21 Ekim 2014 Salı

ANESTEZİ UZMANLARI “HAYATA EL VER” DEDİ

Ani kalp durmasında, ilk ve doğru müdahalenin nasıl yapılması gerektiğine yönelik halkın bilincini artırmak için Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği tarafından, "Hayata El Ver" kampanyası başlatıldı.

Sağlık Bakanlığının himayesinde, Ankara Üniversitesi ve Resüsitasyon Derneğinin katkılarıyla Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği tarafından, "Hayata El Ver" kampanyası başlatıldı. 

Ani kalp durmasında, ilk ve doğru müdahalenin nasıl yapılması gerektiğine yönelik toplum bilincini artırmak için çalışmaların yapılacağı "Hayata El Ver" kampanyası başlatıldı. 

Sağlık Bakanlığının himayesinde Ankara Üniversitesi ve Resüsitasyon Derneğinin katkılarıyla Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği tarafından yürütülen "Kalp durmasında ilk ve doğru müdahale" temalı sosyal sorumluluk projesinin duyuru toplantısı ve "Dünya Anestezi Günü" ile "Avrupa kalbi Yeniden Çalıştırma Günü" etkinliği, Ankara Üniversitesi Morfoloji Binası Konferans Salonu'nda düzenlendi.

Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Neslihan Alkış, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Anestezi ilk kez bir hastada 16 Ekim 1946'da gerçekleştirildi.  ABD'de Dr. John Collins Waren tarafından Gilbert Abbott isimli işçiye ilk kez bu tarihte anestezi uygulandı. O nedenle 16 Ekim'in Dünya Anestezi Günü olarak kutlanıyor.”

Maskelerin Arkasındaki "İsimsiz Kahramanlar"
1950'den sonra Avrupa'da uygulanan modern anestezinin Türkiye'de bu dalda uğraşan hekimler tarafından yapılmaya başlandığını kaydeden Alkış, anestezi uzmanlarının maskelerin arkasındaki "isimsiz kahramanlar" olduğunu söyledi. Uzmanlık alanlarının kamuoyunda çok iyi bilinmediğini vurgulayan Alkış, anestezi uzmanlarının çalışma alanlarının yalnızca ameliyathaneler ile sınırlı olmadığını hatırlattı.  

Ağrı Kontrolü Ve Ağrı Tedavisi
Yoğun bakım, reanimasyon olarak adlandırılan yaşam desteği ve yeniden canlandırma tedavilerinin de anestezi uzmanları tarafından yapıldığını dile getiren Alkış, bunun yanı sıra Ağrı kontrolü ve Ağrı tedavisi gibi çok çeşitli alanlarda çalıştıklarını bildirdi.

Ani Kalp Durması ABD ve Avrupa'da Başlıca Ölüm Nedenleri Arasında
Ani kalp durmasının ciddiye alınması gereken önemli bir konu olduğuna dikkat çeken Alkış, sosyal sorumluluk projesi kapsamında "Hayata El Ver" sloganıyla kampanya düzenlendiğini söyledi. Kampanyanın, yaklaşık 2 yıl süreceğini ve bu süreçte ani kalp durmasıyla ilgili toplumsal farkındalığın artırılmasına ve bilinç oluşturulmasına yönelik faaliyetler yapılacağını ifade eden Alkış, ani kalp durmasının ABD ve Avrupa'da başlıca ölüm nedenleri arasında olduğunu belirtti.



100 Hastadan 50’sini Hayata Döndürmek Mümkün 
Ani kalp durmasının genellikle kalp atışlarında düzensizlik ya da aşırı hız şeklinde oluştuğunu anlatan Alkış, "Bu durum meydana geldiğinde beyne ve vücudun geri kalanına giden kan akışı durur ve kişi yere yığılır. Aslında kişi klinik açıdan ölüdür ve derhal müdahale edilmezse bu durumda kalacaktır. Çünkü doğru müdahale ile neredeyse ani kalp durması yaşayan 100 hastadan 50’sini hayata döndürmek mümkündür. Bu nedenle hepimiz ani kalp durması sırasında neyi ne zaman ve ne şekilde yapacağımızı bilirsek “birilerinin hayatına el vermiş olacağız” dedi.

İlk Üç ya da Beş Dakika Çok Önemli
Ani kalp durmasından yere yığılan bir insanın yaşama şansına sahip olabilmesi için acil temel yaşam desteğinin  yani kalp masajı ve suni solunumunun gerekli olduğunu dile getiren Alkış, müdahalenin faydalı olabilmesi için vakit kaybetmeden, tercihen ilk üç ya da beş dakika içinde yapılması gerektiğini söyledi. Alkış, bu nedenle toplumda böylesi bir durum karşısında nasıl müdahale edileceğinin doğru bilinmesi gerektiğini kaydetti.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şehsuvar Ertürk de anestezi uzmanlarının genel tıp bilgisinin çok iyi olması gerektiğinin ve ani kalp durmasında ilk müdahalenin önemine değindi. 

