Ana içeriğe atla

MİNİMAL İNVASİF İLE ZARAR MİNİMUMA İNDİ

Güven Hastanesi Kalp Damar Cerrahı Prof. h.c. Dr. med. Tayfun Aybek Minimal İnvasif yöntemi ile kalp ameliyatını ve Kalp Cerrahisindeki son gelişmeleri Sağlık Dergisine anlattı.

Minimal invasif Kalp ameliyatları 7cm den küçük bir kesiden yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Aybek son 10-15 yılda kalp cerrahisinde önemli gelişmeler olduğunu söylüyor. Aybek minimal invasif hakkında şunları söylüyor: “Kalp Cerrahisi çok modernleşti ve gelişti, eskisi gibi ameliyatlar yapmıyoruz. Branşımızdaki en gerekli alet, Kalp-akciğer makinasının küçültülmesiyle, verdiği zararlar minimuma indirildi. Bu diyaliz cihazına benzer, fakat 10 kat daha güçlü aletin, riskli ve yaşlı hastalarda yaptığı yan etkiler belirgin olarak görüldüğü için özellikle bypass cerrahisinde, adı geçen makina kullanılmadan ameliyat teknikleri daha da geliştirildi ve faydaları ortaya çıkarıldı.”

Prof. Dr. Aybek atan (çalışan) kalpte bypass yöntemi uygulanmaya başlandığını ve bir yılda 2000 tane bu türden ameliyat yaptıklarını dile getiriyor. Aybek sözlerine şöyle devam ediyor: “Çalışan kalpte bypass yöntemi ile ameliyat esnasında kalp, akciğer hiç durmuyor, hastanın tansiyonu değişmiyor. Kalp-Akciğer Makinasının verebileceği tüm zararlar böylelikle bir çırpıda ortadan kaldırılmış oluyor ve ameliyat komplikasyonları azaltıyor, hatta ölüm oranlarını yüzde 0,8’lere kadar düşürmüştür. Ameliyattan sonra hastaların normal yaşantılarına dönmeleri daha çabuk olmakta ve taburcu süremiz ortalama 4 ila 5 gün arasında değişmektedir.”

Minimal invazif kalp cerrahisi yöntemiyle hastaya zarar verme oranının düştüğünü belirten Prof. Dr. Aybek normalde kalp ameliyatlarında göğüs kafesi 30-35 cm kesiyle açılıyorken, artık bunu sadece 5 cm lik bir yara ile (bayanlarda göğüs altından) yaptıklarına dikkat çekiyor. Bu yöntemin bypass, kapak ameliyatı, kalp deliği ameliyatlarında da uygulandığını işaret eden Prof. Dr. Aybek 1996 yılından bu yana bypass cerrahisinde de dünyada en büyük serilere sahip olduklarını kaydediyor.

Kalp kapakçıklarının tamiri ile kan sulandırıcı ilaçlara son
Kalp kapakçıklarının tamir edildiğini böylece hastaların kendi kapağını muhafaza ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Aybek bu yöntem sayesinde ömür boyu almaları gereken kan sulandırıcı ilacı almaktan kurtulduklarını söyleyerek; “bu sayede yabancı bir cisim vücut içerisinde olmuyor. Kapak tamir işlemlerinde ya kapak büzülür ya kaçıran kısım kesilerek kalp zarından bir parça eklenir ya da dokular kopmuşsa dikişle tutturulur, bu işlemler de küçük yara (minimal invazif) yöntemiyle yapılmaktadır” diyor.

Ameliyat Robotu
Göğüs kafesi açılmadan kalp ameliyatlarını gerçekleştirebilen endoskopik ameliyat robotunun piyasada olduğunu ifade eden ve bu cihaz ile ameliyat ederek dünyada ilkler arasına ismini yazdıran Prof. Dr. Aybek, Almanya’nın Frankfurt Üniversitesinde toplam 162 hastada göğüs kafesini hiç açmadan ameliyat gerçekleştirdiklerini ifade ediyor. Ankara’ya ameliyat robotunu getirmeyi arzuladıklarını ifade eden Prof. Dr. Aybek bu yöntemle ameliyat sonrası hastanın yarasının estetik görüntüsünün mükemmel ve enfeksiyon oranının sıfır olduğunu söylüyor.

