12 Aralık 2013 Perşembe

“SAĞLIKTA SPONSORLUK ÜCRETİNİ ÖDEYEN HERKES EKRANA ÇIKARTILMAMALI”


SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Günümüzde neredeyse sponsorsuz sağlık programı olmadığına dikkat çeken A Haber'de Esra Kazancıbaşı ile Medikal programını hazırlayıp sunan ve www.sagligimicinhersey.com  Genel Yayın Yönetmeni Esra Kazancıbaşı Öztekin, “Ancak sponsorluk ücretini ödeyen herkes ekrana çıkartılmamalı. Kozmetik ve sağlık ürünlerinin pazarlama alanı haline gelen yayınlar program olarak değil “Bu bir reklamdır” ibaresiyle yayınlanmalı. Doktor olmayan ancak adının önünde profesör ünvanı olan ve halka uyduruk bitkisel reçeteler sunan kişiler ekranlara çıkartılarak hastaların ve hasta yakınlarının iyileşme umutlarının sömürülmesine asla aracılık edilmemeli” diye konuştu. 

Sağlık haberciliğinde uzman sağlık editörlerinin olaylara bakışları objektif ve etik çizgiler içerisinde oluyor. Uzun yıllardır görsel basın , yazılı basın ve internette sağlık haberciliği alanında  başarılı çalışmalara imza atan A Haber'de Esra Kazancıbaşı ile Medikal programını hazırlayıp sunan ve www.sagligimicinhersey.com  Genel Yayın Yönetmeni Esra Kazancıbaşı Öztekin, şu bilgileri verdi: “Bundan yaklaşık 29 yıl önce sağlık muhabiri olarak mesleğe başladığımda durum şimdikinden çok farklıydı. O tarihlerde hemen her gazetenin bir sağlık muhabiri vardı.  Sağlıkla ilgili tüm basın toplantılarını takip eder, özel haberler, röportajlar, yazı dizileri hazırlardık. O dönemin tek televizyon kanalı TRT’nin de sağlıkta ilgili tüm etkinlikleri izleyen uzman, deneyimli muhabirleri bulunuyordu. 

Günümüzde ise artık eskisi gibi sağlık muhabiri yetişmiyor. Genç muhabirler bir alanda uzmanlaştırılmak yerine, siyasetten yerel yönetimlere ve sağlığa kadar farklı konulardaki haberlere koşturuluyor.  

Günümüzde“Az Adam, Çok İş” Felsefesi Geçerli 
Sağlıkta özel sektörün etki alanının artmasına paralel olarak sağlık PR’cıların gönderdiği basın bültenlerinin, “az adam, çok iş” felsefesinin geçerli olduğu günümüz medyasında yöneticilerin işlerini kolaylaştırdığı bir gerçek. Uzman sağlık muhabirleri bir bir dışlanırken, gazeteler sağlık sayfalarını doktorlara, diyetisyenlere hatta hastanelere emanet etmeye başladı.  Sonuç itibarıyla bir gazetecinin emeğine, yaptığı söyleşilere dayalı özel haberlerin ve yazı dizilerin yerini basın bültenlerinden üretilen ya da doktorların, diyetisyenlerin, hastanelerin hazırladığı sayfalar aldı.


“Adının Önünde Profesör Yazan Herkes Programlarda Konuk Ediliyor”
Televizyonlarda ise durum daha da vahim. Sırf daha çok izlenmek uğruna adının önünde profesör yazan herkes programlarda konuk ediliyor. Doktor olmayan kişilerin ‘şifa getirir’ diye sundukları bitkisel ürünler,  bilezikler ve taşlar ekranlarda pazarlanıyor.

Ekranların Kapıları Sponsorluk Ücretini Ödeyen Herkese Açılıyor
Sponsorluk ve reklam gelirleriyle yaşayan televizyon kanalları uzmanın kim olduğuna, eğitimine, bilgisine, deneyimine ve topluma vereceği sağlıkla ilgili mesajların doğruluğuna bakmaksızın ekranların kapıları sponsorluk ücretini ödeyen herkese açıyorlar. Daha çok hastaya ulaşmayı, dolayısıyla daha çok gelir elde etmeyi hedefleyen özel sağlık kuruluşları ve  özel klinik sahibi bazı hekimler de, kadın ve sağlık programlarında sponsorluk ya da reklam ücretini ödeyerek kolaylıkla yer alabiliyor.   İşte bu yüzden tıbbi kongreleri takip etmek yerine neredeyse her gün kanal kanal dolaşan hekimler var. Muayenehanesini nereye taşıdığını, ameliyatlarda indirim yaptığını söyleyecek kadar reklam peşinde koşan doktorlara bile rastlanıyor. Kısacası günümüzde televizyonlarda sağlıkla ilgili konuların yazılı basına göre daha sorumsuzca ele alındığını rahatlıkla söylemek mümkün.
RTÜK’ün Nisan 2012 verilerine göre Türkiye’de 553 kanal bulunduğu düşünüldüğünde; televizyonlar aracılığıyla halka ulaşan sağlık bilgilerinin ne derece güvenilir olduğu ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.



