18 Aralık 2016 Pazar

SİNEK ROBOTLAR HAYATI NASIL DEĞİŞTİRECEK?

File photo shows an insect-sized spy drone
İzlerken öğreten, öğretirken de düşündüren dizi Elemantry’nin bir bölümünde sinek robotlar uçup görüntüleri kaydediyordu. 

Önce inanamadım, sonra araştırdığımda Harvard Üniversitesi'nden Dr Kevin Ma ve doktora öğrencisi Pakpong Chirarattananon’un bulunduğu araştırma ekibi, dünyanın en küçük uçan robotunu ortaya çıkardıklarını belirtiyor.

Bir sinek boyutunda ve böceklerin çevik manevralarını taklit edebilen bu robot ile ilgili araştırma, Bilim dergisi Science'da yayımlandı. Araştırmaya göre, bu tür robotların gelecekte arama kurtarma çalışmalarında kullanılabileceğini belirtiyor.

Karbon elyaftan üretilen ve bir gramdan çok daha hafif olan bu uçan robotun kanatları güçlü elektronik kaslarla hareket ettiriliyor. 

Nano teknolojik ile üretilen sinek robotlar, Gerçek sinek gibi saniyede 120 kez çırpabiliyor ve giremeyecekleri bir yer yok gibi.

Kullanım alanları içerisinde arama kurtarma çalışmalarında, enkazlarda ya da insan sağlığı için tehlikeli ortamlarda, bitkilerde tozlaşma ve döllenme için de faydalanılabileceğini söylense de casus sinek robotlar olarak da anılıyorlar. Dizide de zaten casusluk yaparak, görüntü kaydediyor ve anında müdahale ederek istediklerine zehirleyebiliyorlar.

İnsanlar neler üretiyor, biz neler konuşuyoruz? Bilim vizyon geliştirir! Bilim konuşalım, çalışalım ve üretelim!

Kaynaklar

Kevin Y. Ma, Pakpong Chirarattananon, Sawyer B. Fuller, and Robert J. Wood. Controlled Flight of a Biologically Inspired, Insect-Scale Robot. Science, 3 May 2013: 603-607 DOI: 10.1126/science.1231806  

12 Aralık 2016 Pazartesi

TELEVİZYON DİZİLERİ DE EĞİTİCİ OLABİLİR

Ülkemizde dizi izlenme oranları gün geçtikçe artıyor.  Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 11-15 yaş grubu çocuklar tarafından en çok izlenen program türü % 76,8 ile film ve dizilerden oluşuyor.

Küçük yaştaki çocukların da izlediği bu dizilerin içerikleri kurmacadır ve kurmaca oldukları da izleyiciler tarafından unutulur. Hikaye kahramanlarının yaşadıkları, söyledikleri ve yaptıkları izleyici tarafından çok önem taşır.

Ipsos tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu” 2016 araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde insanların % 54’ü yerli dizi izliyor. Araştırmaya katılanların % 85’i “Her gün televizyon izliyorum” diyor.

Yerli dizilere baktığımızda konu başlıkları ve içerikleri değişmekle birlikte genellikle buram buram entrika kokuyor. “Herkes birbirinin kuyusunu nasıl kazarım?” düşüncesi etrafında hareket ediyor. Bu durum insanları nasıl yönlendiriyor?

Yurt dışında da türlü çeşitli diziler çekiliyor. Onlarda da çok farklı ve hatalı senaryolar var. Hatta inceleyip, “ülkemizde de yayınlanmalı” denilenlerde bile geleneklerimize uygun şekilde değişiklikler yapılması gerekebilir.

İşte o dizilerden biri Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan, Sherlock Holmes karakterinin günümüze uyarlanmasıyla oluşturulan Amerikan polisiye dizisi Elementary!  Bu diziyi izlerken, birçok bölümünde yeni bilgiler öğretiyor. Ayrıca bu bilgiler her gün duyduğumuz türden de değil. Bilimsel içerikli ve araştırma yaparak detaylarına ulaşabileceğimiz türden. Dizinin ikinci sezon 17. bölümünde soruşturmayı çözerken, Bertillon sisteminden söz ediliyor.


Bu yöntemi geliştiren Fransız dedektif Alphonse Bertillon tarafından bulunduğunu ilk olarak “Ölüler Sır Saklamaz” kitabında okumuştum. Detayları çok çarpıcı olan bu buluş hakkında bilgiler dizide de ele alınıyor.  

Alphonse Bertillon olay yeri incelemenin babası olarak kabul edilir. Sir Arthur Conan Doyle tarafından “Avrupa’daki en iyi dedektif” olarak tanımlanan Bertillon, bugün hala kullanılan sabıka fotoğrafı ve olay yerinin fotoğraflanması gibi yöntemlerin yanında kendi adını taşıyan ¨Bertillon¨ sisteminin de kurucusudur.


Sabıka fotoğrafı polisiye olaylarda bir sistem olarak uygulanmadan önce şüphelilerin tespiti ve suçluların kaydı sözlü ifade ve çizimlere dayanıyordu. Bertillon, 1880 yılında Paris polis müdürlüğünde kimlik saptama bölümünün başına getirildi. Özellikle yeniden suç işleyen eski suçluların saptanmasına yarayan bir yöntemi geliştirdi. Fransız dedektifin bu alana getirdiği bir diğer yenilik ise olay yerinin fotoğraflanmasıydı. Bertillon sisteminin sınıflandırmaları arasında bir kişinin burun uzunluğu, kulak yapısı, kafatası ölçüleri gibi son derece detaylı inceleme kayıtları vardı. Yöntem zamanla yerini parmak izine bıraktı.

Dizide Alphonse Bertillon’un fotoğrafını gösterdikten sonra özellikle kulakların fotoğraflarda önem taşıdığına değinildi. Her insanın kulak yapısının parmak izi gibi kişiye özel olduğu vurgulandıktan sonra Harvard Tıp Fakültesi’nde çalışan Charles Vacanti, ilk insan “STAP hücreleriyle ilgili Nature’da yayınlanan bir çalışmasına değinildi.

Çalışmada yetişkin bir fare hücresinin, asidik bir ortama konulduğunda, vücuttaki veya plasentadaki herhangi bir hücreye dönüşebilme yeteneğine sahip olan totipotent hücre tipine dönüştüğü ele alındı.


Dizide kısaca şu bilgiler verildi: Vacanti önce bu farenin genetik yapısını insan derisini reddetmeyecek şekilde değiştirdi. Ve farenin derisinin altına kulak şeklinde bir polimer iskelesi yerleştirerek daha sonra çıkartıp bir insana nakledilebilecek bir kulak oluşturdu.
 Soruşturma kapsamında bu çalışmanın insan üzerinde yapıldığı ile ilgili bilim kurguya kaçan bir yöne getirildi.

Yani bir diziden geçmişten adli bilimler tarihine uzanıp, günümüzde yayınlanan bir bilimsel çalışmaya vurgu yapılarak birçok bilgi harmanlanıyor ki, soruşturmanın kilit noktası olduğu için seyircinin bu anı kaçırması imkansız.

Çok başarılı yerli diziler çekiliyor, bunların senaryolarında insanları izlerken, öğretecek ve düşündürecek içeriklerle süslemek mümkün. Bu konuda da alanında başarılı senaristlere ihtiyaç olduğu, medya sektörünün her aşamasında çalışanların desteklenmesi gerektiği bir gerçek.

