7 Haziran 2014 Cumartesi

BAŞARILI KARDİYOLOG OLMANIN SIRLARI

Kardiyoloji alanında uzun yıllardır başarılı çalışmalara imza atan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Demir, mesleğinde başarılı olmasını sağlayan hayat felsefesini ve çalışmalarını anlattı.

Tıp alanında başarı uzun yıllar çalışmak, okumak, araştırmak ve bu alanda başarılı hekimlerin pratik uygulamalarını öğrencilerine aktarması ile gelişiyor. Bu alanda hem mesleki bilgiler güncel tutulmalı hem de hekim-hasta iletişiminin geliştirilmeli gerekiyor. Özellikle hastalara şifa dağıtırken, bilimsel çalışmalarına da zaman ayırmak ve bunu başarıyla yapan hekimlerin meslek sırları neler? Uzun yıllar kardiyolojide başarılı çalışmalarını sürdüren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Demir, mesleğinde yaptığı çalışmalarda nelere dikkat ettiğini ve başarının sırlarını paylaştı.

Hekim olmayı neden istediniz?
Hekimlik mesleği, insanlığın var oluşu ile birlikte doğan ve insanlığın yok oluşu ile geçerliliğini kaybedecek bir meslek olması beni ilk cezbeden tarafıydı. Dünyanın en eski ve geçerliliğini, itibarını her zaman koruyacağını düşündüğüm bir meslekti. Bir diğer önemli neden ise, her ne kadar artık uygulanan politikalar gereği serbest icra edilmesi giderek daralmaya başlasa da benim mesleği seçtiğim 1985’li yıllarda serbest icra edilmesi kolay olan ve doyurucu bir gelirde elde edilebilen bir meslek olması da diğer bir nedendi. Bir başka önemli neden ise acı çeken insanların acılarını dindiriyor olmak ve hastaların doktorlara karşı besledikleri saygı, sevgi ve güven beni hep cezp etmiş, bu meslek grubunu gözümde özel hissettirmiştir. Tabi ki bir diğer faktörde en başarılı öğrencilerin tıp fakültelerine gidiyor olmasıydı. İşte bunların hepsini bir araya getirdiğimiz zaman hekimlik mesleğini seçmemde tereddüt etmedim. Hatta ilk girdiğim fakülte İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi olmasına rağmen hekimlik mesleğini daha çok istememden dolayı 2. sınıftan bırakıp İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’ne geçtim.



Başarılı olmak için kendinize nasıl bir yol belirlediniz?
Başarının yolunun önce istemekten geçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Ben okuma-yazma bilmeyen bir anne babanın çocuğuyum. İlkokulu bitirdiğim zaman bulunduğumuz ortam gereği aile işlerine bedava işçi olarak dahil olmam konusunda babamın kararı vardı. Ancak benim ısrarla okula devam edeceğimi söylemem ve rahmetli ilkokul öğretmenimin de “bu çocuk benim en başarılı öğrencim, okula gönderirsen iyi bir meslek sahibi olur, çocuğu yakma” şeklindeki telkinleri de kuşkusuz babamın kararını etkiledi. Böylece ortaokula başladım. Biliyordum ki başarısız olursam, zayıf getirirsem köyde işler beni bekliyordu, okuldan alınacaktım. Bu bilinç doğrultusunda çalışarak daha ilk dönemde gittiğim okulun en iyileri arasına girdim. Elde ettiğim bu başarı ile ailemin okumak konusundaki kararlılığıma inanmasıyla önüm açıldı. Daha ortaokuldayken ne olacağım konusunda kararım belliydi; “doktor, kaymakam, hakim, savcı” bu durumda gideceğim fakültelerde nasıl gidileceği de belliydi. Benim yapmam gereken düzenli bir şekilde çalışmaktı, bende onu yaptım.

Hekim olmanın güzel ve kötü yanları nelerdir?
Benim için en güzel yanı şudur: Acı ile kıvranan, ölüm korkusu yaşayan bir insanın acısını dindirdiğiniz, ölmeyeceğini, her şeyin geçtiğini kendisine söylediğiniz zaman gözlerindeki sevgi ve saygı dolu, o derin bakışları görmek benim için mesleğimin en güzel tarafıdır. Tüm yorgunluğumu, stresimi alan kısım budur. Hele birde doktor bey “Önce Allah’a sonra size emanetim” demiyorlar mı? Allah’tan sonra siz geliyorsunuz, sizi yerleştirdikleri mertebeye bir bakın, işte bu, bu mesleğin en çekilir tarafıdır.

Hekim olmanın en kötü yanı ise özel hayatınızın olmamasıdır. Geceniz-gündüzünüz olmaz. Yedi gün 24 saat mesleğinizi icra etmek durumundasınız. Hekimlik mesleğinde olduğu gibi başka hiçbir meslek grubunda yoktur gece yarılarında uykudan uyandırılmak, acil muayeneye çağrılmak ve karşılık beklemeksizin bu hizmeti de sunmak. Hatta yolda-sokakta, toplu taşıma araçları veya bir yerde yemekte hekim olduğunuzu söylediğiniz anda mesleğinizi icra etmeye başlarsınız. İnsanların mutlaka size soracakları soruları vardır. Hekimlikte bilgilerinizi sürekli güncellemek için hep öğrenci olmanızda gerekir. Tabii ki son yıllarda sağlıkta dönüşüm ile hekimlik mesleği üzerindeki bilinçli itibarsızlaştırma politikasını da şiddetle kınamaktayım.


