Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İletişim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HİÇ HAYALLERİNİZİ ÇALDILAR MI?

Hayal kurmak ne kadar güzeldir, sınırsızdır, sonsuzdur. Hayallerde çoğunlukla huzur vardır, kimi zaman da kendi kavgalarımızı hayallerimizde sürdürürüz, galibi biz oluruz her defasında. Hayal kurarken, mutlu oluruz. Hani gerçekleştiğinde sanki dünya dururmuş gibi düşünürüz. Bu düşüncelerle de her şey güzel olur. Etrafınız sevdiklerinizle doludur, başarıdan başarıya koşarsınız, elini tuttuğunuz sevdiceğiniz her daim yanınızdadır. İçiniz huzurlu, hayalleriniz bir bir gerçekleşir, rüyalarınızda… Peki sizin hiç hayalleriniz çalındı mı? “Şu konuda kitap yazacağım” diye heyecanla hayallerinizi paylaştığınız arkadaşınız, aylar sonra sizin hayallerinizi kendisinin gibi kullandığını gördünüz mü? Birçok kişinin bunu yaşadığından eminim. Çünkü, tüm iyi niyetinizle anlattıklarınız, karşınızda  kendinden emin bir şekilde “bu benim fikrimdi” diye karşılık verileri de gördünüz. Hayal hırsızlarından korunmak için ne yapmalı? Hayaller, kişiye özeldir. Sizin hayallerinizi çalsal...

YAŞAMADIĞIMIZ İÇİN YAŞLANMAKTAN KORKUYORUZ!

Mış gibi hayatlar yaşıyoruz. Seviyormuş gibi ilişkilerle, gülüyormuş gibi neşeli görünüyoruz. Böyle olunca da sevmekten de yaşlanmaktan da korkuyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz halde birbirimizle konuşmuyoruz, iletişimi ekranlar aracılığıyla yapıp, sınırlarımızı çizemiyoruz. Çoğunluk ne yaparsa düşünmeden sürünün bir parçası olmayı hemen kabul ediyoruz. Kendimiz olmayı unuttuğumuz için biri ne yaparsa peşinden koşturuyoruz. Aynısı olmayı, onun gibi giyinmeyi, onun gibi konuşmayı istiyoruz. Oysa biz öyle düşünmüyorsak, neden kendimiz olmayı seçmiyoruz. Eğer birileri çok başarılıysa hemen bacağından çekip aşağı indiriyoruz. Nitelikli iş yapanları istemiyoruz. Önemli olan mış gibi iş yapanlar olsun istiyoruz. Çünkü, nitelikli olursa bu kez eksikliklerimiz daha çok ortaya çıkar diye korkuyoruz. Aslında her şeyden korkuyoruz. İşte bu savaş meydanında fark etmeden her gün savaşıyoruz. Savaşmaktan yaşayamıyoruz. Yaşayamadığımız için de her alınan yaş, her beyaz tel saç, yüzdeki ...

ŞİDDETSİZ İLETİŞİMİN 5 YOLU

Yazıyı okumaya başlamadan önce şu müziğin eşlik etmesi için linki tıklayabilirsiniz.  Yeni bir kasabaya gelen genç bir kadın ve kızı çikolata dükkanı açarlar. Kasaba halkı, çikolatayı daha önce bilmediği için temkinli ve tepkili yaklaşır. Zamanla kasaba halkının bir kısmı, eğlencenin, neşenin, umudun ve çikolatanın olduğu yeni bir hayat ile tanışır. Bu yenilikten memnun olmayanların tepkisi ise, bir süre sonra sözlü ve sözsüz iletişim şiddetine dönüşür. Nefis çikolataların kokusu ve mutluluk veren lezzeti ile kadın, kasabalılara sevgiyle yaklaşarak iletişim engelini aşar. Sonunda çikolatanın kokusu tüm kasabayı sarar. Çikolata filminde izlediğimiz şiddet örneklerine benzer sorunlarla, günlük hayatımızda da karşılaşabiliyoruz. “Şiddetle hedefine ulaşılan zafer anlık olduğu için yenilgiye eşittir.” M Gandhi Şiddet gün geçtikçe hayatımızın merkezine yerleşiyor. Medyada şiddet ile ilgili haberlerin sayısı artıyor. Hatta şiddetin dozu da yükselirken, dehşet içer...

İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖNCE BUNLARI YAPIN!

