18 Haziran 2008 Çarşamba

RİSKSİZ DOĞUM

Jinekoloji de doktor tecrübesi çok önemli yer tutuyor. Kadın doğum uzmanlarının hamile kadınların kontrolünde radyologlarla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Anne karnındaki bebeğin genetik rahatsızlıklarının tamamının teşhisinin mevcut şartlarda mümkün olmadığını belirten Doç. Dr. Sema Zergeroğlu, jinekolojideki son gelişmeler ve suda doğumun avantajları hakkında Sağlık Dergisine konuştu.

Kadın hastalıkları ve doğum alanında Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi başarılı çalışmalara imza atıyor. Her yıl düzenlenen Zekai Tahir Burak Geleneksel Eğitim Günlerinin bu yıl 8. gerçekleştirildi. Yenilikler ve yapılan çalışmaların tartışıldığı günler yoğun ilgi ve katılımla gerçekleştirildi. Jinekoloji alanında doktor tecrübesinin çok önemli yer tuttuğunu ifade eden Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Sema Zergeroğlu, branşında yıllarını vererek, tüm gelişmeleri takip eden doktorların başarı oranının çok yüksek olduğunu belirtti. Kadın doğumcuların hastalarını takip ederken ultrason işlemlerinde radyologlarla ortak hareket etmeleri gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Zergeroğlu, özellikle birinci basamak ultrasonları kadın doğumcuların, ikinci basamak ultrasonları da teyit için radyologların hamileliğin 18. haftasından sonra yapması gerektiğinin üzerinde durdu. Doç. Dr. Zergeroğlu, radyologlar ultrasonu yaptıktan sonra kadın doğum doktorunu doğru yönlendirmesinin gebeliğin ilerleyen aylarında yardımcı olacağını dile getirdi. Multi disipliner bir yaklaşım sergilenerek hastaya yardımcı olunmasının tedavide şart olduğunu söyleyen Doç. Dr. Zergeroğlu, “Kadın doğum uzmanları kendilerine aşırı güvenmemeliler riski tek başına yüklenmek sakıncalar yaratabilir diğer branşlarla işbirliği içinde olmalılar. Yanlış teşhis konulduğunda maalesef bunu kontrol eden denetim mekanizmasının sonradan devreye girmesi daha kötü sonuçlar doğuruyor. Muayenehanelerde tek başına çalışan hekimlerin literatür takibi, bilimsel gelişmeleri takip etmesi ve hastasını doğru yönlendirmesinin denetimi yapılmalıdır” değerlendirmesini yaptı. Hekimlerin muayenehane hizmeti ile amaçlarının hastaya yardımcı olmak mı yoksa para kazanma amaçlı mı yapıldığının takip edilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Zergeroğlu ayrıca uzmanların branşlarında tek dala yöneldikleri için okulda aldıkları eğitime ait tüm bilgilerinin akılda kalamayacağını bir kısmının zamanla unutulduğunu kaydetti.




Anne Karnındaki Bebeklerin Tüm Hastalıkları Belirlenemiyor
Kamu hastanelerinde ilk tüp bebek yapılan hastane olduklarını vurgulayan Doç. Dr. Sema Zergeroğlu, yumurtayla spermi dölleyip ana rahmine yerleştirmeden önce seçilen yumurtalardan anomalili yumurta varsa onların elenerek sağlam olanların yerleştirildiğini kaydetti. Ancak bazı doktorların hastaları yanlış yönlendirip boş vaatlerde bulunarak hastaları hem hayal kırıklığına uğrattıklarını hem de doktorlara karşı olan güveni sarstıklarını belirten Doç. Dr. Zergeroğlu, “Anne karnında tüm hastalıkların teşhisleri konmuyor ancak bazı hastalıklar amniyosentez ile teşhis edilebiliyor. Hidrocephali hastalığının, amniyosentez işlemi sonucunda eğer olay kromozom anomalisi kaynaklıysa tanısı konabiliyor. Ancak hastalığın tam teşhisi bebeğin baş ve diğer organ oranları belli olduktan sonra belirginleşiyor. İlk haftalarda baş bedenden daha büyük olduğu için yanlış sonuç verebiliyor. 10. haftadan sonraki ultrason takipleri ve femur ölçümleri daha net sonuç verilmesine yardımcı oluyor” dedi. Hidrocephali hastalığının her zaman genetik geçişten etkilenmediğini bildiren Doç. Dr. Zergeroğlu, beyin omurilik sıvısının (BOS) dolaşım bozukluğundan kaynaklanan birçok sebebin olduğunu söyledi. “Dandy walker” sendromu gibi hastalıklarda, beyincik ve ventriküllerde yapısal defektlerinde olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sema Zergeroğlu gelişimsel olarak normal olan bebeğin sonradan herhangi bir sebepten dolayı amnion sıvısında artma yada azalma olabileceğini belirtti. Doç. Dr. Zergeroğlu, “Amnion sıvısının azlığı çokluğu kafa yapısının büyüklüğü anne ya da babanın kromozom yapısındaki sapmalar önceden tanı alabilir. Doğuştan hidrocephali birkaç sendromda görülüyor. Maalesef anne karnında teşhisi konamayan hastalıklar da var. Belirgin olarak ortaya çıkmayan rahatsızlıklara örnek verecek olursak beyinde bulunan corpus kallasum denen organın gelişmemesi söz konusu olabilir. Bu da çocukta başın olması gerekenden küçük olmasının yanında nörolojik bozukluklar, yürümede ve hareketlerde yavaşlık gibi etkisini gösterir. Anne karnındaki çocuğa beyin MR’ı çekilmesi zor olduğundan beyin ve beyincik çekirdeklerinin anne karnında görülme şansı yok. Doğumdan sonra çocuğa yapılan MR analizi, bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlerle bu tür hastalıklara daha kesin tanılar koymak mümkün bebekteki Down sendromu, mongolizm, kromozom kopması veya ayrılmasını, kromozom yokluğu gibi genetik rahatsızlıklar amnio sentez yöntemi sayesinde ekarte edilebilir. Ancak beyindeki bir çekirdeğin veya beyincikteki bir sinir çekirdek merkezinin teşhisi doğumdan sonra konabilir. Günümüzde anne karnındaki bebeğin tüm hastalıklarının tanısı konabilecek teknolojiye ulaşılamadı. Bazı merkezlerde anomalisiz çocuk doğma garantisi verilse de bunlar tamamen hatalı yorumlardır. Maalesef toplumda en çok sömürülen olay bebekler üzerinden yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