Sağlık Haberciliği Ciddi Bir İştir
Sağlık haberciliği ciddi bir iştir. Yazdığınız haberde veya yaptığınız programda bir hastalığın tanısı ya da tedavisiyle ilgili verilen yanlış bir bilgi ciddi sağlık sorunlarına, hatta ölümlere sebep olabilir. Nitekim yıllar önce zakkumun kansere çare olduğuna dair haberlerin medyada yer alması üzerine, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavilerini yarıda bıraktıkları için durumları kötüleşen kanser hastaları olmuştu.  Hatta zakkum suyunu kaynatarak içtikleri için yaşamlarını yitiren hastaların haberlerini de yapmak durumunda kalmıştık. 

Sağlık Konularını Ele Alan Gazeteciler Yazdıkları Her Cümleye Dikkat Etmeliler
Yaklaşık iki yıl kadar önce de şeker hastalığına ameliyatla çare bulunduğu ve hastaların her gün insülin iğnesi olmaktan kurtulduğu haberlerinin medyada yer almasında sonra, Türkiye Diyabet Vakfı ve Türk Diyabet Cemiyeti ortak bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı.  İki uzmanlık derneği “Özellikle Tip 1 diyabetin tedavisinde bu yönteminin yerinin olmadığı” konusunda hastalara ve hasta yakınlarına uyarıda bulunmuştu. İşte, bu nedenle sağlık konularını ele alan gazeteciler yazdıkları her cümleye dikkat etmeliler. Yeni bir tedavi metoduyla ilgili haber yapmadan önce, söz konusu yöntemin güncel tıptaki yerini araştırmalılar.  

Sağlıkla İlgili Her Konu Haberdir
Aslında sağlıkla ilgili her konu haberdir. Hastalıkların nedenlerinden tanı ve tedavi yöntemlerine; sağlıklı bir yaşam için beslenme ve egzersiz önerilerinden kongre, basın toplantısı gibi etkinliklere; sağlıklı yemek tariflerinden iyileşme öykülerine; sağlıkla ilgili çıkartılan yeni yasalardan hekimlerin, hemşirelerin sorunlarına kadar her şey haberdir.  Ancak günümüz medyası tiraj ve reyting odaklı yayın yaptığından çoğunluğu ilgilendiren diyabet, hipertansiyon, kanser, migren gibi hastalıklar, üreme sağlığıyla ilgili sorunlar ve tüp bebek tedavisi gibi konular tercih ediliyor. Toplumda görülme oranı düşük hastalıklar ise medyada nerdeyse hiç yer bulmuyor.

Hekimlere yönelik şiddet ise günümüzde en önemli problemlerden biri olmasına karşın,  medyanın gereken yeri vermediği bir konudur. Buna karşın gazeteciliğe başladığım 80’li yıllarda başta asistan hekimler olmak üzere doktorların, hemşirelerin sorunlarıyla ilgili sadece haberler değil, yazı dizileri de hazırlardık ve bunlar günlerce yayınlanırdı.



Sağlıkta Uzman Bir Gazetecinin Haber Kaynakları Kimler Olmamalıdır?
“Sağlıkta uzman bir gazetecinin haber kaynakları kimler olmamalıdır?” şeklinde yanıtlamak daha doğru olacak:
. Otlarla, şifalı taşlarla hastaların iyileşme umutlarını sömürenler
. Bir hastalığın tanı ve tedavi yöntemleriyle ilgili yapılacak haberlerde tıp eğitimi almamış kişiler; yani doktor olmayanlar.
.Günümüzde bazı hekimlerin dikkat çekmek uğruna kendi uzmanlıklarının dışındaki konularda da hiç çekinmeden konuştuklarını, hatta verdikleri bilgilerle hastaların, hasta yakınlarının kafalarının karışmasına neden olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle habere konu olan hastalıkla ilgili uzman doktorların görüşleri alınmalıdır. Örneğin bir kadın hastalıları ve doğum uzmanının kolesterol ilaçlarıyla ilgili sözlerinin benim açımdan hiçbir önemi yoktur. Bu konuda konuşması gereken kişi öncelikle kardiyoloji uzmanlarıdır. 
Bütün bunlara ilave olarak bir gazeteci haber kaynağı ne kadar güvenilir olsa da; mutlaka  ikinci bir kaynaktan yaptığı haberin doğruluğunu araştırmalıdır.

