9 Ekim 2012 Salı

DOKTORLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?


Sağlık sektörü sosyal medyada gün geçtikçe daha etkin rol oynama başladı. Sosyal medyayı etkin kullanan doktorlardan, bu konudaki görüşlerini aldık.

Sosyal medya gün geçtikçe hayatımızın merkezine oturmaya başladı. Peki sağlık sektörü ve sağlık haberciliği bundan nasıl etkilenecek? İlerleyen günlerde sağlık nasıl bir yöne gidecek? Sosyal medyayı aktif kullanmayanlar unutulup gidecek mi? Daha bir çok soruyu sosyal medyayı aktif kullanan doktorlara yönelttik. Bakış açıları ve çalışmalarını anlattılar.



“Sosyal Medya Halkın Kendini Özgürce İfade Edebildiği Eşsiz Bir Platform”
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı ve Asistan Hekim sitesi Kurucu-Editörü, Türkiye'de geçtiğimiz dönemde yaşanan asistan  hekim hareketinin öncü isimlerinden Dr. Özgür Niflioğlu: Sosyal medya halkın kendini özgürce ifade edebildiği eşsiz bir platform ve “usülüne uygun” kullanılabilirse müthiş bir “geri bildirim” aracı. Mesafelerin ortadan kalktığı, yönetenle yönetilenin, sanatçılarla hayranlarının bir araya gelebildiği; diğer bir deyişle, günümüzün teknolojik imkanları çerçevesinde beraber ağlanan ve beraber gülünen yeni nesil medya.

Esasında bu maceranın başlangıcı 2004 yılına uzanıyor. Web 2.0 denilen ikinci nesil internet hizmetlerinin kullanılmaya başlanmasıyla, toplumsal iletişim sitelerini kurmak mümkün oldu. İnternet tek yönlü bilgi aktarımından; eş zamanlı ve çift yönlü aktarımı mümkün kılan bir sisteme dönüştü. Sosyal medya işte bu sistemin ürünü.

Türkiye’deki Genç Hekim Hareketi ile Sosyal Medya
Sosyal medyada iki şey gerçekleştirebilirsiniz, ya sıkı bir takipçi olursunuz ya da özgün içerik yaratarak, takip edilen olursunuz. Benim sosyal medyayla tanışmam facebook’un ilk kurulduğu yıllara dayansa da; sosyal medyayı, sosyal medya olarak kullanmam; Türkiye’deki genç hekim hareketinin zamanlaması ile birebir örtüşüyor.

“Arap Baharı’nı”, dünyadaki sosyal ve siyasal gelişmeleri yakından takip eden genç bir hekim olarak, özellikle Mısır’daki gençlerin, Hüsnü Mübarek rejimine karşı tepkilerini, sosyal medya kullanarak, ortak bir dille kamuoyuna yansıtmaları, beni oldukça etkiledi. Özellikle bu bağlamda; nöbet ertesi izin, otuz üç saat aralıksız çalışma, sıfır döner sermaye, sağlıkta şiddet gibi ortak sorunlarımızı ortak bir platforma dökerek gerçekte genç hekimlerin ne düşündüğünü “yönetenlere” iletebilme ve çözüm bulabilme ihtimali, beni bu alanda çalışmaya yöneltti. Geçen süreç içerisinde Türkiye’nin hemen her yerinden birçok genç hekime bu şekilde ulaşarak gerçekleştirdiğimiz çalışmalar; sorunlara çözüm bulmamızı sağladı.

“Olağanüstü Gelişmelerin Paylaşılmasında Hekimler Oldukça Duyarlı”
Hekimler sosyal medyayı en etkin kullanan gruplardan biri. Hekimler sosyal medyadaki içeriklere daha seçici davranıyorlar. Ancak herkes gibi çok uzun metinleri, haberleri ve köşe yazılarını okumuyorlar. Görsel içerikler herkes gibi hekimler tarafından da kolay ve hızlı bir şekilde tüketiliyor. Olağanüstü durumlardaki olağanüstü gelişmelerin paylaşılmasında ise hekimler oldukça duyarlı.

