10 Mart 2017 Cuma

SOSYAL MEDYA YALNIZLAŞTIRIYOR

Gelişen teknolojiyle birlikte sosyal medyayı en çok kullanan ülkeler arasında yerimizi hızla aldık. Sosyal medyayı kullanmanın gerekli olduğunu savunuyorum ancak dengeli bir şekilde. Bunu hem kendimizi geliştirmek hem iletişim kurmak hem de bilgi edinmek için kullanmalıyız.  

Son dönemlerde sıkça duyduğumuz FOMO ( Fear of missing out ) ve Nomofobi’ye yakalanmamalıyız. FOMO, dijital dünyada gelişmeleri kaçırma korkusu olarak tanımlanırken aslında buna bir çeşit “sanal uyuşturucu” diyebiliriz. Çünkü, bir yerlerde mutluluk ve heyecan verici olayları merak edip, endişeyle internete sürüklenme hali. 

Nomofobi ise, bağımlılık derecesinde telefon kullanma durumu. Yani dijital denizlerde gezip,  yeni bir şeyler görmek, kimin ne yaptığını takip etmek için modern bir sanal hayata geçiş. Mesela, bir uygulama birden bire yayılıyor ve herkes fotoğrafının şeklini ona göre değiştiriyor.  

Bu alemde herkes çok sportmen ve mutlu olduğunu gösterip, çok lüks gardrolarını gözler önüne seriyor. Makyaj malzemelerinin çeşitliliği ile göz kamaştırırken, estetik uzmanlara gidip cilt bakımlarını yaptırıp, muhteşem yüzlere kavuştuklarını gösteriyorlar.  Ayrıca bazı zayıflama ürünlerini de pazarlayanlar oluyor. Bu durum birilerine para kazandırırken, insanların sağlığından olmasına da neden olabiliyor.   Çünkü onlar her paylaştıkları ürün başına aldıkları paraya bakıyorlar. Oysa insanlara, sanki kendileri almış ve kullanmış gibi ürün tanıtıyorlar. 

Aslında sanal dünyada gerçeğin ne olduğunu bilmiyoruz. Bize sergilenen kadar yaşanmışlıkların kölesi olup, o adresten başka adrese savruluyoruz. Bunun sonunda da elimizdeki bütçeyi son kuruşuna kadar harcayıp, sosyal medya fenomeni diye ortaya çıkanların peşinden son sürat koşturuyoruz. 

Yeni akımlar çıkıyor, bu akımları yapmazsak, bazı insanlar bizi arkadaşlıktan çıkartmakla tehdit edebiliyor. Çünkü sosyal medyada insanlar inanılmaz bir dayatma sergileyebiliyorlar. 

Tüm bunların sonunda ise, zamanımızı gereksiz şekilde harcayıp, aynı masada fakat farklı dünyalarda dolaşan, cebindeki parasını kendi isteklerine göre değil de hayranı olduğu fenomen gibi olmak ya da özendiği hayata ulaşmak için harcayan ve yaşamının en büyük şansını kaçıran bir toplum ortaya çıkıyor. 

Bunun yerine kaliteli zaman, dengeli bir yaşam, tasarruflu bir bütçe ile sevdiklerimizle birlikte bir yaşamı seçmek elimizde. Bilinçli dijital kullanım ile huzurlu ve gelişmeleri de bilen bir hayat yaşamak mümkün. Çünkü, şu anda herkes kalabalıklar arasındaki yalnızlıktan muzdarip, bunu yıkmak için telefon ekranına değil karşımızdakinin gözlerine bakarak sohbet edelim.

Doğru iletişim kuralım, hayat paylaştıkça güzel. Bunun için sevdiklerimizle anılar biriktirip, o anın tadını çıkartalım. O zaman daha mutlu ve sevgi dolu bir topluma dönüşebiliriz. 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...