Kamu Hastaneleri Kurumu Başkan Yardımcısı Fuat Kantarcı da yaşamdan daha değerli hiçbir şey olmadığını anlatarak, ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. 
Konuşmaların ardından, ani kalp durması halinde yapılacak ilk müdahale uygulamalı olarak gösterildi.

11 Ekim 2014 Cumartesi

KORUYUCU MASTEKTOMİ VE EŞ ZAMANLI MEMENİN YENİDEN YAPILMASI ÖNEMLİ


Meme kanseri ameliyatı olan kadınların ABD’de yüzde 25’i, Kanada’da yüzde 15’i, bizde ise tahminlere göre yüzde 1-2’sinin meme onarımı yaptırdığını belirten Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan, meme kanserinde ilaç tedavisinin yanı sıra koruyucu mastektomi ve eş zamanlı olarak memenin yeniden yapılmasının, meme kanserinden büyük oranda koruduğunu söyledi. 

“Meme Kanserinden Sonra Meme Onarımı Farkındalık Günü ” (Breast Reconstruction Awareness Day-BRA Day), Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin öncülüğünde, T.C Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Kanser Dairesi Başkanlığı, Ankara Meme Hastalıkları Derneği, Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu ve Kanserle Dans, Europa Donna ve Kansersiz Yaşam Dernekleri gibi meme kanseri ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile ATO Congresium Ankara’da etkinlik düzenlendi. 

“Meme Onarımı Farkındalık Günü”, kadınların kanser nedeniyle memelerinin alınması sonrasında meme onarımı hakkında bilgilendirilmesi, farkındalık oluşturulması ve bu imkana ulaşabilmesi için tasarlanmış olan bir sosyal sorumluluk projesi. Etkinliklerden önce düzenlenen basın bilgilendirme toplantısına ise, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Dairesi Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Basın ile İlişkiler Sorumlusu Prof. Dr. Eksal Kargı ve Ankara Meme Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Alıç katıldı. 

Toplantıda, hastaların kanser tedavisinden sonra tam ve dolu bir yaşamın mümkün olduğuna, ayrıca meme kanseri gelişme riski yüksek olan kadınların da, kanserle yüzleşmeden korunmanın bazı yolları olduğuna, ilaç tedavisinin yanısıra koruyucu mastektomi ve eş zamanlı olarak memenin yeniden yapılmasının, meme kanserinden büyük oranda koruduğuna dikkat çekildi.

Ülkemizdeki Kadınların Yüzde 1-2’si Meme Onarımı Yaptırıyor
Basın toplantısında konuşan Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan, alınan memelerinin yeniden yapılandırılma şansı bulunduğunu hatırlatan ve meme kanserinden sağ kalım süresinin uzadığını belirterek şu bilgileri verdi: “Kadınlar meme onarımına önem vermeye, memelerini geri istemeye başladı. Önemli olan kadınların bu ameliyatların yapılabildiğinden haberdar olmaları. Meme kanseri ameliyatı olan kadınların ABD’de yüzde 25’i, Kanada’da yüzde 15’i, bizde ise tahminlerimize göre maalesef sadece yüzde 1-2’si meme onarımı yaptırıyor. Bu oranlar aslında çok düşük. Söz konusu onarım, sürekli hasta olduklarını hatırlatan fiziksel bir eksiklikten ve yaşamlarını zorlaştıran sütyen içine yerleştirdikleri protezden bir kurtuluş. Psikolojik durumu düzelten, özgüveni ve yaşam kalitesini yükselten, iş yaşamında başarıyı artıran ve özel yaşamda daha mutlu olmalarını sağlayan bir araç. Hastaların memeleri alındığında yeniden yapılabileceğini bilmeye hakları var. Bu nedenle cesaretleri kırılmamalı, aksine cesaretlendirilmeli ve bir plastik cerrahi uzmanına yönlendirilmeliler."


Meme Onarımını SGK Karşılıyor
Hastaların ameliyat sonrası meme onarımı ve seçenekleriyle ilgili doğru bilgiye ulaşmasının çoğunlukla çok zor olduğunu, bu durumun da çoğu kez hastalarda kafa karışıklığına, umutsuzluğa, çaresizliğe yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Ayhan, “Meme onarımı yapacak, gayet yetkin cerrahlarımız var ve söz konusu ameliyatlar da birçok yerde yapılıyor. Kanserin tanı ve tedavisiyle iş bitmiyor. Tedaviden sonra hastaların yaşam kalitesi de çok önemli. Meme onarımıyla beraber psikolojisi, fizyoterapisi, beslenmesi gibi konular da göz ardı edilmemeli. Ayrıca bu işlemler SGK tarafından da karşılanıyor” dedi. 

Meme Kanseri, Yılda Yaklaşık 15 Bin Kadını Etkiliyor 
Meme kanserinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğuu söyleyen Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Dairesi Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, "Meme kanseri, yılda yaklaşık 15 bin kadını etkilemekte. 2000’li yıllardan beri tüm kanser istatistiklerimizde kadın kanserlerinin yüzde 20-25’i meme kanseridir. Risk faktörleri arasında ailede meme öyküsü, erken ilk adet yaşı, geç menopoz, çocuk emzirmeme ve obezite sayılabilir. Erken teşhise yönelik yapılan meme kanseri taramaları, bu kanserlerden ölümleri ve hastalığın sıklığını azaltmada en etkili yöntemdir” diye konuştu. 