“Hastalar Sağlık Sorunlarını “Daha Hızlı” Çözmek İçin, Sosyal Medyayı Daha Çok Kullanacak”
Sağlık alanının sosyal medyadan etkilenmesini iki çerçevede değerlendirmek lazım. Birincisi sosyal medyanın hekimler üzerine etkisi, ikincisi hekimlerin sosyal medya üzerine etkisi. Bugün sosyal medya sayesinde hekimler birbirleri ile daha hızlı iletişim kurarak mesleki alanda yaşadıkları sorunlara daha çabuk refleks yanıt oluşturabiliyor. Hekimlerin sosyal medya üzerine etkisi ise daha uzun vadede göreceğimiz ve henüz hekimler tarafından çok kullanılmayan bir iletişim yöntemi. Hastalar sağlık sorunlarını “daha hızlı” çözmek için, sosyal medyayı ilerleyen yıllarda daha çok kullanacak. Bu alanda doğru ulusal sağlık politikaları üretilirse halkın sağlık eğitimi anlamında ciddi yol katedilebileceğini düşünüyorum.

“İki Üç Haftada Bir Sosyal Medya Vasıtasıyla Gündeme Oturan Konular Basında İşleniyor”
Sağlık haberciliği sosyal medya değişimi konusunda, sadece sağlık haberciliğinin değil, klasik medya uygulamalarının tümünün, sosyal medyadan etkilendiğini düşünüyorum. Eskiden medya belirli bir grubun elindeyken; şu anda durum biraz daha farklı. Medya gruplarından çok; bireyler, köşe yazarları ve akil adamlar ön plana çıkmış durumda. Popüler kültür de zaman zaman kendi mecrasını yaratıyor. Bu bağlamda düşünürsek, artık yaşadığınız sıkıntıyı dile getirmek için bir medya kuruluşundan çok; çokça takip edilen ve sözü geçen gruplara, sayfalara ya da twitter kullanıcılarına ulaşarak, bunu gündeme taşımak daha akılcı ve etkili bir yaklaşım gibi duruyor. Dikkat ederseniz, en az iki üç haftada bir sosyal medya vasıtasıyla gündeme oturan konular basında işleniyor. Ciddi bir haksızlığa uğramış ya da olağanüstü bir şey “yakalamışsanız” bunu kendi profilinizde paylaşmanız bile kitlesel bir devinim yaratmanız için yeterli oluyor.

Tüm bu açılardan bakıldığında, sağlık haberciliğinin de önümüzdeki yıllarda kurumdan çok kişi odaklı bir hal alacağını düşünüyorum. Ancak burada dikkat edilmesi ve gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta; doğru ve tarafsız haber yapanlarla; safsata, içi boş ve “yalan” haber yayanların birbirinden ayrılabilmesi. Diğer bir deyişle, manasız hezeyan yaratmayacak kişi ya da grupların ön plana çıkması. Kısacası önümüzdeki yıllarda “medyada güven” daha da önemli bir kavram haline gelecek.”


“Artık İnsanlar Önüne Koyulanı Değil, Kendi Seçtiklerini Okuyor”
Amerika Birleşik Devletleri Mayo Klinik’te Psikiyatri Uzmanı ve USMLE Strateji Merkezi (USMER)'nin kurucusu-yönetim kurulu başkanı Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı: Sosyal medya, internetin televizyonu, gazetesi, radyosu... Eskiden insanlar TV başına oturur ne gösterilirse izlerler, kapılarına getirilen gazetede ne yazıyorsa okur, radyolarda ne yayın yapılıyorsa onu dinlerlerdi. Bu çağdan, günümüze olan geçişi ben kısa hayatımda tecrübe ettim. Artık insanlar önüne koyulanı değil, kendi seçtiklerini okuyor, TV’de gösterileni değil, kendi seçtiklerini izliyor. Bu değişim, her bireyi bir yayıncı haline getirdi. Eskiden yayın organları vardı, artık yayın organları önemini yitiriyor, bireyler ön plana çıkıyor. Bilgisi olan bilgisini sunuyor, sanatçı sanatını paylaşıyor, düşünen kişi düşüncesini tüm dünyanın hizmetine sunabiliyor.  Neyi yayınlayıp, neyi yayınlamayacağına karar veren medya organlarının can çekiştiği bir çağı yaşıyoruz, çağımızda yayın içeriğine karar veren medya organı kavramından, bireylerin sunduğu içeriği dünyaya en hızlı ve en özgün haliyle taşıyabilen medya organları facebook, twitter ön plana çıkıyor.
Günümüzde düşünen ve duyarlı bir bireyin sosyal medya organlarını kullanmaması mümkün değil. Hekimim, dahası ruh sağlığı hekimiyim. Hem hekim olarak hem de ülkesini seven duyarlı bir birey olarak düşüncelerimi paylaşmak, bildiklerimi aktarmak görevlerim arasında diye düşünmekteyim.

