20 Eylül 2011 Salı

MECLİSİN SAĞLIK ELÇİLERİ: NECDET ÜNÜVAR

Performans sistemi ile çalışan ve çalışmayanların arasındaki maaş adaletsizliğinin ortadan kaldırdığını belirten AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, mecburi hizmetten, aile hekimliğine, sosyal medyada sık sık yer alan kan bağışı iletilerinden Adana’da yapılacak hastanelere kadar birçok konuyu Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e değerlendirdi.

Hekimlerin çok tartıştığı konular arasında yer alan mecburi hizmetin ne zaman kalkacağı, performans sisteminde değişiklik olup olmayacağı, TUS’ta neden kontenjanların azaldığı, hastanelerin yeni yönetim şekilleri ve Adana’da yapılacak sağlık yatırımları hakkında merak edilenleri AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Sağlık Dergisi'ne cevapladı. 58,59,60 ve 61. hükümetlerde sağlığın öneminin çok daha net olarak ortaya konduğunu ve bunun vatandaşlar tarafından hissedildiğini dile getiren Prof. Dr. Ünüvar şunları söyledi: “Sayın başbakanımız sağlığa çok önem veriyor, vatandaşa çok önem veriyor. Vatandaşa önem verdiği içinde sağlık her zaman birinci gündem maddesini oluşturuyor. Sağlık eskiden daha çok skandallarıyla, acildeki sıkıntılarıyla, ambulansların gelmemesi veya erişememesi ile gündeme gelirdi. İlaca ulaşamayan, ameliyatını yaptıramayan, parası olmadığı için hastane kapılarından dönen hastaların rehin bırakılması ve hatta ölmüş yakınlarını rehin bırakma ile anılan bir alandı. Ak parti döneminde de sağlık çok konuşuluyor ama bunlardan ziyade yeniliklerle anılıyor. Aile hekimliği, hastanelerde sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması, sağlık personelinin vatandaşa çok iyi davranması ve hastaların gerektiği zaman hava ambulansı gerektiği zaman uçak ambulansı bir yerden bir yere taşınabilmesi hatta bazen yurt dışından vatandaşların yurt içine o uçaklarla taşınabilmesiyle anılan sektör oldu. Sağlıkta attığınız her adım hemen karşılığını buluyor. 74 milyon insanı çok kolayca etkileyebiliyor. Dolayısıyla sağlık AK Parti dönemlerinde hep gündem oldu, gözde oldu.

Atama Nakil Yönetmeliği Kuralsızlığa Kural Getirdi
2002-2007 yıllarında üst düzey bürokrat olarak çalıştım. Bu çorbada tuzumun olmasından büyük mutluluk duyuyorum. Çok sıkıntılı günler geçirdik. İlk günler özellikle, bir kural koyuyorsunuz, o kurala anında olumlu ya da olumsuz tepkilerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Mesela Atama Nakil Yönetmeliğini 2003 yılında ilk yayınladığımız zaman, bazı milletvekili arkadaşlarımız bile buna tepkide bulundu. Özellikle sağlık personelinin nakliyle ilgili daha önce hiç kural yokken, sadece bakanın veya müsteşarın bir tek telefonuyla, talimatıyla olup biten iş kurala bağlandı. Hizmet puanı denildi, iller kategorize edildi. Yoğunluk durumuna göre birden 6’ya kadar da yoğunluğunu kategorize edildi ve yer değiştirmeleri ilk atamaları ve sonrasındaki başka yerlere geçişi kurala bağladınız. Bu kuraldan kendi şahsım adına zaman zaman mağduriyet hissettiğimi hatırlıyorum.




“Sen nasıl müsteşarsın, bir tane tayini bile yapamıyor musun?”
5 yıl müsteşarlık yaptım, annem benden 3 tane talepte bulundu. Hizmet puanı ve atama nakil yönetmeliğine göre yapılması gereken işlerdi. Üçünü de yapamadım, sonunda annem dedi ki “sen nasıl müsteşarsın, bir tane tayini bile yapamıyor musun?”, “Evet, bir tane tayini bile yapamıyorum” dedim. Zaten bir kural kurumun başındaki bürokratın hatta, bakanın dahi kuralı bozmamasıyla işliyor.

