sorular bazen görme sorunun kendisinden daha fazla sorun olabilir” diyor.

Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, 'Az Gören Çocukların Aileleri için El Kitabı' hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ben göz hastalıkları (1984) ve göz nörolojisi (1991) uzmanıyım. Uzun yıllardır beyin hastalıklarına bağlı göz sorunu olan hastalarla uğaşıyorum. Bu hastaların içinde doğum öncesi veya sonrası beyin hasarı olan çocuk hastalar da yer alıyor.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Beyin hasarı olan çocuk hastalardaki göz sorunları oldukça sık gördüğümüz ve ağır sorunlar. Bu sorunlar bir günde geçmediği gibi çocuğu ve ailesini yıllarca uğraştırabilecek, engellilik yaratabilen sorunlar olabiliyor. Aileler doktordan çıktıktan sonra ne yapacaklarını bilemiyorlar, kafaları karışık olabiliyor veya boğuştukları sorunların arasında eve gidince anlatılanları unutabiliyorlar. Bu nedenle akıllarına bir soru geldikçe bakabilecekleri, daima yakınlarında duracak bir el kitabı olsun istedim.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Hasta ailelerinden gelen tepki ve önerilere göre belki devamını yazmak gerekebilir. Belki de yine tepki ve önerilere göre yeni baskıya ekler yapmak gerekecek.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
En önemli mesaj, daima yapılabilecek birşeyler olduğu ve yalnız olmadıkları mesajıdır. Bence bu aileler ve çocukları için yapılabilecek en önemli yardım.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Okuduktan sonra akıllarına gelen öneriler, kendi uyguladıkları ve benim yazmadığım yöntemler olursa diğer ailelerle paylaşmak amacıyla bana yazmalarını diliyorum. Yazdığım önerilerin bir kısmı zaten hastalarımın ailelerinden öğrendiklerim. Esas yaşayan biliyor, biz onlardan çok şey öğrenip başkalarına duyurmayı da görev edinmeliyiz.

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Çok olumlu tepkiler geldi. Muayene etmediğim çocukların aileleri de okuyor ve olumlu geri dönüşlerini bana gönderiyorlar.

Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Moral olarak zor bir konuyu anlaşılır bir dilde yazmayı öğrenmiş oldum. Empati yapmayı ve doktor olarak bilemeyeceğim, hastaların ve ailelerinin günlük yaşamına girmeyi ve aklımda onlarla yaşarken neler yapabileceklerini hayal etmeyi becerisini kazandırdı.

Yazdığınız kitaplar arasında en çok etkilendiğiniz kitabınız hangisi?
Kesinlikle bu kitap, yazarken ailelerle birlikte zorlu günlük yaşamlarını yaşamış gibi oldum.