“Hekimler Sosyal Medyada Seslerini Duyurdu”
Hekimler sosyal medyada seslerini duyurdu, haklarını aradılar, toplumla “konuşmaya” başladılar. Hekimler dünyanın her yerinde yöneten güçler tarafından gerek stratejik gerek oy kazanma amaçları ile ne yazık ki istismar edilen bir meslek grubudur. Çoğu zaman toplumla iletişimleri iktidardakilerin izin verdiği kadar olur. Sosyal medya, neyin topluma sunulup neyin sunulmayacağına karar veren güçleri de “by pass” ederek toplumla hekimler arasında direk bir iletişime olanak sağlıyor. Bu anlamda tarihte söz edilecek çağları yaşadığımıza inanıyorum. En çok ziyaret edilen ve okunan haberler, bilgiler, düşünceler, mevcut yayın organlarının bugüne kadar izin vermedikleri içeriktir ve bu çok çarpıcıdır. Bazılarının “facebook” ve “twitter” gibi sitelerden rahatsız olması internet erişimine yasaklar koyma gayreti boşuna değil.

“Habercilik, Tarafsız Olduğu Zaman Haberciliktir”
Sağlık haberciliği, sosyal medyanın sansüre izin vermeyen özel yapısından faydalanacaktır düşüncesindeyim. Habercilik, tarafsız olduğu zaman haberciliktir. Gazetecilik günümüzde bu nedenle meslek etiğinden çok taviz vermek durumunda kalmıştır. Bunun nedeni elbette gazeteciler değil, neyin yayınlanıp neyin yayınlanmayacağına karar veren eski usül medya organları ve bunları yöneten sahipleridir. Sosyal medya sunduğu olanaklarla tüm habercilik sektörünün ve meslek etiğinin kendi kendisini düzeltmesine olanak vermektedir.”


“Medya Alanlarının Ürettiklerini Bizler Tüketirdik”
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’nda yan dal yapan ve Facebook Medikal Paylaşım sayfasının Editörü Dr. Erdinç Nayır : “Sosyal medya, günümüzde çok popüler bir kavramdır ve herkesin diline takılmış gidiyor. Eskiden bildiğimiz bir medya vardı. Bu medyada sadece televizyon, radyo, gazete ve dergiler vardı. O medya alanlarının ürettiklerini bizler tüketirdik. Sosyal medya ise internetin tam kendisidir bence. Facebook, Twitter, Linkedin, bloglar, sözlükler vs sayesinde birçok kişi üretebilip paylaşabiliyor ve internet kullanan herkes bu üretilene katılabiliyor. Bu açıdan katılımın yüksek olduğu bir alan sosyal medya.

“Bir Düşüncenin Ürünlerine Katılımın Olması, Benim İçin Mutluluk Kaynağı”
Sosyal medyayı kullanma sebebim hem gündemi daha hızlı takip etmeyi istemem, hem de ürettiklerimi, düşüncelerimi çevremdeki meslektaşlarımla, arkadaşlarımla, dostlarımla ve hatta internet kullanan herkesle paylaşmak. Bir düşüncenin ürünlerine katılımın olması, destek görmesi ve paylaşılması benim için mutluluk kaynağı. Hem kendi sosyal medya alanlarımda yaptıklarımla, hem de danışmanlığını yaptığım sosyal medya platformları vasıtasıyla yıllardır bu mutluluğu yaşamaktayım.

