13 Ekim 2013 Pazar

"MEME KANSERİNDE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ UYGULANMALI"

Med-Index ve Senatürk işbirliği ile internet üzerinden canlı yayın ile gerçekleştirilen toplantıda Yeni “Prognostik ve Prediktif Faktörler: Moleküler ve genetik profillemeye göre uygulanan cerrahi değişmeli mi?” başlıklı konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Cerrahisi Ünitesi ve SENATURK Meme Cerrahisi ve Eğitim Araştırma / Program Geliştirme Departmanları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Aydoğan, “Her kişiye tek beden gömlek uymaz prensibiyle moleküler ve genetik özelliklere göre tedavi seçimi yapılıyor” dedi.

Med-Index ilk toplantısında alanında önde gelen kurumlardan olan SENATURK ile işbirliği yaparak, meme kanseri konusunu ele alındı. Toplantıda meme kanserinde tedavi seçenekleri üzerine multidisiliner şekilde ele alındı. Meme kanseri ile ilgilenen hekimlerin de çok disiplinli ve birbiri ile yakın iletişimde çalışması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Fatih Aydoğan, “İnsan genom projesinin yapılması ve genetik bilimindeki ilerlemeler tanı ve tedavide kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının gelişmesine imkan sağladı. Yeni nesil dizileme teknikleri ile çok sayıda hastayı aynı anda istenen bütün genler açısından taramamız mümkün hale geldi” diye konuştu. 

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Cerrahisi Ünitesi ve SENATURK Meme Cerrahisi ve Eğitim Araştırma / Program Geliştirme Departmanları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Aydoğan, Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Yeni Prognostik ve Prediktif Faktörler: Moleküler ve genetik profillemeye göre uygulanan cerrahi değişmeli mi? 
Aynı evredeki meme kanseri hastalarına benzer tedaviler verilse de hastaların seyirleri farklı olabiliyor. Hatta evre I’deki bir hastalık bazen evre 3 veya 4’teki hastadan kötü seyredebiliyor. Yapılan bilimsel araştırmalar ve uygulamalar sonucunda bu farklılıkların bir kısmının tümörün moleküler ve genetik özelliklerinden kaynaklandığı görüldü. Günümüzdeki kanser tedavileri de moleküler ve genetik özelliklere göre planlanmaya başlandı. 

Bu alandaki yenilikler nelerdir?
İnsan genom projesinin yapılması ve genetik bilimindeki ilerlemeler tanı ve tedavide kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının gelişmesine imkan sağladı. Yeni nesil dizileme teknikleri ile çok sayıda hastayı aynı anda istenen bütün genler açısından taramamız mümkün hale geldi. Hastanın genetik yapısı ve tümörün moleküler özelliklerine göre tedavi planlanmaya başlandı. Gereksiz tedaviler ve tedaviye bağlı yan etkiler azalmaya başladı. 

Bu alanda çalışanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Kişiye özel tedaviye geçmek için öncelikle hekimlerin hastalığa ya da organa özel çalışması gerekiyor. Örneğin genel cerrahi ile uğraşan hekimler meme, karaciğer, mide , yemek borusu, safra kesesi, pankreas gibi 10’dan fazla organ ve bölgenin hastalıkları ile uğraşıyor. Bir genel cerrahın bütün organ ve sistemlerle ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olması çok kolay değil. Yine tıbbi onkoloji bölümü 20’den fazla kanser tedavisi yapabiliyor. Hekimlerin belli bir konuda bilgi ve deneyimini artırması, gerekirse üst ihtisas yapması önerilebilir. 
Meme kanseri ile ilgilenen hekimlerin de çok disiplinli ve birbiri ile yakın iletişimde çalışması gerekir.

Yurt dışında durum nedir? Türkiye ile yurt dışı arasında farklılık var mı?
Yurtdışında kişiye özel tedavi merkezleri açılmaya başlandı. Örneğin MD Anderson Kanser Merkezi Kişiselleştirilmiş Kanser Enstitüsü kurdu. Moleküler ve genetik özellikler için yapılan tetkikler rutin bir şekilde yapılıyor. Türkiye’de bazı merkezler modern uygulamaları yakın takip etse de moleküler ve genetik özelliklere göre tedavi yeterince yapılmayabiliyor.

Geçmiş ile günümüz arasındaki farklılıklar nelerdir?
Önceki yıllarda her hastaya bütün tedaviler yapılırken günümüzde bazı tedaviler bazı hastalara yapılmaya başlandı. Her kişiye tek beden gömlek uymaz prensibiyle moleküler ve genetik özelliklere göre tedavi seçimi yapılıyor. Örneğin koltuk altına metastaz yapmamış meme kanserleri için tümörün genetik özelliklerine göre hastalık tekrar riski skorlaması yapılıyor. Belli bir risk değerinin üstündeki hastalara kemoterapi verilirken riski düşük olan hastalara kemoterapi verilmeyebiliyor.

http://mdndxtoplantilari.com/main 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...