Suda Doğumun Avantajları İlgiyi Arttırıyor
Suda doğum ünitelerinde, doğum oranını arttırmayı hedefleyen Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir yıl içerisinde 100 üzerinde suda doğum gerçekleştirildi. Suda doğum avantajlarından dolayı halkın yoğun ilgisi olduğunu dile getiren Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Sema Zergeroğlu, suda doğum için gerekli şartların sağlanması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Zergeroğlu gerekli şartları şöyle sıraladı: “Suda doğum için öncelikle çocuk ters gelmeyecek, annede her hangi bir problem olmayacak. Özellikle annenin tansiyonu olmayacak. Çocukta anomali ve solunum sıkıntısı olmayacak. Anne suda doğum yapabilecek özgüvene sahip olacak. Bazı bayanlar önyargılı oluyor, fakat her şeyin doğal olanı güzel müdahaleli olanı değil. Bazı durumlarda sezeryanı öneriyoruz, çocukta solunum sıkıntısı olursa, göbek kordonu çocuğa dolanırsa ve makatla doğum yoluna girişlerde sezeryanı tercih ediyoruz. Ama halkımızda tüketime ve kolaya kaçma olduğundan, teknolojiden yanlış yararlanmaya yönelim var. Sezeryan rahat olduğu için seçiliyor ancak, annenin doğum sonrasında eski haline dönmesi daha uzun zaman alıyor. Rahimin eski halini alması, kasların kasılması, emzirmenin başlaması hepsi normal doğumdan sonra yaşanırken sezeryanda bu süre uzuyor. Normal doğum ile suda doğumun farkı ise şöyle, hasta suda doğumda daha az ağrı hissediyor, çocuk annenin karnındaki sulu ortamdan nefes almaya yönelmeden su içine doğuyor ve annesinin hemen kucağına veriliyor. Böylece bebek annesiyle yakın temas yaşıyor. Ayrıca suda doğumda daha çok multiparite yani ikinci doğumlar seçildiğinden epizyo ve dikişli doğum olayı daha az yaşanıyor. 37 derecedeki su, bebeğin anne karnındaki su ile aynı derecede olduğu için kadında da ağrı az oluyor. Annenin doğumdan önce sinirleri sakinleşiyor ve gevşiyor, ağrılarını daha az hissediyor.” Suda doğumda her hangi bir infeksiyon riskinin olmadığını, suyun devir daim yaptığını belirten Doç. Dr. Zergeroğlu annenin doğumu yaklaştıkça suyun değiştirildiğini ve küvetin her doğumdan sonra dezenfektan maddelerle dezenfekte edildiğini ifade etti. Klor tabletlerle klorlanarak suyun doğuma hazırlandığını kaydeden Doç. Dr. Zergeroğlu “Komplikasyon olabilecek doğumları suda yaptırmıyoruz. Suda doğum yaparken her hangi bir sorun ortaya çıktığında hasta oda da bulunan masaya alınıyor. Suda doğumun normal doğumdan hiçbir fiyat farkı yok” şeklinde konuştu.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...