“En Fazla Takip Edilen Sağlık Sistemiyle Alakalı Gelişmeler”
Tüm halkımızda olduğu gibi hekimlerinde sosyal medyaya karşı ilgisi var, bu çok net bir şekilde görünüyor, fakat sosyal medyada bir şeyler üretmek, bir sosyal medya alanında popülasyon oluşturmak konusunda meslektaşlarım pek beklediğim konumda değil. Bu mesleğimizin de getirdiği bir sonuç aslında. Çalıştığımız ortamlardaki yoğunluğumuzdan ve tıptaki gelişmeleri takip etmek, bilgilerimizi sürekli güncel tutma çabamızdan dolayı kendimize ve sevdiklerimize ayırdığımız zaman kısıtlı oluyor. Bu kısıtlı zamanda sosyal medyada yeterli düzeyde yer almak da doğal olarak zorlaşıyor.
Sosyal medyada en fazla gündem ile alakalı haberler takip ediliyor. Sağlık alanında en fazla takip edilen ise özellikle sağlık sistemiyle alakalı gelişmelerin haberleri, sağlık çalışanlarının yaşamlarıyla ilgili haberler ve ne yazık ki sağlıkta şiddet haberleri.

“Hekimler Artık Mobil Cihazlarla Sosyal Medyayı Yakından Takip Ediyor”
Her alanda olduğu gibi sağlık alanı da sosyal medya sayesinde pozitif etkileniyor. Birçok dernek sosyal medyada kendini göstermeye başladı, bu aktivasyonların sayısı bence daha da artmalı. Hekimler de artık mobil cihazlarla sosyal medyayı yakından takip ediyor. Sağlık alanında her türlü gelişmeyi daha kolay takip ediyorlar. Dernekler, hekimler, sağlık alanında yer alan tüm kurumlar sosyal medyada üretime ve katılıma ne kadar önem verirse sosyal medyada sağlık alanını o kadar iyi etkiliyor. Çünkü gelişimin en önemli ihtiyaçlarından biri iyi bir iletişim. İşte bu iyi iletişim ağı, sosyal medya aracılığıyla olabiliyor.

“İnternette En Kısa Zamanda Ulaştığım Bir Bilgiyi, Saatler Sonra Televizyonda Görebiliyorum”
Gündemi yakın takip eden biriyim ve gündemi en hızlı şekilde sosyal medyadan takip edebiliyorum. İnternette en kısa zamanda ulaştığım bir bilgiyi ancak saatler sonra televizyonda ve hatta bir gün sonra gazetede görebiliyorum. Sağlık haberlerini de aynı hızda takip etmeye çalışıyorum, sosyal medyada sağlık haberciliği yeterli konumda olmasa bile.”


“Sosyal Medyadaki Sağlık Bilgilerini Verenlerin Kim Olduğuna Dikkat Edin”
Japonya RIKEN Beyin Bilimleri Enstitüsü Doktora sonrası araştırmacı ve Açık Bilim dergisi yazarı Dr. Çağrı Yalgın: “Sosyal medya, herkesçe olduğu kadar hekimlerce de dikkatle kullanılması gereken bir imkân. Buradan sağlıkla ilgili duyurularını sorumlulukla yapanlar var. Ancak, ciddiyetsiz kullanıcılarca, tıbbi ürün veya hizmet satışı yapanlarca, hattâ şarlatanlarca ciddi bir bilgi kirliliği yaratıldığını göz önüne almak gerekli. Bu nedenle sosyal medyadaki sağlık bilgilerini verenlerin kim olduğuna, verilen bilgilerin hangi kaynaklara ya da araştırmalara dayandığına dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum.


"Bilim Temelli Tıp"

Buna uygun olarak, verdiği bilgilerin kaynağını belirten, özellikle birinci elden bilimsel kaynakları değerlendirerek bilgi verenlerin sosyal ortamlardaki yazı ve duyurularını izliyorum. Özellikle beğendiğim bir site www.sciencebasedmedicine.org adresindeki "Bilim Temelli Tıp" adlı İngilizce site. Bu sitede tıbbi konular hem güncel araştırmalara hem de işin bilimsel temeline göre hekimlerce değerlendiriliyor. Sitenin aramayı kolaylaştıran bir dizini de var. Hepsi hekim olan birkaç yazarın düzenli katkı yaptığı bu siteyi tavsiye ederim.