Merkezlerde Yüzde 85 Oranında Erken Evrede Teşhis Edilmektedir
Meme kanserinde erken evrede tedavi başarısının yüzde yüz sağlanabildiğini belirten Doç. Dr. Gültekin, ileri evrelerde hem yaşam süresinin kısıtlı olduğunu hem de hastanın yaşam kalitesinin önemli ölçüde düştüğünü dile getirdi. Bu nedenle taramaların çok önemli olduğunu vurgulayan Gültekin, şunları söyledi: “Türkiye’de teşhis edilen meme kanserlerinin yaklaşık yarısı ne yazık ki ileri evrede olup, meme koruyucu cerrahi oranlarımız hala istenilen düzeyde değildir. KETEM ve toplum tabanlı taramaların yapıldığı merkezlerde yüzde 85 oranında erken evrede teşhis edilmektedir. Erken teşhis hayat kurtarır, meme koruyucu cerrahiler ve meme onarımı ise hayata bağlar."

10 Ekim 2014 Cuma

AVRUPA’DAKİ TÜRK SAĞLIKÇILAR TEK ÇATI ALTINDA TOPLANIYOR

Avrupa’daki tüm sağlık çalışanlarını bir araya getiren tek Türk örgütlenmesi olan ATSEF’in yeni başkanı Dr. Serdar Dalkılıç seçildi. 

Avrupa’daki tüm Türk sağlık çalışanlarını bir araya getirmek amacıyla kurulmuş olan Avrupa Türk Sağlık Elemanları Federasyonu (ATSEF)’in, 2. Olağan Genel Kurulu Berlin'de 4 Ekim 2014 tarihinde İngiltere, Fransa, Almanya, İsviçre ve Kuzey Kıbrıs'tan gelen delegelerin katılımıyla gerçekleşti. 
Genel Kurul Yeni Yönetim Kurulunu seçti. Başkanlık görevine getirilen Türk Fransız Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Serdar Dalkılıç yeni dönemde hedeflerinin, tüm Avrupa ülkelerinde faaliyet göstermek olduğunu söyledi. Bu amaçla özellikle İskandinavya ve Balkan ülkelerindeki meslektaşlarla temasa geçildiğini ve yeni başkan yardımcısı seçilen, İsviçre Türk Hekimleri ve Sağlık Çalışanları Birliği başkanı Dr. Cankut Yüksel ile birlikte bu konuda yoğun çalışacaklarını belirtti.

ATSEF’e Bireysel Üye Olunabilecek
Genel Kurul toplantısında Dr. Serdar Dalkılıç, ATSEF’e bireysel olarak üye olmanın da kolaylaştırıldığını, dolayısıyla bulundukları ülkede henüz bir sağlık derneği olmayan sağlıkçıların bu yolla Federasyona üye olabileceğinin altını çizdi.

Avrupa’daki tüm sağlık çalışanlarını bir araya getiren tek Türk örgütlenmesi olan ATSEF, çeşitli bölgelerde düzenlediği toplantı, seminer ve sempozyumlarla, aynı zamanda Avrupa’da yaşayan Türk toplumuna koruyucu hekimlik konusunda da bilgi ve hizmet veriyor.


9 Ekim 2014 Perşembe

KURTULUŞ SAVAŞINA KATILAN TIBBİYELİLERİN ANISINA YAPILAN: “ULUSAL TIP GÜNLERİ”

Kurtuluş Savaşına katılan tıbbiyelilerin anısına yapılan ve bu yıl Dr. Reşit Galip ve Hemşire Safiye Hüseyin Elbi anısına düzenlenen uluslararası katılımlı 5. Ulusal Tıp Günleri’nde, koruyucu sağlık hizmetleri üzerinde durulacak.

İlki Atatürk’ün onursal başkanlığında düzenlenen “Milli Tıp Kongresi”, bu yıl “Dr. Reşit Galip ve Hemşire Safiye Hüseyin Elbi Uluslararası Katılımlı 5. Ulusal Tıp Günleri” ismi altında 17-19 Ekim tarihleri arasında Kastamonu’da yapılacak. Yurtiçi ve dışından 200’ün üzerinde davetli bilim insanının katılmasının beklendiği kongrede önemli konular ele alınacak.

