Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dijital etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

TÜRK KADIN FİZİKÇİLERİN DEMİR LEYDİSİ KEŞİFLERE DOYMUYOR

Teknolojik buluşlar ve akademik araştırmalarıyla birçok kez bilim dergilerine kapak olan, Adolph Lomb Madalyası ve National Science Foundation'ın (Ulusal Bilim Vakfı) verdiği ödül de aralarında olmak üzere, pek çok ödüle layık görülen Dr. Hatice Altuğ, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Obama'nın elinden de ödül alan ilk Türk bilim kadını olmuştu . Altuğ, Presidential Early Career Awards for Scientist and Engineers   ile geleceğin en önemli bilim insanları arasında gösteriliyor.   Kadınlara bilim dünyasında daha çok yer açılmasının neleri değiştirebildiğine örnek olması için bu ay Dr. Hatice Altuğ’un çalışmalarını anlatacağım. Fizik alanında kadınlarla karşılaşmanın çok yaygın olmadığını düşünen Altuğ,   bunu değiştirmek için çalışıyor.   Dünya’nın en iyi 20 üniversitesi arasında kabul edilen İsviçre’de bulunan EPFL’de (Swiss Federal Ecole Polytechnique Lausanne) Yardımcı Doçent olarak çalışmalarına devam eden Dr. Hatice Altuğ,   yakın zamanda Science Dergis...

MİKROÇİPLERLE KANSERE ÇÖZÜM ÜRETEN TÜRK

Kanserle mücadeleyi yeni bir boyuta taşıyan mikroçipli kan testi alanında çalışmalar yapan bilim insanları arasında yer alan dünyaca ünlü biyomedikal mühendisi ve mucidi Prof. Dr. Mehmet Toner’in kariyeri bilim dünyasına ilham veriyor. Milyarlarca kan hücresi arasından nadir bulunan kanserli hücreler tespit edilebilen mikroçipli kan testi kanserle mücadelede sağlık teknolojileri alanında yapılan çalışmalar içerisinde son dönemlerdeki en heyecan verici uygulamalardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu test ile doğru hastaya, doğru ilaç verilerek, doğru zamanda vererek boşa ameliyat ve biyopsi yapılmıyor. Yapılan kan testinin yaklaşık 2 saat sonra sonuçları hazırlanıyor.  Yakın gelecekte kanserde erken teşhis, iğneli biyopsi olmaksızın bu teknoloji mümkün olacak. Mikroçipli kan testinde, 2 milyondan fazla hücreye bir saniyede bakıp kanserli hücreler teşhis edilebiliyor.  Prof. Dr. Mehmet Toner’in yaptığı başka bir testin Ar-Ge süreci için doktorlar, küresel sağlık uzman...

ROBOTLAR İNSANLARIN YERİNİ ALABİLECEK Mİ?

Kaybettiğimiz insanların tüm kayıtlarının yüklendiği robotların hayatımızda ne kadar yer doldurabileceğine dair Black Mirror (Kara Ayna) dizisinin Be Right Back (Hemen Geliyorum) bölümünde çok farklı şekilde robotlar ele alınıyor. “Hemen döneceğim,” diyerek şehre giden Ash, bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Sevgilisi Ash’ın ani ölümünü kabullenemez.  Martha ’nın arkadaşı henüz deneme safhasında olan temsili bir programdan bahseder. Ölen insanların her türlü anıyı, bilgiyi sanal bir ortama aktarıp, yapay bir insan oluştururlar. Yazışmaların yetmediği Martha, bu kez eşinin aynısı olan robot satın alır. Bir süre robot ile yaşayan Martha, gerçek hayattan koptuğunu fark eder. Yani insansı robotların hayatımızı nasıl etkilediğini konu alan dizi, gerçek insandan ayrılmasının ileride zor olacağını gösteriyor. İnsansı robotların tasarımı çok farklı amaçlar için tasarlanıyor. Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verilen insansı robot Sophia’nın, üretilme amacı, parktak...