Çalışanda Çalışmayanda Aynı Döner Sermaye Alıyordu!
2002 yılının Kasım ayına kadar üniversitede Endokrinoloji alanında öğretim görevli ve ana bilim dalı başkanıydım. Ve o zaman bizim hep eleştirdiğimiz bir şey vardı. Çalışanda çalışmayanda aynı döner sermaye alıyor. Ben sabah 8’de hastaneye gider akşam 19’a kadar da çalışırdım. Başka bir hoca 14:30’da çıkardı. Endokrin kliniğini yeni kurduğumuz zaman asistanlarım hatırlayacaktır. Haftanın 3 günü poliklinik koymuştum. Öğle arasında 12 ile 13:30 arasında yemek tatilinde, ben o saatlerde hasta bakardım. Yanımda gönüllü asistan çalışırdı. Bende aynı döner sermaye alırdım, saat 10’da gelip saat 14’te giden vizit yapmayan, polikliniğe adımını bile atmayan arkadaşlar da aynı döner sermaye alırdı. Şimdi bu hakkaniyet midir? Değildir.


Hekimin Performansını Göz Kararıyla ve Subjektif Unsurlara göre mi Yapacaksınız?
Sağlıkta yaptığımız en önemli değişimlerden biri de daha çok çalışan daha çok üreten arkadaşlarımızın daha fazla gelir elde etmesini ilişkilendirmek oldu. Hani bazen şunu da söylüyorum. “Hekimlik parayla mı ölçülür?”Parayla ölçülmez yani bir kişinin bir tane ızdırabını dindirmenin hiçbir parasal karşılığı yoktur. Sadece göz kararıyla veya bu çok bu az çalışıyor gibi bir takım subjektif unsurlara göre mi yapacaksınız? Yoksa insanların ürettiği baktığı hasta, yaptığı ameliyat, ürettiği hizmet ve verdiği eğitimle bütün bunları ilişkilendirmeniz gerekiyor. Bunların detaylarını tartışabiliriz, bir takım eksiklikler olabilir.

Eksikler Her 6 Ayda Bir Gözden Geçiriliyor
Performans sisteminin pilot uygulamasını Bolu ve Afyon olmak üzere sonra da 10 ilde başladı. Şimdi bütün Türkiye dahil hale geldi. 6 ayda bir değişiklikler oldu. Muhalefet milletvekilleri şöyle eleştiride bulundu, “Bu yap boz tahtası mı her 6 ayda bir değiştiriyorsunuz?” Hayat dinamik siz uygulamayı getirdiğiniz zaman bu uygulamanın yansımalarına bakmanız gerekiyor. Yansımaların da sahada bir mevzuat metni yapıyorsunuz ama sahadaki uygulamalarınız çok farklı olabiliyor. Bir takım şeyleri eksik görmüş olabiliyorsunuz, bir takım şeyleri objeleri fazla görmüş olabiliyorsunuz. Eksikler her 6 ayda bir gözden geçiriliyor. Döner sermaye ve performans sistemi ciddi aşamalardan geçti. Birçok değişiklikler oldu, hala değişmesi gereken şeyler var.

Sağlıkta Rakamları Takip Edin
Türkiye’nin her yerine gittiğim zaman da hekimlerle bir araya geliyorum. Öğrencilerle iki defa toplantı yaptım, “sağlık politikası için ne düşünüyorsunuz, nasıl bir gelecek umuyorsunuz?” diye. Önerilerin yanında, birisi “sağlıkta her şey kötüye gidiyor” dedi. “Rakamları takip etmelisin” dedim. 2002-2010 yıllarındaki istatistikleri verdiğimde, aşı oranı mı kötü gidiyor? Bebek ölüm oranı mı? Anne ölüm oranı mı? İnsanların sağlığa erişimi mi? ilaçlara erişimi mi? bunların hangisi kötüye gidiyor? dediğimde, düşüncesi değişti.

