15 Ağustos 2009 Cumartesi

TÜRKİYE’NİN İLK NEFROGENETİK LABORATUVARI

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Ünitesi Nefrogenetik Laboratuvarı, nefroloji alanında genetik çalışma ve araştırmaların yapıldığı ilk laboratuvar olma ünvanını taşıyor. Aynı zamanda AB projesi kapsamında steroide dirençli nefrotik sendromlu hastalardaki genleri araştırıyor.

Çocuk Nefroloji alanında genetik çalışmaları ve tanısal testleri sağlayacak ilk laboratuvar olma özelliği taşıyan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Ünitesi Nefrogenetik Laboratuvarı tüm genetik çalışmaların yapılabileceği altyapıya sahip. Steroide dirençli nefrotik sendrom araştırması yapmak için Türkiye’de materyal, hasta, laboratuar, teknik ekipmanlar ve biyologlarla araştırmanın yapılma ve yayınlanma olanağı bulunduğunu kaydeden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Pediatrik Nefroloji ve Romatoloji Ünitesi’nde Yan Dal Uzmanı Doç. Dr. Fatih Özaltın, steroide dirençli nefrotik sendromun ülkemizde yüz binde 3-4 oranında görülen bir hastalık olduğunu ancak akraba evliliği sık olan bölgelerde bu oranın yüz binde 7’ye çıktığını belirtti. Hastaların genellikle ödem şikayeti ile geldiğini ifade eden Doç. Dr. Özaltın, aile bireylerinden birinde hastalık rastlandığında diğer aile bireylerinde idrarda protein atılımına bakılarak hastalığın semptomsuz dönemde saptanabileceğini dile getirdi.

Steroide Dirençli Nefrotik Sendrom
Çocukluk yaş grubunda standart kortizon tedavisine direnç gösteren nefrotik sendrom hakkında Doç. Dr. Özaltın şöyle konuştu: “Nefrotik sendrom idrarla protein kaybı ve buna ikincil gelişen ödem tablosuyla karakterize bir hastalıktır. Genetik ve immünolojik tipleri vardır. Genetik nedenli olanlar steroid ve immün supresiflere yanıt vermezler. Bunun immunolojik formları steroid ve/veya yoğun immun supresif tedavilere yanıt verebilir. Ancak genetik alt tipleri dirençlidir. Bunun altında yatan şu an için bilinen 5 gen vardır. Doğumdan sonra ilk 3 ayda, infant döneminde, erken çocukluk ve çocukluk dönemi ile adult yaş grubunda ortaya çıkan tipleri vardır. Konjenital (doğum sonrası ilk 3 ayda ortaya çıkan) nefrotik sendromdan ülkemizde sıklıkla nefrin geni sorumludur. Avrupa’da podosin geni daha ön plandadır. Etnik özelliklere göre hastalıktan sorumlu genler farklı olabilmektedir. Genetik defekt saptanan hastalar, steroid (kortizon) dahil hiçbir immunosupresif tedaviye yanıt vermezler. Dolayısıyla genetik tetkiklerle mutasyon saptandığında ilaç vermeyerek çocukları ilaçların yan etkilerinden korumuş olursunuz. Diğer bir husus ise, bu çocuklar son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyip böbrek nakli yapıldığında, bu süreçte genetik mutasyonu olanların bir avantajı nakil sonrası rekürrens yani hastalığın tekrarlama riskinin, immunolojik tiplerle kıyaslandığında çok daha düşük oranda olmasıdır. Hastanızı güvenli bir şekilde renal transplantasyona verebilirsiniz. Ciddi avantajları olan genetik tanının, hastanın izlem ve tedavisinde çok büyük avantajlar sağlayacak yönleri var.”


“Laboratuarda Her Türlü Genetik Tetkik Yapılabilir”
Laboratuvarda dizi analizi, fragman analizi, konvansiyonel ve gerçek zamanlı PCR tekniklerinin rutin olarak yapıldığını dile getiren Doç. Dr. Özaltın, “Ayrıca gen haritalama ve klinik genetik laboratuarları ile ortak olarak SNP çip analizi, karyotip analizi, haplotip analizi, pozisyonel klonlama gibi diğer metodları da uygulama olanağımız mevcut. Bu bağlamda laboratuarımızda rutin tanısal çalışmalar yanı sıra araştırmaya yönelik çalışmalar da yapılıyor.
Araştırmamız Mayıs 2007 tarihinde Türkiye’yi temsilen katıldığımız PODONET projesi kapsamında yürütülüyor. PodoNet ‘Podositin Kalıtsal Hastalıklarında Klinik, Genetik ve Deneysel Araştırma Konsorsiyumu’ olup bir ERA-NET faaliyeti olan E-RARE programı içerisinde yer alıyor. Bu konsorsiyumda Türkiye’yi, Hacettepe Üniversitesi Pediatrik Nefroloji Ünitesi ile temsil ediyoruz. Türkiye’den başka Almanya, Fransa ve İtalya da bu konsorsiyumda yer alıyor. Projede yer alan genetik çalışmalardan, bilinen nefrozis genlerinde mutasyon taraması, mutasyon saptanmayanlarda yeni genlerin bulunması laboratuarımızda yapılıyor. Bunun finansal kaynağı TÜBİTAK tarafından karşılandığından proje süresi boyunca tüm bu tetkikler ücretsiz olarak yapılacak” dedi.



“Klinik Bulguları Uyanlara Genetik Tanı Yapılabilecek”
Araştırma kapsamında yapılan genetik çalışmalarda önceliğin şu an için steroide dirençli nefrotik sendromdan sorumlu genlere verildiğini kaydeden Doç. Dr. Özaltın, “Bu hastalarda NPHS1 (nefrin), NPHS2 (podosin), WT1, PLCE1, LAMB2 genlerinde mutasyon taramaları rutin olarak yapılacak. Başlangıç yaşı ve fenotipe göre önceden belirlenmiş genetik çalışma algoritmasına göre ilgili gen/genlerde mutasyon araştırılarak, mutasyon bulunmayan informatif aileler yeni genler için aday aileler olacak ve bunlarda ileri araştırmalar yapılacak. Ülkemizden araştırılacak birey/ailelerin seçilmesi için öncelikle klinik bilgilerinin bana gönderilmesi gerekmektedir. Genetik çalışmalara uygunluğu karar verildikten sonra genetik çalışmalarını ücretsiz olarak biz sürdüreceğiz. Detaylı bilgiye http://www.nephrogenetics.hacettepe.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir” bilgisini verdi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...