27 Aralık 2013 Cuma

“HABERCİLİKTE ETİK DURUŞ İÇİN MESAFEYİ KORUMAK GEREKİR”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Sağlık muhabirinin haber yapacağı haber kaynağı ile arasındaki “mesafe”nin çok önemli olduğuna dikkat çeken Bugün Gazetesi Sağlık Muhabiri Nesrullah Sonay, “Meslek hayatımda tanıdığım ve görüştüğüm firma, özel kurum ya da PR temsilcisi sayısı parmakla gösterilecek kadardır. Etik duruş için bunu çok önemsiyorum” diye konuştu.  

Sağlık haberciliğinde etik ve objektif yaklaşım çok önemlidir. Haberin çok ses getirmesi ya da sansasyonel olması için yanlış bilgi aktarılmamalı. Haber kaynakları ile belli bir mesafenin korunmasının etik açıdan çok önemli olduğuna dikkat çeken Bugün Gazetesi Sağlık Muhabiri Nesrullah Sonay, konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Sağlığın ve doğal olarak sağlık haberciliğinin ülkemizde her geçen gün daha da önemli hale geldiğini görüyoruz. Ancak sağlık haberinin yazılmasında gösterilen hassasiyet aynı paralellikte değil. Tiraj ve yeni haber üretme kaygısı maalesef bazı etik değerlere gölge düşürüyor. Amaç daha iyi haber değil daha çok haber üretmek oluyor.  Hiçbir okuyucu bir haberi baştan sonra okumaz. Haberin kısa ve özü itibariyle aktarılanı makbuldür.

Sağlık Haberciliği İşin Öznesi Olmadan O Çizginin Üzerinde Yürümektir
Sıradan bir insan hayattan ne bekler? Para, mutluluk, huzur ve sağlık… İlk üçü olmadan da o insan yaşamına devam eder; ama sağlık için aynı şey söz konusu değil. Sağlıklıysa yaşayacak değilse ölecek ya da acılar için yaşamını sürdürecek. Yani yaşamla ölüm arasında bir çizgidir sağlık. Sağlık haberciliği de işin öznesi olmadan o çizginin üzerinde yürümektir.  

Mesleğe Yeni Başladı Diye Kimse Çok Sansasyonel Haber Yapmak Zorunda Değil
İdeal bir sağlık muhabirinin tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi tecrübe bence bu işin kilit noktasıdır. Mesleğe yeni başladı diye kimse çok sansasyonel haber yapmak zorunda değil. Her şeyin bir sırası var. Börtü böcekle başlarsınız ama o sizin için iyi bir deneyim olur. Kesinlikle bunu hafife almamak lazım. Ve bence mesleğe yeni başlayan biri için börtü böcek haberi yapmakla başlaması gerekir. Devamında edindiğiniz kazanımlar sizi gündem yaratacak haberlere getirecektir.



 “Mesafe” Çok Önemlidir
Sağlık muhabirinin haber yapacağı haber kaynağı ile arasındaki “mesafe” çok önemlidir. Meslek hayatımda tanıdığım ve görüştüğüm firma, özel kurum ya da PR temsilcisi sayısı parmakla gösterilecek kadardır. Haberimde konu olan hekim kamuda çalışıyorsa 2, özeldeyse 3 kez düşünürüm ve haberi öyle yazarım. Diğerleri için ise sayı artarak devam eder.  

Hasta ve Hasta Yakınları Moral İster
Haberi, haber yapan konusu kadar görselidir aynı zamanda. Bu nedenle görsel malzeme seçerken çok hassas davranılmalı. Kesinlikle tercihi iç karartıcı bir fotoğraftan yana kullanmamalı. Kimse kimsenin kanlar içinde böbreğini, ciğerini ya da neşter kesiklerini görmek zorunda değil. Hasta ve hasta yakınları moral ister. Fotoğrafta da bunu vermeliyiz.    

