10 Ağustos 2009 Pazartesi

“ANKARA TIP TEK ÇATI ALTINDA OLMALI”

Üniversite hastanelerinin yaşadığı dar boğazdan nasıl kurtulacağı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Aşık, Ankara Üniversitesi Hastanelerinin tek çatı altında toplanmasının 50 yıllık kazanç sağlayacağını söyledi.

İbn-i Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesi 980 yatak kapasitesi ve 3 bin personeli ile günlük 2 bin poliklinik hizmeti veriyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri farklı kampüslerde yer aldığı için iki ayrı başhekim görev yapıyor. İbn-i Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Aşık, hastanelerin tek çatı altında birleşmesinin şart olduğunu söyledi. Üniversite hastanelerinin mali krizin dışında yaşadığı zorlukların atlatılması hakkında Doç. Dr. Aşık şöyle konuştu: “Üniversite hastaneleri 657’ye bağlı 4B sözleşmeli çalışanlarının paralarını döner sermayeden ödüyoruz. Bu ödemeler memurların maaşları gibi maliyeden karşılanmalı. Bu ödemeler döner sermayeden her ay 2,5 trilyon harcama yapmamıza neden oluyor. Üniversite hastanelerinin yaşadığı dar boğazdan çıkması için elektrik, su, doğalgaz gibi masrafların harcama kalemleri genel bütçeden verilmeli. Hazine tarafından yapılan yüzde 5 kesintisi diğer hastanelerde olduğu gibi bize de uygulanmalı ve yüzde 1’e indirilmeli. Üniversite hastanelerine uygulanan araştırma için yapılan yüzde 5 kesinti oranında KDV düşülmelidir. Karaciğer ve pankreas naklini yapan nadir merkezlerden biriyiz, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan canlıdan yapılan nakil tanımlanamadığı için harcamalarımızın karşılığını alamıyoruz. Buna karşın sırada bekleyen onlarca nakil var. Üniversite hastanelerinde yapılan ve rutin hastanelerde yapılamayan onlarca ameliyat ve tedavi şekli var. Özellikle bizim gibi referans tıp merkezi haline gelen hastanelerde bu konu çok önemli. Bu yüzden SGK ödemler sırasında bizim hak ettiğimiz parayı kesmek yerine en az verdiğimiz faturaya yapılan işlerin zorluk derecesine göre en az yüzde 20 ilave etmeli ve ödemeleri bu şekilde yapmalıdır.”

“Sistem Problemimiz Var”
Hastanelerinde karşılaşılan ikinci sorunun da hastanelerin farklı kampüslerde olması olduğuna değinen Doç. Dr. Aşık, “Hastanelerimiz Houston Tıp merkezi gibi dünyaca tanınan bir Tıp Merkezi olacak değerdedir. Çünkü o kapasiteye sahibiz. Ankara Üniversitesi Hastanelerinin birleştirilmesi 50 yıllık kazanç sağlar. Hemen her disiplinde Türkiye’nin öncü kurumlarından biriyiz. Bünyemizde hematoloji alanında kök hücre, kordon kanı bankacılığı, aferez üniteleri uluslararası arenada çok önemli işler yapıyor. Transplantasyon ünitesinde canlıdan parsiyel karaciğer nakli ve pankreas nakli yapılabiliyor. Her şeyin yapılabildiği bir merkezimiz var. Kanser hastalarında Türkiye’de sadece bizim hastanemizde uygulanan radyonüklit tedavisi yapılabiliyor. Ağrı (Algoloji) bilim dalımızda bel ve boyun ağrıları ameliyatsız şekilde giderilebiliyor. Genel cerrahi alanında hastanemiz spesifikleşmiş durumda kolorektal cerrahi, karaciğer, endokrin cerrahisi olmak üzere alt dallarında uzmanlaşma imkanı var. Bununla birlikte fiziki problemlerimiz var, iki kuruluş oluşumuz bizim için gerçekten büyük bir dezavantaj. Hem işleyiş olarak hem de idari olarak bu iki dev hastane eninde sonunda birleştirilmeli. Bu iki hastanemizin konumu nedeniyle ulaşımdan, tomografiye birçok alanda temel sorunlar yaşanıyor” dedi.