Sorunları Yazarak Yetkiliye İletin
Biz çok fazla yazıp geriye dönüşümleri yapmıyoruz. 10 kişinin 8’i sonuçları yazarak bakmıyor. Sadece serzenişte bulunarak şikayette bulunuyor. Yazarak durum incelenmiyor. Muhataba iletmek gerekiyor. Eksik kalan konular ve sağlık çalışanlarının özlük hakları önümüzdeki dönem gündeme gelecek.

24 Yeni Meslek Grubu Oluşturuldu
Hekimlerimizin, hemşirelerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın haklarını koruyacağız. 24 yeni meslek grubu oluşturuldu. Hepsinin mutlu olacağı düzenlemeler getiriliyor.


TUS’ta Kadrolar Neden Azalıyor?
Türkiye’de hekim dağılımına baktığınız zaman iki önemli problem göreceksiniz, birisi bölgesel dağılım Türkiye’nin doğu ve güney doğu bölgesi ile batı bölgeleri arasında ciddi fark var. Dengesizlik söz konusu, mecburi hizmet bunun için var. Zorunlu hizmet hekim olarak sorduğunuzda “iyi bir şey değil” diyebilirsiniz. Ama işin başına geçtiğiniz zaman ve sizden hekim bekleyen yöreleri gördüğünüz zaman, zorunlu hizmet “zorunlu” diyorsunuz. Diğer önemli bir husus da uzman ve pratisyen hekim dağılımı, Türkiye’de baktığınız zaman yarıya yakın bir oran olduğunu görürsünüz. Batı ülkelerinde böyle değil. Batı ülkelerinde uzman hekimler pratisyen hekimlerin 4’te 1 oranında Türkiye’de ciddi uzmanlaşma olmuş. İnsanlara pratisyen hekimlik cazip gelmediği için hocalar aile hekimlerinin kendilerinden fazla almasını eleştirse de biz aile hekimliğini, birinci basamağı cazip hale getirmek durumundayız. Birinci basamakta insanlar ile birebir muhatap olunacak daha sonra uzmanlık alanına göre bir dağılım yapılacak. Batı ile doğu arasında bir fark var. Bazı uzmanlık alanlarında hekim sayısının ülke ihtiyaçlarının üzerinde olduğunu görürsünüz. Ankara, İstanbul ve İzmir’e baktığınızda bazı meslek gruplarının özellikle bazı cerrahi branşlarda 5-10 yıl uzman sayısı ihtiyacının çok üzerinde rakamlara ulaşılmış. Şu anda asistan sayılarının az olmasının nedeni pratisyen ve uzman hekim sayısının dengesizliği.


Acil Tıp Uzmanı, Aile Hekimi ve Halk Sağlığı Uzmanlarının Sayısı Artacak
Sağlık ocaklarında hekim sayısı ciddi anlamda azaldı. 2,5 yıldır mevcut “pratisyen hekim havuzu” dengelenir diye sabit bırakıp, mezun olan herkesi ihtisasa göndermeye çalışıldı. Fakat son yıllarda tıp fakültelerinin ve eğitim hastanelerinin sayılarının artışı nedeniyle ihtisasa girilecek kurum çeşidi arttı. Dolayısıyla kurum başına düşen asistan sayısı azaldı. Bazı birimlerde ihtiyacın üzerinde asistan vardı. Onlar için problem olmasa da gerçekte birçok klinik için problem var. Bu durumda pratisyen hekim havuzundan daha fazla azaltılamaz. Her mezun ihtisasa gönderilecek. 4. Yılda tıp fakültesine öğrenci sayısının artışı yani 2 sene sonra tıp fakültesinden 4 bin 500 kişi değil 6 bin kişi mezun olacak. 3 sene sonra 7 bin kişi, 4 sene sonra 7 bin 500, 5 sene sonra 8 bin yani 6 sene sonra 10 bin kişi mezun olacak. Asistan sayısı o yıllar itibariyle daha yüksek tutabilir. Burada da dengeyi sağlarken ciddi anlamda acil tıp uzmanına ihtiyaç var, acil tıp uzmanlığına daha çok asistan alınıyor. Aile hekimliği uzmanlığına daha çok asistan ihtiyacı var. Halk sağlığı uzmanı sadece üniversitelerde var, onları desteklemeye çalışılıyor. Geri planda kalan birimlerin branşlarını da destekliyor. Asistan hekimlerin yüzde 65’ini üniversiteye ihtisas ediyor, yüzde 35’i Sağlık Bakanlığına bağlı çalışıyor. Yüzde 5’ini de yine üniversitelere Bakanlık kontenjanından verilebiliyor. Halk sağlığı, çocuk psikiyatrisi ve bazı yan dallarda bu uygulanıyor.

