Ana içeriğe atla

SUYUN AYAK İZİNİ TAKİP EDİN

Dünya nüfusu 7 milyarı geçti. Günlük yiyecek üretiminde ihtiyaç duyulan su miktarı kişi başına 2 bin litre oldu.  Kullanılan su miktarının ‘Su ayak izi’ olarak tanımlandığını belirten Başkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeliha Eser, bu konuda bazı önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Sizce bir kilo dana eti soframıza gelinceye kadar kaç litre su kullanılıyor?
Bir kilo dana eti için kullanılan su miktarının 15 bin 500 litre olduğunu kaydeden Eser, “Dananın beslendiği yemin yetişmesinde kullanılan sudan başlayıp,  dananın temizliğinde kullanılan ve kesilinceye kadar içtiği su miktarının toplamı su ayak izini oluşturuyor.  Başka bir örneği de kahve üzerinden verebiliriz. Bir fincan sade kahvenin son kullanıcıya kadar geçirdiği süreçleri tanımlamak gerekirse; kahve bitkisinin yetiştirilmesi, hasadın yapılması, rafine edilmesi, nakliyesi, kahve çekirdeklerinin paketlenmesi, perakendecilere dağıtımı, satılması ve fincana koyulması aşamaları karşımıza çıkıyor. Bütün bu süreç için gereken su miktarı 140 litredir. Bu kahve, kağıt bardakta, bir de süt ve şeker eklenerek tüketildiğinde ise harcanan su miktarı 68 litre daha artarak 208 litreye çıkıyor. Bundan sonra çayımızı ve kahvemizi soğutup sonra da dökerken su ayak izini hatırlamakta fayda var” diye konuştu. 

Dünya’daki su rezervinin yüzde 3’ü tatlı su
Üçte ikisinin su ile kaplı olduğu için Dünya’nın, su zengini bir gezegen olarak görüldüğünü kaydeden Eser,  şunları söyledi: “Ancak, dünyadaki su rezervinin sadece yüzde 3’ü tatlı sudur. Bilim adamları dünyanın kıt kaynaklarının 8 milyar insan ve 2 milyar büyükbaş hayvanı gereği gibi beslemeye yetmeyeceğini açıkça ifade ediyorlar.  Ayrıca Türkiye sanıldığı gibi su zengini bir ülke değil. Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yıllık bin 650 m3’tür.  Bugün Türkiye uluslararası ölçütlere göre “su sıkıntısı çeken ülkeler” kategorisinde yer alırken, 2030 yılında nüfusun 100 milyona çıkması durumunda “su fakiri ülkeler” arasında olacak.”

Su tüketiminin büyük bir bölümünün yiyecek üretimi için kullanıldığını belirten Eser, “Bu nedenle su ve yiyecek arasında yakın bir ilişki vardır. Su ekonomik bir mal olarak görülmelidir. Dolayısıyla, bugünden önlemlerin alınması mevcut su kaynaklarının çok amaçlı kullanılması zorunlu hale gelmektedir” şeklinde konuştu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...