18 Aralık 2016 Pazar

SİNEK ROBOTLAR HAYATI NASIL DEĞİŞTİRECEK?

File photo shows an insect-sized spy drone
İzlerken öğreten, öğretirken de düşündüren dizi Elemantry’nin bir bölümünde sinek robotlar uçup görüntüleri kaydediyordu. 

Önce inanamadım, sonra araştırdığımda Harvard Üniversitesi'nden Dr Kevin Ma ve doktora öğrencisi Pakpong Chirarattananon’un bulunduğu araştırma ekibi, dünyanın en küçük uçan robotunu ortaya çıkardıklarını belirtiyor.

Bir sinek boyutunda ve böceklerin çevik manevralarını taklit edebilen bu robot ile ilgili araştırma, Bilim dergisi Science'da yayımlandı. Araştırmaya göre, bu tür robotların gelecekte arama kurtarma çalışmalarında kullanılabileceğini belirtiyor.

Karbon elyaftan üretilen ve bir gramdan çok daha hafif olan bu uçan robotun kanatları güçlü elektronik kaslarla hareket ettiriliyor. 

Nano teknolojik ile üretilen sinek robotlar, Gerçek sinek gibi saniyede 120 kez çırpabiliyor ve giremeyecekleri bir yer yok gibi.

Kullanım alanları içerisinde arama kurtarma çalışmalarında, enkazlarda ya da insan sağlığı için tehlikeli ortamlarda, bitkilerde tozlaşma ve döllenme için de faydalanılabileceğini söylense de casus sinek robotlar olarak da anılıyorlar. Dizide de zaten casusluk yaparak, görüntü kaydediyor ve anında müdahale ederek istediklerine zehirleyebiliyorlar.

İnsanlar neler üretiyor, biz neler konuşuyoruz? Bilim vizyon geliştirir! Bilim konuşalım, çalışalım ve üretelim!

Kaynaklar

Kevin Y. Ma, Pakpong Chirarattananon, Sawyer B. Fuller, and Robert J. Wood. Controlled Flight of a Biologically Inspired, Insect-Scale Robot. Science, 3 May 2013: 603-607 DOI: 10.1126/science.1231806  

12 Aralık 2016 Pazartesi

TELEVİZYON DİZİLERİ DE EĞİTİCİ OLABİLİR

Ülkemizde dizi izlenme oranları gün geçtikçe artıyor.  Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 11-15 yaş grubu çocuklar tarafından en çok izlenen program türü % 76,8 ile film ve dizilerden oluşuyor.

Küçük yaştaki çocukların da izlediği bu dizilerin içerikleri kurmacadır ve kurmaca oldukları da izleyiciler tarafından unutulur. Hikaye kahramanlarının yaşadıkları, söyledikleri ve yaptıkları izleyici tarafından çok önem taşır.

Ipsos tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu” 2016 araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde insanların % 54’ü yerli dizi izliyor. Araştırmaya katılanların % 85’i “Her gün televizyon izliyorum” diyor.

Yerli dizilere baktığımızda konu başlıkları ve içerikleri değişmekle birlikte genellikle buram buram entrika kokuyor. “Herkes birbirinin kuyusunu nasıl kazarım?” düşüncesi etrafında hareket ediyor. Bu durum insanları nasıl yönlendiriyor?

Yurt dışında da türlü çeşitli diziler çekiliyor. Onlarda da çok farklı ve hatalı senaryolar var. Hatta inceleyip, “ülkemizde de yayınlanmalı” denilenlerde bile geleneklerimize uygun şekilde değişiklikler yapılması gerekebilir.

İşte o dizilerden biri Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan, Sherlock Holmes karakterinin günümüze uyarlanmasıyla oluşturulan Amerikan polisiye dizisi Elementary!  Bu diziyi izlerken, birçok bölümünde yeni bilgiler öğretiyor. Ayrıca bu bilgiler her gün duyduğumuz türden de değil. Bilimsel içerikli ve araştırma yaparak detaylarına ulaşabileceğimiz türden. Dizinin ikinci sezon 17. bölümünde soruşturmayı çözerken, Bertillon sisteminden söz ediliyor.


