20 Mart 2013 Çarşamba

MÜZİSYEN GÖZ DOKTORU DOÇ. DR. İLKER ESER

Uzun yıllardır aldığı tıp eğitiminin yanı sıra müzik eğitimini de sürdüren Doç. Dr. İlker Eser, kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü çıkarttı. 

Doç. Dr. İlker Eser üniversite yıllarının başından bu yana keman çalıyor. Mesleğini çok sevdiğini söylese de müziğin yerinin bir başka olduğunu ifade ediyor. Müzikseverlerin beğenisine  sunduğu “Sonsuzlarda” isimli albümü de bunun bir kanıtı. Albümde bulunan on eserden yedisi Dr. Eser’e ait. Farklı keman tınıları ve altyapısı ile dikkat çeken albüm, olumlu eleştiriler alıyor.

Müzikle ilgili çalışmalarınız ne zaman başladı?
Dört, beş yaşlarımdan itibaren babamın ud tınıları, anne ve babamın güzel sesleriyle kulağım Türk müziği ile dolmaya başladı. Ortaokulda darbuka çalarak babama eşlik etmeye başladım. Bir süre sonra darbukanın tek başına beni yeterince tatmin etmediğini fark ettim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi birinci sınıfta keman serüvenim başladı. Keman çalmayı o kadar çok seviyordum ki, okulda verilen öğle aralarında bile eve koşar keman çalar, sonra tekrar okula dönerdim. 

Özel bir eğitim aldınız mı?
Üniversitede verilen sömestr tatilinde memleketim Gaziantep’e gittim ve o zaman aralığında sadece 7 saat ders alma şansım oldu. Sonrasında kendi kendime çalışarak bu seviyeye geldim. Ancak 20 yıl Türk müziği koro çalışmalarına katıldım. Bu korolar da Türk müziği bilgilerinizin ve repertuarınızın gelişmesinde çok etkilidir. Ancak keman çalma tamamen kişisel beceri, istek ve çalışma ile ilgilidir. 

Amatör olarak başladığınız çalışmalar, albüm projesine nasıl dönüştü?
Ruh halim bunu gerektirdi. Açıkçası doktorluğun şu anki durumda olacağımı bilebilseydim doktor olmak istemezdim. Liseden sonraki yirmi yılım boşa gitti gibi geliyor. Arkadaşlarım büyük şirketlerin CEO’su oldular ve eminim ki bizler kadar zor şartlar altında çalışmadılar. Şu an doktorlar sağlık sisteminde hedef gösterilmişken, doktorların üzerinden özel sağlık kuruluşları ve yandaş bazı kurumlar para kazanırken, doktorların hakları elinden alınmışken, bu mesleği daha fazla sürdürmenin gerekmediğini de bazen düşünmüyor değilim.

Doktorlar sanatla çok iç içe, bunun nedenini nasıl açıklarsınız?
Mesleğimiz hakikaten zor. Her gün hastaneye girip hastalarla karşılaşıyoruz. Bunu seven, hatta “Bir kez daha dünyaya gelsem doktor olurdum” diyen hekimler vardır. Ben de böyle diyebilirdim ama şu anki Türkiye koşullarında diyemiyorum. Çoğu hekim arkadaşım da aynı şeyi düşünüyordur, doktorlar aksayan sağlık sisteminde sanki her şey bizim yüzümüzden oluyormuş gibi hedef gösteriliyor. 
Böyle bir ortamda da hekimler, bir nebze nefes alabilecekleri şeylerle uğraşmayı tercih edebiliyorlar. Bu kimi zaman resim oluyor, kimi zaman müzik...


Albüm hakkında bilgi verir misiniz?
Albüm on eserden oluşuyor. Klasik Türk Müziği aşığı olduğum için albümün son parçası, on iki dakika süren bir fasıl. Başında Hüzzam peşrevi, dört adet iç içe geçmiş Klasik Türk Müziği eserleri ve arasında keman taksimim yer alıyor. Albümdeki yedi eserin besteleri bana ait. Bir parçama da Şebnem Schaefer ile klip çektim, youtube'dan izlenebilir sözlerinde biraz da esprili bir tarafı var “Usandım benim olmayan gözlere bakmaktan” diyorum. 
Albümdeki bir eserimin adı da Zeugma. Gaziantep’li olduğum ve orada yaşadıklarımı hissettirdiği için bu parçayı bu şekilde adlandırdım. Tarihi eserlerimizin yaşatılmasıyla ilgili bir proje kurgulayıp Zeugma’ya bir klip çekmek istiyorum. Albümde aranjörüm Özkan Turgay’ın bestesi olan ve Muazzez Ersoy’un yıllar önce sevdirdiği “Ağlama Meleğim” şarkısını da kemanla seslendiriyorum. Hepimizin kulağında olan “Olmasa Mektubun” adlı parça da albümde altıncı sırada yer alıyor. 