“Kota Konmadığı ve Hekimlerin Özgürlükleri Ellerinden Alınmadığı Takdirde Tam Güne Destek Veriyorum”
Endokrinoloji, kardiyoloji ve nefroloji bölümlerinde hekim açığının olduğunu belirten Doç. Dr. Aşık, bakanlıktan istenilen branşlarda kadro istediklerini kaydetti. Tam gün yasasının duyulmasıyla birlikte öğretim üyelerinin hastaneye döndüğünü ve bunun da hizmete ivme kazandırdığına değinen Doç. Dr. Aşık, tam gün uygulamasını desteklediğine değinerek, “Tüm dünyada uygulanan sistem zaten bu şekilde. Ancak yurt dışında uygulandığı gibi olmalı, hekimleri köle gibi çalıştırma zihniyeti olan tam gün yasasına karşıyım. Hekimin özgürlüğü hiçbir şekilde elinden alınmamalı. Üniversitede çalışan hekim kurumu içinde bulunmalı ve geliri ise dünya standartlarında yeterli olmalıdır. Hem özel hem kamu gibi bir lüks dünyanın hiçbir yerinde yok. Özelde çalışan da serbest bölge ekonomisine göre çalışabilmeli. Kota kısıtlaması getirilmemeli. Özel hastanelerdeki kadrolar bile normlaştı, böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde yok. Herkesin kontrol altına alınmaya çalışılması çok yanlış. Hem piyasa ekonomisini destekliyorum diyeceksiniz hem de hekimleri köle gibi prangalara vuracaksınız. Ayrıca bu çıkarılması düşünülen kanun insan haklarıyla da bağdaşmamaktadır. Bu kanunun bu haliyle Anayasa Mahkemesinden dönmesini bekliyorum. Tam Gün uygulamasına ‘evet’ ama piyasa koşullarının ve hekimlerin serbest bırakılması koşuluyla.” şeklinde konuştu.


Cihaz Maliyeti Karşılayıp, Kazanç Sağlamalı
Alınan cihazların bir ömrü olduğunu, bir tomografi cihazının 5 sene içerisinde maliyetini karşılayarak, kazanç sağlaması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Aşık, 64 Slice Spiral Tomografi ile 3 dakikada hastanın baştan aşağı tüm tomografisinin çekildiğini ve bu cihazın Ankara’da sadece kendi hastaneleri bünyesinde olduğu bilgisini verdi. Doç. Dr. Aşık, medikal firmalara ödemelerle ilgili olarak ise şöyle konuştu: “2008 Kasım ayından bu yana 60 trilyondan fazla borç ödendi. Biz de borçlarımızı ödemek istiyoruz. İnşaatları ve yeni cihaz alımlarını durdurduk. Öncelikle borçları kapatmak hedeflendi. Firmaların düştüğü durumu biliyoruz ve borçlarımızı ödemek adına elimizden geleni yapıyoruz. Göreve geldiğimizde alacaklarını alamayacaklarını düşünen ve ihalelere girmeyen firmalar artık bize güvenmeye başladılar ve ihaleye giriyorlar. Mevcut MR cihazını değiştirmek ve 3 tesla MR almak istiyoruz. Yeni floroskopi ve radyoterapi cihazları almayı hedefliyoruz.”


Dijital ile Hızlı Hizmet
Dijital sisteme geçmek için uğraştıklarını kaydeden Doç. Dr. Aşık, “Her şeyin bilgisayara aktarılarak dosyaların ortadan kalkmasını istiyoruz. Sanal görüntüleme sistemine (PACS) çok yakın zamanda geçeceğiz. Görüntüleme tetkikleri için randevu alınması sıkıntı oluyor. MR için 3 ay sonrasına randevu veriyoruz. Dijital sisteme geçilmesiyle film çekilmesi ve raporlanmasını hızlandırarak daha iyi hizmet sunacağız” diye konuştu.

Gündüz Bakım Ünitesi
Hastanelerinde aynı gün cerrahi sistemi uygulandığını ve böylece sabah gelen hastaya cerrahi işlem yapıldıktan sonra aynı gün taburcu ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Aşık, İbn-i Sina Hastanesinde yakında yeni Gündüz Bakım Ünitesi açılarak günlük kemoterapi alacak hastalara hizmet verileceğinin bilgisini verdi.



“Acil Servise Gelen Hastayı GERİ Göndermiyoruz”
Acil servisin kapasitesinden fazla büyük olduğunu ileten Doç. Dr. Aşık, “Hastaları geri çevirmiyoruz, ancak sıra sistemi uyguluyoruz, triaj sistemi ile hastaların muayenesi için incelemesi yapılıyor. Hastalar acilde hemen bakılacaklarını bildikleri için polikliniğe gelmesi gereken hastalar bile acile gelmeyi tercih ediyorlar. Yaklaşık 12 yataklı yoğun bakımın içinde 3 özel oda var. 3 katlı Acil Servisimizde aynı anda 24 hastaya birden hizmet verilebiliyor. Acil Servisimiz, tomografi cihazı, acil müdahale odası ve bilimsel toplantı salonlarıyla Türkiye’nin en büyük Acil Servisi konumundadır” dedi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...