Sağlık Programları Ticari Bir Sektöre Doğru Sürükleniyor
Sağlık programlarında dikkat edilmesi gerekenler bütün meslektaşlarımın dillendirdiği ve benim de değinmeden geçemeyeceğim bir konu. Üzülerek görüyorum ki sağlık programları ticari bir sektöre doğru sürükleniyor. Söz konusu programa çıkmak için doktorlar veya bağlı olduğu kurum belli ücretler ödüyor. Yani ona ulaşacak hastaları para vererek buluyor. Böylesi bir durumda sağlık adına sağlıklı bir iş yapılıyor olduğunu söylemek mümkün değil. Yapılacak şey derhal bu uygulamaya son vermektir.   



Kim Bilir Belki 10 Yıl Sonra Basılı Gazete Kalmayacak
Gazetelerdeki tiraj kaygısı var televizyonlarda reyting. Her ikisi de gazeteciliğe konulan bir bomba gibidir. Fitili her ateşlediğinde patlar. Habercilik yavaş yavaş internet mecrasına kaymaya başladı. Kim bilir belki 10 yıl sonra basılı gazete kalmayacak ve biz haberlerimizi buradan okuyuculara ulaştıracağız. Endişem, burada da benzer sorununun baş göstermesi; daha fazla ‘tık’ alma. Bunu şimdiden görmeye başladık. Bunun önüne geçmek için yine bize iş düşüyor. Haberi hiçbir müdahale gerektirmeyecek şekilde yazmak. Haber illa parlatılacaksa bunu haberin sahibi yapmalı. Başkalarına bırakılırsa o haber, haber olmaktan çıkar. 

Farklı Yerlerde Paylaşılan Haberde Kaynak Belirtmemek, Emek Hırsızlığıdır
Farklı yerlerde paylaşılan haberde kaynak belirtmemek, emek hırsızlığıdır. En çok yakındığımız konulardan biri de bu sanırım. Hatta bazı haber siteleri sadece kurumun adını geçmekle yetiniyor. Muhabirin adı ortada yok. Dolayısıyla emeği de yok edilmiş oluyor. İkisinin birlikte yayınlanması şart. Aynı şey sadece gazeteler için geçerli değil. Haber ajanslarının da servis ettiği haberde mutlaka muhabirin ismini belirtmesi gerekir.” 



Nesrullah Sonay kimdir?
Bundan 31 yıl önce Trabzon’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini çok sevdiği memleketinde tamamladı. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandı. 2. sınıfın sonunda 1 yıl boyunca üniversitenin haber ajansında (İÜHA) muhabir olarak görev yaptı. Akabinde 4. sınıfta yani 2008’de Bugün Gazetesi’ne geçti. O gün bugündür aynı yerde. Ağırlıklı olarak sağlık ve eğitim alanında haberler yazıyor.  


26 Aralık 2013 Perşembe

“EN ÇOK OKUNAN HABERLERİN BAŞINDA SAĞLIK HABERLERİ GELİR”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER


Bir televizyon kanalında ya da gazetede en çok okunan haberlerin başında sağlık haberleri geldiğini belirten CNN TÜRK TV Sağlık Muhabiri Duygu Ayaz, “Çünkü sağlık haberleri geniş kitleleri ilgilendirir. Haberi izleyen ya da okuyanı ilgilendirmese bile yakın çevresinden mutlaka birini ilgilendirir” diye konuştu. 

