12 Nisan 2009 Pazar

MALPRAKTİS ENDİŞLENDİRİYOR

Sağlık çalışanlarına açılan davalar ile gündeme gelen Malpraktis hakkında konuştuğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, hekimlerin ve hastaların haklarını iyi bilmeleri gerektiğini dile getirdi.

Sağlık personeline yönelik ceza ve tazminat davalarında önemli bir artış gözlenirken, sağlık personeline konu hakkında eğitim veriliyor. Artık sorumluluklarını, yetkilerini ve haklarını öğrenme yolunda, defansif tıp gelişmeye başladı. Sağlık personelinin riskli müdahalelerden korkar olduğunu ve kaçmaya başladığını kaydeden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, “Gerçekte bu kadar büyük karmaşa sağlık personeline değil hastalara zarar vermeye başladı, önceleri müdahale yapan doktorlar şimdi riskli müdahalelerden kaçınmaya başladılar. 1924’ten bu yana ceza kanunun da mevcut olmasına rağmen cezalarda artış getirildi ve hastalarda daha bilinçli oldu, haklarını arar hale geldi. Avukatlarda bu alanda daha spesifik hale geldiler” dedi.


Sağlık Personeli Neye Dikkat Edecek!
Ne olursa olsun hasta geldiğinde, hastanın tedavisiyle ilgili aydınlatılması ve rızasının alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hancı, en önemli temel hukuki prensibin cerrahi müdahalelerde yazılı olurken diğer müdahalelerde sözlü izin alınması gerekliliğini dile getirdi. Barolarda sağlık hukuku konusunda çalışmaların artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Hancı, hekim hatalarının net şekilde gündeme getirilmeye başlandığını ve bunun da tedirginlik oluşturduğunu kaydetti.


Malpraktis Nedir?
Malpraktis düzenlemelerinin tıp mesleğinin hatalı ve yanlış uygulanması olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Hancı, sağlık hizmetleri için özel yasalar çıkartılmasının beklendiğini kaydederek, “Bir hemşire iğneyi yapması gereken bölgeye enjeksiyon yapıyor. Bu bölgeden farklı bir yere yaptığında ve damara zarar verdiyse bu malpraktistir. Ancak insan vücudu farklılıklar arz eden bir yapıdır. Hastada bu iğne alerji yaptığında veya yüzde 99 soldan geçen damar binde bir ihtimalle enjeksiyon yapılan yerden geçtiğinde damar yada sinirde hasar olduğunda bu malpraktis değildir. Bu bir komplikasyondur, yalnız gerekli müdahale yapıldıysa da hukuki bir sorumluluk yoktur” dedi.

Hastalar Neler Yapabilir?
Sağlık personeline yönelik davaların artmaya başladığını, yüksek tazminat davalarının ortaya çıkınca, sağlık çalışanlarında endişe ve panik başladığını belirten Prof. Dr. Hancı, bu durum sağlıkçıların riskli müdahalelerden kaçmasına yol açtığını böyle durumda da hastalara zarar verilmeye başladığını iletti. Prof. Dr. Hancı hastaların karşılaştıkları ters durumlar hakkında şunları söyledi: “Hatalı bir durumla karşılaştığında hastanın yapacağı 4 şey vardır. Savcıya ceza davası için başvurabilir, maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Sağlık çalışanı resmi bir kuruluşta çalışıyorsa bağlı bulunduğu idareye başvurabilir, idari yargılanmasını ister ve Tabip Odasına başvurulur. Ancak Tabip odalarının daha çok özel sektörde çalışanlar üzerinde yaptırımları vardır, resmi kurumda etkisi yoktur. Dilekçenin gerçekçiliği incelenir, ona göre soruşturma açılmasına karar verilir yada uzlaşma kurullarına başvurulur. Bu kurumlar tarafından dilekçeler incelenerek, karar verilir.”


“Bilir Kişi Kurumunu Seçebilirsiniz”
Bilir kişi kurumları olarak Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası, Adli tıp kurumu ilgili bölümü, üniversitelerin adli tıp anabilim dalları veya branşların ilgili anabilim dallarının bu görevi yaptığını belirten Prof. Dr. Hancı, yeni kanunla belirlenen kurum belirleme özelliğiyle kişiler kendileri de başvurup rapor alabildiklerini ve gerekli yerlede bu raporu kullanabildiklerini ifade etti.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...