Uzman medya çalışanları toplum bilinçlendirilmesi ve eğitilmesinde çok önemli bir yere sahip. Dilerim ilerleyen günlerde medya çalışanları hak ettiği değeri bulur.



Kaynaklar
                    http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15866
                    Stimulus-triggered fate conversion of somatic cells into pluripotency. Haruko Obokata, Teruhiko Wakayama, Yoshiki Sasai, Koji Kojima, Martin P. Vacanti, Hitoshi Niwa, Masayuki Yamato  & Charles A. Vacanti. Nature 505, 641–647 (30 January 2014) doi:10.1038/nature12968. Published online 29 January 2014

29 Kasım 2016 Salı

SAĞLIK MEDYA LAB EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİ?

Bu sene sağlık haberciliğinde 10. yılımı kutlayacağım. Geçen sürede geriye doğru dönüp baktığımda ne kadar çok bilgi edindiğimi, ne kadar farklı insanla tanıştığımı ve çok farklı yerlerde çalıştığımı görüyorum. Gazetecilik gibi zorlu bir mesleğin içinde bu kadar yıl sağlık haberciliğinde uzmanlaşma uğraşı hem çok zor hem de çok keyifli. 

Medya dünyası çok bilinmeyenli denklem gibi, şifreleri her an değişse de temeli hep aynı işliyor. Gazeteciliği bu anlamda bilim olarak görmek yanlış değil. Çünkü temeli psikolojiye, nörobilime, felsefeye ve iletişim kuramlarına dayanıyor aslında.

Yıllardır gözlemler yapıyorum. Çıkarımlarımı belli bilimsel temellere dayandırarak, bunları bir haritaya yerleştiriyorum. Böylece gazetecilerin farkında olmadan yaptığı davranışların, belli bir açıklaması çıkıyor karşımıza. Bu da medya ile ilişkilerimizi güçlendirmek için yardımcı oluyor. 
Haberciliğin tanımı değişiyor. Artık gerçek ile doğru arasındaki ayrımın farkı çok net şekilde ortaya konabiliyor. Gördüğünüz her şey size doğru mu gelir? Aslında detayları atlayabilir ve yanılabilirsiniz. Bazen kesin kanıtlarla çoğunluğun söylediğine inanırız. Bazen parçalarını birleştirdiğiniz, yapboz gibi bütünü görmek gerekir. Ortaya çıkan görülmeyen gerçekleri diğer insanlara anlatabilirsiniz. Her parçayı sevgi ve inançla birleştirdiğinizde bu zorlu mücadelenizi herkes anlayacaktır. İşte size bu parçaları birleştirip, gerçekleri ortaya çıkartan insanların öykülerini konu alan bir filmden örnek vereceğim.

12 Angry Men (12 Kızgın Adam)
Aslında hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir hayatta. Hani suçlu dediğiniz aslında suçlu olmayabilir. Babasını öldürmekle suçlanan 19 yaşındaki bir gencin, jürinin kararına göre cezası netleşecektir. 12 kişiden oluşan jüri üyeleri bir odada toplanır ve 1 kişi dışında herkes çocuğun suçlu olduğunu söyler. İşte o bir kişi saatler ilerledikçe insanların emin olduğu kararlarını sorgulamalarına sonunda da aslında gözlerinden kaçan ipuçlarını birleştirerek, çocuğun suçsuz olduğuna karar verilmesini sağlar. Filmin her dakikası dikkatle izlenmeli hatta birkaç kez izlenebilir. Film, olaylardan o kadar emin olarak bakarken aslında gözümüzden kaçan detayları nasıl atlayabildiğimizi anlatıyor. Gerçekleri sorgulamadan, söylenenlere nasıl inandığımızı gösteriyor. Onun için haber kaynaklarını çok iyi irdelemek gerekiyor. Dosya haberde ya da tartışma programlarında başka kimler olacağını önceden öğrenmek çok önemlidir. 

Hatalı Denge
Hatalı Denge yani False Balance, gazetecilerin karşı görüşlere de yer veriyorum düşüncesiyle yaptığı hata.  Özellikle tartışma programlarında konu hakkında dengeli ya da objektif olmak hedeflenirken dengenin bozulması. Aslında karşı görüşe de yer vermiş hissi oluşturup, biri geçerli diğeri sözde bilim iki konunun sanki birbirine eşit seviyede gibi ortaya konmasıdır. Bir tarafın delil ve argümanlarını dinlerken, temelsiz birinin görüş bildirmesi dengesizlik oluşturur. Televizyonda, tartışma programlarında reyting kaygısı ile sansasyon oluşturmak veya önyargıları yıkmak isterken yanlış denge yapılmasıdır. Mesela iklim değişikliği programına bilim insanlarının yanında karşıt görüş olsun diye iklim değişikliğini inkar eden birilerini çağırmak genelde seyircinin kafasını karıştırıp iki tarafın argümanlarını eşit derecede sağlammış gibi algılanmasına neden olur. Aşılarla ilgili programa çocuk doktoru yanı sıra aşı karşıtı konuk çağırmak gibi. Gazetecilerin ve haber kaynaklarının dikkat etmesi gerekenlerin kesişme noktaları var. 

Sağlık Medya Lab nasıl ortaya çıktı?
Gazeteciliğim süresince birçok farklı platformda, farklı kitlelere konuşmalar yaptım ve yapıyorum. Bu süreçte de sağlık haberciliği ile ilgili kaynak sıkıntısı yaşadım. Baktım bu alanda çalışanların toplu olarak yer aldığı bir kaynak yok, "Sağlık Haberlerine Farklı Bakış" kitabımı hazırladım. Sağlık haberciliğinde bir dönüm noktası olması ve bu alanın uzmanlaşması için denize atılmış bir deniz yıldızı misaliydi bu kitap. 

Sonra medya eğitimlerinde bilinenin dışına çıkıp, çok daha etkili ve bilinçli olunması içinde Sağlık Medya Lab adı ile bir eğitim programı geliştirdim. Bu program bu zamana kadar yapılan medya eğitimlerinden farklı olarak psikoloji, nörobilim ve iletişim üçgeni içerisinde yer alıyor. En önemlisi de eğitim hem eğlenceli hem de yurt dışında gazetecilik bölümlerindeki medya lab’lar gibi kendi kendini geliştiren bir teknik. 

Doğru algılanmak için doğru mesaj vermek gerekir
İşte bu eğitimle, medyada yer alırken verilen mesajların farkındalık ve güncel konular içerisinde farklılık oluşturması önemini ele alıyoruz. Haber değeri taşıyan içeriklerle medyada doğru zamanda doğru mesajlarla yer almak gerekir. 

Uzmanlar tarafından sağlıkla ilgili bilgileri gazetecilere anlatırken dikkat edilecek önemli noktalar vardır. Medya ile ilişkilerinizi düzenlerken ya da sosyal medyada imajınızı belirlerken kendi markanızı oluşturmanız iş hayatınızda sizi farklı kılacaktır. Hekim ve sağlık sektörü profesyonelleri için etkili medya iletişim tekniklerini içeren iki günlük eğitim maratonu bu şekilde hayata geçti. 

Bir haber ya da röportajda doğru mesaj ile büyük kazanımlar elde edilirken, yanlış hamle ile bir kriz ortaya çıkabilir. Kriz anlarını doğal, rahat, samimi ve saygılı bir şekilde yönetebilmek önemlidir. İkna kuralları ile zorlu süreçleri başarı ile yönetmek hayati önem taşır. Bilgi kaynağı olmak belli bir güç elde etmektir. Gizli tuzakları ve ipuçlarını tanımak ve doğru şekilde yanıt vermek eğitimle bu alanda ustalaşmayı sağlar. 

