3 Ekim 2015 Cumartesi

DEDEKTİF DNA İŞ BAŞINDA!

Adli bilimlerin ilginç dünyasında Dedektif DNA ile birlikte seyahat etmeye hazır mısınız? Birçok şaşırtıcı vaka hakkında bilgi edineceğiniz kitap ile yeni maceralara yelken açacaksınız. 
 
Kriminal içerikli filmlerin ve dizilerin büyük bir ilgi ile izlendiği günümüzde, farklı karakterlerle ve tarihte yaşanmış gerçek olaylarla adli bilimlerde gizemli bir seyahat sizi bekliyor. Dedektif DNA kitabı ile adli bilimlere yeni ve farklı bir bakış açısı kazandıran Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kadir Demircan, kitabı ile ilgili soruları yanıtladı.
 
Dedektif DNA kimdir?
1953 yılında keşfedilen ve kaşiflerine 10 yıl sonra Nobel kazandıran DNA, kriminal laboratuvarında bir S. Holmes olur. Yalan söylemez. Neyse odur. Suçluların korkulu rüyasıdır. Affetmez. Zaman onu eskitemez. Er-geç konuşur. 30 bin yıl öncesinden bile haber verir. Bu işler karşılığında para almaz gönüllü çalışır.
 
Hücre çekirdeğinde yer alan DNA (riboz şekeri+kimyasal bazlar+fosfat) molekülü adli olayların çözümünde işe yarar. Suçluların yakalanmasında olay yerinde bulunan suçluya ve mağdura ait DNA örnekleri dedektif DNA olarak adlandırılabilir. Suçlu olay yerine DNA sını bırakırsa ağzı ne söylerse söylesin DNA doğruyu söyler. DNA bizim sırdaşımızdır. Bazen geçmişimiz bezen geleceğimizi ordan okuyabiliriz. DNA ya bakarak insanın yüz resmi bile çizilebilir.
 
Neden Dedektif DNA ismini koydunuz?
DNA molekülü bir Sherlock Holmes gibi davranarak adli bilimlerde 1987 yılından beri kullanılıyor. Örneğin; yıllarca hapis yatanlar uzun yıllar sonra DNA sayesinde masumiyetlerini ispat edebiliyorlar. İsim hem kısa hem çok şey anlatıyor. İlgi çekici buldum. Hem dedektif hem DNA, iki popüler isim bir araya geldi.
 
 
Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Bu alanda bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Adli biyoloji ve adli genetik konularında popüler bilim kitapları çok az. Olanlar genelde roman tarzındalar ve çoğu da çeviri. Yerli yazarlarımızın kitap sayısı yeterli değil.
 
CSI ve polisiye dizi ve filmler çok seviliyor ve izleniyor. Ama gerçek filmlerde olduğu gibi olmuyor bazen. Gerçek olaylardan çıkarak gerçek bilim insanları suç laboratuvarlarında nasıl çalışıyorlar bunu işin içine gerçek bilimi de sokarak anlatmak istedik.
 
Bir de bildiklerimiz biz de saklı kalmasın. Paylaşalım değil mi? Genç nesiller ve meraklı okur severler böyle bir dünyadan haberdar olsunlar.
 
Kitap kimlere yönelik hazırlandı?
Kitap hemen her yaştan herkese uygun ve popüler bir bilim kitabıdır. Özellikle lise ve üniversite öğrencileri daha da çok sevecekler. Polis, savcı, hakim, avukat ve adli tıp-hukuk-kriminal üçgeninde çalışan uzmanlar için de faydalı bir eser. CSI sevenler ve kriminal dünyasını merak eden herkesi memnun edecek bir kitap. Biyoloji ve Kimya öğretmenleri okullarda öğrencilere tavsiye edebilirler. Kendileri derslerinde yardımcı kaynak olarak kullanabilirler. Adli bilimlerde ders veren hocalarımız, yüksek lisans ve doktora öğrencileri bu kitapta kendilerinden çok şey bulacaklar.
 
Bu vakaların öğrenilmesi neleri değiştirecek?
Su içerken dudaklarımız ile DNA’mızı olay yerine bıraktığımızı düşüneceğiz. Bir saç telinin bile neleri aydınlattığını görünce heyecanlanacağız. Yüzyıllar geçse de gerçeklerin er geç ortaya çıktığını göreceksiniz. İzlediğimiz film ya da dizi sahnelerini daha iyi analiz edeceğiz. Uzmanından doğru bilgi sahibi olacaklar. Titanik ve Mona Lisa gibi tarihteki ilginç kişi ve vakaları bilimsel yönden de inceleme fırsatı bulacaklar. Kısaca pişman olmayacaklar çok şeyleri keşfe çıkacaklar.
 
 
Kriminal vakaların olduğu konular ilgi çekiyor, sizce bu neden?
Merak insanın DNA’sında var. Karşı konulamaz. İnsanlar özellikle ünlü insanların özel yaşantıları daha çok merak ediyorlar. Gizemli konular bir muamma olduğu için herkes bir Holmes kesilerek olayı çözmeyi istiyor. Herkes kapalı kutuyu açıp içini görmek istiyor. Biraz da aşk, heyecan ve entrika işin işine girince artık bağımlılık yapıyor.
 
Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, dinlemesini önereceğiniz müzik ve izlenmeli dediğiniz film sizce hangisi?
Film olarak; October Sky, müzik; Beethoven- 9. Senfoni, kitap; Grigory Petrov Beyaz Zambaklar Ülkesinde.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Maalesef genelde iyi sayılmayız. Sizin gibi özel ve işinde uzmanlaşmış kişi sayısı çok az. Daha çok popülizme itibar ediliyor. Haberler kısa ve yüzeysel veriliyor. Analitik haber sayısı çok az. İyi haber bence kesilmeli ve yıllarca saklanmalı. Ve genelde çoğu zaman bilgi kirliliği ve insanları yanlış yönlendirme yapılıyor.
 
Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Test edilmiş sağlıklı ve kaliteli bilgi ilk şart. Kulaktan dolma olmaz. Okuyucunun ruhunu anlayan ve nabza göre şerbet veren, korkutmayan, kendini okutturan, eğlenceli ve popüler bir tarzı herkes sever. Ve en önemlisi uzmanlarından teyit edilmiş bir metin. Biraz samimiyet, biraz empati biraz da şeffaflık.
 
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Düz bir bilim insanı ve bu yolda ilerlemeyi bir hayat tarzı olarak benimseyen bir akademisyenim galiba. Bilim yolu bir hedef değil bir seyahat. Tadını çıkarmak lazım. Bilimin eğlenceli ve insana karizmatik gelen bir yanı var. Bunun hakkını vermeyi umuyorum. Duyduğum heyecanı ve bu gizemli dünyayı merak eden insanlara anlatmak istiyorum. Bilim bilim için değil bilim toplum ve insanlar içindir.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...