3 Mayıs 2012 Perşembe

DÜNYADA YENİ ARAŞTIRILMAYA BAŞLANAN LENF DAMAR BİYOLOJİSİ ÜZERİNE ALMAN KANSER ARAŞTIRMA MERKEZİNDE (DKFZ) ÇALIŞAN BİYOLOG SILA APPAK

HAYATI KEŞFEDEN BİYOLOGLAR



Heidelberg Üniversitesi Alman Kanser Araştırma Merkezi Hücre ve Tümör Biyoloji Programı Vasküler Onkoloji ve Metastaz Laboratuarında çalışan Biyolog Sıla Appak, lenf damarı ve endotel hücrelerinin moleküler biyolojisi hakkındaki çalışmalarını, biyolog olmanın verdiği ayrıcalıkları ve Almanya’da akademik hayatın tüm yönleri hakkında bilgi verdi.
Avrupa’nın bilim atölyesi kabul edilen Heidelberg’te Alman Kanser Araştırma Merkezi Vasküler Onkoloji ve Metastaz Laboratuarında lenf damarları biyolojisi üzerine çalışmalarını sürdüren Biyolog Sıla Appak, lenfe spesifik molekülleri embriyo gelişiminden kansere, hatta metabolizmaya varıncaya kadar canlıda, bu yolaklarla ilgili molekülleri de hücreler üzerinde inceliyor. Lenf damar biyolojisinin daha keşfedilmemiş ve bilinmeyen oldukça fazla yönü olduğunu dile getiren Appak, bu alanda dünyada çalışan sayılı isimden biri. Avrupa ve Amerika’da yeni başlamış sayısı çok fazla olmayan seçkin laboratuarların yer aldığı bir alanda çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Appak, bu konuda ülkemizde henüz yapılan çalışma olmadığını belirtti.

Yeni bir alan olan lenf endotel hücrelerinin ve damarlarının biyolojisi hakkında bilgilerini paylaşan Biyolog Sıla Appak, Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e araştırmalarını, hedeflerini ve biyolog olmanın ayrıcalıklarını anlattı.

Ne üzerine çalışıyorsunuz?
Alman Kanser Araştırma Merkezinin Hücre ve Tümör Biyoloji Programına bağlı Vasküler Onkoloji ve Metastaz Laboratuarında çalışıyorum. Laboratuarımız damar biyolojisi laboratuarı; damar gelişimi, damar yapılarının moleküler sinyal yolları, hastalıklarla ilişkisi ve olası terapileriyle ilgilenmekte. Ben de lenf damarları kısmında lenf damarlarında hastalıkta ve sağlıkta önemli olan molekülleri ve bunların etkileşimini hücrede ve canlı sistemde inceliyorum. Çalışma alanım lenf endotel hücrelerinin moleküler biyolojisi burada spesifik molekülleri embriyo gelişiminden tutun kansere, metabolizmaya varıncaya kadar canlıda, moleküllerin arttırılması ya da kaybedilmesi yöntemleriyle de hücrelerde inceliyorum.