Sadece kriz anı için düşünülmemeli, doğru iletişim sürekli yönetilmesi gereken bir yaşam tarzıdır. Hayat devam ettikçe öğrenmeye ve gelişmeye devam etmeliyiz. 


23 Kasım 2016 Çarşamba

SAĞLIK HABERLERİ ‘SAĞLIKLI’ BİLGİLER VERİYOR MU?

Her gün çeşitli medya organlarından sağlık haberleri okuyorsunuz. Peki dikkatinizi celbeden bu haberlerin içerikleri ne kadar doğru? Bu soruyu hiç sordunuz mu? 'Sağlık Haberlerine Farklı' bakış isimli kitabın yazarı Esra Öz, sizi okuduklarınızı sorgulamaya itiyor.

Bilgi çağında bilgi kirliliğinin en çok arttığı dönemdeyiz. Sağlık konusu da 7’den 70’e tüm insanların buluşma noktası olarak yanlış bilgilere, uzman olmayan kimliklerin sömürüsüne çok açık bir alan. Sosyal medyadan, radyodan, televizyondan, gazetelerden edinilen bu bilgilerin ‘sağlıklı’ olup olmadığını sorgulayan bir toplum haline gelmek için sağlık okuryazarlığı hakkında farkındalık oluşturulması gerekiyor. Kokuyla Keşfet ve Sağlık Haberlerine Farklı Bakış kitaplarının yazarı Esra Öz, konunun önemine değinerek, okuyuculara ışık tuttu.

Öz, sağlık haberciliğinin sağlıklı bir toplum ve gelecek açısından önemli bir unsur olduğunu belirterek, “Gazeteciler haberlerini kurgularken akıllarındaki ilk mesaj, işledikleri konunun haber değeri taşımasıdır. Bunda da insanların tepkilerini harekete geçirmeyi hedeflerler. Acı, korku ya da umut dolu bir haber olmalıdır ki, öncelikle haber müdürünün onayını alıp, yayınlanabilmesini sağlayabilsin. Ardından da okunma ya da izlenme rekorları kırıp, sosyal medyada gündemi değiştirebilsin. Bunlar medyanın arka bahçesi olduğu için herkes bilmeyebilir, ancak olayları ele alırken algılarımızla oynanmasına engel olmak adına bu işin arkasındaki mantığı iyi anlamakta fayda var. “Gözümle gördüm, daha ne olsun” diyenlere, bilimin vereceği cevaplar bizleri çok şaşırtabilir. Henri-Louis Bergson'un dediği gibi; gözler, sadece zihnin kavramaya hazır olduğu şeyleri görür.” dedi.
GÖRMEK VE BAKMAK-OKUMAK VE SORGULAMAK
Görsel algı ve haberler konusunda Öz şunları söyledi: “Daniel Simons ve Daniel Levin ise, dünyayı ne kadar doğru olarak algıladığımızla ilgili çok farklı çalışmalar yapıyor. Çalışmalarından bir tanesi şöyle: İçinde tek bir oyuncunun yer aldığı bir kısa film izlediğinizi düşünün. Adam omlet yapıyor. O pişirmeyi sürdürürken kamera aniden başka bir açıdan çekmeye başlıyor. Yeni sahnede oyuncu farklı biri olsaydı, fark eder miydiniz? Gözlemcilerin üçte ikisi fark etmiyor. İşte buna “Değişim Körlüğü” deniyor. Dikkatli bakmamız olayları nasıl yorumladığımızla alakalı. David Eagleman'ın dediği gibi “Görmek, bakmaktan fazlasını gerektirir.” Bakabiliriz, ancak olayları net şekilde görmeyebiliriz. İşte bu nedenle haberleri daha farklı bir düşünce ile incelemek gerekiyor. Size sunulan kadarını öğrendiğiniz olayların arkasında aslında olanlar, anlatıldığı gibi mi?”

Bilimsel çalışmaların Türkiye’de yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizen Öz, medyanın da bilim dünyası hakkında daha fazla haber yayınlaması gerektiğine dikkat çekti.

HABERCİNİN GÖREVİ NEDİR?
Medyanın artık insanların hayatını yönlendiren bir sistem haline geldiğini vurgulayan Öz, şunları söyledi: “Çünkü medya aslında sizin hayatınızı yönlendiriyor, düşüncelerinizi, yaşama şeklinizi, alışverişinizi, insanlarla iletişiminizi kısaca siz farkında olmadan sizi yönetiyor. Bu nedenle medya ile iletişiminizde mutlaka bir süzgeç kullanmak, kendi kararlarınızı almanızda size yardımcı olacaktır. Gazetecilerin bakış açısı ile hayata bakmak aslında farklılıkların farkına varmayı sağlıyor. Bu anlamda da haberler aslında hayatımıza ışık tutuyor. Bunu çok kolay bir şekilde elektrik devre sistemi ile anlatabilirim. Bilim insanı ve sağlık çalışanı bilgi kaynağı olarak elektrik devresinin “pil” görevini görür. Çünkü, yakıta ihtiyaç vardır ve yakıt için bilgi gerekir. Gelen bilgi “anahtar görevi” gören gazetecinin sayesinde habere dönüşür ve “lamba” yanar. Lambanın ışığı ile etraf aydınlanır. Aslında medya tam olarak bunu yapar, bilgi ile dünyayı aydınlatır. Mustafa Kemal Atatürk ‘ün bu konudaki sözü de kulaklarda çınlar: “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.” Sağlık Haberlerine Farklı Bakış kitabının yazarı Öz, sağlık okuryazarlığı alanında halka ve sağlık profesyonellerine eğitimler veriyor.



20 Kasım 2016 Pazar

MEDYADA NELER OLDU?

Medyada gündem çok hızlı geçerken, geriye doğru bakıp, özet şeklinde olanları incelemek zihin açıcı olacak. Süzgeçten geçirdiğim dikkat çekici ve faydalı bilgileri sizlerle paylaşacağım.

Google ve Facebook yalan haberlere savaş açtı
Ken Doctor’ın Nieman Journalism Lab haberine göre, ABD başkanlık seçimlerinin Donald Trump’ın zaferi ile sonuçlanmasının ardından, Facebook ve Google algoritmalarının kullanıcılara popüler içerik gösterme eğilimi nedeniyle dezenformasyon yaydıkları ve seçim sonuçlarını etkiledikleri suçlamalarıyla ağır eleştiri almıştı. 

Eleştiriler karşısında Google ve Facebook, içerik politikalarında değişikliğe gitti ve yalan haber içeren sayfaları reklam ağından çıkaracağını duyurdu.

Google artık ‘gerçeği manipüle eden, yanlış aktaran ya da saklayan’ mecraları Google reklam ağında barındırmayacak.

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg ise sosyal paylaşım sitesinin ABD'de başkanlık seçimlerinin gidişatını etkilediği iddialarına şiddetle karşı çıktı. 