NETWORK HIRSIZLARINA KARŞI DİKKAT EDİN

Sosyal medya kullanımı arttıkça, insanlarda farklı davranış modelleri gelişmeye başladı. Doğru da olsa yanlış da olsa insanlarda çoğunluğa uyma dürtüsü nedeniyle “herkes yapıyor” davranış modeli ile hareket ediliyor. Nedeni bilinmeden paylaşılanlar, aslında deneme yanılma yöntemi ile sosyal medyayı ilk kullananların yaptıklarıyla şekilleniyor.  Paylaşımlar dikkat çekme odaklı olunca, hedef daha çok beğeni ve yorum almak ile sınırlıyken zamanla iletim daha çok paylaşınsın yarışına girildi.  Beğeni ve yorum hırsının daha çok arkadaş ve takipçi peşinde koşma hırsına geçmesiyle, bu kez sosyal medyada network hırsızlıkları başladı. Nasıl mı? Sizin arkadaşlarınız birden sayfanızdaki birçok kişinin arkadaşı oluveriyor. Herkes tanımadığı, ancak listesindeki ortak isimlere güvenerek eklemeye başlıyor. Sonra bir bakıyorsunuz, birçok kişi ile inanılmaz derecede çok ortak arkadaşlarınız olmuş. Ne ilginç değil mi? Hatta birisiyle 375 ortak arkadaşım olduğunu gördüğümde...

HER GÜNÜNÜZÜ DOLU DOLU YAŞAMAK İSTER MİSİNİZ?

Ufak Tefek Cinayetler dizisini izliyor musunuz? Dizi, çeteleşmiş kötülerin, iyileri öğüterek yok etmek için canla başla çalışmasını konu alıyor.   İyiler ise, iyilik saçmak için uğraşıyorlar etraflarındaki çamurlara inat. Dizide unutulmuş bir kelime vurgulanıyor: Erdem! Şu replik ise çok şey anlatıyor aslında: “İyi hep iyi, kötü de hep kötüdür belki de. Erdem sizi ilgilendiren bir şey mi ona bakmak lazım. Kötüler hiç etkilenmez çünkü, erdemden. Bir tek menfaat dengesi vardır onlarda. Herhangi bir şeyin kendilerine dokunduğu zaman değeri vardır sadece.” Erdemli olmak nedir? Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı olarak tanımlanıyor. Hani gün geçtikçe yitirilen değerlerin yerini, hastalıklı bir kıskançlığın aldığı günümüzde iyiliklerle cezalandırın kötülükleri. Yolunuzu değiştirin, kötülerle irtibat kurmayın. Çünkü, onlar sadece çalarlar, z...

FACEBOOK YALAN HABERLERE SAVAŞ AÇTI

Facebook'ta asılsız haberlerin yayılmasını durdurmak amacıyla ülkemizde de çalışmalara başladı.   Yalan haberlerin yayılmasını durdurmak için  bazı ipuçları paylaştı.  Geçtiğimiz aylarda Amerika’daki seçimlerde yaşananlardan sonra eleştiriler karşısında Google ve Facebook, içerik politikalarında değişikliğe gitti ve yalan haber içeren sayfaları reklam ağından çıkaracağını duyurmuştu.  Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg ise sosyal paylaşım sitesinin ABD'de başkanlık seçimlerinin gidişatını etkilediği iddialarına şiddetle karşı çıkmıştı. Detaylar için buraya bakabilirsiniz.  İşte Facebook tarafından sunulan  maddeler:  1 . Başlıklara şüpheyle yaklaşın.  Çoğu zaman asılsız haberlerin, tamamı büyük harflerle yazılmış ve ünlem işareti eklenmiş dikkat çekici başlıkları vardır. Başlıktaki sarsıcı iddialar size inanılmaz geliyorsa, muhtemelen inanmamanız gerekir. 2. İnternet adresine (URL) yakından bakın.  Sahte ve...