Bu yöntemi geliştiren Fransız dedektif Alphonse Bertillon tarafından bulunduğunu ilk olarak “Ölüler Sır Saklamaz” kitabında okumuştum. Detayları çok çarpıcı olan bu buluş hakkında bilgiler dizide de ele alınıyor.  

Alphonse Bertillon olay yeri incelemenin babası olarak kabul edilir. Sir Arthur Conan Doyle tarafından “Avrupa’daki en iyi dedektif” olarak tanımlanan Bertillon, bugün hala kullanılan sabıka fotoğrafı ve olay yerinin fotoğraflanması gibi yöntemlerin yanında kendi adını taşıyan ¨Bertillon¨ sisteminin de kurucusudur.


Sabıka fotoğrafı polisiye olaylarda bir sistem olarak uygulanmadan önce şüphelilerin tespiti ve suçluların kaydı sözlü ifade ve çizimlere dayanıyordu. Bertillon, 1880 yılında Paris polis müdürlüğünde kimlik saptama bölümünün başına getirildi. Özellikle yeniden suç işleyen eski suçluların saptanmasına yarayan bir yöntemi geliştirdi. Fransız dedektifin bu alana getirdiği bir diğer yenilik ise olay yerinin fotoğraflanmasıydı. Bertillon sisteminin sınıflandırmaları arasında bir kişinin burun uzunluğu, kulak yapısı, kafatası ölçüleri gibi son derece detaylı inceleme kayıtları vardı. Yöntem zamanla yerini parmak izine bıraktı.

Dizide Alphonse Bertillon’un fotoğrafını gösterdikten sonra özellikle kulakların fotoğraflarda önem taşıdığına değinildi. Her insanın kulak yapısının parmak izi gibi kişiye özel olduğu vurgulandıktan sonra Harvard Tıp Fakültesi’nde çalışan Charles Vacanti, ilk insan “STAP hücreleriyle ilgili Nature’da yayınlanan bir çalışmasına değinildi.

Çalışmada yetişkin bir fare hücresinin, asidik bir ortama konulduğunda, vücuttaki veya plasentadaki herhangi bir hücreye dönüşebilme yeteneğine sahip olan totipotent hücre tipine dönüştüğü ele alındı.


Dizide kısaca şu bilgiler verildi: Vacanti önce bu farenin genetik yapısını insan derisini reddetmeyecek şekilde değiştirdi. Ve farenin derisinin altına kulak şeklinde bir polimer iskelesi yerleştirerek daha sonra çıkartıp bir insana nakledilebilecek bir kulak oluşturdu.
 Soruşturma kapsamında bu çalışmanın insan üzerinde yapıldığı ile ilgili bilim kurguya kaçan bir yöne getirildi.

Yani bir diziden geçmişten adli bilimler tarihine uzanıp, günümüzde yayınlanan bir bilimsel çalışmaya vurgu yapılarak birçok bilgi harmanlanıyor ki, soruşturmanın kilit noktası olduğu için seyircinin bu anı kaçırması imkansız.

Çok başarılı yerli diziler çekiliyor, bunların senaryolarında insanları izlerken, öğretecek ve düşündürecek içeriklerle süslemek mümkün. Bu konuda da alanında başarılı senaristlere ihtiyaç olduğu, medya sektörünün her aşamasında çalışanların desteklenmesi gerektiği bir gerçek.

Uzman medya çalışanları toplum bilinçlendirilmesi ve eğitilmesinde çok önemli bir yere sahip. Dilerim ilerleyen günlerde medya çalışanları hak ettiği değeri bulur.



Kaynaklar
                    http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15866
                    Stimulus-triggered fate conversion of somatic cells into pluripotency. Haruko Obokata, Teruhiko Wakayama, Yoshiki Sasai, Koji Kojima, Martin P. Vacanti, Hitoshi Niwa, Masayuki Yamato  & Charles A. Vacanti. Nature 505, 641–647 (30 January 2014) doi:10.1038/nature12968. Published online 29 January 2014

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...