Yapılan açıklamada Zuckerberg, yalan haber yapan sitelerin "yanıltıcı, yasadışı ve aldatıcı" kategorisine alındığını belirtti. Böylece bu siteler Facebook'ta reklam göstererek gelir elde edemeyecek. Facebook da kullanıcılarını sadece kendi beğendikleri içeriklere benzer içerikler göstermek suretiyle bir ‘yankı odası’ içine hapsetmişti. Artık bütün yayıncıların gözetim altında tutularak sosyal medya platformunun kurallarını ihlal etmemeleri için sıkı bir kontrolden geçirilecek.

Yalan haber meselesini ciddiye aldıklarını söyleyen Zuckerberg, geçmişte kendilerine neyin sahte olduğunu anlamalarına yardım etmeleri konusunda Facebook topluluğuna güvendiklerini ve bunun için bildirimlere dayalı bir sistemleri olduğunu, birçok sitenin bu sayede Newsfeed’e düşürülmeyerek cezalandırıldığını iletti. Kendilerini ‘gerçeğin hakemleri’ olarak konumlamak istemediklerini ve topluluklarıyla ‘üçüncü partilere’ güvendiklerini belirten Zuckerberg, Facebook’un önümüzdeki dönemde üzerinde duracağı meseleler şöyle sıraladı: “Daha güçlü bir algılama sistemi, sahte hikâyelerin daha kolay ihbar edilmesi, üçüncü partilerin doğrulaması, sahte haber uyarılarının güçlendirilmesi, ilgili makaleler kısmında çıtayı yükseltmek, yeni reklam politikasıyla sahte haber ekonomisini çökertmek ve haber profesyonelleriyle iş birliği.

Guardian’dan Sanal gerçeklik gezisi
Guardian, Londra’nın Viktorya döneminden kalma kanalizasyonlarını keşfetmesine olanak tanıyan yeni bir sanal gerçeklik (VR) deneyimi geliştirdi. 



Yabancı Dil Sorununa Anlık Çeviri
Microsoft’un mesajlaşma uygulaması Skype’ta, sesli görüşmeleri gerçek zamanlı olarak farklı dillere çevirebilme özelliği kazandı. Skype Translator adı verilen servis sayesinde farklı dilde konuşan iki kişi altyazı yardımı ile birbirlerinin dillerini bilmeseler bile rahatlıkla konuşabilecek, iletişim kurabilecekler. 

Google Translate’te mükemmel çeviri
Google Translate (Google Çeviri), daha önce Çince-İngilizce çeviriler için devreye aldığı Neural Machine Translation (Sinirsel Makine Çevirisi) özelliğini yeni diller için de kullanmaya başladı. Üstelik bu yeni diller arasında Türkçe de var.  

RedPhone ile dinlenmelere son
Google Play’de akıllı cep telefonu sahiplerinin kullanımına sunulan programın adı Red Phone. Red Phone, iki telefon arasndaki görüşmeleri kripto ile yani şifreleyerek iletiyor. Böyle olunca gelen veriyi sadece telefonun diğer ucundaki kişi doğru olarak alabiliyor. Bu durumda da görüşmeyi dinlemeye çalışan üçüncü kişiler amaçlarına ulaşamıyor.

WhatsApp’ta GIF ve görüntülü konuşma dönemi başladı
WhatsApp’ta GIF animasyonlar oluşturmak, bunları arkadaşlarınızla paylaşmak mümkün. Uygulama yeni güncellemesiyle, Facebook Messenger’da da olduğu gibi Giphy’den GIF seçmenize olanak tanıyor.

WhatsApp, resmi blogunda yaptığı açıklamada, görüntülü konuşma özelliği başladı.  

Facebook’tan yemek sipariş edilebilecek
Facebook “Utility Features” özelliği ile onaylı sayfası olan restoranlar, kullanıcılardan on-line yemek siparişi alabilecek. 

Google veri gazeteciliği ve haber teyit projelerini fonlayacak
Arama devi Google, Perşembe günü, Digital News Initiative Innovation Fund (Digital Haber Girişimleri Fonlama Projesi) kapsamında, 25 Avrupa ülkesinde 124 yeni medya projesini 24 milyon euro ile desteklediğiniaçıkladı. 

Google’dan fon alan projeler arasında, gazeteciler için hazırlanmış, otomasyona dayalı bir doğrulama/teyit aracı olan FACTS (gerçekler) de var. FACTS, ilk tam otomatik doğrulama/teyit aracı olacak. Kendi geliştirdiğimiz bu orjinal teknoloji, siyasi tartışmalarda ve çevrimiçi medyada ortaya atılan iddiaları tanıyacak ve yanlış oldukları takdirde derhal FACTS kullanan gazetecileri uyaracak. FACTS, gazetecilere en önemli soruyu, ihtiyaç duydukları anda sunacak. Gazetecilerin zamanla yarıştığı bu yeni dünyada onlara çok önemli zaman tasarrufu imkânı sağlayacak. Yalan haberlerin yayılmasını engelleyerek, dezenformasyonu önlemeye yardımcı olacak. Gazeteciliğin gerektirdiği inanılırlığını ve saygınlığını korumasına yardım edecek. FACTS’in iki modu var: İlki, teyit etmeye çalıştığımız iddiaların daha önceden kontrol edilip edilmediğini tespit etmek ve edilmişse ulaşılan sonucu sunmak üzerine. Yenilikçi ikinci modumuzda ise, FACTS ortaya atılan iddiaları istatistiki modelleme kullanarak teyit ediyor; ki bu daha önce yapılmamış bir şey.

Dahi Bilim insanı Elon Musk 4 bin uydu fırlatacak
Çılgın bilim insanı ve işadamı Elon Musk, 4 bin adet uydu fırlatmak ve  10 milyar dolarlık küresel bir internet kurmak için izin istedi.

ALS hastası bir kadın beyin implantını kullanıyor
ALS hastası bir kadın beyin implantını kullanmayı öğrenerek, beyin – bilgisayar ara yüzlerinin kimsenin yardımı olmaksızın, gündelik hayatta kullanımının ilk örneği oldu.



2030’da hastaneler kalkıyor
Dünya Bankası Danışmanı Dr. Melanie Walker’a göre:  robotik, yapay zeka, 3D yazıcı, yapay sinir ağları gibi teknolojiler gelecekte hastanelere duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracak. 2030’dan itibaren artık hastanelerin eski işlevini kaybedecek  ve sadece insanların girip tedavi olup çıktığı, yatılı hastaların olmadığı yerler haline gelecek.”   

Mikro robotlar termal iletişim sağlıyor
Mikro-robotların  ‘termal iletişim’ yöntemiyle, ilaç taşıyan bakterileri çevreleyen ortamın ısısını manipüle ederek bakterilerin ilacı nerede ve ne zaman bırakacağı ve kendini ne zaman imha edeceği belirlenebiliyor.




Gençlik sağlığı öğrenecek
Johns Hopkins Medicine’in gençlik sağlık programında çalışan yetkililer, Y2CONNECT adlı bir web sitesi ile gençleri bilgilendirecekler.

19 Kasım 2016 Cumartesi

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SAĞLIK OKURYAZARLIĞI YOL HARİTASINI KULLANIN!

Sağlık okuryazarlığını, ilk kez duyanlara çok karmaşık ve anlaşılmaz gibi geliyor. Oysa bu yöntemle haberleri nasıl okuyacağımızın yol haritasını öğreniyoruz.  

TEDx Bahçeşehir Üniversitesi’nde yaptığım konuşmamda da söylediğim gibi aynı bir dedektif gibi hareket edilmesi gerekiyor. Böyle olunca insanlar oyun oynar gibi alışkanlık ediniyor. Böylece zor gibi gelen bir durum eğlenceli ve hayata geçirilebilir hale geliyor. 