Albümü hazırlarken kiminle çalıştınız?
Konservatuar mezunu bir arkadaşım “Seni biriyle tanıştıracağım” dedi. Böylece, gelmiş geçmiş en büyük isimlerin albümünü de yapmış olan aranjörüm Özkan Turgay’la tanıştım. Birlikte kayıtlara başladık. Çok yetenekli arkadaşlarla çalıştık. Albüm çalışmaları keyifliydi. Albümü aldığınızda, sadece müziğime yoğunlaşıp kemanı dinlediğinizde adeta ağladığını hissedeceksiniz. Bana en çok söylenen şey, “Kemanınız bir şeyler fısıldıyor”. Evet, öyle. Çünkü bazı şeyleri düşünürsünüz, kelimelere dökemezsiniz, en iyi olarak müziğinizle ifade edersiniz.

Bir cesaret örneği sergilediniz ve albüm yaptınız. Sizi böyle güdüleyen neydi?
Bir kere insan ne yapıp ne yapamayacağını az çok bilir. Ben kemanla ne yapabileceğimi biliyordum. Yirmi yıldır keman çaldığım için insanların tepkilerini görüyordum. Bestelerimin ve yazdığım sözlerin farkındaydım. Türk Sanat Müziği’ne bir konservatuarlı kadar olmasa da oldukça hakimim. Kendimi biliyorum, duruşumu biliyorum. Toplum karşısında ne yapabileceğimi biliyorum. Doktorluğun verdiği soğukkanlılık ve kontrol gibi pozitif özelliklerimiz var. Kendime olan güvenim asla şımarıklık düzeyinde olmadı, olduğu anda bitersiniz. Bazen ukalalık olarak  algılanabiliyor. Aslında bu da ne istediğini bilmekten başka bir şey değil.
Bunların dışında beni bir de insanoğlunun şu an içinde bulunduğu durum güdüledi. Saygı ve sevginin yerlerde süründüğü, bencilliğin ve çıkarcılığın ön planda olduğu bir düzende, müzikle ilgilenmek bir kaçıştı belki de. Dört numaralı şarkımda “Teselli ararsan bak yıldızlara / Ümidini kırma, farz et kendini sonsuzlarda” diye ifade ediyorum bu durumu...


Müzik kulvarında hedefiniz nedir?
Şarkı söyleme konusunda iddialı olmadığım için daha çok kemana yoğunlaşıp, tamamen bir enstrümantal albüm çıkarabilirim.  Harbiye Açık Hava Tiyatrosu, Cemal Reşit Rey gibi bilinen konser salonlarında konser vermek istiyorum. İnsanların müziği yemeden içmeden, yüzde yüz konsantrasyonla dinlemeleri taraftarıyım. Yani fonda bir şey çalsın, biz dinleyelim diyorsanız, öyle projelerde yer almayı tercih etmem açıkçası. Çünkü orada bir sanatçı varsa ve eserini size duyguyla, başka bir boyuta geçerek sunuyorsa, seyircinin de huşu içinde dinlemesi gerektiğini düşünüyorum. 

Farklı bir proje yapmayı düşünüyor musunuz?
Bir televizyon programı yapmak için bir projem var. Bu durumda ya sponsorunuzun olması gerekiyor ya da size güvenen bir televizyoncunun size bir programı emanet etmesi gerekiyor. Umarım bu da bir gün gerçekleşir. 

Katıldığınız bir müzik topluluğu var mı?
Göz doktorlarından oluşan grubumuz Grup Vitreus ile konserlerimiz olmuştu. Onun dışında yirmi senedir Türk Sanat Müziği korolarına devam ediyorum. Şu anda Dr. Nevzat Atlığ, Fatih Salgar ve Faruk Salgar’ın da eğitim kadrosunda yer aldığı Bakırköy Musiki Konservatuarı’na gidiyorum. 

Hekimlerden beklentileriniz var mı? 
Hepsini çok seviyorum ve bu zor günlerde onlara kolaylıklar diliyorum. Tek isteğim, dayanışma içinde olalım, birbirimizi destekleyelim. İnanın bu albümü yaptım ama belki de en az ilgiyi meslektaşlarım gösteriyor. Albüm yapmak maddi olarak inanın tamamen zarar. Hekimler ve halkımız teveccüh gösterip albümlerimizi satın aldıklarında sektörde prestijimiz artıyor, satıldığı mağazalarda daha uzun süre raflarda kalmasını sağlıyor. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

1 yorum:

hafta hafta gebelik dedi ki...

İnsan kendini iyi hissettiren hiç bir şeyden vazgeçmemeli bizi biz yapan her şey kendimizi iyi hissetiren herşeyir bunlar olmazsa kendimizi kendi benliğimizi kayıp etme riskimiz var herkes azda olsa sevdiği şeylerin peşinden gitmeli

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...