Bu gibi sitelerde yazılar bilimsel makalelere dayandırılıyor ve yazının altına eklenen yorumlarla tartışma sağlanıyor. Bilimsel dergilere ücretsiz erişim imkânlarının yaygınlaşmasıyla hekimler de bahsedilen araştırmaların makalelerine daha kolaylıkla ulaşabiliyor. Yani güncel bilimsel gelişmeleri ve tartışmaları izlemek sosyal medya sayesinde daha kolaylaştı. Bu gibi imkânların Türkiye'de de artmasını temenni ederim.


“Hekimlerin Sosyal Medyadan Sağlık Tavsiyesi Vermesi Sorunlar Yaratabilir”

Öte yandan, hekimlerin sosyal medyadan sağlık tavsiyesi vermesi sorunlar yaratabilir. Ülkemizde hekime danışmayan, rahatsızlığı için komşusuna verilmiş ilâcı kullanan insanlar var. Bu insanlar internetteki sağlık bilgilerini de kendilerine ve çocuklarına bilinçsizce uygulayabilir. Bu nedenle hekimin bizzat aldığı hikâye, bizzat yaptığı fizik muayene ve tetkiklere göre önereceği tedavinin yerini hiçbir şeyin tutmayacağının topluma anlatılması gerekiyor.


“Sorumsuzca Yapılan Duyuru ve Haberlerin Zararları Nasıl Azaltılabilir?”

Sorumsuzca yapılan duyuru ve haberlerin zararları nasıl azaltılabilir? Bunun için hemen harekete geçilmesi şart olduğundan, uzmanların ve uzmanlık derneklerinin bu teknolojilerden haberdar olmasının ve gerektiğinde sağlık habercileriyle işbirliği yaparak gerekli cevapları yaymasının  toplum sağlığı açısından önemli olduğunu düşünüyorum.”



“Facebook En Sık Tıklanan”
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve SENATURK (Senoloji Akademisi) Başkanı Prof. Dr. Bahadır Güllüoğlu: “Sosyal medya insanların toplum içerisinde ihtiyaçları olan kişilerarası ilişkileri fiziksel ortam ve uygun zaman şartı aramaksızın kurabilmeleri ve sürdürebilmeleri için geçerli olan sanal ortamdır. Sosyal medyayı kullanma nedenim, kendilerini görebilme şansım hiç olmayan ya da çok az olan eski ya da yeni arkadaşlarım, meslektaşlarım ile temas sağlayabilmek ve ortam paylaşımlar sağlayabilmek için.
Genç meslektaşlar için vazgeçilmez, geç kuşaklar için ise merak edilen ve içine girilince de büyük bir oranda benimsenen ancak sık başvurulmayan bir ortam. Facebook en sık tıklanan. Anılar ve tecrübeler en sık okunanlar.

“Sağlık Alanında Kurumların ve Devletin Nabız Tutma Zemini”
Sosyal medya, hastalar ya da potansiyel hastalar açısından doktorlar için reklam zemini.Her an güncellenen yapısı nedeni ile, herkese açık olması ve tek bir zümrenin etkisi olmadan bağımsız ve demokratik bir haberleşme, fikir üretme, fikir paylaşma, fikir test etme ortamı olmasından ötürü tüm değişimlere zemin oluşturuyor. Sosyal medya sağlık alanında kurumların ve devletin nabız tutma zemini olacak.“




“Sosyal Medyanın Benim İçin En Önemli Özelliği, Kaliteli İçeriğe Prim Vermesi”
Social Touch Genel Koordinatörü. Tek Doz Dijital Kurucu- Editörü Dr. Sertaç Doğanay: “İnternet kullanıcılarının kendi içeriklerini oluşturup paylaştıkları ve başkalarının içeriklerine yorum yapabildiği tüm alanlar bana göre sosyal medyadır. Elbette buna, ihtiyaç duydukları içeriğe erişmek için arama yaptıkları mecraları da katıyorum.  Sosyal medya benim hem işim, hem keyfim.  Sosyal medya sayesinde dünyanın her yerindeki arkadaşlarımla anında haberleşebiliyorum, etkileşebiliyorum. Neredeyse tamamen ücretsiz olarak bilgimi, üretimimi, tecrübemi paylaşıyorum. Sosyal medyanın benim için en önemli özelliği, kaliteli içeriğe prim vermesi ve bu içeriği logaritmik hızla yayması. Benim üretimim genel olarak dijital alanda olduğu için, bunu paylaşmak ve gelir modeli oluşturmak için doğru yer de yine dijital alan bana kalırsa.
An itibariyle dijital (sosyal) medya haricinde bir başka yolla fikir, duygu ve üretiminizi bu kadar hızlı paylaşamazsınız. Zaten bu soruları ancak bizim gibi X, bilemediniz Y kuşakları oturup cevaplar. Sonraki kuşaklar için bu sorular “neden telefon kullanıyorsunuz?” sorusu gibi algılanıyor. Çünkü onlar dijital yerli, biz ise göçmeniz.