Mutlaka herkesin okuması gereken kitap sizce hangisi?
Epilepsi Hakkında Bilmek İstedikleriniz, Prof.Dr. Meral Topçu, Aşina Kitaplar, 2007.
Cerebral Palsy - Beyinsel Hareket Bozukluğu Detay Bilgisi, Prof.Dr. Hıfsı Özcan, Boyut Yayıncılık, 2005.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr. Z.Bengi Semerci, Prof. Dr.Atilla Turgay, Alfa Yayınları, 2010.
Anne Baba ve Eğitimciler İçin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Cahide Aydın, Eyüp Sabri Ercan, Pupa Yayınları, 2010.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Aylin İlden Koçkar, Elvan İşeri, Selahattin Şenol, Hyb Yayıncılık, 2008.
Resimleriyle Çocuk, Prof. Dr. Hilmi Yavuzer, Remzi Kitabevi, 2000.
Otizmde İlk Adım, Aydan Aydın, Epsilon Yayınevi, 2003.
Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum, Birsen Başar, Papirüs, 2010.
0-6 Yaş Arası Down Sendromlu Çocuklar ve Gelişimleri, Yrd. Doç. Dr. E. Sema Batu, Kök Yayıncılık, 2009.
Homeros’tan Aşık Veysel’e Tarihte ve Toplum Yaşamında Körler, Mehmet Emin Demirci, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2005.
Gözlüklü Fil Bambi, Koray Avcı Çakman, Çizen: Nilüfer Dericioğlu Ulaş, Ya-Pa Yayınları, 2010.
Epilepsi... yani Sara, Sabiha Paktuna Keskin, Boyut Yayınları, 2010.
Saklı Sızım, Ömer Alkılıç, Karma Kitaplar, 2010.
Katarakt, John Berger, Selçuk Demirel, Çeviren: Cevat Çapan, Yapı Kredi Yayınları, 2011.
Kör Uçuş, Gültekin Yazgan, Doğan Kitap, 2011.
Görme engellilerin erken çocukluk eğitimi. Görme özürlüler eğitimi, Ayşegül Ataman, Körler federasyonu yayını, No: 2, Ankara, 2000.
Görme Engelliler Hakkında Görenler İçin Rehber. Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı. Altı Nokta Yayınları: 6, Ankara, 2006.
Görme Özürlüler Aile Eğitim Rehberi. Aile Eğitim Serisi: 1. TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2008.
Karataş K (Editör): Görme Özürlüler için Rehabilitasyon Deneyimleri, Yeni Rehabilitasyon Politikaları ve Meslek Tanımları. Körler federasyonu yayını, No: 4, Ankara, 2001.
Bebeğinizin Gelişimi İçin Neler Yapabilirsiniz? (0-1 Yaş). Neslihan Kuloğlu Türker N, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2011.
Çocuğunuzu tanıyın. Engelli Çocuk. (Your handicapped child),V Sinason, Çeviri: Doruker F. Altın Kitaplar, İstanbul, 2002.
Erken çocukluk döneminde görme bozukluğu olan çocuklar. N Varol N, Karatepe Yayınları, Ankara, 1996.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği tıp alanında iki önemli yayıncılıktan biridir, diğeri bilimsel yayınlardır. Bilimsel gelişmelerin alan dışındaki hekimlere ve halka duyurulmasında en önemli kaynak olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Giderek artan çalışmalar var ancak hala “Az görenler“ için eğitim olanakları kısıtlı, hatta görmeyenlere göre hiç yok denilebilir. Ayrıca rehabilitasyon açısından olanaklar oldukça yetersiz, oysa bu konular birden o disiplinin hekim, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, rehberlik uzmanı, özel eğitimci, rehabilitasyon uzmanının bir arada çalışmasını gerektiren alanlar.

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Alanın ortasında buluyorum, ileriyi görmeye ve başka neler yapabileceğimi bulmaya çalışıyorum. Aslında bir kitap bitip basıldığı an, insanın kendini en mutsuz hissettiği an oluyor, kitap gözüne yetersiz geliyor, insanlara ulaşmasındaki güçlükler gözünde büyüyor.

Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Çok, hastaları birbiriyle tanıştırma ve buluşturma projesi üzerinde çalışıyoruz. Çünkü en çok onlar birbirine yardım edebilecek, destek olabilecek ve deneyimleriyle yol gösterebilecek olanlardır.





ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
22 Mart Perşembe günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 23 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.



Bloga yorum nasıl yapılır:
Yorum yapılacak yazının altında yer alan "Yorum gönderi / Yorum" tıklayın
Çıkan sayfada yer alan bölümü"resimdeki" gibi doldurun
ve "Yorumunuzu yayınlayın"...
Hepsi bu kadar.. Bol şanslar dilerim

16 Mart 2012 Cuma

DAHA MUTLU OLMAK İSTER MİSİNİZ?


Günlük hayatta daha mutlu yaşamak için neler yapılabileceği bilimsel gerçeklerle gözler önüne seren Harvard Üniversitesi'nde Pozitif Psikoloji üzerine dersler veren Dr. Tal Ben-Shahar, “Daha Mutlu Yaşamak” kitabında “düşünme zamanı”, alıştırmalar ve farklı örneklerle mutluğun yollarını ele alıyor

“Nasıl daha mutlu olunabileceği” sorusuna bilimsel araştırmalara dayalı, somut ve güvenilir bilgilerle desteklenmiş yanıtlarını “Daha Mutlu Yaşamak” kitabında toplayan Harvard Üniversitesi'nde Pozitif Psikoloji üzerine dersler veren Dr. Tal Ben-Shahar, uzun yıllar boyunca yaptığı araştırmalar sonucunda mutluluğun öğrenilebilir olduğunu söylüyor. Ben-Shahar , günlük hayatta yapılabilecek uygulamalar vasıtasıyla insanların şimdiki hallerinden çok daha mutlu olabileceğini kitabında ele alıyor.