Komplikasyon oranı yüzde ikiye düştü
Aort cerrahisinde de yeniliklerin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aybek şöyle konuşuyor: ”Eskiden bir hastanın ana atardamarı değiştirilirken, hasta 18 dereceye kadar soğutulurdu. Artık bu işlemi hastayı soğutmadan yapabiliyoruz. Ameliyattan sonra uyanmama, felç, ölüm gibi komplikasyon oranları böylelikle yüzde otuzdan, yüzde iki-üçlere düşmüş durumdadır. 2001 yılından bu yana 230 hasta üzerinde bu yöntemle ameliyatlar yaptık ve gerek sonuçları itibarı ile gerekse bilimsel olarak dünya çapında kabul gördü” şeklinde konuşuyor.

Yüksek epidural anestezi yönteminin de kalp cerrahisinde yenilikler içerisinde olduğunu bildiren Prof. Dr. Aybek genel anestezinin potansiyel zararlarını indirgemiş olduklarını vurguluyor. Yüksek epidural anestezi ile göğüs kafesinin uyuşturulduğunu ve böylece hastanın uyanıkken dahi kalp ameliyatının gerçekleştirilebilineceğini ifade eden Prof. Dr. Aybek : “ 2000 yılında yüksek epidural anestezi ile bypass ameliyatlarına kliniğimizde başlandı. Bu yöntem dünyada öncü olduğumuz bir çalışmadır. Hastalar ağrı duymuyor, sırta katater takılıyor ve ameliyattan sonra bu kateter üzerinden verilen ilaç ile hasta ağrı duymuyor, rahat nefes alabiliyor, çabuk mobilize oluyor. 30 hastayı bu şekilde ameliyat günü bile taburcu edebilme durumu oluyor ve bu bir nevi “poliklinikte kalp ameliyatı” gibi bir dönemi başlattı” diyor.

Kalbin basıncını ölçen çip
Kablosuz iletişim sistemlerinin hızla geliştiğini kaydeden Prof. Dr. Aybek, göğüs kafesinin içine yerleştirilen bir mikro cihaz (1,2 mm) vasıtası ile pil kullanmaksızın, çipe gelen mikrodalgalar aracılığıyla enerjisi dışarıdan sağlanarak, kalp veya tansiyon hakkındaki bilgiyi alıp dışarı yansıtan bir yöntemin kendisinin ve ekibinin çalışmaları ile gerçekleştiğini söylüyor. RFID çiplerinin sensörle kombine edilerek optimize çalışmalarının yapıldığını vurguluyor. Prof. Dr. Aybek konu hakkında şunları söylüyor: “ Önce hayvanlar üzerinde denedik, kronik hayvan deneyleri gerçekleştirdik. Sinyal kalitesi ve gönderiminde incelemeler yaptık, deneyler sonucunda sensörün yüzeyinde değişimler yapıldı, sertifikasyon çalışmaları devam ediyor. Sertifika işlemlerinden sonra piyasaya sürülecek ve ülkemize gelecek, en önemli özelliği, kalbin odacığındaki basıncı ölçerek, anında hastaya bildirebiliyor. Bütün bu bilgiler ömür boyu kayıt edilebiliyor. Kapak ameliyatından çıkan hastaya, yıllar sonra kapak tekrar bozulmaya başlarsa, bunu direk hastaya bildiriliyor. Damara takıldığında tansiyonu ölçmeye yardımcı oluyor, yani hasta kolundaki kol saatine bakıp, tansiyonunu günün her anında görebiliyor. Gözde de lens şeklinde olan çipler göz içi basıncı arttığı zaman hastaya bildiriyor, bu sayede glokom krizini önlemeye yardımcı oluyor. Bu bilgiler hastada kalmadan GPRS- UMTC yolu ile hastaneye aktarılabiliyor. Tele-Medicine denilen yöntem yakında uygulanmaya başlanacak.” By-passın çevresine takılacak sensör ile by-passın açık olup olmadığını hastanın hayatı boyunca göstereceğini bildiren Prof. Dr. Aybek eğer bypass tıkanmaya başlarsa, hasta kalp krizi geçirmeden çok daha önce teşhis edilebileceğini söylüyor. Prof. Dr. Aybek bu çipin ileride kalp ameliyatı sırasında ya da robot ile isteyen hastalara da takılabileceğini ifade ediyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR EŞİ OLMAK!

Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle ilgili hekimlerin yaşadığı mesleki sorunlar gündeme gelirken evlerinde bu durumun yansımaları konuşulmuyor. Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ve farklı hekimlerin eşleriyle konuşarak Sağlık Dergisi’nde daha önce ele alınmamış bir konuyu gündeme taşıyoruz. Performans sistemi, Tam Gün uygulaması gibi sağlık çalışanlarının meslekleri ile ilgili sorunlarının sık sık gündeme geldiği şu günlerde, bu durumun özel hayatlarına nasıl yansıdığını araştırdık. Doktorların işlerinde yaşadığı sorunlarını yakından bilen eşleri bu durum hakkında ne diyor. Bu zamana kadar değinilmemiş bir konu olan “doktor eşi olmak” ve sorunlarla uğraşırken nelerin olduğunu öncelikle farklı meslek gruplarından doktor eşlerine sorduk. Sonrasında da Evlilik ve Aile Danışmanı Psikolog İlkim Öz ile konuyu değerlendirdik. Tiyatro Sanatçısı ve Doktor Evliliği Görüştüğümüz ilk doktor eşi tiyatro sanatçısı İpek Çeken Önal, Prof. Dr. Zülküf Önal ile evli. İpek Hanım, eşiyle he...

TIBBIN DUAYENLERİ SARUHAN ÇEKİRGE

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Girişimsel Nöroradyoloji bölümü kendi alanında dünyanın en tepesindeki birkaç merkezden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda birçok ilke imza atan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, bu merkezin hikâyesini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı. 2000 yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Teşvik Ödülü’nü ve 2001’de Hacettepe Üniversitesi Bilim Teşvik Ödülü’nü alan Prof. Dr. Saruhan Çekirge, “Ünitemizde beyin damar hastalıklarının noninvazif tedavisinde geliştirilen tedavi teknikleri, bu merkezi dünyanın en iyisi olarak kabul ederek, özellikle son 10 yılda dünyanın pek çok ülkesindeki önemli tıp merkezlerinden Ankara’ya gelen, uzman doktorlara eğitim veren bir yapıya dönüştürdü” dedi. Kendi tıp alanında yarattığı gelişmeler devrimsel olarak nitelendirilen Prof Dr Saruhan Çekirge, Prof Dr Işıl Saatci, Doç Dr Kıvılcım Yavuz ve Doç Dr Serdar Geyik’ten kurulu bu ekip tarafından geliştirilen tedavi metotları, tüm dünyadaki hekimler tarafında da yay...

JAPONYA’DA TUS SINAVINI GEÇEN OFTALMOLOJI ALANINDA İLK TÜRK OLARAK HASTA MUAYENE EDEN VE OPERASYON YAPAN DR. MURAT DOĞRU

Japon TUS’unu geçen ilk  yabancı doçent ve oftalmolojideki ilk Türk olmayı başaran Keio Üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Doğru, araştırmaları ve eğitimdeki yaşadıkları ile ilgili meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi. Keio üniversitesi ve Tokyo Dental College’de öğretim üyesi olan Doç. Dr. Murat Doğru, Japonya' da oturma izni hakkı almasının yanında iki aşamalı Japon Tıpta Uzmanlık Sınavını geçerek bir ilke imza attı. Göz kuruluğu üzerine çalışmalarını sürdüren Doğru, Japonya’daki yaşam şartları, çalışma koşulları ve tıp eğitimi hakkındaki görüşlerini Med-Index’e anlattı. Ne üzerine çalışıyorsunuz? Kornea ve ön segmenti üzerine çalışıyorum. Kuru göz ve alerji üzerine uzmanlık yaptım. Yeni tanı teknikleri geliştirilmesi yani gözyaşı miktarı ve gözyaşı kalitesinin tanımlanması ile ilgili diyagnostik tetkikler üzerine araştırmalarımı yürütüyorum. Gözyaşı bezi ile ilgili temel çalışmalarım var. Yeni göz damlalarının geliştirilmesi...