Ana içeriğe atla

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA NE YAPACAĞINI BİLMİYOR

Organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak adına yapılan her çalışma çok kıymetli. Çünkü, şu anda  25 bin 111 nakil bekleyen kişi var. 

Yıllardır, toplum bilincini artırmak için medya çalıştayları düzenlediğim için, basın mensuplarının bu konuya ne kadar duyarlı olduğunu da  gözlemlerim. Dizi setleri ve medya kuruluşları ziyaretlerinin yanı sıra medya çalıştayı düzenlediğimde bağış için hassasiyetle destek verdiler. 

Konu sağlık olunca gazeteciler her türlü yardımı yapmaya çalışır.  Sağlık çalışanları da bu konuda bağış oranlarını artırmak için ellerinden geleni yaparlar. Hatta Türkiye Organ Nakli Vakfı  (TONV), bir adım daha ileri gidip, dünyadaki gazetecilere bu konunun önemini anlatmak için çalışmalar yapıyor. 

Beyin ölümü yanlış anlatılıyor
Yapılan tüm çalışmaların yanı sıra, medyanın önemini ortaya koyan Sağlık Haberlerinde “Mucize Tedavi”ler başlıklı makaleden  alıntı yaparak konuyu biraz daha detaylandırmak istiyor: 

"Basın organlarının “beyin ölümü” kavramının anlamına dikkat etmeden  haber yapmalarının üç açıdan olumsuz sonuç doğurabileceğine işaret edilerek kavramın daha özenli kullanılması uyarısında bulunulmaktadır. 

 1. Toplumda tıbba olan güven azalacak, tıbbın “ölüm” dediği olgularda dahi, ölmeme, bir geri dönme olasılığının var olduğu zannı oluşacaktır.
2. Beyin ölümü kavramının en önemli uygulama alanlarından biri olan organ bağışlarını azaltabilecektir. Nitekim hastanın yakını “mucize” beklentisiyle organ bağışında bulunmayacağını
açıklamıştır.
3. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bir “mucize” ile de olsa sağlığını kazanabileceği zannı, sınırlı sayıda olan yoğun bakım birimlerine daha fazla gereksinim duyan/ gerçekten yarar sağlanabilecek olan hastaların bu olanaktan yararlanmalarını engelleyebilecektir.”


Öğrencilerin % 69.1’i organ bağışı için ne yapmak gerektiğini bilmiyor
Görüldüğü üzere medyadaki haberler toplumun bilinç düzeyini artırıyor. Bu anlamda da gençlerin bu konudaki farkındalığını araştıran "Organ Bağışı Hakkında Üniversite Öğrencilerinin Düşünceleri"ni inceleyen bir çalışmada ilginç bir veri tespit edilmiş: "Üniversite öğrencilerinin organ bağışı konusunda görüşlerini almak amacıyla erkek ve kız öğrenci yurtlarında basit rastgele örnekleme ile seçilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 360 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin % 59.5’inin organ bağışı konusunda bilgilerinin olduğu, % 59.6’sının organ  bağışında bulunmak istediği, % 78.9’unun organ bağışının gerekliliğine inandığı, % 69.1’inin ise organ bağışı için ne yapmak gerektiğini bilmediği saptanmıştır."

Organ bağışı yapmak isteyenler, nasıl bir yol izleyeceklerini bilmiyor. Öğrenmek isteyenler için şu siteyi önerebilirim. Farkındalığı artırırken, bağış yapmak isteyenlere yol haritalarını sunmak da çok önemli yer tutuyor. Çünkü, organ bağışı hayat kurtarır.  


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...