“Mutluluğa Ancak Çaba Sarf Edilerek Ulaşılır”

Elma Yayınevi tarafından yayınlanan kitabın her bölümünde sunulan mutlulukla ilgili aydınlatıcı bilgileri okuduktan sonra uygulaması kolay alıştırmaları günlük yaşamınıza uygulanabilecek şekilde sunuluyor. Kitapta, kalıcı mutluluğun mümkün kılabilecek önerilerde bulunulurken, mutluluğun pozitif düşünmek ve davranmakla mümkün olabileceği savunuluyor. Hayata anlamlı bir değişiklik getirecek kestirme yollara inanmadığını belirten Ben-Shahar, kitabının mutluluğa dair düşünce ve uygulamalara dayandığını, mutluluğun ancak çaba sarf edilerek ulaşılan bir durum olduğunu söylüyor.

Aristo: “Mutluluk yaşamın anlamı ve amacı, insanın varoluşundaki asıl hedef”
‘Mutluluk nedir?”, “Nasıl elde edilir?”, “Ben mutlu muyum?”, “Nasıl daha mutlu olabilirim?” gibi sorularını ele alındığı kitapta, ideal mutluluğa ulaşmanın yolları “Düşünme zamanı” ve “Alıştırmalar” başlıkları altında ele alınıyor. Mutlu olmak için bugünle gelecek arasında mutlaka bir uyum olması gerektiğini söyleyen yazar, “Hamburger Modeli” adını verdiği kuramda dört farklı insan tipi ele alınıyor.

“İlişkilerde Her Türlü Duygu, Düşünce ve Sevincinizi Paylaşın”
Mutlu olan insanın hayatta bir amacı olduğu ve olumlu duygular içinde yaşadığının üzerinde durulan kitapta, materyalist olmanın sanıldığının aksine insanlara mutluluk getirmediği çeşitli örnek ve bilimsel verilerle okuyuculara sunuluyor. Mutlu olmak için aktif olarak mücadele etmenin ve bir hedef belirleyip ona ulaşmak için çeşitli girişimlerde bulunmanın önemli olduğu ancak öğrenmenin verdiği zevkin alınmasının önemine işaret ediliyor. İş yaşamında ve ilişkilerimizde mutlu olmanın yolları ele alınan kitapta, ilişkilerde her türlü duygu, düşünce ve sevincimizi paylaşmak gerektiği söyleniyor.

“Mutluluğun Yollarından Biri de Kendi Değerini Bilmekten Geçiyor”
Mutluluğa ulaşmanın yollarından birinin de kendimizi değerli hissetmek olduğunu söyleyen yazar, kendi değerinin farkına varmayan insanların yaşamlarının olumsuz yönde etkilendiğine işaret ediyor. Yazar ayrıca, “Zaman makinesi” alıştırması ile insanların yaşamlarındaki öncelikleri fark etmelerinin önemini vurguluyor.





ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
18 Mart Pazar günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 19 Mart Pazartesi sabahı buradan duyurulacaktır.



Bloga yorum nasıl yapılır:
Yorum yapılacak yazının altında yer alan "Yorum gönderi / Yorum" tıklayın
Çıkan sayfada yer alan bölümü"resimdeki" gibi doldurun
ve "Yorumunuzu yayınlayın"...
Hepsi bu kadar.. Bol şanslar dilerim

ÇEKİLİŞİ İsa Erdoğan KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM

15 Mart 2012 Perşembe

KAŞA MEZOTERAPİ DENENDİ

Kaş seyrekliği ile ilgili yaşanan sorunlara uygulanan yöntemlerin doğal durmadığını ve mezoterapi denediğini dile getiren Dr. Tahsin Görgülü, seri vakalar ile literatürdeki mezoterapinin avantajlarına dair boşluğun doldurulabileceğini belirtti.