Hangi tip hastalıklarla ilgili araştırmalar yapıyorsunuz?
Lenf sistemiyle ilgili gelişmeler son 10 yılda hız kazanmış durumda. Daha öncesinde lenfe spesifik moleküller bilinmediğinden lenf damarlarınin gelişimi ve önemi bilinmemekteydi. Eskiden kanserin metastazında lenf damarlarının aktif rol oynadıgı bilinmiyordu, örneğin meme kanserinde aksiler(koltukaltı) lenf bezlerinin sadece meme dokusuna yakınlığı nedeniyle kanserin yayılmasında rol oynadığı düşünülüyordu. Fakat son çalışmalar gösterdi ki lenf damarlarının kanser hücrelerine ev sahipliği yapmalarının yanında aktif olarak bu hücrelerin dağılmasında rol oynamakta. Bununla birlikte eskiden yalnızca kan damarlarının etkin olduğunu düşündüğümüz birçok hastalıkta artık lenf damarlarının da rolü olduğunu biliyoruz bunlar obesite, damar sertliği ve yüksek tansiyon gibi çağımızı etkileyen hastalıklar. Çok ilginç olmakla birlikte örneğin tuz hassasiyeti gösteren hipertansiyonlu hastalarda görülen metabolik değişimlerinin başlangıcında lenf damarlarındaki hiperplazi gösterilmiş durumda. Alınan tuz derialtında bazı proteinlere bağlanıp tutuluyor ve makrofajlar üzerindeki bazı reseptörlerle bu algılandığında lenf damarına spesifik büyüme faktörleri salgılanıp lenf damarlarında hiperplazi oluşuyor. Yani besinlerle alınan fazla tuz deri altında tutuluyor ve önce lokal olarak derialtındaki dokuda lenf damarlarında bir dizi değişimleri başlatıyor. Bilindiği gibi lenf damarları yağın emilmesinde ve taşınmasında da görev alıyor. Vücutta yağ dokusunun artışı ile karakterize olan obesitede artan yağ dokusu öncelikle civarındaki lenf damarlarının sıvı taşıma kapasitesini bozuyor yavaşlatıyor mekanik olan bu etkinin dışında yapısal olarak çeşitli enflamasyon moleküllerine ev sahipliği yapan ve bağışıklık hücrelerine gerekli enerjiyi aktaran yağ dokusu bütünüyle bir enflamasyon odağı haline gelip lenf damarlarını uyarıp yeni damar oluşumunu uyarıyor ama oluşan yeni damarlar fonksiyonel olamadığından bütün lenf sistemi yağ dokusu etrafında sekteye uğramış oluyor. Bütün bunlar çok yeni bilgiler lenf damar biyolojisinin daha keşfedilmemiş bilinmeyen oldukça fazla yönü var.

Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?
Hani çoğu sanatçı der ya küçüklükten beri şarkı söylüyordum o zamandan belliymiş diye benim ki de o hesap çok merakli bir çocuktum dışarıda doğada varolan hayatı karıncayı böcekleri herşeyi merak ederdim nerede yaşıyorlar ne yiyorlar diye. Evde de elime geçirdiğim herşeyin içinde ne var nasıl yapılmış diye bakmak isterdim bu yüzden kardeşimin arabalarını oyuncaklarını kırıp dökerdim. Yani bu araştırma dürtüsünün peşine takıldım diyebilirim.

Bugüne kadar eğitim aldığınız ve çalıştığınız kurumlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyoloji bölümünde tamamladım. Bu esnada Tübitak Bilim Adamı Yetiştirme Grubunun sınavla kazanılan bursunu aldım ve bölümü dereceyle bitirdim. Lisans eğitimim sırasında iki yaz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji bölümünde stajlarımı tamamladım. Yüksek lisansımı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde tamamladım, aynı bölümde 2005-2007 yılları arasında araştırma görevlisi, 2007-2009 yılları arasında da uzman olarak görev yaptım. 2009 yılında doktora eğitimimi yapmak üzere İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Molekuler Biyoloji ve Genetik bölümündeki görevimden ayrıldım. Belçika, İrlanda, İngiltere ve Almanyadan doktora için kabul aldıktan sonra tercihimi Heidelberg Üniversitesinden yana kullanıp Alman Kanser Araştırma Merkezinde 2009 yılında doktoraya başladım.



Eğitim aldığınız kurumların halen bulunduğunuz konuma gelmenizdeki katkıları nelerdir, şu anda çalıştığınız kurumu neden seçtiniz?
Lisans eğitimimde hangi araştırma dalında mutlu olabileceğimi belirlerken Biyoloji bölümündeki ders çeşitliliği en çok yardımcım oldu, en çok ilgimi çekenler ise Ege Üniversitesi Tip Fakültesi Patolojideki stajlarimda öğrendiklerim oldu. Yüksek lisans eğitimimde ve de çalıştığım kurumda öğretim üyelerinin çoğunluğu yurt dışında eğitimlerini tamamlamışlardı ben de yurt dışında doktoranın Türkiyede henüz olmayan bir alanda çalışmanın hem kendi geleceğim hem de geri dönersem ülkem adına daha uygun olabileceğini düşünmeye başladım. Ülkemizden herhangi bir burs almadan diğer ülkelerin uluslararası burs sınavlarına başvurmaya başladım. Tercihimi ülke olarak değil ama çalışacağım proje olarak yapmak istedim ilk etapta İrlanda Belçika ve Almanyadan kabul aldım. Şuan çalıştığım laboratuar dolayısıyla (Vasküler Onkoloji ve Metastaz) Alman Kanser Araştırma Merkezini seçtim. Heidelberg Almanya’nın küçük bir şehri olsa da Avrupa’nın bilim atölyesi denilen EMBL, EMBO, Max Plank, DKFZ gibi birçok araştırma merkezinin toplandığı bir yer. Burada bilimsel olarak ihtiyacınız olan herşeye çok kolay ulaşabiliyorsunuz. Çalıştığım bölümde gerek Almanya da gerek Avrupa ve Amerikada çeşitli bilimsel ağlarla sürekli yeni projelerde yer alan bir laboratuar. Ben de şu anda Avrupa ve Amerikada birkaç merkez arasında oluşturulmuş büyük bir projede çalışmaktayım.