Kongre düzenleme kurulu adına Eş Başkan Op. Dr. Erkan Balkan, toplantı ile ilgili şu bilgileri verdi: “Toplantıların düzenlenme amacının temelinde, “Toplumcu Tıp” anlayışı ile günümüz tıbbının koruyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleri ile bir bütün olduğu yatmaktadır. Bunun yanında toplumu sağlık yönünden ilgilendiren önemli konuları işledikleri için veteriner hekimlik, çevre mühendisliği ve biyomühendislik, sağlığın ayrılmaz parçası diş hekimliği, sağlık uygulamasının önemli bölümü hemşirelik, geçmişten geleceğe ışık tuttuğu için arkeoloji, geleneksel tıbbi konuları bir kültür mirası olarak incelemesi nedeniyle halk bilimi, çeşitli konularda hukuka dayanak oluşturan adlî tıp, her bilim dalının olduğu gibi, kendi gelişimini araştırıp ortaya çıkaran tıp tarihi, özellikle hekim-hasta ilişkilerini düzenleyen sağlık hukuku konularında multidisipliner bildiriler sunmaktadır. Disiplinler arası ortak görüşler ve uygulama stratejileri geliştirmenin yanı sıra, toplumun bilinç düzeyinin artmasına yönelik “farkındalık yaratma” hedefi de bulunmaktadır.” 

Bir diğer önemli amaçlarının Milli Kurtuluş Savaşı ve sonrasında ulusal sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde öncü ve önderlik etmiş, Sağlık Ordusunun bireylerini anımsatmak olduğunu kaydeden Balkan, “Bu değerli sağlık çalışanlarının hizmetlerini genç kuşaklara aktarmak bir anlamda sorumluluktur. Böylece onlara olan vefa borcumuzu bir nebze de olsa ödeyebiliriz” dedi.

1925 Yılında Tıp Sergisi
Dr. Balkan, toplantının tarihçesi hakkında şunları söyledi: “1.Milli Tıp Kongresi 1-3. Eylül. 1925’te Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın himayelerinde, Türkiye Tıp Encümeni’nin (Türkiye Tıp Akademisi) kararı ve yönetim kurulunun düzenlemesi ile Ankara’da, Meclis Başkanı Kâzım (Karabekir) Paşa’nın özel izniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) binasında yapılmıştır. Üç yüzden fazla temsilcinin katıldığı kongre nedeniyle Halk Fırkası (Cumhuriyet Halk Partisi) binasında röntgen filmleri ve birçok tıbbi alet ve ilaçları içeren bir tıp sergisi açılmıştır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, birçok kez kongreye gelerek görüşmeleri dinlemiş ve tıp sergisini de büyük bir dikkatle incelemiştir.

Koruyucu Hekimliğin Önemi Vurgulanmalı 
Bu ilk toplantıda toplumsal hıfzısıhha (koruyucu hekimlik) şartlarının bütün halka sosyal şartlarına göre uygulanması gerektiği, böylece sayısal olarak öncelikle doğum ve ölüm sorunun çözümlenmesi gerekliliği ve o yılki toplantının da asıl konularından birinin bu olduğunu belirtilmiştir. Nüfusun memleketin başlıca serveti olduğu, uzun yıllar süren savaşlar nedeni ile üretime katkı sağlayan özellikle erkek nüfus azlığı söz konusudur. İlk toplantıda adaletin dağıtılması ve emniyetin temini gibi nüfusun da aynı şekilde iyi idare edilmesi gerektiği, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve çeşitli malûliyetlerde  “sigorta uygulaması” konularında da hekimlere görev düştüğü belirtilmiştir.  Milli Tıp Kongreleri 1968 yılına kadar 20 kez yapılmıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşına Katılan Tıbbiyelilerin Anısına Yapılıyor
Toplantıların çekirdeğini Ankara, İzmir ve Antalyalı bir grup tıp fakültesi öğretim üyesinin, diş hekimi ve veteriner hekimin çabaları ile gönüllülük temeline dayalı bir birliktelik ruhu ile 18-19 Aralık 2010 tarihinde İzmir’de 1. Ulusal Tıp Günleri olarak, Millî Tıp Günleri’nin heyecanı ve duyarlılığı ile Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk anısına toplantı düzenlendi. Toplantıları izleyen tüm katılımcıların ortak görüşü olarak, bundan sonra yapılacak toplantıların, Ulusal Kurtuluş Savaşına katılıp, cephede Harbiyeli, Meclis’te Mülkiyeli gibi çalışan Tıbbiyelilerin anısına düzenlenmesi kararlaştırıldığını, bu yıl 5. Ulusal Tıp Günleri’nin, 17-19. Ekim.2014 tarihlerinde "Türk Kurtuluş Savaşı'nın önder isimlerinden Dr. Mustafa Reşit Galip Baydur ve Türk Hemşireliğinin öncülerinden Safiye Hüseyin Elbi" anısına Kurtuluş Savaşı’nın ve Atatürk Devrimleri’nin önemli şehirlerinden Kastamonu’nun ev sahipliğinde yapılacak.”

2 Ekim 2014 Perşembe

HEKİMLERİ BİR TELEFONLA BİRBİRİNE BAĞLAYAN ADRES: MESLEKTASINASOR.COM

Hekimlerin meslektaşlarıyla iletişim kurup danışmanlık alabilecekleri bir platform oluşturuldu. Meslektaşına sor adresine üye olan hekimler, danışman hocalardan istedikleri konularda fikir alabilecekler, üstelik telefonla ve hiçbir ücret ödemeden.