Genel Geçer Reçetelerden Uzak Durun
Sağlığın kişiye özel olduğu insanlara anlatılmalı. Bu konuda da özellikle aile hekimleri insanlara birebir ulaşma fırsatı yakaladığı için, bu anlamda çok şanslılar. Medyada sürekli genel geçer reçeteler verilir. Bu reçeteler herkese uygulanamaz. Ancak medyada yer alan bu reçeteleri insanlar zayıflamak, hastalıklardan korunmak gibi farklı nedenlerle yapıyorlar. 

Oysa genel geçer reçete verecek kadar kanıta dayalı tıptan uzak olan bu haber kaynakları, halk sağlığını tehdit eden bir açıklama yaptıklarının da farkında olmuyorlar. Bilime sırtını dönen ya da sağlık alanında eğitim almamış sözde uzmanlar, medya tarafından ilgiyle izleniyor. 

Peki neden?
Günümüzde sağlık haberciliği maalesef reklam amaçlı hale geldi. Bu nedenle de haber kaynaklarının kim olduğu, eğitimi ya da verdiği bilgiler sorgulanmadan olduğu gibi yayınlanıyor. Televizyon programları tamamen para endeksli hale geldi. Parayı ödeyen istediği gibi çıkıp konuşuyor. 

Sağlıkla ilgili hiçbir eğitimi olmayan kişiler, psikolojiden beslenmeye kadar geniş bir yelpazede açıklama yapabiliyorlar. İnsanlara tavsiyeler veriyorlar. Hatta kitap çıkartıp, “yazar oldum” diye de ekliyorlar. 

İnsanlara göre kitap yazan kişi uzmandır gibi yanlış bir algı var. Çünkü yayın evlerinde de işler farklı yürüyor. 

Bunu nereden mi biliyorum? Kokuyla Keşfet ve Sağlık Haberlerine Farklı Bakış adında iki kitabım yayınlandı. Yayın evinden kitap yazmam için gelen teklif ile havalara uçmuştum. Ancak bilmiyordum ki, kitap evlerinde kitabınızın yer alması için belli miktarda ücret ödemeniz gerekiyor. Yoksa siz hala daha çıktığı ilk gün çok satanlar listesine giren kitaplara inanıyor musunuz? 

Algılarınızla Oynatmayın!
Mercek altına alınan haberleri eleştirel bakış açısı ile incelemek gerekiyor. Kendinizi Sherlock Holmes gibi hissedebilirsiniz.  Sağlık ile ilgili bir bilgi elinize ulaştığında, duygularınızdan arınıp, tamamen objektif şekilde delilleri incelemeniz olayı çözmenizi sağlayacak. Böylece anlatılanların doğru olup olmadığını anlamak için adım atmış olacaksınız. 

Haber Başlıklarına Aldanmayın
“Her derde deva” diye bir başlıkla karşılaşırsanız dikkatli olmanız gerekiyor. Bir bitki her derde deva olmaz. Madem deva neden hastalanıyoruz hala? Neden her sene başka bir bitki moda oluyor? “Arkasında ticari bir şeyler olabilir” diye düşünün. 

Karışımlar Sunan Haberlere Yaklaşmayın
Mutfağınızdaki ürünleri mümkünse yemeklerinizde kullanın. Çünkü medyada sürekli söylenen karışımlar nedeniyle yüzlerinde oluşan hasar nedeniyle dermatoloğa giden vakalar var. “Hiçbir zararı yok” dediğiniz o ürünleri karıştırdığınızda cildinize hasar verecek hale getirebilirsiniz. Bu nedenle de mutfağınızdaki ürünlerle ve doğal olduğu iddia edilen reçetelerden uzak durmak çok önemli! 

Detoks Masalı Sürüyor
Bitkisel karışımlar bu kez karşımıza detoks ile çıkıyor. Detoksun, birçok bilim insanı ve beslenme uzmanı yanlış olduğu belirtiliyor.  İnsanlara faydasından çok zararı olduğu dile getirilen bir durumun, herkese açık bir şekilde sunulması son derece vahim bir medya kazası olduğunu gösteriyor. Fazla kilolarından kurtulmak isteyenlerden, sıfır beden olanlara uzanan bu reçetelerin başka bir bedeli de zayıflamak için kullanılan ilaçlar oluyor. 

Bitkisel İlaçlar Ölüm Saçıyor
Zayıflamak uğruna içilen ve bitkisel, doğal kelimeleri ile süslenen bu tip haberler kaç can aldı hatırlıyor musunuz? İnternetten sipariş edilen bu ilaçların içerisinde ne olduğu bilinmezken, hemen doğal ve bitkisel kelimelerinin arkasına saklanıyorlar. 

Duygularınızı Kontrol Altına Alın
Hikaye haberlere dikkat! Duygularınıza dokunan sağlık haberlerini okurken yine dedektif gibi yaklaşmanız çok önemli. Genelde anlatılan hikayede sizin duygularınız ön planda olur. Arka planda neler olduğu dikkatinizden kaçabilir, bu nedenle hikaye şeklinde anlatılan haberlerde mutlaka duygularınızdan uzak durarak haberleri değerlendirin. 

Sözde Uzmanlardan Uzak Durun
Sağlık ile ilgili bir konu olduğunda herkes kendini rahatlıkla uzman sayabiliyor. Bu nedenle yapılan bir açıklama varsa hemen o kişinin eğitimine bakın! Uydurulan ünvanlara dikkat edin! Bu iş sertifikalarla ya da kurslarla alınacak bir eğitim değildir. Televizyonda, gazetede çıkması, o kişinin konuştuğu alanla ilgili uzman olduğu göstermez! Kişinin ünlü olması da uzman olduğunu göstermez! 

Gazetecileri Tanıyın
Uzman sağlık habercileri, belli etik ilkeler çerçevesinde haber yapacaklardır. Bu bağlamda gazetecilerin haber dilini öğrendiğinizde, haberi kimin yaptığına bakıp güvenilirlik açısından da karar vermeniz kolaylaşacaktır. Aynı zamanda sağlık haberciliğinde uzmanlaşmayı da desteklemiş olacaksınız. 

Sağlıkla ilgili haber yapan ya da okuyan herkes, bilgilere şüphe süzgeci ile yaklaşıp, sözde uzmanlar konusunda bilinçli olmalıdır. Ancak, bilgilerin doğruluğundan emin olduktan sonra hayatınıza uygulamalı ve paylaşılmalıdır. Sağlıklı yaşam için sağlıklı haberler okunması dileğiyle.  

16 Kasım 2016 Çarşamba

“HIRSIZA YOL GÖSTERMEK” HABERCİNİN İŞİ OLMAMALI

Sağlıkta Şiddet Haberi Nasıl İşlenmeli?

Şiddetin ‘nasıl’ uygulandığı sorusunun detaylı olarak cevaplanmasının bazı bireyler üzerinde yol gösterici bir etkiye sahip olabildiğini belirten İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz, “ Hırsıza yol göstermek,  habercinin işi olmamalı. Önemli olan şiddetin toplum tarafından kabul edilmeyen bir eylem olduğu vurgusu ön plana çıkartılmalıdır” dedi.

Son günlerde artan sağlıkta şiddet haberleri ile ilgili toplumsal farkındalığın artırılması ve haberlerin işlenişinde nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili merak edilenleri mercek altına almaya devam ediyoruz. 