Halen pratiğini yaptığınız branşın Türkiye ve ABD'deki (ya da diğer ülkedeki) durumunu karşılaştırabilir misiniz?
Çalıştığım alan Avrupa ve Amerikada yeni başlamış sayısı çok fazla olmayan seçkin laboratuarların yer aldığı bir alan. Henüz ülkemizde bu alanda yapılan çalışmalar yok. Zaten hastalıkta ve sağlıkta lenf endotel hücrelerinin ve damarlarının biyolojisi çok yeni bir alan. Bu kadar yeni ve ilgi çekici bir çalışmada yer almak çok zor olsa da bir o kadar da mutluluk verici.

Halen çalışmakta olduğunuz kurumu ya da çalışmış olduğunuz kurumları eğitim, araştırma ve sağlık hizmetleri konuları açısından Türkiye'de kurumlar ile karşılaştırabilir misiniz?

Türkiyede çalıştığım ya da eğitim aldığım kurumlara kıyasla şuan çalıştığım kurumda bilim adına olan yatırım beni çok etkiledi. Bizim çalıştığımız alan kullandığımız kimyasallardan tutun mikroskoplara, hücrelere, hayvanlara varıncaya kadar çok ciddi bir bütçe gerektiriyor. Burada böyle bir sıkıntının olmadığını araştırma için her türlü finansal desteğin bulanabileceğini görmüş durumdayım. Bir de gerek bölüm içinde küçük gruplarla gerekse bölüm dışında daha büyük kitlelerle sürekli bilgi alışverişi var. Makam olarak en ulaşılması güç görünen kişi bile size sorunuza en kısa zamanda yanıt verebiliyor. Burada herkes, herşey bilim için var böyle olunca da başarı zaten geliyor.


Türkiye'de halen eğitim almakta olan biyoloji öğrencilerine ya da biyologlara neler önerirsiniz?
Biyoloji birçok farklı alana sahip bir yaşam bilimi. Araştırma yapmak isteyen biyoloji öğrencilerine tavsiyem gerçekten bunu istediklerine karar verip severek yapacaklarsa bunu seçmeleri. Bu belki de bütün meslek dalları için geçerli olsa da bizimkisi belirgin sonuçlar alabilmek gerçekten çok zor olduğundan çok sabır çok da kararlılık gerektiriyor. Bunların hepsi için de gerçekten mesleğinizi sevmeniz gerekiyor.

Hangi bilimsel dergileri takip ediyorsunuz?
Nature, Cell ve Science en populer bilimsel dergiler bunlarin yanisira Blood, JCI, Cancer Research gibi dergileri de takip ediyorum.

Mesleğinizle ilgili en çok ziyaret ettiğiniz 3 internet sitesi nedir?
Pubmed gibi veri tabanlarını sürekli tarıyorum bununla beraber çoğu bilimsel dergiyi de internet sitelerinden online olarak takip ediyorum.

Alanınızda araştırma yapanlara mutlaka okumalarını tavsiye ettiğiniz kitaplar hangileri?
Tübitak yayınlarının kitapları her zaman ilgimi çekmiştir bence yalnızca biz yetişkinlere değil ama çocuklar için çok güzel öğretici ilgi çekici kitapları var. Kendime aldığım kitapların yansıra küçük kardeşime de her zaman değişik bilgiler içeren kitaplarından almışımdır. Bir de bilim tarihi felsefisiyle ile ilgili kitapları da severim. Bunun dışında kitapsız yaşayamacağımı düşünüyorum, kitapları ekranda okumaktan hoşlanmıyorum elimde sayfaları çevirerek okumak bana keyif verir. Kitap sağlayan bir internet sitesinin Avrupa kısmına üyeyim ve oradan kitap siparişleri yapıp Türkiyedeki kitapları rahatça takip edebiliyorum.