Hekimler arasında her zaman yardımlaşma ve dayanışma vardır. Ancak zaman geçtikçe üniversite yıllarındaki kadar kolay iletişim kurmak mümkün olmayabiliyor. Oysa hekimlik mesleğinde gelişim süreci aksamadan hızla devam ettirilmeli. Yeni tedavi yöntemlerine ve bilinç düzeyi artan hastaların yeni ihtiyaçlarına paralel şekilde hareket etmenin hiç de kolay olmadığını söyleyen DIGIDEA şirketinin Pazarlama Direktörü & Kurucu Ortak Engin Yıldız, “Bu nedenle fikir alışverişinde bulunmak, iletişimde kalmak eskisinden çok daha önemli bir hale geldi. Ayrıca zamanla yarışan ve çok yoğun olan hekimlerin hızlı bir şekilde konusunda uzman Fikir Liderlerine veya farklı uzmanlara danışması büyüyen bir ihtiyaç” dedi. 

Siteye üye olabilmenin tek şartının hekim olmak olduğunu belirten Yıldız, şu bilgileri verdi: “Hekim bilgilerini doldurup üye olduktan sonra, danışmak istediği hastalık alanını ve Danışman Hekimi seçiyor. Danışman hekimin ajandası platformda açık olduğu için üye hekim kolaylıkla online rezervasyonunu tamamlıyor. Seçtiği gün ve saat geldiğinde meslektasınasor.com tarafından telefonla aranıyor ve danışman ile bağlantısı sağlanıyor.”



İlk Etapta 5 Uzmanlık Alanı
Sitede ilk etapta 5 uzmanlık alanında hizmet sunulacağını dile getiren Yıldız, Danışmanlar arasında Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, Prof. Dr. Nuran Şenel Beşe,    Prof. Dr. Engin Oral, Prof. Dr. Nahide Onsun, Prof.Dr. Önder Ergönül’ün yer aldığını belirtti.  Hedeflerinin,  2015 yılının sonuna doğru 20’ye yakın hastalık alanında 10 bin danışmanlık görüşmesine olanak sağlayan büyük bir ağ yaratmak olduğunu dile getiren Yıldız, “İlk ay Onkoloji (Medikal ve Radyasyon), Dermatoloji, Nefroloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Üreme Tıbbı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Psikiyatri alanlarında danışman hekimlerimiz, üye hekimlerimiz ile iletişimde olacak. Her geçen gün ise yeni hastalık alanlarını hizmete sunacağımızdan dolayı tüm hekimlerimizin platforma üye olmalarını bekliyoruz” diye konuşuyor. 

1 Ekim 2014 Çarşamba

GSM OPERATÖRÜ YÖNETİCİSİ GÖZÜYLE MOBİL SAĞLIK NEREYE GİDİYOR?

Teknolojinin  ivmelendirmesiyle mobilitenin dönüşümde önemli bir bölümü oluşturduğunu belirten Avea Kurumsal İş Çözümleri Departman Müdürü Murat Erim, “Artık kitlesele yönelik standart olmayan kişiye özel hizmet söz konusu. Kurumlar için iş yapma şekillerinin evrimleşmesinde mobilite etkileri çok daha somut” dedi. 

Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Digital Health Summit 2014 İstanbul Park Bosphorus Hotel’de gerçekleştirildi.  

İçinde bulunduğumuz dönemi en iyi tanımlayan kelime dönüşüm. Kişiler, toplum ve elbette iş yapma biçimlerinde temel dönüşümler yaşanmakta. Bu dönüşüm teknolojinin de ivmelendirmesiyle neredeyse her şeyi zaman ve mekan bağımsız hale getiriyor. Mobilitenin bu dönüşümün önemli bir bölümü olduğunu belirten Avea Kurumsal İş Çözümleri Departman Müdürü Murat Erim, “GSM Operatörü Yöneticisi Gözüyle Mobil Sağlık”  başlıklı sunumunda şunları söyledi: “Artık kitlesele yönelik standart olmayan kişiye özel hizmet söz konusu. Kurumlar için iş yapma şekillerinin evrimleşmesinde mobilite etkileri çok daha somut. Mobilite sayesinde her yerden her zaman erişilebilir olan kişiler sürekli "iz bırakıyorlar" ve bu bilgi artık toplanıp işlenebilir hale geldi. Avea bu dönüşümde yerini farklılaşan kurumsal ürün ve çözümleriyle yerini alarak kurumlardaki mobil dönüşüme eşlik etmekte.”

Avea Kurumsal İş Çözümleri Departman Müdürü Murat Erim,  konu ile ilgili soruları yanıtladı.

GSM Operatörü Yöneticisi Gözüyle Mobil Sağlık nasıl olmalı?
Hayatın doğasına uygun bir değişim olan mobilitenin yaygınlaşmasıyla artık kişiler iletişimi, bilgiyi ve eğlenceyi bir noktaya bağlı kalmadan yaşamak istiyor. Bu da hayatımıza cep telefonu ve mobil hizmetlerdeki penetrasyon (nüfuz etme) artışını, teknolojilerdeki gelişimi, içeriklerin zenginleşmesi  gibi sonuçları beraberinde getiriyor. 

