Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ERİŞKİNLER AŞILARINI İHMAL EDİYOR

Erişkinler grip ve zatürre gibi aşı ile önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybettiğini belirten Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Esin Şenol, "Sadece zatürrenin dünyada yılda 1 milyon kişinin ölümüne yol açtığı vurgulanıyor" dedi. “Avrupa Aşı Haftası”yla toplumun aşılama ve aşı ile korunulabilir hastalıklar konusundaki farkındalığının artırılması ve bilgilendirilmesi hedefleniyor. Bu amaçla 22 Nisan’da düzenlenen basın toplantısında aşıyla birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ve Prof. Dr. Esin Şenol son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda aşılamayla önlenebilen enfeksiyon hastalıklarında önemli başarılar sağlandığını vurguladı. Başka hiçbir koruyucu tedbirin yapamadığını gerçekleştiren aşılar, koruyucu sağlık hizmetlerinde en önemli yaklaşım olarak kabul ediliyor. Hastalıkları ortadan kaldırabilen tek koruyucu önlem olma özelliği taşıy...

TÜRKİYE’NİN EN BAŞARILI BİLİM İNSANLARI LİSTESİ YAYINLANDI

Webometrics isimli web sitesi h indeksi ve atıf sayılarını göz önünde bulundurarak Türkiye’nin de aralarında olduğu farklı ülkelerin en başarılı bilim insanları sıralamasını yaptı. Avrupa birliği 7. Çerçeve programı kapsamında “Project Acumen “ adıyla desteklenen bir projede yapılan bir araştırmada Türkiye ve Avrupa’da bilim insanlarının başarı sıralaması çıkartıldı. Daha önce üniversitelerin sıralamasını yaparak adını duyurmuş olan webometrics isimli web sitesi bu kez h indeksi ve atıf sayılarını göz önünde bulundurularak Türkiye’nin de aralarında olduğu farklı ülkelerin en başarılı bilim insanları sıralamasını yaptı. Türkiye’den de en başarılı ilk 2000 bilim insanının listesi http://www.webometrics.info/en/node/72 isimli web sitesinde yayınlandı. Doç. Dr. Polat Dursun, Jinekolojik Onkoloji Alanında Çalışmalar 2000’den fazla bilim insanı arasından seçilmiş ve Google Scholar,  Web of Science verilerine göre incelemesi yapılarak oluşturulmuş “En Başarılı Bilim İnsanları”...

SEVGİ DOLU BİR ÇOCUKLUK SUÇ ORANINI AZALTIR MI?

Kişilerin beyin gelişimi ve genlerinin suça eğilim olasılığı hakkında fikir verebileceğini söyleyen Dr. Kıvılcım Kayabalı, sevgi dolu bir çocukluk döneminin Nörobilimci James Fallon örneğindeki gibi  fizyolojik süreci değiştirebileceğini söylüyor. Beyin kuşkusuz evrende bilinen en karmaşık, en gizemli yapı. Nörobilim çalışmalarının altın çağının yaşandığı bu dönemde beyinle ilgili keşfedilecek daha çok şey var. İçerdiği milyarlarca nöron, nörotransmitterler, diğer vücut sistemleriyle sürekli iletişimi ile beyin ve sinir sistemi vücudumuzun kontrol merkezidir.  Davranışlarımız, düşüncelerimiz, deneyimlerimiz kimyasal, elektriksel bir sinir sistemi ağı içinde ortaya çıkar. Bize yabancı gibi gözüken bu yapı aslında kendimizden başka bir şey değil.   Hareketlerimizin ne kadarının bilinçli olarak farkındayız? Sorusuna farklı örneklerle yanıt veren Nöromarketing alanında çalışmalar yapan Dr. Kıvılcım Kayabalı, “ Aslında yaptıklarımızın, düşündüklerimizin, hissettikl...

SOSYAL MEDYADA YAŞAMAYIP, AMACINIZA GÖRE KULLANMAYA VAR MISINIZ?

Hayat çok mu sıkıcı oldu? Her gün bir gün öncesinin aynısı mı? Sanki sürekli yaşamak için mutlu olmak dikte ediliyor ve hep farklı şekilde karşımıza çıkıyor. Sanki bir dönme dolap olmuş hayat, her gün mutlu olmak için ekstra çaba harcar olmuş herkes… Ancak kafamız telefonlardan ya da bilgisayar ekranlarından kalkmıyor. Her anı çekiyor, paylaşıyor, beğeni geldikçe mutlu oluyoruz. Peki mutluluk diğer insanların bir tıkına mı bağlı? Düşün ve mutlu ol, çakraların gelişsin düşüncesinden çıkalı epey oldu ancak bu kez de yıldızlar ve gökyüzü olaylarını ruh halimize bağlar oldu herkes. Ay tutuluyor, aksilikler yakanızı bırakmayacak algısı oluştu… Gökyüzü işi gücü bırakıp insanların ruh haline mi el attı?   Sanki bir çember içinde herkes ve çıkamıyor bu alışılmışlıktan… Peki o çemberden çıkmaya var mısınız? Hayatınızda yenilikler yapmaya ne dersiniz? Mutluluk da mutsuzluk kadar gerekli hayatımızda, bir dönem “herkes mutlu, bir ben üzgünüm düşüncesinde debelendi durdu.” Aslında herkes a...

