24 Mart 2016 Perşembe

TAKLİT ETMEYİN, ÖZGÜN OLUN!

Günümüz insanları düşünmek, gözlem yapmak, sorgulamak ve çözüm yolları aramak gibi üretmenin güzelliği yerine yapılan işleri taklit etmeyi seçiyor. 

Peki, taklit edince ne oluyor?

Öncelikle orijinal çantaların yerine kullanılan taklit çanta kadar değeri oluyor. Taklit edenin değeri yoktur. 

Bir şey orijinalse kıymetlidir. Ve ne kadar çok taklit edeni olursa o kadar eşsiz ve değerlidir. 

Neden taklit konusuna değindiğime gelecek olursam, bilim insanları geçmişte çok büyük başarılara imza atmış. Günümüzde çalışmalar son hızda devam ederken, gelecek ile ilgili inanılmaz projeler konuşuluyorken biz ne yapıyoruz? 

Hemen söyleyeyim, üretileni ürünleri en hızlı şekilde alıp, kullanma konusunda yarışıyoruz. 

Hatta öyle ki üretenden daha çok ürünü sahipleniyoruz. Firma sahibi edasıyla içimizdeki özgüven eksikliğinin etkisiyle sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyoruz. 

Bilime, teknolojiye ve sanata basite indirgemek için bakıyoruz. 

Üretilen ürünler yerel kalmaktan öteye gidemiyor. Üretince tüm dünyayı ayağa kaldırmayı hedeflemiyoruz. Hatta kurulan hayaller paylaşılmışsa kesin demoralize edecek sözlerle duvarlar örenler oluyor. 

Birde birileri yükseliyorsa hemen ayağının altına muz kabuğunu yerleştiriyoruz. Üretip, çalışıp bir yerlere gelmesin diye uğraşıyoruz. 

Yardımlaşma, destek olma, saygı duyma, örnek almanın yerini;
Taş koyma, yolunu tıkama, kıskançlık, taklit etme aldı. 

Bu kafaların değişmesi şart! 

İnsanlar bulundukları ortamın psikolojisine alışır. Ancak, önemli olan nokta çalışmalarına engel olacak insanlarla arana duvarları örmektir. 

Sağır kurbağa hikayesini biliyor musunuz?

Kurbağalar bir gün yarışma düzenlemiş. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. 

Seyirciler yarışmacıların hiçbirinin kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: “Zavallılar! Hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. 

Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış.

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ancak yarışmada kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadeleye devam ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. 
Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş: 

“Bu işi nasıl başardın?” diye. 

O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Kulaklarınızı ne zaman tıkamanız gerektiğini mutlaka hatırlayın. Sağlıklı iletişim için öncelikle çevremizle ilgili bakış açımızı iyi ayarlamalıyız. Yeni ufuklar açan ve destek olan insanlarla görüşmeliyiz. 

Üreten, düşünen ve başaran yarınları konuşmak dileğiyle…

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...