Gelişen ve daha çok hayatımıza entegre olan teknolojinin etkilerini ve aynı zamanda sağladığı avantajları sağlık alanında da en etkin şekilde hissetmeye başladık. Özellikle M2M pazarında yaşanan hızlı yükselişiyle bu teknolojinin kullanıldığı tüm sektörlerde ciddi bir dönüşüm ve değişim olacak. Bu alanlardan biri de sağlık sektörü. 

Bugüne kadar sağlık sektöründe başlatılan mobil teknoloji uygulamaları; teknolojinin her gün değişen ve gelişen yönü ele alındığında aslında bu çalışmaların başlangıcı olarak bile ifade edilebilir. Tüm gelişmelere paralel olarak sağlıkta da mobil teknolojilerle birlikte yaşanan dönüşümün çok ciddi bir boyutta olacağını söyleyebiliriz.

Türkiye’de özel ve devlet sağlık kurumları ve sosyal güvenlik kurumları da bu dönüşüme yabancı kalmayıp buna uygun sistemleri destekler modeller üzerinde çalışıyorlar. Bugün Avrupa’daki en genç nüfusa sahip olan Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içerisinde Avrupa’daki en yaşlı nüfusa sahip ülkelerden biri olacağı gerçeğiyle yüz yüzeyiz.

Mobil sağlık alanında ne gibi gelişmeler olacak?
Akıllı teknolojilerin hayatın bu kadar içerisinde olduğu bir dönemde; insanların sağlık verilerini tek merkezden yönetme ve erişme talepleri son derece doğal. Dolayısıyla sektör bu yıl da; aynen geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu doğrultuda çözümler sunmaya devam edecek.  

Dijital sağlık uygulamalarının birkaç farklı boyutta toplum üzerinde etkileri görülebiliyor. Bir yanda kişilerin kendi sağlık tarihçelerini oluşturmaları mümkünken; diğer yandan sosyal güvenlik yapılarının orta ve uzun dönem maliyetlerinin düşeceği beklenmektedir. Özellikle kronik hastalık farkındalığı ve takibini mümkün kılan ‘teletıp çözümleri’ ile daha yüksek yaşam standartları oluşturulmaktadır. Böylece örneğin; tansiyon hastalarının düzenli ölçümleri olası sıkıntılara dair tıbbi indikasyonları içerdiğinde, doktor proaktif aksiyonlarla kişinin hastaneye gitmesine gerek duymadan durumu kontrol altına alabiliyor.

Kronik hastalık takibine oranla kullanımı çok daha kolay uygulamalarla kişiler günlük yeme alışkanlıklarından egzersiz tempolarına kadar pek çok farklı günlük aktivitesini takip edebiliyor.

Berg Insight raporuna göre 2012 yılında 1 milyon dolaylarında olan mobil teknoloji uyumlu sağlık cihazı sayısının, 2017’de 7.1 milyona çıkacağı öngörülüyor. 

Technavi, yaptığı araştırmaya göre 2010 yılında 1.7 milyar USD büyüklüğünde olan global mobil sağlık uygulamaları pazarının 2014 yılı itibariyle 4.1 milyar USD büyüklüğe ulaşmasını beklediğini açıkladı.  

Research2guidance araştırmasına göre 2015 yılında mobil sağlık uygulamalarını kullananların sayısı 500 milyonu aşacak...

Bu alanda dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
M2M uygulamaları yaygınlaşırken, mobil tabanlı servisler ise günümüzün en gözde trendlerinden biri haline geldi. Farklı sektörlerde yer alan büyük-küçük ölçekli şirketler, mobil uygulamaları, üretimden müşteriyle buluşmasına kadar uzanan geniş döngünün neredeyse her aşamasına entegre olmaya başladılar bile. Bunun da en önemli unsuru, başta sağlık, ulaşım, lojistik gibi farklı sektörlerde M2M uygulamalarıyla verimlilik artışı yakalanırken; müşteri memnuniyeti de artıyor.

M2M bizim de en iddialı olduğumuz alanlardan biri. Başta sağlık olmak üzere çok geniş bir yelpazedeki sektörlere yönelik geliştirdiğimiz uygulamalarla fark yarattık ve yaratmaya da devam ediyoruz. Sağlık alanında Türkiye’nin şimdiye kadar yapılmış en önemli projelerini hayata geçirdik ve geçirmeye devam ediyoruz.

Bu bağlamda; önümüzdeki dönemde de sağlık özelinde kişi ve kamu faydasına dair sonuçlar üretebilecek çözümleri doğrudan bireylere veya ilgili kurumlarla işbirliği halinde sunabileceğiz. Kronik hastalık takibi konusunda gelişen dünyayı takip ederek ürün yelpazesini genişletirken; işin kişisel boyuttaki uygulamalarını da çözüm ortaklarımızla artırmayı planlıyoruz. Bunların yanı sıra sağlık özelinde pek çok yeni teknolojiyi de ameliyathanelerden doktor kontrollerine, hastane otomasyonlarından tıbbi cihazların mobilitesine kadar inovasyon ve insana faydanın ön planda olduğu projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. 