Tıbbi Sekreterler Asistanların Yüklerini Azaltacak
Asistanların üzerindeki yükün nasıl azaltılacağını, daha çok kendiişlerini yapmaları için çalışmalar yapılıyor. Tıbbi sekreter alınıyor. Bunların sayısını arttırıp klinikler asistanların üzerindeki yükleri de azaltmayı hedefliyor. Vatandaşın mutluluğunu sağlamak durumundayız, vatandaşa hizmet eden sağlık çalışanlarının mutluluğunu sağlamak zorundayız. İki kişinin çalıştığı yerde 10 kişi çalışırsanız orada 10 kişinin de mutsuz olması anlamına gelir.

Bir Kişi Kan Bağışını Kızılay Yerine Twitter’a Yazıyorsa Onda Başka Bir Şey Ararım!
Kan bağışı sorunu geçmiş ile karşılaştırıldığında bir hayli yol kat ettik. Kızılay ile Sağlık Bakanlığı arasında “kan hizmetleri” açısından ciddi bir çalışma yapıldı. Artık Kızılay’ın her hangi bir şubesine insanlar müracaat ettiği zaman kanı rahatlıkla temin ediyor. Bir takım nadir rastlanan alt grup uyuşmazlığı olanlarla ilgili belki sıkıntı olabilir. Mesela sosyal medyada özellikle Twitter’da, lütfen iletin denildiğinde herkese yayılıyor İsminiz daha çok duyulmuş oluyor. Onların böyle bir amaca yönelik olduğunu da düşünüyorum. Her hangi bir Kızılay şubesine müracaat ettiğiniz zaman kan en kısa sürede temin ediliyor. Geçen gün “200 ünite kana ihtiyaç var” deniliyordu. Bir kişiye 200 ünite kana ihtiyaç olması şaşırtıcı! Masumane düşünüldüğünde kan bağışını teşvik edebilir ama öte yandan da bir ciddi soru işaretini de beraberinde getirebilir. Bir kişi kan bağışını Kızılay yerine twitter’a yazıyorsa onda başka bir şey ararım.

Bebek Ölüm Oranı Binde 10’un Altına İnmesi Hedefleniyor
Obezite ile mücadele tüm dünyanın sorunu. Diyabet ile obezite birbiriyle ilişkilidir. Obezite artıkça diyabet riski artar. Giderek konforlu bir yaşam sürmek, daha çok gıda almak, daha az hareket etmek, daha konforlu bir yaşam, neredeyse adım atmak yerine araca bineceğiz. Apartmana girdiğimiz zaman hemen asansör nerede diye arıyoruz. Sofrada sürekli tüketmeye çalışıyoruz. Açık büfe gibi beslenme tarzı obezite ve diyabeti ciddi ölçüde teşvik eden unsurlar. Tüketirken veya o konforu kullanırken hoşumuza gidiyor. Ama onun bedeli bizim için çok ağır oluyor. Önümüzdeki dönem yine obezite ve diyabet olacak ayrıca bebek ölüm oranı şu anda binde 13 civarında binde 10’un altına inmesiyle ilgili Sağlık Bakanlığının hedefleri var.