Kaş, ifadenin temel unsurlarından ve yüz güzelliği açısından önemli kriterlerden biri. Kaşların zayıflığı ve seyrekliği özellikle bayanlarda ciddi psikolojik problemlere neden olabiliyor. Kaş problemlerinin giderilmesinde kaş ekimi ve dövme ile belirginleştirme işlemi günümüzde popüler teknikler arasında yer alıyor. Ancak kaş ekiminin morbiditesi ve doğal kaş görünümüne oranla kalınlık farkı ve uzama problemi mevcut iken dövme ile oluşturulan kaşın doğal olmayan görünüm ile mutlu etmiyor.

Mezoterapi; dilüe edilmiş farmakolojik ajanların intradermal uygulanmasının ilk kez 1958 tarihinde Pistol tarafından ortaya atıldığını kaydeden Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği’nden Uzman Dr. Tahsin Görgülü, günümüzde geniş bir kullanım alanı olan mezoterapinin etkinliği hakkında literatürde çalışma bulunmadığını belirtti. Literatürde bulunan yayınların genellikle komplikasyonlar içerdiğini dile getiren Görgülü, “Özellikle son dönemde medyada saç mezoterapisi ve etkinliği vurgulanmaktadır ancak kaş mezoterapisi ile ilgili herhangi bir çalışma veya medya vurgusu bulunmamaktadır. Benim yaptığım çalışmada, kaş ekimi ve dövme yapılmasını istemeyen hastaya sunulabilecek bir diğer seçenek olarak kaş mezoterapisinin etkinliğini ortaya koydum” dedi.

Hastaya 2 Hafta Aralıkla 6 Seanslık Mezoterapi
Kaş seyrekliği ve güçsüzlüğü yakınması ile başvuran bir hastada mezoterapi uygulamasını anlatan Görgülü, şunları söyledi: “Çocukluğundan beri kaş problemi yaşayan hastan, psikolojik olarak kendisini yıprattığını ifade etti. Hasta, kaş tabanını boyayarak bu sorunun önüne geçtiğini ifade etti. Saç ekimi ve dövme işlemlerini mevcut dezavantajları nedeniyle kendisine uygun bulmayan hastaya kaş mezoterapisi önerildi. Hastaya 2 hafta aralıkla 6 seanslık mezoterapi işlemi uygulandı.


 
Tek Seans ile Sonuç
Uygulama sonrası oluşabilecek ödem ve enfeksiyonu engellemek amacıyla buz uygulama antibiyoterapi ve anti-inflamatuar tedavi verildi. 3 günlük üst göz kapağı ödeminin ardından 4. gün ödem tamamen kayboldu. Hasta herhangi bir ağrı problemi yaşamadığını ifade etti. hasta 2. seans için başvurduğunda kaşlarda belirgin renk koyulaşması ve kıl çaplarında artış olduğu gözlendi. Hasta mevcut durumundan gayet memnun olduğunu ve başka seansa ihtiyacı olmadığını ifade etti ve tedavi tek seans ile sonlandırıldı. Hasta 2. aydaki kontrollerinde asla kaşı bulunmayan ve alma gereği duymadığı kaş kenarı inferiorunda yeni kaş telleri oluştuğunu ifade etti.


“Mezoterapi Hiçbir Şekilde Cerrahi Tedavinin Alternatifi Değil”
Mezoterapi hiçbir şekilde cerrahi tedavinin alternatifi olmasa da medyanın da popülerize etmesi dolayısıyla hastaların invazif olmayan bu tip işlemler konusunda istekleri her geçen gün artıyor. Biz plastik cerrahlar her ne kadar üzerine gitmesek de bu işlemlerin etkisiz olduğunu söylemekte mümkün değil. Sunulan hastada tek bir seansla gözlemlenen sonuç bu konuda oldukça cesaret verici oldu. Seri vakalar ile literatürdeki mezoterapinin avantajlarına dair boşluk doldurulabileceğini düşünüyorum.”