MEDYA DENKLEMİ TEORİSİ VE İNSANLARIN MAKİNELERE KARŞI DUYGUSAL YAKLAŞIMI

Teknoloji hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu süreçte de elimizden düşmeyen telefonlar başta olmak üzere, medya araçlarına karşı davranışlarımızın nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü?  1996 yılında Byron Reeves ve Clifford Nass, Medya Denklemi teorisinde, bilgisayarlar, televizyon ve yeni iletişim teknolojileri ile olan etkileşimlerin gerçek sosyal ilişkilerle  aynı olduğunu gösterdiler. Yani bilgisayara, insan gibi davranıyoruz.  Medya Denklemi testini 22 kişiye uygulayan Reeves ve Nass, testte katılımcıları iki gruba ayırdılar. Amerikan Pop Kültürü ile ilgili sorular sorulduktan sonra, kullandıkları bilgisayar hakkında bir de anket doldurmaları istendi. Birinci grup anketi  bilgisayarda  yanıtlarken diğer grup kağıtta yanıtladı.   Test sonucunda birinci grup,  bilgisayarla arasında bir bağ kurarak ona karşı kibar davrandı ve soruların iyi olduğunu söyledi. İkinci grup ise,  testin kötü olduğunu söyledi. Reeves ve Nass, kulla...

ALKIŞLARLA DEĞİL LİKE'LARLA YAŞIYORUZ

Sosyal medya hayatımıza girdiğinden bu yana görsellik ön plana çıktı. İnsanlar, gerçek ve sanal kimlikleri arasında gelgitler yaşasa da, bu ayrımı sadece en yakınları bilebiliyor. Aynen televizyona çıkıp, konuşan uzmanların verdikleri akılların gerçekte kendilerinin ne kadar uyguladığını biz gazetecilerin bildiği gibi...  İnsanlar sanal kimlikleri ile, daha zengin, daha başarılı, daha zayıf kısaca, çok mutlu olduğunun ispatını yapmaya çalışıyorlar. 1985 yılında kullanılmaya başlanan ve İngilizce, "kendi aralarında bağlantılı ağlar" anlamına gelen Interconnected Networks teriminin kısaltması olan Internet, yaklaşık 25 yıldır hayatımızda gelişerek ve değişerek yer alıyor. Ancak asıl sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile medyanın ve iletişimin tanımı neredeyse baştan yazıldı. Kişilerarası iletişimden ve geleneksel medyadan uzaklaşılmaya başlandı. Hatırlayanlar olursa, internetin ilk kullanıldığı yıllarda rumuzlarla kimlikler gizlenirdi. Şimdilerde ise, insanlar isiml...

İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖNCE BUNLARI YAPIN!

Mutlu hayatın peşinde konuşuyoruz, bu süreçte de sosyal medyadan sürekli paylaşımlar yapıyoruz. Bu paylaşımları bir amaç için yapsanız hayatınız nasıl değişir? Hiç düşündünüz mü? Her gün bir amaç için uyanmak, insanı hedefine kitlenmiş şekilde mutlu olarak güne başlama nedenlerinden biridir. Bu hedef içinizi heyecanlandıracak bir şey olmalı. Hedefinizi düşününce bile mutlu olabilmelisiniz.  Son dönemlerde, “Yapılacak her şey yapılmış, bize ne kaldı?” diyenlere 1931 yılında Gazeteci Lincoln Steffens’ın bir yazısıyla yanıt veriyorum:  “Hiçbir şey yapılmadı. Dünyada var olan ne varsa yapılıyor ya da yapılacak. En güzel resim henüz yapılmadı, en büyük oyun yazılmadı, en görkemli şiir okunmadı. Yeryüzünde ne mükemmel bir demiryolu var, ne kusursuz bir hükümet, ne de uygulanan yasalar. Fizik, matematik ve en gelişmiş ve en doğru bilim, temelden değiştiriliyor. Kimyanın bilim sayılması o kadar yeni ki; psikoloji, ekonomi ve sosyoloji çalışmalarıyla, Einstein’ın...