Yanıltıcı Ve Abartılı Başlıklardan Kaçınılmalı
Haberin dili, başlığı, sunuluş biçimi çok önemlidir. Kanser, diyabet, felç gibi sağlık problemlerinde bilimsel olarak kanıtlanmamış tedaviler konusunda hastaları, hasta yakınlarını yanlış yönlendiren, ‘Kansere son’, ‘Felce mucize tedavi’ gibi yanıltıcı ve abartılı başlıklardan kaçınılmalıdır.   

Sponsorluk Ücretini Ödeyen Herkes Ekrana Çıkartılmamalı
Günümüzde neredeyse sponsorsuz sağlık programı yok. Ancak sponsorluk ücretini ödeyen herkes ekrana çıkartılmamalı. Kozmetik ve sağlık ürünlerinin pazarlama alanı haline gelen yayınlar program olarak değil “Bu bir reklamdır” ibaresiyle yayınlanmalı. Doktor olmayan ancak adının önünde profesör ünvanı olan ve halka uyduruk bitkisel reçeteler sunan kişiler ekranlara çıkartılarak hastaların ve hasta yakınlarının iyileşme umutlarının sömürülmesine asla aracılık edilmemeli. Bir gazeteci, söyleşi yapacağı uzmanı iyi seçmeli. Kendi reklamının peşindeki hekimlerden, hasta çekmek uğruna abartılı konuşan uzmanlardan uzak durulmalı. 
Bunlar yapılması gerekenler ama günümüz medyasına, özellikle televizyonlara baktığınızda sorumlu yayıncılık anlayışından çok uzak bir yaklaşım sergileniyor.



İyi Bir Sağlık Muhabiri Olmak İsteyenler Uzmanlık Alanlarını Sevmeli
İletişim fakültesinden mezun bir gazeteci olarak öncelikle bu işin eğitimini almış kişilerin sağlık muhabiri olmaları gerektiğini düşünüyorum.  İyi bir sağlık muhabiri olmak isteyenler uzmanlık alanlarını sevmeli, araştırmacı gazeteci yönlerini geliştirmeli, gündemi ve sağlıktaki gelişmeleri çok iyi takip etmeli. Bu amaçla hem interneti çok iyi kullanmalı, hem de basın toplantılarına, kongrelere katılmayı ihmal etmemeli. İyi bir gazeteci olmanın diğer şartı da; haber kaynaklarının zenginliğidir. Sağlık muhabiri tanıdığı hekimlerle yetinmemeli; sağlık rehberindeki uzmanların sayısını her geçen gün arttırmaya çalışmalıdır.

Sağlık Muhabiri Kalıcı Olabilmek için Etik Habercilik Anlayışıyla Hareket Etmelidir
Sağlık muhabiri kalıcı olabilmek için etik habercilik anlayışıyla hareket etmelidir.  Dikkat çekmek, gazetenin bir günlük satışını, televizyonun bir günlük reytingini arttırmak uğruna hastaları tedavilerini yarıda bırakmalarına neden olacak abartılı, gerçek dışı haberlere söyleşilere asla imza atmamalıdır. Yabancı dil bilmesi de sağlık muhabirinin uluslararası alanda farklı haberlere, söyleşilere, yazı dizilerine imza atmasını sağlayacak bir özelliktir.

Haber Kaynaklarınızın Tümüne Karşı Eşit Bir Mesafede Durmalısınız
Herkese karşı eşit mesafede durmak bir gazetecinin öncelikle dikkat etmesi gereken bir noktadır.  Hekimler, sağlık yöneticileri ya da sağlık PR’ı yapanlar arasında bazıları özel hayatınızda görüştüğünüz insanlar olabilir. Ancak sağlık haberciliği ve sağlık yayınlığı söz konusu olduğunda haber kaynaklarınızın tümüne karşı eşit bir mesafede durmalısınız.