Mobil sağlık alanında başarılı şekilde gerçekleştiren örnekler nelerdir?
Avea olarak hayata geçirdiğimiz proje ve çalışmalarımızdan kısaca bahsedecek olursam:

“Mobil Sağlık Platformu” adı altında topladığımız ve Türkiye’de mobil sağlık alanında birçok ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz uygulamalarımız, servislerimiz ve projelerimiz bulunuyor. Bu hizmetlerimizle,  birbirinden farklı kategoride çeşitli servislerle hem bireysel hem de kurumsal müşterilerimize hizmet veriyoruz.

Bireysel müşterilerimiz için hayata geçirdiğimiz Aile Hekimi Sorgulama Servisi’ni kullanarak müşterilerimiz; aile hekimlerini kolayca öğrenebiliyor. Buna ek olarak, Sağlıklı Yaşam Paketleri ile Hamilelik, Annelik ve Diyabet gibi farklı sağlık alanlarına ait bilgileri SMS ile ceplerine sunuyoruz. 

Alo Doktorum servisi ile doktorlarımızı da cebe sığdırdık. AloDoktorum servisimiz ile müşterilerimiz Acıbadem Mobil doktorlarına anında ulaşıyor; sağlık konularında danışmanlık ve acil durumlarda anında yönlendirme alabiliyorlar. 

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmet altyapısı problemleri ve bunlardan kaynaklı aksamalar dünyanın gündeminde. Salgın hastalıkların tehlikeli boyutlara ulaşmasında erken tedbirlerin önem kazandığı günümüzde, mobil teknoloji yaygınlığı ile söz konusu problemleri çözme noktasında kullanışlı olabilir. AveaLabs bünyesinde yürüttüğümüz Mobil Tahlil Projesi, bu vizyonla kurgulanan bir proje.  UCLA’den Prof. Özcan işbirliği ile hayata geçirilen projede maliyetli tetkik cihazlarına  gerek kalmadan, mobil cihaza entegre edilen basit ve düşük maliyetli bir aparat vasıtası ile önemli tahliller yapılabiliyor. Telefonun fotoğraf çekme özelliği ve sunucu bazlı görüntü işleme yazılımları ile hayat bulan bu ürün sayesinde kırsal bölgelerdeki hastalara teşhis yapmak kolaylaşacak, ölümlü vakalar azalacak. 

AveaLabs’in Galatarasay Üniversitesi ile hayata geçirdiği benzer bir diğer projede ise çok kipli mobil sağlık uygulamalarını hızla geliştirmekte kullanılabilecek “yapıtaşı” yazılımlar oluşturuldu. Bu kapsamda kısa süre sonra çeşitli sağlık uygulamaları hızla yaygınlaşacaktır.

Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri ile işbirliğimizden doğan Sağlık Takipçim Projesi, adı üzerinde, Türkiye’nin her yerinde sağlığın en yakın takipçisi oldu. Bu servisle kullanıcılarına bulundukları yerde yaptıkları tansiyon, şeker ve kilo ölçümlerini Eczacıbaşı güvencesiyle her an takip ediliyor. Kullanıcıların durumu hakkında düzenli bilgilendirme yapılıyor, acil hallerde ise ücretsiz ambulans ve yönlendirme sağlanıyor.

Acıbadem işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz “Mobil Sağlık Hasta Takip Projesi”, yüksek tansiyon, kronik kalp rahatsızlıkları, aritmi, koroner damar rahatsızlıkları olan veya diyabet hastalarının yanı sıra evde bakım gerektiren, taburcu edilen veya acil tıbbi yardım sonrası izlenmesi ve koruyucu kontroller yapılması gereken hastaların uzaktan takip edilebilmesini sağlıyor.

Son kullanıcılara sağlanan çözümlerin yanı sıra kurumların iş yapış biçimlerini değiştiren, verimliliğe ve maliyet yönetimine fayda sağlayan çözümlerle de sektöre fayda sağlanmakta. Sanovel ile hayata geçirilen “SanPad” projesiyle, sahadaki ilaç mümessilleri artık tüm sunumlarını ve saha yönetim otomasyonuna dair bazı özellikleri tablet uygulaması üzerinden yapabilmekteler. Bu sayede verimlilik artışının yanı sıra basılı materyallerin daha az kullanımı ile tasarruf sağlanarak çevreye duyarlı bir iş yapma biçimi de oluştu.




Yurt dışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
Mobil sağlık alanında en çok çalışma yapan operatörler Avrupa, Kuzey Amerika ve Uzakdoğu’da yer alıyor. Operatörlerin sunmakta olduğu servislerin geniş bir portföye yayılması, yeni teknolojilerin kullanılması, sağlık çözümleri için ayrı birimler oluşturulması konuya verilen önemi özetliyor. Devletin bu konuya teşvik verdiği ülkelerde bu hizmetler daha kolay ve yaygın şekilde sunulabiliyor, bu şekilde operatörlerin de işi kolaylaşıyor.

