Ana içeriğe atla

MALPRAKTİS ENDİŞLENDİRİYOR

Sağlık çalışanlarına açılan davalar ile gündeme gelen Malpraktis hakkında konuştuğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, hekimlerin ve hastaların haklarını iyi bilmeleri gerektiğini dile getirdi.

Sağlık personeline yönelik ceza ve tazminat davalarında önemli bir artış gözlenirken, sağlık personeline konu hakkında eğitim veriliyor. Artık sorumluluklarını, yetkilerini ve haklarını öğrenme yolunda, defansif tıp gelişmeye başladı. Sağlık personelinin riskli müdahalelerden korkar olduğunu ve kaçmaya başladığını kaydeden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, “Gerçekte bu kadar büyük karmaşa sağlık personeline değil hastalara zarar vermeye başladı, önceleri müdahale yapan doktorlar şimdi riskli müdahalelerden kaçınmaya başladılar. 1924’ten bu yana ceza kanunun da mevcut olmasına rağmen cezalarda artış getirildi ve hastalarda daha bilinçli oldu, haklarını arar hale geldi. Avukatlarda bu alanda daha spesifik hale geldiler” dedi.


Sağlık Personeli Neye Dikkat Edecek!
Ne olursa olsun hasta geldiğinde, hastanın tedavisiyle ilgili aydınlatılması ve rızasının alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hancı, en önemli temel hukuki prensibin cerrahi müdahalelerde yazılı olurken diğer müdahalelerde sözlü izin alınması gerekliliğini dile getirdi. Barolarda sağlık hukuku konusunda çalışmaların artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Hancı, hekim hatalarının net şekilde gündeme getirilmeye başlandığını ve bunun da tedirginlik oluşturduğunu kaydetti.


Malpraktis Nedir?
Malpraktis düzenlemelerinin tıp mesleğinin hatalı ve yanlış uygulanması olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Hancı, sağlık hizmetleri için özel yasalar çıkartılmasının beklendiğini kaydederek, “Bir hemşire iğneyi yapması gereken bölgeye enjeksiyon yapıyor. Bu bölgeden farklı bir yere yaptığında ve damara zarar verdiyse bu malpraktistir. Ancak insan vücudu farklılıklar arz eden bir yapıdır. Hastada bu iğne alerji yaptığında veya yüzde 99 soldan geçen damar binde bir ihtimalle enjeksiyon yapılan yerden geçtiğinde damar yada sinirde hasar olduğunda bu malpraktis değildir. Bu bir komplikasyondur, yalnız gerekli müdahale yapıldıysa da hukuki bir sorumluluk yoktur” dedi.

Hastalar Neler Yapabilir?
Sağlık personeline yönelik davaların artmaya başladığını, yüksek tazminat davalarının ortaya çıkınca, sağlık çalışanlarında endişe ve panik başladığını belirten Prof. Dr. Hancı, bu durum sağlıkçıların riskli müdahalelerden kaçmasına yol açtığını böyle durumda da hastalara zarar verilmeye başladığını iletti. Prof. Dr. Hancı hastaların karşılaştıkları ters durumlar hakkında şunları söyledi: “Hatalı bir durumla karşılaştığında hastanın yapacağı 4 şey vardır. Savcıya ceza davası için başvurabilir, maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Sağlık çalışanı resmi bir kuruluşta çalışıyorsa bağlı bulunduğu idareye başvurabilir, idari yargılanmasını ister ve Tabip Odasına başvurulur. Ancak Tabip odalarının daha çok özel sektörde çalışanlar üzerinde yaptırımları vardır, resmi kurumda etkisi yoktur. Dilekçenin gerçekçiliği incelenir, ona göre soruşturma açılmasına karar verilir yada uzlaşma kurullarına başvurulur. Bu kurumlar tarafından dilekçeler incelenerek, karar verilir.”


“Bilir Kişi Kurumunu Seçebilirsiniz”
Bilir kişi kurumları olarak Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası, Adli tıp kurumu ilgili bölümü, üniversitelerin adli tıp anabilim dalları veya branşların ilgili anabilim dallarının bu görevi yaptığını belirten Prof. Dr. Hancı, yeni kanunla belirlenen kurum belirleme özelliğiyle kişiler kendileri de başvurup rapor alabildiklerini ve gerekli yerlede bu raporu kullanabildiklerini ifade etti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...