Yedi-Sekiz Ay Sonra Aynı Bültenleri Medyaya Tekrar Servis Eden Sözde PR’cılar Var
Daha çok sayıda hastaya ulaşmak amacıyla özel sağlık kuruluşlarının birbirleriyle amansız rekabete girdiği, tanıtım, reklam ve pazarlama konularına önem verdiği günümüzde bu gelişmeye paralel olarak sağlık PR’ı yapan kişilerin, firmaların sayısı da arttı. Acaba bu kişilerin gerçekten kaçı haberin ne olduğunu, basın bülteninin nasıl yazıldığını biliyor? İki- üç paragraflık yazıları basın bülteni diye yollayan ya da yedi-sekiz ay sonra aynı bültenleri medyaya tekrar servis eden sözde PR’cılar var.  Öncelikle gazetelerde sağlık sayfası hazırlayan bir kişi; bülten gazeteciliği yapmamalı. İyi bir sağlık muhabiri kendi haberini kendi hazırlar. Ve her şeyden önemlisi bu tür yetersiz bilgi içeren, defalarca yollanan kopya bültenlere karşı uyanık olmalıdır. Bu tür bültenlerin yeri gazetelerin sayfaları değil, çöp kutularıdır.

Haberlerde En Eğitimsiz Kişilerin Bile Anlayabileceği Sade Bir Kullanılmalıdır
Sağlık okur yazarlığının son derece düşük olduğu ülkemizde haberlerde kullanılan dil son derece basit, anlaşılabilir ve tıbbi terimlerden uzak olmalıdır. Haberlerde en eğitimsiz kişilerin bile anlayabileceği sade bir kullanılmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir konu da, hastalıkların, tıpta uzmanlık dallarının isimleri konusunda farkındalık yaratılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu da en iyi şekilde hem tıbbi kelimeyi, hem de halk dilindeki ismini birlikte kullanılarak yapılabilir.



Eline Verilen Sipariş Soruları Okuyacak Hoş Bir Manken Bulup, Ekranlarda Bitkisel Ürün Pazarlaması Yapmak Sağlık Programcılığı Değildir
Günümüzde hemen her kanalda en azından bir sağlık programı yapılıyor. “Konuklar kimler olmalı?” sorusundan önce “Sağlık programlarını kimler yapmalıdır?” sorusunun cevabı aranmalı. Televizyon yöneticilerinin bu konuda sorumlulukları çok fazla. Ekranlarını hangi yapımcıya, hangi sunucuya teslim edeceklerinin hesabını çok iyi yapmalılar. İnsanların sağlığını, hatta hayatını ilgilendiren bir konuda yayın yapmak ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Eline verilen sipariş soruları okuyacak hoş bir manken bulup, ekranlarda bitkisel ürün pazarlaması yapmak sağlık programcılığı değildir. Bunlar gizli reklamdır. Bunlar toplum sağlığını tehdit eden yayınlardır. Ancak günümüzde bu tür yayınlar sağlık programı adı altında yayınlanıyor. Hastaların hem paraları hem de iyileşme umutları sömürülüyor.

‘Enerji Uzmanı’ ya da ‘Yaşam Koçu’ diye Tanıtanlara Yıllarını Tıbba Adayan Hekimlerden Daha Fazla Yer Verilmesini Toplum Sağlığı Açısından Son Derece Tehlikeli Buluyorum
Diyabet, kalp, hepatit, kanser ve cinsel sorunlar gibi yaygın hastalıklarda hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan bitkisel reçeteler sunanlara ve kendilerini ‘enerji uzmanı’ ya da ‘yaşam koçu’ diye tanıtanlara yıllarını tıbba adayan hekimlerden daha fazla yer verilmesini toplum sağlığı açısından son derece tehlikeli bulduğumu söylemeliyim. Ancak sağlık programı yapanların çoğunun gazeteciliği, sağlık haberciliğini bilmediği; tek amaçlarının sponsorluk gelirini televizyon kanalı ile paylaşmak olduğu günümüzde kaliteli yayıncılık sadece bir temenni olarak kalıyor.  Alanında uzman hekimlerle faydalı bilgilerin verildiği sağlık programlarının sayısı bu nedenle bir elin parmaklarını geçmiyor.