Mesleki kariyerinizde size göre olmazsa olmaz nedir?
Bu mesleğe girerken hedefim, en iyi fakültelerden birisinde okumaktı. Bunu İstanbul Tıp Fakültesine girerek başardım. İkincisi, iyi bir merkezde, popülaritesi ve hayati önemi olan bir ihtisas yapmaktı, bunu da yine İ.Ü. Kardiyoloji Enstitüsünde Kardiyoloji ihtisası yaparak başardım. İşin buradan sonrası çorap söküğü gibi rutin çalışma ve istem doğrultusunda gelişti.

Sizce başarının anahtarı nedir?
Bana göre başarı, istemekle başlar. Önce isteyeceksiniz, istiyorsanız gereğini yapmak üzere bir plan oluşturup o plan doğrultusunda çalışmaya başlarsınız. Gelmiş olduğum noktanın her aşamasında ciddi kararlar almışımdır. Aldığım bu kararlar benim isteklerim olup, bu isteklerimi gerçekleştirmek üzerede bıkmadan, usanmadan çalışmışımdır.

Rakiplerinizle nasıl mücadele ediyorsunuz?
Biz hekimlerin rakipleri hastalıklardır. Meslektaşlar arasında birbirimizi rakip olarak değil tam aksine bütünün bir parçası olarak görürüz. Tabii var olan istisnalar kaideyi bozmaz. Bizim meslekte uğraşımız insan sağlığıdır. İnsanları konforlu ve uzun yaşatmak hedefimizdir. Hastalıklar ise, insanların konforunu bozarak erken ölmelerine neden olur. Bu durumda ortak uğraşımız insan olduğuna göre bana göre rakibimiz de hastalıklardır. Hastalıklarla mücadelede ise bireysel olarak yaptığım, bilgilerimi sürekli güncellemek, gelişmeleri takip etmek, mesleğimi severek ve bir karşılık beklemeden yapmam gerektiği inancını korumak, hastamın hastalığına karşı mücadele  verirken de hat safhada dikkat göstermektir. 

Başarı motivasyonunuzu yükseltmek için neler yapıyorsunuz?
Bizim meslekte motivasyon önemlidir. Motivasyonunuz kırılırsa verimlilik ve başarınız düşer, hata yapma oranınız artar. Sağlıkta dönüşüm politikasının hekim ayağında düşünülmeyen ve gelecekte ülke toplum sağlığını ciddi anlamda tehdit edecek olanda işte bu hekimlerin başarı motivasyonlarının göz ardı edilerek mesleki itibarsızlaştırılmalarıdır. Ben kendi adıma sadece bir hekim değil aynı zamanda sosyal olaylarla da çok ilgiliyimdir. Aynı zamanda para kazanmasamda bağ-bahçe işleri ile ilgilenerek dinlenme ve stres atma yolum vardır. Profesör olduktan sonra 2. sınıftan bıraktığım İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirerek farklı bir alandan 2. bir üniversite diploması bile aldım. Hastalarla sıcak diyoloğu sürdürmek ve onların müteşekkir tavırlarını izlemek, dualarının döküldüğünü duymak beni şimdilik motive ediyor. Tabii birde bilim insanı ve eğitimci yönümüz var. Ortaya koyduğumuz bilimsel çalışmalar ve öğrencilerimizin bizi zorlaması da başka bir motivasyon aracımız.



Hastalarınızla aynı dilde konuşmayı, beklentilerine en iyi şekilde cevap vermeyi ve onlarla iyi bir iletişim kurmanın püf noktaları nelerdir?
Bizim meslekte iletişim becerisi mesleğin en önemli kısmını oluşturur. Eğer doğru iletişim tekniğini kullanmazsanız hastanın güvenini kazanamazsınız. Hastanın güvenini kazanamazsanız da en bilgili hekim bile olsanız bilginiz hastayı tedavi etmeyecektir. Çünkü hasta sizi anlamamış ve güvenmemiştir. Mümkünse hastanın bildiği dilde konuşmak gerekir. Hastayla konuşurken rahatsız etmeyecek şekilde göz teması kurulmalı, vücut dilinizde hastayı rahatlatıcı tavır sergilemelidir. 

Gergin durumlarda ne yaparsınız?
Ben gerildiğim anlarda zaman bakımından mümkünse köyde bahçenin yolunu tutar biraz bahçede çalışırım. Ortamdan uzaklaşmış olmak ve farklı bir işle uğraşmak gerginliğimi çabuk alır. Bu imkânım olmazsa dışarı çıkar yürüyüş yaparım ya da bir paylaşım gerekiyorsa bir dostumla buluşur onunla konuyu paylaşır stresimi hafifletirim.

Unutamadığınız bir vakanızı anlatır mısınız?
Asistanlığımın ilk yılında aynı hastalıktan dolayı aynı odada yatan ve birbirini sürekli şikayet eden iki hastaya hastalıklarının aynı olduğunu, tedavi imkanlarınında elimizdeki ilaçlarla bu kadar yapılabildiğini, ameliyat şanşlarının da olmadığını anlattıktan sonra, ertesi gün geldiğimde gece iki hastanında peş peşe öldüğünü öğrenmem benim için hastalarla diyalog konusunda kırılma noktalarımdan birisidir. Kime, neyi, ne zaman ve ne düzeyde anlatmam gerektiğini öğretmişlerdir bana.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...