“Doktor” Sadece “Tıbbi Direktör” Olacak
Önümüzdeki dönem hastanecilik açısından son derece önemli gelişmeler olacak. Hastane fiziki koşulları ve yönetim modelleri farklı olacak. “Kamu Hastane Birlikleri” adı altında geçen dönemde Plan Bütçe Komisyonunda kanun teklifi vardı. Önümüzdeki dönem hastanelerde böyle yeni yönetim olacak. Pilot olarak başlanacak. Yönetim modelinde, doktorların yönetimi hakkındaki serzenişleri gidermeye yönelik değişiklik olacak. Doktor sadece “tıbbi direktör” olacak. Hastanelerin yönetimi çağın gereklerine uygun olacak. Tıbbi, idari ve mali hizmetleri birbirinden ayrılıyor

Yüksek Sağlık Şurasının Yapısı Değiştiriliyor
Yüksek Sağlık Şurasının yapısı değiştiriliyor. 11 üyeden oluşan ve başkanlığını Bakan adına Müsteşarın yaptığı kurul, bilirkişi olarak çalışıyor. Sağlıkla ilgili birisine enjeksiyon yapılmış, o kişi sakat kalmış. “O enjeksiyondan mı yoksa başka bir etkenden mi” diye mahkemeler dosyayı iki kuruma gönderir. Biri adli tıp diğeri Yüksek Sağlık Şurasıdır. Yüksek Sağlık Şurasına bilirkişi vasfının yanı sıra bir de vatandaş ve sağlık çalışanı arasındaki tıbbi hatalar boyutunda olan konuları “uzlaşma” ile ilgili bir yetki verileceği anlaşılır.


Adana’ya Dev Hastaneler
Adana’da yeni hastaneler açılacak, özel sektörün yatırımları da var. Bin 400 yataklı devasa şehir hastanesinin ihale süreci devam ediyor. 4-5 aya kadar ihale tamamlanacak. 3 yıla kadar bitmesi bekleniyor. 600 yataklı TOKİ tarafından yaptırılan hastane, hizmete girdi. Ufak tefek acille ilgili problemlerde çözüldüğünde Adana Numune Hastanesini taşımış olacağız. Daha sonra Numune Hastanesi taşınınca yerine Adana Devlet Hastanesini taşıyacağız. Adana Devlet Hastanesinin yerine de 300 yataklı yeni bir hastane yapacağız.

İlçelere Entegre Hastaneler Yapılıyor
Adana’da çok sayıda küçük ilçelerimiz var, nüfus az, hastane yapsan hekim ve hasta sirkülasyonu zor. Bu nedenle küçük entegre devlet hastaneleri yapılıyor. Mesela 4 bin civarında nüfuslu Feke ilçemize 25 yataklı hastane, 3 bin 500 nüfuslu Saimbeyli’ye 25 yataklı hastane, 4 bin nüfuzlu Aladağ’a 25 yataklı hastane yapıyoruz. Kozan’a 200 yataklı ve Ceyhan’a 250 yataklı hastane yapacağız. Karataş’a 75 yataklı hastanemiz vardı. Geçen yıl hizmete girdi. Onun kapasitesini geliştireceğiz.

Tufanbeyli’de Diyaliz Hizmeti Başlattık
Tufanbeyli’de 50 yataklı bir hastanemiz var. 2007 yılında aday olarak ziyaretim sırasında benden 1 tane olan uzman sayısını 4’e çıkartmamı istediler. 2011 yılında seçim öncesi gittiğimde 8 uzman doktor vardı. Fizik tedavi yapılıyordu.. 50 yataklı, fizik tedavinin de yapıldığı fevkalade bir hastane olmuş. Ayrıca diyaliz ünitesini de oluşturduk. Şimdi Kayseri’den hastalar diyalize geliyor.



“Türkiye’de İlk Defa İlde Kurulan Sağlık Turizm Derneğiyiz”
Adana’da 2 yıl kadar önce sağlık turizmini canlandırmak için çalışmalar başlattık. Adana bölgenin çok önemli şehri. Ortadoğu içinde önemli bir konumda bulunuyor. Sağlık tesislerimizi yurt dışındaki insanlarında kullanmasına açmalıyız. Ülkemizin tanıtımı olur hem de döviz kazanırız. Türkiye’de ilk defa “il sağlık turizm derneğini” kurduk. Adana Sağlık Turizmi Derneği, 2010 yılında bin 35 kişiye sağlık hizmeti verdi. Sağlık turizmi ile sağlık kapasitenizi genişletiyorsunuz. Sağlık kapasitenizi yurt içi ve yurt dışından insanlara sunmuş oluyorsunuz. Ülkenizin tanıtımını yapmış oluyorsunuz.”

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...