Ana içeriğe atla

TEN RENGİ PARFÜM SEÇİMİNİ ETKİLER Mİ?

Bir ortama girdiğinizde etrafa nasıl koku yaydığınız önemlidir. Miss gibi çiçek kokusu ya da meyvelerin ferahlatıcı bahar havası ile yeni bir soluk kazandırabilirsiniz.

Kokular hayatımızda çok önemli yer tutar. Özellikle parfümünüz yıllarca aynı olursa insanların hafızalarına kazınırsınız. Sizin kokunuzu her duyduklarında akıllarına ilk gelen siz olursunuz. Parfüm seçimi insanların hafızalarında yer edinmenizi sağlarken, aslında önemli olan nokta sizin en sevdiğiniz parfümün etrafa yayılmasıdır.

Kokular Kitabı’nın yazarı Koku uzmanı ve Parfümör Vedat Ozan ile ikinci kitabı Parfümler hakkında konuştuk. Kokulara adanmış bir hayatın eseri olan bu kitap, parfümlerle ilgili çok farklı ve bilinmeyen bilgilerin kapısını aralamaya yardımcı olacak.

Parfüm nedir?
Koku duyudur, parfüm de duyuya yönelik ürün. Yani doğal halinin dışında koku vermek için planlanması yapılmış her ürün aslında parfümdür. İlla sürülebilir olması veya alkolde taşınması gerekmiyor.

Deodorant ile parfümün farkı nedir?
Deodorant, ter kokusunun önüne geçmek amacıyla üretilmiş ve çoğunlukla da parfümlendirilmiş bir ürün. Parfüm ise ter kokusundan bağımsız kokulu bir uygulama üzerinizde taşıdığınız.
İlkiyle sosyal ortama aktarılan kokuyu engellemek istiyorsunuz, ikincisiyle ise bilakis sosyal ortama kokulu mesaj aktarıyorsunuz.

Parfüm seçerken nelere dikkat etmek gerekir? Ten rengi parfüm seçimini etkiler mi?
Parfümün ten üzerindeki yaşamı boyunca deneme süresi ayırmaya dikkat etmek ilk şart. Yani öyle beş dakikada seçim yapmak hiç doğru değil. O parfüm eğer teninizde saatlerce yaşıyorsa, bütün bu yaşam süresini deneme zamanı olarak ayırmak lazım. Neden? Çünkü organik bir seyir izliyor parfümünüz. İlk sürdüğünüzdeki kokuyla iki saat sonraki arasında fark var. Dolayısıyla ilk izlenim asla bütün hakkında fikir vermiyor. Sonradan pişman olmamak için bu zamansal fedakarlığı yapmak şart.

Ten renginden ziyade cildin gözenek yapısına ki ten rengi kesin olmamakla beraber buna dair işaret verir. Ama ne olursa olsun, farklı tende aynı parfüm sandığınız kadar dramatik bir koku farkı yaratmaz. Ben bu iki seçenek arasında denemeye ayrılan sürenin daha önemli olduğuna inananlardanım.

Yaz kokusu ya da kış kokusu ayrımı var mıdır?
Sosyal beklentiler doğrultusunda, olabilir. Yaz, deniz, açık havayla ilintili bir parfüm, çevrenin beklentisini daha iyi karşılayabilir yaz mevsiminde. Ama esas önemli olan çevrenin değil sizin beklentiniz.

Doğal ya da sentetik koku ayrımında neye dikkat etmek gerekir?
Ne kadar karışık bir konudur bu. Aslında doğal bile doğal değil çünkü. Siz doğal malzemeyi alıp, çoğunlukla ısıl işleme tabi tutup hammadde haline getiriyorsunuz ki parfüm imalatında kullanabilesiniz. Bu anlamda ürün sonuçta belki doğal ama, doğasında olmayan bir yönünü siz öne çıkarıyorsunuz.

Şunu da unutmayalım ki bazı malzemeyi de doğal olarak kullanmanız yasak. Misk, civet gibi hayvansal malzemeyi kullanamazsınız çünkü hayvana zarar veriyor veya toptan telef ediyorsunuz kokulu bölgesine erişmek için. Bu durumda elinizdeki tek seçenek laboratuvarda sentezlenmiş ve doğalının kokusunu bir dereceye kadar taklit edebilen yapay molekülleri kullanmak oluyor.
Doğal veya yapay, esas olan aslında kullanım miktarı itibariyle sağlığa zararlı olmamalı ve sürdürülebilirlik kriterine uygun olmalı.  

Parfüm nasıl kullanılmalı? Tene mi kıyafete mi saça mı sürülmeli?
Kokuyu en uzun muhafaza eden doğal elyaftır. Saçı da bu bağlamda değerlendirebilir ve saça uygulamanın en verimli uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Ama koku moleküllerini taşıyan ortamın, yani alkolün saçta yol açacağı zararları da göz ardı etmememiz gerek. Bunun yerine eğer çok hassas ve açık renk değilse doğal elyaftan kumaşlara da parfüm uygulayabiliriz. Zaten yüzyıllarca insanlar kumaş ve eldivenleri kokulandırdılar tenlerinden çok.

Pek farkında değiliz ama tene direkt uygulama aynı saçta olduğu gibi cildimize alkol uygulama anlamına da geliyor. Kuruluk, çatlama, kırışma gibi zaman içinde oluşabilecek sorunları da düşünerek cildimize uygulama yaparken abartmamakta elbette sayısız fayda var.

Orijinal parfümler ile imitasyon parfümler arasında ne fark var?
İmitasyon parfümü aldığınızda ilk yarım saat orijinali gibi kokuyor, sonrasında gittikçe orijinalinden uzaklaşmaya başlıyor. Tabi ki kesin kural değil bu, ama oldukça uygun bir genelleme.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...