“A.B.D. ve Özellikle İngiltere’de Hekimler Bu Alanı Çok Daha Aktif ve Verimli Kullanıyor”

Sosyal medya yönetimi ve danışmanlığı hizmeti verdiğim müşteriler arasında hekimler de var. A.B.D. ve özellikle İngiltere’de hekimler bu alanı çok daha aktif ve verimli kullanıyor. Henüz Türkiye’de yolun başındayız. Sosyal medya iletişiminin bazı temel kuralları var, bunları bir kenara bırakalım, bir de hekim-hasta iletişimi kuralları var. Bu ikisini bir arada doğru uygulamadığınız zaman maalesef elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz. Ben hastalarla iletişimde, belli sınırlar dahilinde sosyal medya kanallarının kullanımını doğru buluyorum. Bu aslında biraz da kolay bir yol olduğundan destekliyorum. Biz genelde büyük şehirlerdeki kişileri hesaba katarak yorum yapıyoruz ama bir de şöyle düşünün: Türkiye’de kadın doğum uzmanı olmayan binlerce köy, hatta ilçe var. Eğer siz doktorlar olarak ya da bir adım öteye gideyim, sağlık hizmeti sağlayıcılar olarak, mobil ve dijital teknolojileri de kullanıp en uzaktaki kişiye ulaşıp, onun bir derdine çözüm bulabiliyorsanız işte o zaman bundan daha yararlı bir şey yok. Hekimlerin en çok hangi sayfaları ziyaret ettiğine dair net bir bilgim olduğunu söyleyemem.

“İlaç, Doktor ve Hastanelerle İlgili İnternette Bilgi Arayanların Oranı % 90”
Sağlık alanı, sosyal medyadan çok etkileniyor. Eylül 2012’de kurucusu olduğum SocialTouch, doktorsitesi.com kullanıcıları arasında bir anket düzenledi. Bin 289 kişiye 8 soru yöneltildi. İlaç, doktor ve hastanelerle ilgili internette bilgi arayanların oranı % 90’larda. Yüksek oranda Google aramalarında en üstte çıkan linklere tıklanıyor, bir ölçüde doktorlara soru sorabilecekleri platformlara giriyorlar. En çarpıcı sonuç ise, % 40’ının şimdiye kadar en az bir defa, internette gördüğü bir bilgi yüzünden hekimin reçete ettiği ilacı kullanmaktan vazgeçmiş olması. Dolayısıyla sağlık hizmetleri sağlayan resmi ve özel kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, uzmanlık derneklerinin dijital alanda olup bitenden haberdar olması gerekiyor.

“Sağlık Haberciliği Dijital Medyanın Kurallarına Ayak Uydurduğu Sürece Ayakta Kalacak”

Sağlık haberciliği de diğerleri gibi dijital medyanın kurallarına ayak uydurduğu sürece ayakta kalacak. Yazılı basında bir haber yayınlıyorsanız, sadece elinde o kağıt parçasını tutan insana ulaşabiliyorsunuz, bilemediniz yanındaki birkaç kişiye daha. Sosyal medya sayesinde ise, hem o kişinin beğenisini görebiliyor, hem bu sayede binlerce başka kişiye da görünür olabiliyor, düzeltme ve yorumlanma fırsatlarını kullanıyorsunuz.”

2 yorum:

koray topçu dedi ki...

Nefis bir yazi konusu olmus.esra hanim. Derinlemesine incelenmesi gereken bir konu. Sizden ricam daha genis web kaynaklarinin daha fazla oldugu bir yazi da hazirlamaniz. Tesekkur ediyorum

Ebru KGDMR dedi ki...

Bence de muhteşem bir yazı olmuş. Soluksuz okudum. Kaleminize sağlık...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...