Sağlıkla ilgili yapılan bir haber diğer haberlere oranla çok daha ilgi çekiyor. Bunun nedeni hem sağlıklı yaşam hem de hastalıklarla ilgili bilgi edinme isteğinden geliyor. Sağlık haberlerinin eskiye oranla daha fazla haber bültenlerinde ya da yazılı basında yer aldığını, toplumun da daha çok dikkati çektiğini kaydeden CNN TÜRK TV Sağlık Muhabiri Duygu Ayaz, şunları söyledi: “Aslında gelişen teknolojiyle birlikte sağlık haberlerinin yayılması,  daha geniş kitlelere ulaşması da artık mümkün. Bilgiye ulaşmanın kolaylığı ilgiyi arttırıyor. Bilgiye erişim eskiye oranla çok daha kolay, örneğin artık neredeyse bilgisayar olmayan ev yok. Kendisinde herhangi bir hastalık belirtisi fark eden ya da olduğunu düşünen bireyler akıllarındaki soru işaretleri için internetten yararlanabiliyor. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da araştırma şansı doğuyor. Ayrıca teknolojinin hızı nedeniyle artık tıp alanında da eskisine göre gelişim çok daha hızlı yaşanıyor. Her geçen gün gerek tıbbi cihaz teknolojisi olsun gerek ise tedavi yöntemleri olsun çok daha ileri seviyelere ulaşıyor.

En Çok Okunan Haberlerin Başında Sağlık Haberleri Gelir
Bir televizyon kanalında ya da gazetede en çok okunan haberlerin başında sağlık haberleri gelir. Çünkü sağlık haberleri geniş kitleleri ilgilendirir. Haberi izleyen ya da okuyanı ilgilendirmese bile yakın çevresinden mutlaka birini ilgilendirir. Bu kapsama genel de toplumun büyük bölümünü ilgilendiren konular girer. Örneğin kanser ile ilgili bir araştırma ya da yeni bir tedavi yöntemi toplumda hemen her kesim tarafından merakla izlenir. Çünkü çağın hastalığıdır ve insanların yakın çevrelerinde görülebilir ya da insanlar yaygın olarak görülen hastalıklar için bilgi sahibi olmak isterler. Genel olarak toplumda yaygın olan hastalık türleri ya da tedavi yöntemleri en çok ilgi gören haberlerdir. Kişiyi ilgilendirmese bile bilgilenmek ister.



Haber Çok Açıklayıcı, Ufak da Olsa Şüpheye Yer Vermeyecek Şekilde Olmalıdır
Öncelikle gazetecilerin toplumun sağlığını ön planda tutarak haber yapması gerekiyor. Bu çok önemli bir husustur. Bireylerin sağlığını bozacak başlıklardan ve içeriklerden kaçınılmalıdır. Zira Sağlık haberleri hassas olunması gereken bir alandır. Çünkü başka bir alanda hata yaptığınızda belki çok fazla hasara neden olmaz ama sağlık haberlerinde bir doktorun tedavi yöntemini yanlış ya da olması gerektiğinden farklı anlatılması kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu yüzden çok dikkatli olunması gerekir. Özellikle haberlerde kullanılan isimler: ilaç adı, tedavi yöntemi ya da muayene; çok dikkat edilmesi gereken hususlardı. Örneğin bir muhabir toplumun büyük bir bölümünde yaygın olarak görülen bir hastalık ile ilgili röportaj yapıyor ise haber çok açıklayıcı, ufak da olsa şüpheye yer vermeyecek şekilde olmalıdır. O haberde kullanılan hekim adından tedavi yöntemine kadar en doğru bilgi sade bir şekilde izleyiciye verilmeli hem kafa karışıklığı yaratılmadan anlaşılır olmalı hem de bilgilendirici anlam ifade etmeli.

Mutfakta Bulaşık Yıkayan Bir Kadın Salondaki Haberi Dinlediğinde Bu Haber Sağlık Haberi Dahi Olsa Anlayabilmeli
Sağlık haberleri pek çok çeşitlilik gösterir. Yeni bir tedavi yönteminden yeni bir hastalığın görülmesi gibi haberler ya da Sağlık Bakanlığının yeni uygulamalarından,  projelerinin yer aldığı haberler yapılabilir ancak önemli olan haberin açık, anlaşılır ve hatasız olmasıdır. Örneğin, mutfakta bulaşık yıkayan bir kadın salondaki haberi dinlediğinde bu haber sağlık haberi dahi olsa anlayabilmelidir. Haberde “açıklık” bu anlamda çok önemlidir. İdeal bir haber için de bu şarttır. Haber açık anlaşılır olur ise zaten televizyon haberciliğinde görsel malzeme de haberinizi besleyeceği için inandırıcılık ya da işlevsellik yönünden habere pek çok katkı sağlanmış olur.