Televizyonda Sağlık Programı Yapmak Bir Meslektir
Bana göre bu alandaki bir diğer sorun da doktorların sunuculuğa soyunması…  Ancak burada bir noktanın altını öncelikle çizmek isterim ki; “Doktorlar televizyon programı yapmamalı” demiyorum.  Televizyonda sağlık programı yapmak bir meslektir. Emek ve zaman harcanması, kafa yorulması gereken ciddi bir iştir.  Aynı şekilde hekimlik de öyle... Benim söylemek istediğim eğer bir doktor, bir cerrah haftanın beş günü televizyonda program yapıyorsa; ya doktorluğu bırakıp televizyon programcılığını, sunuculuğunu tercih etmeli ya da tam zamanlı olarak tıp fakültesi diplomasının hakkını vermelidir. Sabah erken saatlerinde programını sunmak için stüdyoya koşan hekimler, ne zaman tıbbi kongrelere ve konferanslara katılıyorlar? Tıptaki gelişmeleri nasıl takip ediyorlar? Hastalarını ne zaman muayene ediyor, ameliyat yapıyorlar? Kanalda canlı yayında olduğu saatlerde ameliyat ettikleri hastada bir komplikasyon çıkarsa ne oluyor?  Kısa süre önce bir sağlık programında  gördüğümüz örnekteki gibi; doğum sancısı başlayan hastası canlı yayında kendisini telefonla arayınca sunuculuğu bırakıp hemen hastaneye mi koşuyorlar? Tabii,  belki de bu kurgu bir olayda olabilir. Ancak ister gerçek, ister düzmece bir olay olsun, her ikisi de tıp ve yayıncılık etiğiyle bağdaşmaz.

Televizyonda sağlık programı sunan bir doktorun ameliyat ettiği bir hasta olduğunuzu düşünün.  Ameliyattan sonra bir yakınmanız olduğunda karşınızda bir başka hekimi mi görmek istersiniz yoksa kendi doktorunuzu mu?  Hekiminizin programdan çıkıp hastaneye gelmenizi saatlerce beklerken neler hissedersiniz?

İnternette Sağlık;  En Problemli, En Yanlış Ve Tehlikeli Bilgilerin Yer Aldığı Bir Alan
Sosyal medya ve internet ortamında sağlık haberciliği Türkiye’de en istismar edilen alanlardan biri ne yazık ki… Bugün çoğu internet sitesi, “çal, kopyala, yapıştır” mantığıyla, bilgilerin doğruluğuna bile bakmaksızın sadece ziyaretçi sayısının artmasına kendini endeksleyerek yayın yapıyor. İnternette sağlık;  en problemli, en yanlış ve tehlikeli bilgilerin yer aldığı bir alan.

Web Siteleri Sahiplerini, Sorumlu Müdürlerini, Kısacası Künyelerini Açıklamalı
İnternette sağlık konusunda yasal düzenlemeye gereksinim var. Web siteleri sahiplerini, sorumlu müdürlerini, kısacası künyelerini açıklamalı. Bu zorunluluk olmalı. Kimin yaptığı belli olmayan sitelerde ölümlere yol açabilen bitkisel zayıflama ürünleri bile önerilebiliyor. 


Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi: İnternette Sağlıkla İlgili Arama Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bloglarda ise herkes kendi sağlık deneyimlerini, bilgilerini paylaşıyor. Hatta burada bazı ürünlerin, sağlık kuruluşlarının, hekimlerin gizli tanıtımı bile yapılabiliyor. Sanal dünyada, sağlık bilgilerinin güvenirliliği ve doğruluğunu sorgulamak hastalara ve hasta yakınlarına düşüyor. “Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi” isimli kitabımda hastaların, hasta yakınlarının internette sağlıkla ilgili arama yaparken dikkat etmesi gerekenlere özel bir bölüm ayırdım. Kitabımdan o bölümü paylaşarak sorunuzun yanıtını vermek isterim:
. Sanal dünyada bir uzman doktor ararken karşınıza çıkan web sitelerinin önce isimlerine ve içeriklerine bakın. Şifa sömürüsü yapan umut tacirleri yıllarını tıbba adayan hekimlerden önce davranıp google, yahoo gibi arama motorlarında ilk sayfada ve en üst sırada çıkma ihtimali olan web sitesi isimlerinin çoğunu almışlardır. Kanser, diyabet, hepatit gibi hastalıkların isimleriyle anılan web sitelerinin bazılarının sahibi bitkilerle sözde tedavi uygulayan kişilerdir. Bu nedenle web sitesinin ismine kanmayın. Kısa bir ziyaretle içeriğine göz atın. 
. Sahibi, editörü gibi bilgilerini saklı tutan, künyesi bulunmayan web sitelerinden kesinlikle uzak durun. 
. Kişisel web sitelerinde adının önünde “profesör” yazan kişilerin gerçekten tıp fakültesi mezunu olup olmadıklarını araştırın.  
. Kendiniz ya da bir rahatsızlığı olan hastanız için doktor arıyorsanız öncelikle sağlıkta uzmanlık derneklerinin web sitelerini kaynak alabilirsiniz. Çoğu uzmanlık derneğinin web sitesinde üye hekimlerin ve konuyla ilgili merkezlerin illere göre listeleri de yer almaktadır. Hatta hastalıklarla ilgili merak edilen soruların yanıtlarını da bu sitelerde bulmak mümkündür. 
Uzmanlık derneklerinin web siteleri derneğin isimleriyle anılır. Bu nedenle internetteki sağlıkla ilgili bilgi kirliliğinde hemen göze çarpar, hastalar için potansiyel bir tehlike oluşturan diğer portallardan kolaylıkla ayrılırlar. 
. Bulunduğunuz şehirdeki üniversite ve devlet hastanelerinin web sitelerinde de aradığınız uzmanlık dalında hekim bulunup bulunmadığı konusunda sörf yapabilirsiniz. 
. Özel hastanelerin web sitelerine de bakabilirsiniz. Günümüzde bilhassa büyük özel hastaneler, üniversite ya da devlet hastanelerinde çalışan deneyimli, uzman hekimleri kadrolarına kattılar. Çoğu özel hastanenin web sitesinde doktorların eğitimleri, uzmanlıkları, ve mesleki deneyimlerinden üye oldukları derneklere kadar ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.”
Kaynak: Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi, Sağlık Adası Yayınları, 2013