Yurt dışında sunulan servisler, ülkelerin kalkınmışlık düzeyine ve halkların ihtiyaçlarına göre çok farklılaşıyor. Örneğin, Afrika’da daha çok SMS üzerinden yürüyen bilgilendirici hizmetler sunuluyor; Kongo Cumhuriyeti’nde kadınlar, Mobile Midwife projesi ile sağlık konusunda tavsiyeler içeren SMS’ler göndererek bilgilendiriliyor.

Amerika ve Avrupa’da ise yaşlanan nüfusa bağlı olarak kronik hastalıklara ve ileri yaştaki kişilere hitap eden çözümler ön plana çıkıyor. AT&T, Orange, Telefonica gibi büyük operatörler uzaktan tansiyon ve şeker ölçümleri, ilaç hatırlatma kutuları, yaşlılara özel kolay telefonlar gibi hizmetleri yaygın olarak sağlıyor. Yurt dışında katıldığımız fuarlarda ve konferanslarda gördük ki dünyada sunulan birçok çözümü biz de Avea olarak müşterilerimize sunuyoruz. Bu alandaki yeni gelişmeleri de takip etmeyi sürdürüyoruz. 

Hastalar sağlık alanında mobil sağlıktan nasıl etkileniyor?
Her sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe de teknolojinin daha etkin ve verimli olarak kullanılması bu sektörün gelişmesi ve işlemlerin daha hızlı ve güvenilir şekilde ilerlemesi açısından olmazsa olmazlardan biri durumunda.

Birçok alanda olduğu gibi, sağlıkta da gerçekleşmesi öngörülen ve yavaş yavaş hayata geçirilmeye başlanan büyük dönüşüm; sağlık sisteminin hastane ve doktor odaklı bir sağlık sisteminden, birey odaklı bir sistem haline geleceğini ve “kişiselleşeceğini” de işaret ediyor. 

Kişiselleşen sağlık kavramı; bireylerin artık kendi sağlığıyla ilgili sorumluluk alanı, sağlıklı yaşamaya, hasta olmamaya özen gösteren, sağlık verilerini yanında taşıyan, gerektiğinde hastalığıyla ilgili verilerin 7/24 kontrol altında tutulduğu proaktif bir yaklaşımı ortaya çıkarıyor.

Tüm dünyada olduğu gibi, insan sağlığının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için sağlık hizmetlerinde yardımcı öğeler olarak kullanılan mobil sağlık uygulamalarının kullanımı; ülkemizde de akıllı telefon pazarının gelişmesiyle birlikte gün geçtikçe artıyor. Böylece bu uygulamalarla kullanıcılar kendi sağlıklarını daha yakından izleyebiliyor ve takip sürecinin içinde yer alırken; teknolojinin sunduğu ve hayatı kolaylaştıran avantajlardan da yararlanmanın rahatlığını yaşıyor. 

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık gibi insan hayatı için riski ve hatayı kesinlikle kaldırmayan bir alanda; haberciliğin de çok ayrı ve kritik bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Haberler mutlaka okuyucu kitlesi düşünülerek, doğruluğu kanıtlanmış bilgilerle, etik ve objektif bir şekilde hazırlanmalı. Özellikle kaynak ve bilgi sorgulanmadan haber asla hazırlanmamalı.

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Sağlık iletişiminde ve bu alanda proje geliştirmede bence en kritik konu, tüm bu süreçte kişilerin ve kurumların daha bilinçli, farkındalığı yüksek, tedaviden ziyade koruyucu adımları atmaya yönelten bir odağa sahip olmasıdır.
Özetle, kulaktan dolma olmayan, uzmanların anlaşılabilir ve öğretici bilgiler sunduğu iletişim önemli. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin ardından iş hayatına Telsim’de ürün yöneticisi olarak başladım. Telsim’in satışı, Vodafone satın alma ve geçiş döneminde aktif rol aldıktan sonra 2 yıl boyunca marka değişimi süreci, müşteri bazlı yönetim sorumluluklarını aldım. Ardından iş hayatına Telkom’da devam ettim. Türkiye’deki ilk bireysel fiber internet marka lansmanı ve Superonline birleşmesi gibi kritik değişimlerde Pazarlama Müdürü olarak görev yaptım.  Ocak 2010 tarihinde tekrar mobil sektöre geçiş yaptım, burada Kurumsal İş Birimi’nin kurulmasıyla geçtiğimiz 4 yıldan bu yana kurumlara bütünleşik özel çözümler üreten ve satan, farklı sektörel iş modelleriyle Türkiye’de pek çok ilk teknoloji ve çözümü büyük kurumlar ile hayata geçiren Kurumsal İş Çözümleri ekibine liderlik etmekteyim. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İlerleyemeyen bir Go öğrencisi, ilk albümler toparlayıcısı, Boris Vian okuruyum…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...