BEBEKLERİN İLK 1000 GÜNDEKİ BESLENME ALIŞKANLIKLARI TÜM HAYATINI ETKİLİYOR

3’üncü Fetal Hayattan Çocukluğa İlk 1000 Gün Gebe ve Çocuk Beslenmesi Kongresi’nde konuşan Nutiricia Medikal Direktörü Yalım Üner, “Araştırmalar gösteriyor ki bebekler, büyüme süreçlerindeki en hızlı gelişimi ilk 1000 günde yani annenin hamileliğinin başlamasından, çocuğun 2 yaşını doldurmasına kadar geçen süreçte gösteriyorlar. Ve yine araştırmalar gösteriyor ki, 1000 gündeki beslenme alışkanlıkları, sağlıklı bir ömür sürdürülmesinde genetik faktörlerden daha önemli olabiliyor” dedi. Sağlıklı bir ömür sürdürülmesinde genetik faktörlerden daha etkili olan “İlk 1000 gün” hakkında son bilimsel araştırma ve tartışmaların paylaşıldığı “3’üncü Fetal Hayattan Çocukluğa İlk 1000 Gün Gebe ve Çocuk Beslenmesi Kongresi” yapıldı. Sağlık Bakanlığı ve Yükseliş İktisadi ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (YİSAV) tarafından Nutricia Anne Bebek Beslenmesi sponsorluğunda düzenlenen Kongre, üçüncü senesinde tüm Türkiye’den anne ve bebek sağlığı alanında faaliyet gösteren 700’e yakın sağlık çalışanını ...

HEDİYE MUTLULUĞUN ANAHTARI MI YOKSA?

Çocukluğumda kitaplarımı alır camın kenara geçer, saatlerce kitap okurdum. Kitaplarla başka dünyalara giderdim, benim için en güzel hediye kitaptı, o nedenle sevdiklerime hep kitap hediye ederdim.   Genelde her yazar okunmaya değer gelir, kaleme alınmış bilgiler ve düşünceler emek ve zaman harcanmışsa mutlaka içerisinde öğrenilecek bir şeyleri barındırır diye düşünürüm. Okuduğum her kitaptan, “Mutlaka alacağım dersler vardır, bakış açımı ve vizyonumu nasıl genişletirim?” diye bakarım. Bu nedenle de aynı anda çok sayıda kitap okur, her kitabın kenarlarını çizer, notlar alır ve ayraçlarla ayırırım. Öyle bir cümle gelir ki bazen karşıma, “Daha önce neden böyle düşünmedim?” diye bakarım…   Son dönemlerde okuduğum kitaplar arasında iletişime yönelik olanlar ağırlık kazanmaya başladı. Gazetecilik, nörobilim ve psikoloji üzerine ne bulsam alıyorum ve tabiri caizse suyunu çıkartarak okuyorum. İşte bu süreçte bazı kitapları okurken dikkatimi çeken bir konu, hediyenin ilişkiler...

GLOKOM ÖNLENEBİLİR KÖRLÜK NEDENLERİ ARASINDA İKİNCİ

Glokom dünya genelindeki önlenebilir körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirten İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Glokom Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik,  “Hastalar Glokom olduklarını fark etmeden önce görme yetilerinin yüzde 40’ını kaybedebiliyorlar” dedi.   Halk arasında 'göz tansiyonu' olarak bilinen glokom; optik sinirin ilerleyen nitelikte hasar görmesine yol açan bir göz hastalığıdır. Gözün aldığı bilgilerin beyne iletilmesinde optik sinir hayati öneme sahip olduğundan, tedavi edilmediğinde, glokom yavaş yavaş ve telafi edilemez biçimde görme kaybına ve nihayetinde körlüğe neden olabilir. Glokom hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir.   Dünya genelinde yaklaşık 67 milyon kişi glokom hastalığıyla yaşıyor ve bunların neredeyse yarısı glokom olduklarını bilmiyorlar. Diğer bir deyişle, 30 milyondan fazla, yani Yunanistan ve Romanya’nın toplam nüfusundan daha fazla insan farkı...