Akıllı Bir Hasta Medyadaki Sağlık Haberlerini Nasıl Takip Etmeli?
Hastaların, hasta yakınlarının sağlıkla ilgili bilgilere ulaşmak için başvurduğu,  doktor ve hastane ararken kullandığı en etkili kaynak yazılı ve görsel medya ile internettir.   Günümüzde sağlık sistemindeki rekabete dayalı ortam herkesin akıllı hasta olmasını gerektiriyor. Bu konu da zaten Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi kitabımın ana fikrini oluşturuyor. “Akıllı bir hasta medyadaki sağlık haberlerini nasıl takip etmeli?” sorusunun yanıtını yine kitabımda yer alan bir bölümle cevaplamak istiyorum.
. İzlediğiniz sağlık ya da kadın programlarındaki hekimlerin akademik kariyerlerini, bilimsel ve mesleki birikimlerini araştırın. Hangi sağlık kurumunda çalıştıklarını öğrenin.
. Televizyonlarda ya da gazetelerde sağlıklı yaşam için tavsiyelerde bulunan ve adının önünde profesör, doçent yazan her insanın doktor olmayabileceğini aklınızdan çıkartmayın. 
  . Bir doktorun neyi, nasıl söylediği de önemlidir.  Ekrandaki hekim hastalığa, risk faktörlerine, teşhis ve tedavi yöntemlerine odaklı mı konuşuyor yoksa sözlerinin arasında “ben”, “biz” kelimelerini sık sık geçirerek, kendisinin, merkezinin ya da hastanesinin gizli reklamını yapma kaygısında mı? 
. Selülitlere, aşırı kiloya, saç dökülmesine iyi geldiğini iddia ettikleri bitkisel ürünleri pazarlayanlardan ve ekranlarda semt adı vererek muayenehanesini taşıdığını söyleyecek kadar kendi reklamı peşindeki doktorlardan uzak durun.   
. “Türkiye’de ilk defa”,  “Mucize tedavi” gibi başlıklarla sunulan haberlere soru işaretleriyle yaklaşın. O yöntemin ne kadar zamandan beri, kaç kişi üzerinde uygulandığını ve ne gibi sonuçlar alındığını öğrenmeye çalışın.
. Yeni bir cerrahi teknik öneren doktorunuzun o alandaki deneyimi, bilgisi konusunda detaylı bir araştırma yapın.
. Sağlıkla ilgili konularda ekranlarda konuk edilen kişiler; aslında programın yayın politikasının da bir aynasıdır. Akıllı hasta olmak seyredeceği sağlık, kadın ya da sohbet programlarını, gazetedeki sağlıkla ilgili haberleri iyi analiz etmekten geçer.
Kaynak: Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi, Sağlık Adası Yayınları, 2013
Böylesine Etkili Olan Bir Alanda Sağlıkta Uzman Muhabirler Yetiştirilmediği ya da İstihdam Edilmediği gibi; Sağlık Editörleri Bulunmaması da Ciddi Bir Tezat Oluşturuyor
Basın özgürlüğü açısından doğru olan, her medya kuruluşunun sağlıkla ilgili haberlerin kontrolünü kendi yapmasıdır. Bir otokontrol sistemi olmalıdır. Bu da ancak uzman sağlık editörlerinin istihdam edilmesiyle olur. Gerek görsel, gerekse yazılı medya yöneticileri okur - izleyici sayılarını, reklam-sponsorluk gelirlerini arttırmada sağlıkla ilgili konuların ne kadar etkili olduğunun farkındalar. Bu yüzden de yazı dizileriyle, sağlık sayfalarıyla, sağlıkla ilgili haberler ve televizyon programlarıyla halkın konuya olan ilgisinden maksimum fayda sağlamayı hedefliyorlar. Böylesine etkili olan bir alanda sağlıkta uzman muhabirler yetiştirilmediği ya da istihdam edilmediği gibi; sağlık editörleri bulunmaması da ciddi bir tezat oluşturuyor.