İyi Bir Sağlık Muhabiri Yeniliklere Açık Olmalıdır
Tüm alan muhabirleri içinde geçerli olmak üzere özveri çok önemlidir. Ayrıca haberciliği haberi sevmekte iyi bir muhabir için gereken önemli bir özelliktir. İyi bir sağlık muhabiri yeniliklere açık olmalıdır. Tıp alanındaki son gelişmeleri çok sıkı takip etmelidir. Dergiler ya da internet siteleri olmak üzere sağlık alanında gerçekleştirilen son teknolojiler, tedavi yöntemi gibi konulara hakim olunmalıdır.

 Muhabir, Haberde Ne İstediğini Açıkça Belirtmelidir
Öncelikle muhabir haberde tam olarak neyi ön plana çıkaracağını iyi bilmelidir. Bunu bilir ise haberini çok daha iyi servis edebilir. Muhabirin röportaj yapacağı konuya hakim olması gerekir. Bir muhabirin röportaj sırasında yönelteceği sorular TV’de haber izlenirken izleyicinin aklına gelen merak ettikleri olacaktır. Bu yüzden muhabir;  hekim, özel kurum temsilcisi ya da basın birimleri ile iletişiminde;  haberde ne istediğini açıkça belirtmelidir. Röportajdan önce bu beklentiler karşılıklı konuşulduğunda çok daha verimli bir haber ortaya çıkar.



Haberi Çarpıtmamak Esas Olmalıdır
Bir haberin,  haber değerini arttıran en önemli faktörlerin başında kullanılan dil gelmektedir. Televizyon haberciliğinde kullanılan dil oldukça sade ama bir o kadar da ilgi çekici olmalıdır. Haberi İlkokul mezunu da,  doktora yapmış bir kişi de anlayabilmelidir.  Biz haber dilinde “ haberi süslemek“ olarak nitelendiririz. Sade bir dille haberi anlatırsınız ama ilgi çekici bir kaç başlık ya da cümleyle tüm ilgiyi haberin üzerine alabilirsiniz. Ama haberi çarpıtmamak esas olmalıdır. Özellikle televizyon haberciliğinin en önemli noktalarından biri görsel malzemedir. Haberin inandırıcılığını her zaman artırır, haberin kalitesini yükseltir. İzleyici dinlediğini görmek ister. Görsel malzeme ne kadar çok ise o haberi yazmak, montajlamak da o kadar kolay olur. Görsel malzeme yok ise mecburen arşiv görüntülerden yararlanılır. Yani TV haberciliğinde görüntü şart!

 “Tıp Dili” Uzmanlık Alanı Olmayanlar İçin Zor ve Yanlış Anlaşılmalara Neden Olan Sonuçlar Doğurabilir
Sağlık programlarında konuklar kesinlikle alanında uzman olmalı, izleyicinin yanlış yönlendirilmemesi adına konukların alanlarına çok iyi hakim olmaları gerekir. Konukların verdiği bilgiler de oldukça anlaşılır bir dilde olmalıdır. Örneğin bir hekimin bilgi verirken çok fazla tıbbi terim kullanması sadece  izleyenlerin kafasını karıştırır. Hastalık ile ilgili ya da uygulama ile ilgili bilgi aktarımını zorlaştırır. Ancak hekim tıbbi terimlerin izleyicinin anlayacağı,  halk arasında yaygın olarak kullanılan terimlerle açıklaması kafa karışıklığını önler. Keza haberde de aynı yöntem izlenir. “Tıp dili” uzmanlık alanı olmayanlar için zor ve yanlış anlaşılmalara neden olan sonuçlar doğurabilir. Konular yine izleyici kitleyi yakından ilgilendiren ya da ilgilendirebilecek alanlardan seçilmelidir. Görsel malzeme ise tv haberciliğinin olmazsa olmazıdır. Bir sağlık programında sadece uzman görüşü alınması ile program gerçekleşebilir ancak görsel malzeme her zaman programın kalitesini ve izlenebilirliği arttırır.