Şiddet nerede ve nasıl olursa olsun kesinlikle reddedilmesi ve toplum tarafından dışlanması gereken bir eylemdir. Maalesef toplumsal yapımızın bir yansıması olarak hayatın her alanında olduğu gibi sağlık alanında da “şiddet” oldukça sık karşılaştığımız bir durum halini aldı. Bu nedenle de kitle iletişim araçlarının içeriklerine haber olarak yansıyor.

Önemli olan habercilik yapan her kurumun aslında muhabirden başlayıp genel yayın yönetmenine kadar bu tarz haberlerin nasıl ele alınacağına dair bir yol haritası çizmeleri gerektiğini söyleyen İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz,  “Yapılan araştırmaların bize gösterdiği önemli bir durum söz konusu, bu da şiddet içerikli haberlerin toplumun bazı üyeleri üzerinde özendirici, teşvik edici bir etkisi olduğudur. Bu verilerden hareketle sağlıkta şiddet konusu haberleştirilirken kesinlikle teşvik edici bir dilden uzak olmalı, bunun yolu da temelde şiddetin sağlık çalışanına neden uygulandığının çok fazla detaylandırılarak sunulmaması gerekliliğidir” dedi. 

 ‘Neden’ sorusunun cevabının sağlıkta şiddet haberleri için öncelikli verilecek bir cevap olmaması gerektiğini belirten Yılmaz, bunun yerine ‘ne’ sorusunun cevabının ön plana çıkartılması gerektiğini söyledi. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Zira haberi okuyan bazı bireyler aynı durumla karşılaştıklarında aslında bu sebebi, haber vasıtasıyla meşrulaştırma yoluna gidebilir. Aynı zamanda şiddetin ‘nasıl’ uygulandığı sorusunun detaylı olarak cevaplanması da yine bazı bireyler üzerinde yol gösterici bir etkiye sahip olabilir. Kısaca “hırsıza yol göstermek” habercinin işi olmamalı. Önemli olan şiddetin toplum tarafından kabul edilmeyen bir eylem olduğu vurgusu ön plana çıkartılmalıdır.”

Şiddet haberlerinin yayınlanması bu oranı artırıyor mu?
Toplum içerisinde ruh sağlığı yerinde olan bireyler gibi aynı zamanda farklı ruh bozukluklarına sahip bireylerin olduğu unutulmamalı. Her ne kadar normal bir birey için bu tarz haberler teşvik edici olmasa da toplumun bir kesiminde tıpkı intihar haberlerinde olduğu gibi şiddet içerikli haberlerin meşrulaştırıcı bir özelliği olabilir. Dolayısıyla normal bireyler üzerinde değil ama şiddete yatkın bireyler üzerinde bu tarz haberlerin oranı artırıcı bir özelliği vardır diyebiliriz.



Şiddet vurgulanmadan şiddet haberi işlenir mi?
Şiddetin meşrulaştırılması haberde özellikle neden ve nasıl sorularının detaylandırılarak anlatılması sonucunda gerçekleşir. Dolayısıyla sağlıkta şiddet içerikli bir haberin bu sorularına cevap verirken muhabirin son derece dikkatli olması ve çok fazla detaya girmeden kalemini kullanması bir yöntem olabilir. Aynı şekilde şiddete uğramış sağlık çalışanlarının görüntülerinin verilmesi de etik açıdan çok doğru bir yaklaşım değildir. Bununla birlikte toplumun bu konuda bilinçlenmesi için bu tarz haberlerin uygun şekillerde sunulması da ayrıca önem taşımaktadır.

Kriz anlarında basın nasıl bir duruş sergilemeli?
Her durumda olduğu gibi basın mensuplarının kriz anında da göstermesi gereken tavır, halk adına bu mesleği yürüttüğü ve öncelikli görevinin halkı doğru bir şekilde bilgilendirmek olduğu gerekliliğidir. Bununla birlikte “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde” çizilen yol haritası eksik olmakla birlikte yol göstericidir. 

Özellikle sağlıkla ilgili haberlerde: “Sağlık konusunda sansasyondan kaçınmalı, insanları umutsuzluk veya sahte umut verecek yayın yapılmamalıdır. Tıbbi alandaki araştırmalar kesinleşmiş sonuçlar gibi yayınlanmamalıdır. İlaç tavsiyesinde mutlaka uzmana danışılmalıdır. Hastanelerde araştırmalar yapan, bilgi ve görüntü almaya çalışan gazeteci, kimliğini belirtmeli ve girilmesi yasak bölümlere ancak yetkililerin izniyle girmelidir. Yetkilinin, hastanın veya yakınının izni olmaksızın hastane ve benzeri kurumlarda hiç bir yolla ses ve görüntü alınmamalıdır.” Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin vurguladığı bu noktalarla birlikte özellikle özdenetim sisteminin kurumlar içerisinde sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi kriz anlarını daha doğru atlatmayı sağlayacaktır.

11 Kasım 2016 Cuma

KARDİYOLOGLARA VİDEOLU EĞİTİM SİTESİ

Mart 2015’ te kurulan kardiyopedi.com kardiyoloji bilimini içeren konularda eğitim alan tıp fakültesi öğrencilerinden, sağlık profesyonellerine kadar geniş yelpazedeki hekimlere internet olan her yerde istedikleri an faydalanabilecekleri öğrenim içeriklerini sunmayı amaçlıyor. 

Kardiyopedi.com ekibi görsel (video temelli) eğitimin son derece önemli olduğuna inanıyor. İzleyin, durdurun, tekrar tekrar izleyin, sorular sorun, bilgilerinizi paylaşın ama sonuç olarak öğrenin ve öğretin.

Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Uzman Doktorlarından Doç. Dr. Taylan Akgün ile www.kardiyopedi.com adresini konuştuk. Sağlık profesyonelleri için video içerikli site. TUS'a hazırlanan hekimler ve güncel kardiyoloji bilgileri almak isteyen sağlık profesyonellerinin ücretsiz üye olabileceği bir platform.

Doç. Dr. Taylan Akgün, “Kardiyopedi video arşivi hızla çoğalmakta, zaman içerisinde meydana gelebilecek karışıklıkları önlemek adına videoların başına kategorilere göre kod numaraları eklendi. Bu sayede nerede kaldığınızı, neleri izlediğinizi kolaylıkla öğrenebilirsiniz. Yine hazırlık aşamasında videoların kolay anlaşılabilir olması açısından uzunlukları ortalama 8-10 dakika ile sınırlı tutuldu. Her videonun altında soru ve yorum kısımları bulunuyor. Bu alanlarda bilgi paylaşımında bulunmanız bizi son derece mutlu edecektir” diye konuştu. 


3 Kasım 2016 Perşembe

5 ADIMDA GERÇEK GAZETECİ İLE KONUŞMA ADABI

Gazeteciler çok fazla haber kaynağıyla görüştüğü için bin bir türlü insan ile karşılaşır. Bu süreçte de birçok konuda dikkat çeken durumlar yaşarlar. Her tecrübe yazmalarına neden olacak bir durum çıkartır karşılarına. 

İşte hayatınızı kolaylaştıracak gazetecilerle konuşurken aklınızda tutmanız gereken 5 adım.

