Ana içeriğe atla

EN ÇOK ÖNEM VERDİĞİMİZ ALANLARDAN BİRİ “SAĞLIK OKURYAZARLIĞI"

Sağlık ile ilgili bir konu olduğunda herkes kendini rahatlıkla uzman sayabiliyor.  Bu karmaşanın giderilmesi için sağlık haberciliğinde uzmanlaşmanın olması gerekiyor. Çünkü bu değişim sağlık ekonomisini, sağlığın geliştirilmesini ve sağlıklı yaşam bilinci oluşmasını olumlu şekilde etkileyecektir. 

Medyada uzmanlaşma ve bilinç oluşması için, herkesin daha duyarlı yaklaşması gerekiyor.  TEDx Bahçeşehir ‘de sağlık okuryazarlığı ile ilgili yaptığım konuşmada sağlık haberlerini bir dedektif gibi mercek altına alarak incelemenin yol haritasını anlattım. 

Bu nedenle sağlıkla ilgili yapılan bir açıklama varsa hemen o kişinin eğitimine bakın! Edebiyat öğretmeni, fizik dersi hakkında televizyonda açıklama yapamayacağı gibi, bir genel cerrahi uzmanı da kalp sağlığını anlatmamalı. Manken, oyuncu ya da şarkıcı sağlıkla ilgili bilgi vermemeli. Sağlık liyakat işidir, aynı sağlık haberciliği gibi. 

Gazetecilik Bir Meslektir, Hobi Değil!
Gazeteciliği hobi amaçlı yapan çok fazla kişiyle karşılaşıyoruz. Bu da bilgi kirliliğine yol açtığı gibi medyayı çıkmaz sokağa götürüyor. İşte bu nokta da sağlık okuryazarlığı daha da önem kazanıyor. Haberleri okuduğunuzda ya da izlediğinizde mutlaka kimin haberi olduğuna bakın.  Gazetecileri tanımalısınız. "Hangi gazeteci nasıl haber yapar?" bilmelisiniz. O zaman haberlere bakış açınız da gelişecektir. Medya kuruluşuna geri bildirimlerde bulunursanız, çalışmaların da kalitesi o denli artacaktır. 

Sağlık Programları Reklam Aracı Olmamalı
Sağlık programları para ile konuk alır hale geldi. Parasını verenin uzmanlığı sorgulanmadan ekranlara çıkabiliyor. Bu programlar, reklam aracı gibi görülmemeli. Halk sağlığını korumak açısından bu anlamda çalışmalar yapılmalı. Uzman sağlık habercileri hazırlayıp sunmalı. 

Medyaya Büyük Görev Düşüyor
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile sağlık muhabirleri olarak kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldik.  Türkiye'de 2005'li yıllarda kanserle ilgili yaptıkları bir çalışmayı anımsatan Akdağ, “Bu çalışmanın sonucunda insanların yüzde 70'den fazlasının bilgileri televizyondan öğrendiğini belirledik.  Bu konuda medyaya büyük görev düşüyor” dedi. 

Sağlık Bakanlığı olarak en çok önem verdikleri alanlardan ikisinin sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşamı geliştirme olduğunu vurgulayan Akdağ, önümüzdeki dönemde çok yoğun olarak bu mecraları kullanacaklarını dile getirdi.  

Sağlık Okuryazarlığı ve Sağlıklı Yaşam Bilinci Gelişmeli
Aile hekimleri ve sağlık çalışanlarıyla, hastanelerde kullanılacak ekranlarla, el ilanlarıyla, okullardaki faaliyetlerle bilgilendirme çalışmaları yürüteceklerini belirten Bakan Akdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile de ortak çalışmalar yürüteceklerini kaydetti.  

Akdağ, Türkiye'de önümüzdeki 10 yılda sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşam bilincinin geliştirilememesi durumunda sağlık sisteminin sürdürülebilirliğinin riske gireceğini vurguladı.

Sağlık Muhabirleri de Eğitim Almalı
Sağlık okuryazarlığı bilincinin oluşturulması için, öncelikle sağlık muhabirlerinin uzmanlaşması desteklenmeli.  Bu alanda çalıştığı halde hala birçok temel bilgiyi bilmeyen muhabirleri görmek hem şaşırtıcı hem de üzücü. Öncelikle belli aralıklarla toplantılar düzenlenmeli ve güncel bilgiler paylaşılmalı. 

Gazeteciler Uzman Ayrımı Yapabilmeli
Gazeteciler, uzmanlık alanı dışında konuşanları gördüklerinde buna öncelikle kendileri tepki gösterebilmelidir. Bu nedenle açıklamalarda bulunan kişinin hemen eğitimine bakılmalı. Haber kaynağının, konuştuğu konu hakkında bilimsel çalışma yapması da önemli noktalardan biri. Çünkü televizyonda ya da gazetede haberinin yayınlanması o kişinin, konuştuğu alanla ilgili uzman olduğunu kanıtlamaz.  Ayrıca manken, oyuncu, şarkıcı ya da ünlü olan isimlerin sağlıkla ilgili eğitim vermeye kalkması da ayrı bir konu. Sağlık alanında eğitimi olmayan bu kişilerin hukuki yaptırımlarla, eğitim vermesi, önerilerde bulunması ve toplum sağlığını kişisel menfaati için tehlikeye atması ile ilgili de yeni düzenlemeler getirilmeli. Sağlık sertifikalarla ya da kulaktan dolma bilgilerle anlatılmaz. 

Sağlığımız hayatımızın en değerli unsurudur. Doğru, güvenilir ve objektif haber almak için bu adımları izlemeliyiz. Sağlıklı bir gelecek için sağlık okuryazarlığı bilincinin gelişmesi dileğiyle.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...