SOSYAL MEDYAYI ÇOK KULLANIP, NASIL KULLANACAĞINI BİLMEYENLER

Geçtiğimiz günlerde Cem Yılmaz ve Oğuz Güven sosyal medyayı kullanmama kararı aldı. Altta yatan neden, gelen yorumlara dayanamayıp, insanların ne kadar boş konuştuklarına dair serzenişti aslında. Dünyada en çok sosyal medyayı kullanan ülkelerden biriyiz. Ancak insanlar çok kullanıp, nasıl kullanacağını bilmiyor! Sosyal medyayı bilgi edinmek ya da kendini geliştirmek için kullanmalı. Başkalarının hayatını izlemek için değil! "Kim nerede, ne yapmış?" peşinde herkes. Ne yazık ki, ülkemizde artık röntgencilik ve teşhircilik boyutuna ulaşan sosyal medya kullanımı, yurt dışında kendini geliştirme, vizyon kazanma, network edinme gibi amaçlar için kullanılıyor. Özellikle hayran sayfalarını gördüğümde çok üzülüyorum, insanlar hayatlarını yaşamıyor. Başkalarının hayatının takipçisi, savunucusu ya da hakaret edeni oluyor. Hayatımızın şu anı gitti ve bir daha asla gelmeyecek. Zamanımızı şöyle geçiriyoruz:           Kim?       ...

MEDYADA NELER OLDU?

Medyada gündem çok hızlı geçerken, geriye doğru bakıp, özet şeklinde olanları incelemek zihin açıcı olacak. Süzgeçten geçirdiğim dikkat çekici ve faydalı bilgileri sizlerle paylaşacağım. Google ve Facebook yalan haberlere savaş açtı Ken Doctor’ın Nieman Journalism Lab haberine göre, ABD başkanlık seçimlerinin Donald Trump’ın zaferi ile sonuçlanmasının ardından, Facebook ve Google algoritmalarının kullanıcılara popüler içerik gösterme eğilimi nedeniyle dezenformasyon yaydıkları ve seçim sonuçlarını etkiledikleri suçlamalarıyla ağır eleştiri almıştı.  Eleştiriler karşısında Google ve Facebook, içerik politikalarında değişikliğe gitti ve yalan haber içeren sayfaları reklam ağından çıkaracağını duyurdu. Google artık ‘gerçeği manipüle eden, yanlış aktaran ya da saklayan’ mecraları Google reklam ağında barındırmayacak. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg ise sosyal paylaşım sitesinin ABD'de başkanlık seçimlerinin gidişatını etkilediği iddialarına şiddetle karş...

YAYINCILIĞI BİR ÜST SEVİYEYE ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI?

Dijital dünyayı herkes gönlünce kullanıyor. Kuralları olmayan ve tecrübelerle kuralları belirlenen bu platform ile ilgili gazeteciler farklı bakış açıları geliştiriyor.  Yurt dışında bu konuda Harvard Üniversitesi’nin gazeteciliğin geleceğini incelemek amacıyla kurduğu Nieman Journalism Lab   gerçekten çok güzel. İşin gelişi güzel olmasından öte, işin profesyonellerine yardımcı olacak ve yol gösterecek bir adım. Ken Doctor, Nieman Journalism Lab sitesinde yer alan köşesinde   ABD’de gazetecilik sektörünün 22 çeyrekten beri sürekli gelir düşüşü içinde olduğuna dikkat çekiyor. Newsonomics isimli sitesini de özellikle öneririm. Medya sektörü analisti Ken Doctor, dijital eğilimlerin habercilik sektörü üzerindeki etkisini “Newsonomics” adlı kitabında ele aldı.   Gazetecilik artık gazetelerde kalmıyor. Yurt dışında gazeteciler daha serbest ve daha girişimsel. Hem mesleklerini geliştirmek için çalışırken hem de işlerini keyifle yapıyorlar.  Ül...