14 Mart 2012 Çarşamba

ANATOMİSTLERDEN İLKLER


14. Ulusal Anatomi Kongresi ve 4. International Symposium of Clinical and Applied Anatomy (ISCAA) bu yıl 28 Haziran 1 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Bu sene birçok ilke imza atılacak kongre ilk kez multi disipliner düzenlenecek.

14. Ulusal Anatomi Kongresi ve 4. International Symposium of Clinical and Applied Anatomy (ISCAA) Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği (TAKAD) ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı işbirliğiyle bu yıl 28 Haziran 1 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı bu bilimsel toplantıya ev sahipliği yapacak. Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği’nin (TAKAD) düzenlediği bu önemli toplantı yalnız Avrupa’dan değil, dünyanın pek çok ülkesinden kendi alanında tanınmış anatomist ve klinisyenlerin bir araya gelmesini sağlayacak.

Günümüzde anatomi bilimi, tıp eğitiminin sadece lisans düzeyinde bir parçası olarak kalmadığını ve mezuniyet sonrası ve uzmanlık sonrası eğitimde de çok önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Kongre Başkanı Prof. Dr. İbrahim Tekdemir, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nın, Ülkemizde, klinik anatomi alanında çalışmalara öncülük yapmış ve bu konuda oldukça yol almış bir bilim dalı olduğunu ifade etti. Bu çerçevede, yapılan kurslar, eğitim programları ve bilimsel toplantılar, çeşitli disiplinlerden bilim insanlarının bir araya gelerek deneyimlerini paylaştıkları, karşılaştıkları klinik sorunları ortaya koydukları, bu sorunlara yönelik tanı ve tedavi yöntemlerini irdeledikleri ve yeni çözümler üretmek için görüş alışverişinde bulundukları ortamları oluşturuyor” diye konuştu. .

Prof. Dr. Alaittin Elhan’ın Emekliliği Onuruna
Bu toplantı, aynı zamanda Anatomi Biliminin gelişmesine çok büyük emek vermiş Prof. Dr. Alaittin Elhan’ın emekliliği onuruna gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Tekdemir, “Genelde ülkemizde mesleğine çok emek vermiş insanlar ölümlerinden sonra çok azda olsa anılırlar. Benim bir arzum, insanlar bu kadar emek vermişken, karşılığını ve insanların gönüllerinde yer aldıklarını yaşarlarken görsünler istedim” dedi.

Klinisyenler İlk Kez Anatomi Kongresine Katılacak
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Tekdemir şunları söyledi: “KBB, ortopedi, anestezi, plastik cerrahi ve beyin cerrahisi alanlarında 5 ayrı oturum düzenlenecek. Bu zamana kadar yapılan çalışmalar ele alınacak olan toplantılara klinisyenler katılacaklar. Klinisyenlerle anatomistlerin ortak çalışma yapması açısından çok önemli olacak. Bu konuda Plastik cerrahi uzmanlığı sırasında 1 ay zorunlu anatomi rotasyon yapılıyor olmasıda önemli bir gelişmedir. Kongremiz sırasında Klinik branşların, Anatomi eğitiminin kendilerine katkıları ve doktora programı da anlatacaklardır.”

Anatomi Olimpiyatları
İnternetin verdiği hız ve güç yanı sıra, aynı zamanda insani ilişkiler açısından ve kongre üzerine görüşleri almak üzere kongre davetiyelerini online göndermek yerine elimle giderek teslim ediyor ve şahsen davet ediyorum. Böylece anatomiyle ilgili her konuda meslektaşlarımızla konuşma fırsatı oluşuyor. Sonuçta sosyal anlamda da iletişimin gücü sağlanmaktadır. Kongremizde İlk kez “Anatomi Olimpiyatları” adı altında bir sportif yarışmalarda başlattık. Katılımcılar arasında voleybol, tenis, masa tenisi ve futbol müsabakaları yapılacaktır. Bu müsabakaları aynı zamanda uluslararası müsabakalar olarakta yapmayı planlıyoruz. Bilimsel rekabetin dışında sporda rekabetin ortaya konulması kongrenin kongremizin daha renkli geçmesine çok etki sağlayacaktır.