Mutlu hayatın peşinde konuşuyoruz, bu süreçte de sosyal medyadan sürekli paylaşımlar yapıyoruz. Bu paylaşımları bir amaç için yapsanız hayatınız nasıl değişir? Hiç düşündünüz mü? Her gün bir amaç için uyanmak, insanı hedefine kitlenmiş şekilde mutlu olarak güne başlama nedenlerinden biridir. Bu hedef içinizi heyecanlandıracak bir şey olmalı. Hedefinizi düşününce bile mutlu olabilmelisiniz.  Son dönemlerde, “Yapılacak her şey yapılmış, bize ne kaldı?” diyenlere 1931 yılında Gazeteci Lincoln Steffens’ın bir yazısıyla yanıt veriyorum:  “Hiçbir şey yapılmadı. Dünyada var olan ne varsa yapılıyor ya da yapılacak. En güzel resim henüz yapılmadı, en büyük oyun yazılmadı, en görkemli şiir okunmadı. Yeryüzünde ne mükemmel bir demiryolu var, ne kusursuz bir hükümet, ne de uygulanan yasalar. Fizik, matematik ve en gelişmiş ve en doğru bilim, temelden değiştiriliyor. Kimyanın bilim sayılması o kadar yeni ki; psikoloji, ekonomi ve sosyoloji çalışmalarıyla, Einstein’ın...

IRKÇILIK VE MİLLİYETÇİLİK KAVRAMLARININ SOSYOLOJİK OLARAK TARİHSEL SÜREÇLERİ

"Bedenim siyah olabilir fakat ırkçılık yapanın kalbi siyahtır."  Emmanuel Eboue Irk; renk, boy, ses, vücut yapısı vb. gibi kalıtımla gelecek kuşaklara aktarılabilen özellikler bakımından benzeşen ve insan topluluklarının dikey olarak sınıflandırılmasına imkân veren kategoriler olarak tanımlanabilir (Demir ve Acar,1996, s.108; Çökerdenoğlu, 2015: 98). Irkçılık, en ilkel şekilde renk ırkçılığı, daha sonra da kafatası ve kan ırkçılıkları şeklinde ortaya çıkmıştır. Üstün ırk anlayışına göre, aşağılanan ırklar üstün ırka hizmet etmek ve yardımcı olmak, boyun eğmek üzere yaratılmışlardır (Giddens, 2013, s.533; Çökerdenoğlu, 2015: s.98) Millet ise tarihi bir toprağı, ülkeyi, ortak mitleri ve tarihi belleği, kitleyi bir kamu kültürünü, ortak bir ekonomiyi, ortak yasal hak ve görevleri paylasan bir insan topluluğunun adı olarak tanımlanabilir. Milliyetçiliğin ilk olarak ortaya çıkısı ve bir akım halini alarak dünyaya yayılması Fransız ihtilali ile başlamış ve sanat, ede...

İSTERSENİZ ŞANSLI OLABİLİRSİNİZ

Şans kapınızı çalsın ister misiniz? Hani fırsatlara rastlayıp, işlerinizin rast gittiği bir hayatta yaşamak çok keyifli olur değil mi?  Şanslı olmak aslında bir yandan elinizde, çünkü şansın kapınızı çalması için öncelikle düşünce sisteminizde bazı değişiklikler yapmanız gerekecek. Sonrada iletişimin gücünü kullanmak işinizi kolaylaştıracak. Tabii ki eyleme geçirilmemiş hiçbir düşünce başarıya ulaşamaz, bunun için hemen harekete geçilecek. Şans, tesadüfleri sever  Şimdi diyeceksiniz ki şans tesadüfleri sever. Ancak gözümüzün önündeki fırsatları görmemiz de bizim elimizde. Bununla ilgili bir çalışma yapılmış.   Bir kafeye gitmeleri için kendini şanslı ve şanssız kabul eden iki kişiye aynı ortam sağlanmış ve sonuçlar izlenmiş. kafeye giderken yola para bırakmışlar, şanslı olan parayı görüp, kafede oturan bir yönetici ile konuşup çevresiyle iletişim kurmuş. Şanssız olarak gören ise, parayı görmemiş, kafede kimseyle iletişim kurmamış.  Sonuçta ortamd...

TELEVİZYON DİZİLERİ DE EĞİTİCİ OLABİLİR

Ülkemizde dizi izlenme oranları gün geçtikçe artıyor.  Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 11-15 yaş grubu çocuklar tarafından en çok izlenen program türü % 76,8 ile film ve dizilerden oluşuyor. Küçük yaştaki çocukların da izlediği bu dizilerin içerikleri kurmacadır ve kurmaca oldukları da izleyiciler tarafından unutulur. Hikaye kahramanlarının yaşadıkları, söyledikleri ve yaptıkları izleyici tarafından çok önem taşır. Ipsos tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu” 2016 araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde insanların % 54’ü yerli dizi izliyor. Araştırmaya katılanların % 85’i “Her gün televizyon izliyorum” diyor. Yerli dizilere baktığımızda konu başlıkları ve içerikleri değişmekle birlikte genellikle buram buram entrika kokuyor. “Herkes birbirinin kuyusunu nasıl kazarım?” düşüncesi etrafında hareket ediyor. Bu durum insanları nasıl yönlendiriyor? Yurt dışında da türlü çeşitli diziler çekiliyor. Onlarda da çok farklı v...