Ana içeriğe atla

KOAH TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) küresel bir halk sağlığı sorunu olmasına rağmen kamuoyu tarafından yeterince bilinmeyen bir hastalıktır. KOAH’lı toplam hasta sayısının 250-300 milyon olduğu ve yılda 3 milyon ölüm sayısı ile tüm dünyada 3. en sık ölüm nedeni olarak kabul edilmektedir. KOAH Hastaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mecit Süerdem, KOAH ile ilgili soruları yanıtladı. 

KOAH nedir?
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, yani kısaca KOAH akciğerlerdeki havayollarının daralmasına bağlı olarak ortaya çıkan, kendini eforda nefes darlığı ile gösteren bir hastalıktır. Nefes darlığına ek olarak kronik öksürük ve balgam çıkarma yakınmaları da olabilir. Hastalığın şiddetine göre hastaların yakınmaları değişkenlik gösterir. KOAH; hafif, orta, ağır ve çok ağır olmak üzere dört evreli bir hastalıktır. 

Hafif evredeki KOAH hastalarında nefes darlığı ve diğer belirtiler çok rahatsız edici olmayabilir. Dolayısıyla bu evredeki hastaların en az üçte ikisi tanı almaz. Genellikle hastalık daha ileri evrelere geçtiği zaman teşhis edilir. İlk tanı alan hastalarda akciğer fonksiyonları çoğu zaman bir daha düzelmeyecek seviyede ilerlemiş olur. En ağır evredeki KOAH hastaları yatağa bağımlıdırlar ve sürekli oksijen tedavisine ihtiyaç duyacak kadar şiddetli solunum yetmezliği içinde bulunurlar. Bunların dışında KOAH hastalarında sayısı hastadan hastaya değişmekle birlikte yılda ortalama 1, 2 kez alevlenmeler gelişir. Bu dönemlerde hastaların yakınmaları çok şiddetlenir ve bazen evde tedavileri başarılı olmaz ve hastaneye yatırılmaları gerekebilir. 

Hastalığın tanısı için “spirometri” diğer adıyla soluk testi zorunludur. Soluk testi tüm hastanelerde yapılabilen basit bir testtir. 

Kimlerde daha yaygın olarak görülüyor? Ülkemizde görülme sıklığı nedir?
KOAH için ön önemli risk faktörü sigara içimidir. Bunun dışında diğer önemli riskler; kırsal bölgede ısınmak, yemek yapmak amaçlarıyla yakılan organik maddelerin (odun, çalı, kömür, tezek) dumanına bağlı iç ortam hava kirliliği ve iş yerlerinde irritanların solunmasıdır. KOAH’ın önemli bir nedeni de tedavisine dikkat etmeyen astımlı hastalarda zaman içinde KOAH gelişmesidir. Tüm bu risklerin yanı sıra KOAH genellikle, yaşam şartlarının kötü olması ve risklere maruziyetin yüksek olması nedeniyle düşük sosyoekonomik sınıfın hastalığıdır.

KOAH aniden mi ortaya çıkar yoksa ön belirtileri var mıdır? 
KOAH sinsi bir hastalıktır ve 40 yaşlarında nefes darlığı ile kendini göstermeye başlar. Bazen buna uzun yıllar önce başlamış olan kronik öksürük ve balgam çıkarma eşlik edebilir. Özellikle sigara içenlerin bu yakınmaları sigara içiminin doğal bir sonucu olarak algılar ve efor seviyelerini nefes darlığı olmayacak seviyeye indirirler. 

KOAH önlenebilir bir hastalık mıdır? 
Evet, KOAH önlenebilir hastalıktır. Risk faktörlerine maruziyetin ortadan kaldırılması ve astımlı hastaların gerek tedavilerine gerekse akciğer hijyenlerine dikkat etmesi ile KOAH gelişmesi önlenir. 
Her KOAH hastası oksijene bağımlı hale gelir mi?
Dördüncü evredeki yani çok ağır dönemdeki KOAH hastaları ömür boyu oksijen tedavisine ihtiyaç duyabilir. 

KOAH tedavi ile geriletebilir, önlenebilir ve tedavi edilebilir mi?
KOAH tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle sadece nefes darlığını azaltır ve alevlenmeleri önlerler. Yıllar içinde akciğer fonksiyon kaybı hızını yavaşlatan herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. KOAH hastalığının evresi ne olursa olsun hastaların risk maruziyetinden uzaklaştırılması akciğer fonksiyon kaybını yavaşlatan en önemli tedbirdir. Bu nedenle erken tanı ve risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile hastalık gelişimi önlenebilir. 

KOAH tanısı almış kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?
Risk faktörlerini hayatlarından çıkarmaları, düzenli doktor kontrolü, ilaçlarını uygun dozda ve sıklıkta kullanmaları, solunum yolu ile kullanılan ilaçlarını doğru teknik ile kullanmaları, yılda bir kez olmak üzere sonbahar aylarında grip aşılarını yaptırmaları olarak sıralanabilir. Ayrıca özellikle ağır ve çok ağır evredeki KOAH hastalarının ömür boyu tek seferde olmak üzere zatürre aşısı da yaptırmaları önerilmektedir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...