Sağlıkla İlgili Yazıların İçeriğini, Doğruluğunu Kontrol Edecek Bir Sağlık Editörüne Her Medya Kuruluşunda Fazlasıyla İhtiyaç Var
Gazetelerin künyesine bakın. Magazin müdürü, kültür sanat editörü gibi sorumluların künyede isimlerinin yer almasına karşın, sağlıkla ilgili yazıların doğruluğunu kontrol edecek uzman bir gazeteci bulunmadığını göreceksiniz. Oysa,  dış haberlerden yurt haberler servislerine kadar çeşitli birimlerden gelen sağlıkla ilgili yazıların içeriğini, doğruluğunu kontrol edecek bir sağlık editörüne her medya kuruluşunda fazlasıyla ihtiyaç var.

Hastadan Onay Alınmayan Görseller Asla Yayınlanmamalıdır
Sağlık haberlerinde kullanılan fotoğraflarda öncelikle hastaların, yaralıların özel hayatlarına, mahremiyetlerine saygı gösterilmelidir. Estetik uygulamalarla ilgili söyleşilerde de hastaların kimliklerin deşifre edecek görseller kullanılmamalıdır. Hastaların çoğu sadece bilimsel toplantılarda fotoğraflarının kullanılmasına izin veriyor.  Bazı doktorlar bu konuda yeterince bilgi sahibi olmayabiliyor. Söyleşi yapılan hekim vaka fotoğrafları verse bile, fotoğrafın medya kuruluşunda yayını için hastadan onay alınmayan görseller asla yayınlanmamalıdır. Hem hasta haklarını hiçe sayan, hem de hukuksal bir süreç söz konusu olduğunda medya kuruluşuna ciddi cezalar getirebilecek bu tür duruma karşı sağlıkta uzman gazeteciler çok dikkatli olmalıdır.



Bir Ameliyat Tekniğiyle İlgili Haberde Animasyonlar, Şemalar ya da Maketlerle Yapılan Anlatımlar Çok Daha Etkili Olabiliyor
Okurlarda ya da izleyicilerde korku, endişe yaratacak kanlı görüntülerin kullanımından da kaçınılmalıdır. Çoğu hekim, kongrelerde kendi meslektaşları arasında paylaştıkları görüntülerin halka yönelik söyleşiler için de uygun olduğunu düşünüyor. Oysa, bir cerrahi yöntemin tüm detaylarını içeren görseller okur ve izleyiciler tarafından çok itici bulunabiliyor. Bu yüzden bir ameliyat tekniğiyle ilgili haber söz konusu ise, animasyonlar, şemalar ya da maketlerle yapılan anlatımlar çok daha etkili olabiliyor. 

Kullanılan Görsellerde Arka Fonda Firma Logosu ya da İsminin Yer Alıp Almadığı Kontrol Edilmeli
Kullanılan görsellerde arka fonda özel hastanenin, merkezin, kliniğin, ilaç ya da tıbbi cihaz firmasının logosunun ya da isminin yer alıp almadığının kontrol edilmesi de gerekir. Gizli reklam niteliği taşıyan bu tür unsurlara karşı hem televizyonlarda, hem de gazete ve dergilerde görsel malzeme seçerken azami bir dikkat gösterilmelidir.

Haber Kaynaklarının Gizliliği de Bir Gazetecinin En Temel Haklarından Biridir
Haberin içinde verilen bilginin kime ait olduğunun belirtilmesi gerekir. Ancak bazı özel durumlarda haber kaynağının kimliğinin açıklanması çeşitli sorunları da beraberinde getirebilir. Örneğin yaptığı açıklamalar o kişinin iş güvencesini tehlikeye sokabilir. Böyle bir durumda gazeteciye düşen sorumluluk aldığı bilginin doğruluğunu araştırdıktan sonra kaynak belirtmeden haberini yayınlamaktadır. Çünkü haber kaynaklarının gizliliği de bir gazetecinin en temel haklarından biridir.