1.Gazetecinin çalışma ilkelerini anlayın
Gazeteciden size haber talebi geldiğinde, hitabınız emir kipinde olmamalı. Yani ona, "Bunu yapınca bana haber ver" derseniz, o iş sonsuza kadar yapılmaz. Önce insanlarla nasıl iletişim kurulması gerektiğine dair bilgilerinizi tazeleyin, sonra görüşebilirsiniz.

2.İyi bir basın danışmanı ile çalışın
Bir gazeteci ile haber yaptıktan sonra "Bu şimdi nerelerde çıkacak?" dememelisiniz. Gazeteciyle görüşmeden önce bunu öğrenmeniz gerekir. "Şu yayınlarda da çıksın" deme lüksünüz yok. Gazeteci sizin basın danışmanınız değildir. Bu bir meslektir, kendinize iyi bir basın danışmanı bulmalısınız.

3.Gazeteci ile konuşmadan önce kim olduğuna ve nerede çalıştığına bakın 
Haber için talep geldiğinde, "Siz gazeteci misiniz?" ya da "Nerede çalışıyorsunuz?" sorusu geldiğinde gazeteci bir daha sizinle konuşmaması gerektiğine çoktan karar vermiş olur. Gazeteci hakkında görüşmeden önce bilgi edinin. 

Siz haber yapacağınız kişinin kim olduğunu bilmezseniz, o da diyelim ki haber yaptı. Gazetede ya da televizyonda kendinize ve söylediklerinize inanamayarak bakabilirsiniz. O nedenle bu işin şakası olmaz.

4.Gazeteci ile iletişiminizi belli seviyede tutun   
Gazeteciler gereksiz samimiyeti sevmezler. Hemen "siz" demekten "sen" demeye geçmeyin. Bakalım gazeteci sizinle o samimiyeti kurmayı istiyor mu?

5.Gazetecinin mesleğine saygı gösterin
Bazı haber kaynakları gazetecilere benim çevrem senden geniş diye hava atar. Siz belli ortamlara girersiniz, ancak  bir gazetecinin nerelere gittiğini inanın tahmin edemezsiniz. Onun için hem gazetecilik oynamayın hem de gazeteci ile yarışa girmeyin. Onun işi bu, sizin değil!

Tabii bu maddelerin hepsi, gerçek gazeteciler için geçerli. Her alanda olduğu gibi bizim alanımızda da çok çeşitli gazeteciler var. Onu ayrıca ele alacağım. Bu maddeler hayatınızı kolaylaştıracak ve doğru adım atmanızı sağlayacak. 

31 Ekim 2016 Pazartesi

İLHAM VEREN FİLMLER

Hayata bakışınız nasıldır? 

Ben bir süredir yeni bir bakış açısı geliştirmeye çalışıyorum. Daha olumlu, daha umutlu ve daha mutlu bir pencereden dünyaya bakıyorum. Her an sakin kalmanın ne demek olduğunu deneyimliyorum. Minik adımlar atıyorum değişim için, aynen bilim yazarı Loren Eiseley 'e ait Deniz Yıldızı hikayesinde olduğu gibi... 

"Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir
adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler. 
Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama... 🌟 "

 Bazen tek ihtiyacımız inanmak olabilir, Annette Simmons'un dediği gibi: 

"İnsanlar daha fazla bilgi istemiyor. Gırtlaklarına kadar bilgiye boğulmuş durumdalar. İnanç istiyorlar; Size inanç duymak, amaçlarınıza, başarınıza, anlattığınız hikayeye."

Bugün bilgi değil, içinizi umutla dolduracak filmler paylaşacağım. Bu filmlerde entrika yok, kötüler kaybediyor ve hayatı değiştireceğinize inanmanız için adım atmanın önemi konu alınıyor. 



🌟İyilik yap iyilik bul 🌟
Dünyayı değiştirebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Karşılık beklemeden iyilik yaparak belki de bir zincir oluşturabilirsiniz.

Bir sosyal bilimler öğretmeni öğrencilerine ödev veriyor. Dünyayı değiştirmek için bir şeyler yapmalarını istiyor. İnsan olmamızın en temel özelliğini hatırlatan harika bir film.


🌟Hata yapabiliriz, önemli olan düzeltmek. 
🌟Kızdığımız, kırıldığımız ve canımızı acıtan herkesi affedelim. 
🌟Affetmek ve iyilik yapmakta cesur olalım.
🌟Değişmek elimizde, daha güzel günler için buna değer. 
🌟İyilik ve gülümseme bulaşıcıdır, herkese bulaşsın. 
🌟Bir insanı mutlu edince hayat daha huzurlu oluyor, yaşadığımızı anlayalım. 
🌟Çocuklarınızın birey olduğunu unutmayın. 
🌟Gazetecileri sevin, işlerine aşıktırlar. 
🌟Dünya berbat değil, güzelleşmesi elimizde. 
🌟Bir insanı da onarabilirsiniz.



🌟Erin Brokovich,🌟
Eğitimi olmayan bir anne. Hayatı zorluklarla dolu olsa da üç çocuğu ile iş ararken kaza geçirir ve açtığı davayı boynundan hasar görmesine rağmen kaybeder. İş ararken çalmadık kapı bırakmaz. Son umut olarak avukatının yanında biraz zorla işe başlar. İş yerinde dışlanır, ancak çalışmaktan yılmaz. Bir gün iş yerinde emlak dosyasını incelerken gariplikler fark eder. Olayı inceledikçe halk sağlığını tehdit eden suya krom karıştırılmasıyla ilgili ipuçlarının izini sürer ve mücadelesi başlar. Bunlar olurken Erin, hayatının aşkını bulur. Gerçekler asla saklı kalmıyor, zorlu günler geçiyor. 



🌟Freedom Writers🌟
Hayata sıra dışı bakmayı başarırsanız en zor olanı bile başarabilirsiniz.

🌟Kitap okumak herkesin kalbine ve beynine dokunur. Çok okuyalım, kaliteli kitaplar yazalım. 
🌟Ölümsüz eserler yazmak sonraki nesillere de ışık tutar. 
🌟Yolunuza taş koyanlara takılmayın, yanlarından sessizce geçip gidin. 
🌟İşlerimize kapılıp kalmamalıyız ve sevdiklerimize mutlaka zaman ayırmalıyız 💕
🌟Yaratıcı öğretmenler olmalı, kapasitesiz öğretmenler çalışmamalı. 


7 Ekim 2016 Cuma

YAYINCILIĞI BİR ÜST SEVİYEYE ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI?

Dijital dünyayı herkes gönlünce kullanıyor. Kuralları olmayan ve tecrübelerle kuralları belirlenen bu platform ile ilgili gazeteciler farklı bakış açıları geliştiriyor. 

Yurt dışında bu konuda Harvard Üniversitesi’nin gazeteciliğin geleceğini incelemek amacıyla kurduğu Nieman Journalism Lab  gerçekten çok güzel. İşin gelişi güzel olmasından öte, işin profesyonellerine yardımcı olacak ve yol gösterecek bir adım.

Ken Doctor, Nieman Journalism Lab sitesinde yer alan köşesinde  ABD’de gazetecilik sektörünün 22 çeyrekten beri sürekli gelir düşüşü içinde olduğuna dikkat çekiyor. Newsonomics isimli sitesini de özellikle öneririm.

Medya sektörü analisti Ken Doctor, dijital eğilimlerin habercilik sektörü üzerindeki etkisini “Newsonomics” adlı kitabında ele aldı. 