Bilim ile uğraşan veya ilgilenen herkese mutlaka okumalarını tavsiye ettiğin bir kitaplar hangileri? Ayrıca yaptığınız spor, tavsiye edeceğiniz film, müzik nelerdir? Bulunduğunuz kurumun size sunduğu sosyal etkinlikler nelerdir?
Heidelberg küçük bir şehir olduğundan her yere bisikletle ulaşabilmek mümkün bu nedenle hergün bisikletle gidip geliyorum. Kampüsümüzde iyi spor olanakları mevcut. Ben de haftanın bir ya da iki günü değişik aktivitelere katılmaya çalışıyorum. Sanırım bizim gibi sürekli eğilerek çalışanlar için omurgayı destekleyen kasları rahatlatan pilates gibi sporlar biraz daha faydalı kendim de arada sırada pilates yapmaya çalışıyorum. Müzik hayatımın vazgeçilmezlerinden bir tanesi, çok seçici değilim birçok farklı müzik türünü severek dinliyorum, müziğe gerçekten çok ihtiyaç duyuyorum. Bazen de karakalem resim yapıyorum, şiir ve kısa yazılar yazıyorum.

Yurt dışında biyolog olmanın sıkıntıları nelerdir?
Biyoloji burada ülkemizden çok daha iyi bilinen ve saygı duyulan bilim alanı. Biyolog olmakla ilgili bir sıkıntı yaşamadım aksine insanların oldukça saygı gösterdiği güzel bir mesleğimiz var. Benim çalıştığım laboratuarda yanı başınızda çalışan insanın tıp mı biyoloji kökenli mi olduğunu sormadan anlayamazsınız ikimiz de araştırma yapıyoruz aramızda bir sınır yok ama sanırım ülkemizde tıp fakültelerinde birçok temel bilimler alanında uzmanlığa yalnızca tıp doktorları alınıyor. Tıp doktorları da biyoloji de doktora yapmıyor sanırım ya da bu akademik hayatlarında geçerli bir derece olamıyor. Almanyada akademik anlamda çalışmalar yapan insanlar için bazı sıkıntılar var. Doktora eğitiminiz dahil olmak üzere tüm akademik çalışmanız toplamı 10 yılı aşmadan kendinize ait bir laboratuar kurmanız ya da doçent olmuş olmanız gerekiyor. Aksi takdirde akademik hayatınız bitmiş oluyor ve farklı kurumlarda örneğin firmaların araştırma geliştirme kısımlarında çalışıyorsunuz ama bir daha akademik hayata geri dönemiyorsunuz.


Türkiye'de biyolojinin durumu nedir? Ülke dışında tahsil almak gerekli midir? Kimler için daha uygundur?
Ülkemizde lisans düzeyinde biyoloji eğitiminin oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Temel bilimler özünde doğayı matematiksel, kimyasal, fiziksel ve biyolojik bakış açılarıyla araştıracak insanlar yetiştiren bilim dalı. Lisans eğitimimiz oldukça iyi ama biyoloji açısından konuşmak gerekirse doktora çalışmaları araştırma için gereken alet ve sarf malzemelerinin hatta fiziksel alanın yetersiz olması sebebiyle çok yönlü ilerleyemiyor yani bilimde başı çekenler bizler olamıyoruz bunu başaran kurumların sayısı oldukça az. Ülkemizde araştırma denilince yalnızca üniversiteler akla geliyor çünkü araştırma merkezlerinin sayısı yok denecek kadar az. Durum böyle olunca doktora düzeyinde eğitim almak isteyen araştırmacıların hiç olmazsa kısa süreli bile olsa yurt dışında iyi bir laboratuarda çalışma yapmalarını tavsiye ediyorum. Ülkeye dönüşte de bilgi akışını sağlamalarının ülkemizi bilimsel anlamda bir adım da olsa ileri götürebileceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...