Haberin İkinci Kez Kullanıldığı Mecra Mutlaka Kaynak Gösterilmelidir
Gelelim, bir başka medya organında yayınlanan haberlerin kullanılmasına… Haberin ikinci kez kullanıldığı mecra ister görsel medya, ister yazılı medya olsun, mutlaka kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde bunun adı emek hırsızlığıdır. Bir başka gazetecinin emeği, çabası, özel haberi, röportajı üzerinden yapılan yayınlar medya ve yayıncılık etiğiyle bağdaşmaz.”



Esra Kazancıbaşı Öztekin kimdir?
Eğitim
İ.Ü İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu. Londra’da City Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde eğitim gördü. Mezuniyetle ilgili araştırma haberini “İngiliz sağlık sistemi ve yaşanan sorunlar”  üzerine yaptı. 

Televizyon Çalışmaları
A Haber’in sağlık programı Esra Kazancıbaşı ile Medikal’i kanalın açıldığı tarihten bu yana hazırlayıp sunuyor. HaberTürk Televizyonu’nda 2002-2010 yılları arasında Medikal isimli sağlık programını hazırlayıp sundu.  Mart 2010 ile Mayıs 2010 arasında HaberTürk ekranlarında bir başka sağlık programına daha imza attı: Sağlık Masası 
TRT1, Show TV, BRT, Kanal 6’da ve HBB televizyonlarında sağlıkla ilgili konularda program yapımcısı, sunucu ya da sağlık editörü olarak görev aldı.

Yazılı Basın
Gazetecilik mesleğine başladığı Tercüman Gazetesi’nde dokuz yıl sağlık muhabiri olarak çalıştı ve sağlık köşesini yönetti.  Kadınca Dergisi’nin beş yıl genel yayın yönetmenliğini yaptı. Türkiye’de ilk defa bir kadın dergisinde spor sayfasını açan isim oldu. Woman ile sağlıklı beslenme ve diyet dergisi Light'ın yayın hayatına geçmesini sağladı. HaberTürk Gazetesi’nde, HaberTürk internet sitesinde, Yarın ve Tercüman gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 

İnternette Sağlık
Aynı zamanda www.sagligimicinhersey.com  ile erkek sağlığı sitesi www.sagliklierkek.com ’un Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyor.

Sağlık Yayıncılığı 
Halka yönelik sağlık kitapları ve sağlık dergileri çıkartmak amacıyla 2011 yılında Sağlık Adası Yayınları’nı kurdu. www.sagligimicinhersey.com  sitesi ile aynı adı taşıyan sağlık kitapları serisini hayata geçirdi. Serinin bugüne kadar dört kitabı piyasaya çıktı; Sorular ve Yanıtlarla Hepatitler, Sorular ve Yanıtlarla Göz Hastalıkları, Sorular ve Yanıtlarla Diyabet, Sorular ve Yanıtlarla Romatoid Artrit.  
İyi doktora, doğru tedaviye ve mükemmel sağlığa ulaşılmasında yol göstermeyi hedefleyen “Akıllı Hastanın Sağlık Rehberi” isimli kitabı bu yıl okurlarla buluştu.

Sağlık İletişimi
Beykent Üniversitesi’nin Hastane Yöneticiliği programında “sağlık iletişimi” konulu dersin eğitmenliğini yaptı. Çeşitli hastanelerde doktorlara, hemşirelere “sağlık iletişimi, sağlıkta kriz dönemlerinde medya ilişkileri” konulu eğitim verdi. 

Ödüller
“Sağlık mı dediniz!” başlıklı araştırmasıyla 1987 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Ödülleri’nde araştırma dalında alında mansiyona layık görüldü. 
Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası gibi sağlık meslek kuruluşlarının sağlıkta yılın en iyi haber ve araştırma ödüllerinin pek çok defa sahibi oldu. 
HaberTürk’te yayınlanan Medikal isimli programda, halk sağlığına yaptığı katkılardan dolayı Hastane Dergisi’nin 2004 yılında sağlıkta basın ödülünün sahibi oldu. Medikal, İstanbul Tabip Odası tarafından 2009 yılında “Yılın En İyi Sağlık Programı” seçildi. Programlarda ruh sağlığıyla ilgili konulara yer vererek halkın bu konuda bilgilendirilmesine katkıda bulunduğu için Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından 2010 yılında televizyon dalında verilen ödülün sahibi oldu.  Yeditepe Üniversite Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin oylarıyla ağız ve diş sağlığına katkılarından dolayı Medikal’e 2012 yılının en iyi televizyon programı ödülü verildi.

Mesleki Üyelikleri
Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği’nin (ESAM)  kurucuları arasında yer alıyor. Derneğin dört dönem genel sekreterliğini yürüttü. Şu an dernek üyesi değil. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...