Gazetecilik artık gazetelerde kalmıyor. Yurt dışında gazeteciler daha serbest ve daha girişimsel. Hem mesleklerini geliştirmek için çalışırken hem de işlerini keyifle yapıyorlar. 


Ülkemizde de bu anlayış benimsenmeli, gazetecileri tanımak ve nasıl haber çalışıyorlarsa ona göre sosyal medyada takip etmek doğru, güvenilir ve objektif haberciliğin devamını sağlayacaktır. Böylece yayıncılık üst seviyelere çıkacaktır. 

6 Ekim 2016 Perşembe

BİLİNÇSİZ MEDYA BİLMEYEN TOPLUMLAR OLUŞTURUR

“Sigaranın sağlığa zararı yoktur” başlıklı haberlerle karşılaştınız mı? İşte bu haberlerde yazılanlar nedeniyle, gerçek ile gerçek olmayan arasındaki karışıklıklardan toplum etkilendi. Peki bu bilgisizlik nasıl yayıldı ve arkasında neler vardı?

Agnotoloji yani "bilgisizlik bilimi" tanımı Stanford Üniversitesi’nden bilim tarihçi Robert N. Proctor tarafından, Yunanca’da agnosis ‘bilgisizlik’, ontoloji varlık felsefesi kelimelerini birleştirerek oluşturmuş. Bu bilim günümüzde menfaati gereği kendini uzman ilan edenlerin yaptığı şarlatanlıkları ele alıyor.

Aynı Konuya Dikkat Çeken Bakış Açıları
Robert N. Proctor tütün şirketlerinin uygulamaları ve sigara içmenin kansere yol açıp açmadığı konusunda kafa karışıklığı yaratma girişimlerini araştırdı. Tütün sanayisinin, tüketicilerin sigaranın zararlarını öğrenmesini istemediğini söyleyen Proctor, bu konuda “Kanser Savaşları” isimli bir kitap yayınladı.



Şüphe Tüccarları (Merchants of doubt)  isimli belgeselde ise benzer şekilde aynı konular ele alınıyor. Bu belgeselde bilim, medya ve şüphe üçgeni içerisinde tütün kullanımı ve çok tartışılan iklim değişiklikleri irdeleniyor. Gazetecilerin haber kaynaklarını seçerken sözde uzmanlara karşı dikkat etmeleri gerektiği vurgulanıyor. Tütün şirketlerinin kendilerini aklamak için ne gibi anlaşmalar yaparak, medyada çok farklı şekilde yer almalarının yolları ele alınıyor. Bu belgesel de aynı Robert N. Proctor gibi objektif yaklaşmanın önemi vurgulanıyor.


Kanser Savaşları Kitabı ve Medya İlişkisi
Kanser Savaşları kitabına göre kanserin temel sebebinin cehalet olduğu söyleniyor. Kitapta söylenenler dikkat çekici: “Kanser denetiminin anahtarı bilgidir. Fakat kanser hakkında zaten çok şey biliyoruz. Sigaraların ve asbestin kansere sebebiyet verdiğini, fazla yağlı, lif oranı düşük, çok tuzlu gıdaları yemenin çok sağlıklı olmadığını biliyoruz. Cildimizi güneşte yakmanın ya da yiyeceklerimizi pestisit banyosu yaptırmanın tehlikeli olduğunu biliyoruz. İster temizlediğimiz zeminlerden, ister hobilerimizden, isterse çalışmalarımızda kullandığımız malzemelerden gelsin akciğerlerdeki tozun kötü olduğunu biliyoruz. Düzenleme altına alınmamış endüstrinin kansere yol açabileceğini, kanserin kötü alışkanlıkların, kötü yöntemin, kötü ticaretin, hatta belki kötü bilimin ürünü olduğunu biliyoruz. Kanserle ilgili bilgiler az değil. Kanser politikasına yeniden yön vermek için düşünceli ve emin adımlar atılması gerekiyor. Başka bir deyişle sebeplerle ilgili bilgiler, ihtiyaç duyulan şeylerin sadece bir kısmını oluşturuyor. "Sormazsanız öğrenemezsiniz, öğrenemezseniz yapamazsınız" sözü çoğu zaman doğrudur. Ancak sorulması gereken soru sadece "kansere neyin sebep olduğu" değil, aynı zamanda "kanseri önlemek için neler yapılabileceğidir." Her şeyin her zaman göründüğü gibi olmadığını kabul etmeliyiz. Cehalet üretilebilir, ideolojik boşluklar bizi kör edebilir, iyi haberler çoğu zaman taraflı olabilir, sebepler kültürel olabilir; faturayı bilim adamlarına kesmek, kanserle mücadele etmenin yollarından sadece biridir. "Daha fazla araştırma" için baskı yapan eylemciler şu soruyu sormalı: Hangi sonuca hizmet eden ne tür bilgi? Bildiklerimizi sormamız gerekiyor. Birinden diğerine giden yolu temizleme çabamıza rağmen sadece cehaletin bilgiyi nasıl davet edebileceğini değil, aynı zamanda bilginin de cehalete nasıl katlanabileceğini anlamamız gerekiyor.”

Kitapta da vurgulandığı gibi doğru soru sormak ve medyanın tarafsız haber yapma özgürlüğü olmalıdır. Özellikle bilim ve sağlık haberciliğinde uzmanlaşma bu konuda çok önem taşıyor.


Anektodal Kanıt
Birçok haberde yer alan Anektodal kanıt konusuna da dikkat edilmeli. Anektodal kanıt, herhangi bir bilimsel araştırma, sorgulama, inceleme ve uzmanlığa dayanmaksızın, birçok yerde gördüğümüz kullanıcı yorumları, müşteri memnuniyeti ve kullanıcı eleştirileri gibi şahitliğe dayanan kanıtlar. Bilimde ve mantık felsefesinde bu anlatımlara "anektodal kanıt safsatası" denir. Bilimsel geçerliliği olmadığı halde, kişisel görüşlere yer verilen haberler de bu anlamda insanları yanıltıcı olabiliyor. Bunun en sık kullanıldığı yöntemler ise genellikle basın bültenleri oluyor.


Özel Haber Yerine Kopyala Yapıştır Habercilik Prestij Kaybettiriyor
Medyanın derin yaralarından biri de özel haber çalışmaktan öte, bülten haberciliğine doğru bir yönelişe gitmesi. İngiliz gazeteci Nick Davies, “Flat Earth News” kitabında “churnalism” kavramını ortaya atıyor. “Churn” İngilizce’de, “çalkalamak, köpürtmek” anlamına geliyor. Davies, günümüzde PR ajansları ve reklam şirketleri tarafından hazırlanan “haber görünümündeki” metinlerin, hiç müdahale edilmeden gazete sayfalarında yer almasına gazeteciliğin prestij yitirmesinin nedenlerinden biri olarak görüyor. Kısaca, bültenleri kopyalayıp yapıştırmak gazetecilik değildir!

Kısaca medyada kanıta dayalı bilimle ilgili haberleri görmek için sözde bilim ve gerçek bilimin ayrımı konusunda çalışmalar yapılmalı. Bu konular kurumların önderliğinde gerçek uzmanlar tarafından hazırlandıktan sonra medya ile paylaşılmalı. Medyada uzmanlaşma olması desteklenmeli. Yanlış ile doğrunun ayrımının anlatılması için basın mensuplarına yönelik çalıştaylar da düzenlenmeli. Bilinçli medya ile bilgi kirliliğinden kurtulabiliriz.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...