 Güvenilir Sitelerden de Sağlıkla İlgili Bilgiler Alınması Yararlı
Sosyal medya son yıllarda hayatımıza girmeye başladı. Ama güvenilir sitelerden de sağlıkla ilgili bilgiler alınmasını yararlı buluyorum. Örneğin geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı twitter hesabı üzerinden beslenme ile ilgili soruları yanıtladı. Bu uygulama;  hem Sağlık Bakanlığı’na bağlı doktorlar cevap verdiği için güvenilirdi hem de halk sağlığı açısından merak edilenlerin sosyal medya aracılığı ile akıllardaki soruları yanıtlaması bakımından kayda değerdi.

Blog Haberciliği Tabi Ki Biraz Daha Özgürdür
Günümüzde de sosyal medya bu kadar yaygın bir iletişim organı iken iyi bir şekilde bu alandan yararlanılmasını faydalı buluyorum. Tabi ki güvenilirlik en üst düzeyde olmalıdır. Blog haberciliği tabi ki biraz daha özgürdür. Haberinizi belli kalıplara sokmanıza gerek yoktur. Olduğu gibi okuyucu kitlenize aktarabilirsiniz. Çünkü bazen bağlı olduğunuz kurumun ideolojileri nedeniyle haberde yeteri kadar özgür olamayabilirsiniz. Ama Blog haberciliğinde sınırlar biraz daha geniş tutulabilir. Bu da her zaman avantajlı bir durumdur. Haberinizi belli kalıplara sokmanız gerekmez.



 Türkiye’deki Temel Sorunlardan Biri Haberin Çabuk Tüketilmesidir
Sağlık konulu yayınlara ilişkin bir denetim olduğunu düşünmüyorum. Aslında günümüzde haber o kadar çabuk tüketiliyor ki bu sağlık haberciliğinde de aynı şekilde. Türkiye’deki temel sorunlardan biri haberin çabuk tüketilmesidir. Çabuk tüketildiği için de haberlerin gözetim mekanizması ya da denetimi çok fazla mümkün olmuyor. Yazılı basında biraz daha hatalar ön planda göze çarpabilir ancak TV haberciliğinde haberlerin denetleme mekanizması olmadığı sürece yayınlardaki sorunlar çok zor ortaya çıkıyor ve geç fark edilen maddi hatalar belki de çok önemli hasarlara yol açabiliyor.

Fotoğrafın Etik Olması Çok Önemli
Haberi besleyen fotoğraftır. Televizyon haberinde görüntü ne ise gazete haberinde de fotoğraf o kadar önemlidir. Tek kare fotoğrafla belki de sayfalarca haber yazılabilir. Ancak fotoğrafın etik olması çok önemlidir. Haber de çok değerlidir ama o fotoğraf aynı zamanda toplumda farklı yankı uyandırabilir. Örneğin, bir gazetenin manşetinde şiddete uğramış bir kadının yüzü kan içinde ve göğsünde bıçakla gazetenin manşetinde yer alması ne kadar doğrudur, tartışılır. Burada iki önemli faktör vardır. Fotoğrafın çarpıcılığı toplumda yankı uyandırır ilgi çeker hatta daha geniş kitlelere ulaşmasını da sağlar ancak,  o gazetedeki dehşet saçan görüntüler 5-7 yaşlarındaki bir çocuğunda eline geçebilir. Ya da kendi çocuklarının eline geçebilir. Haber yayınlandıktan sonra da yankısı devam eden bir süreçtir. Bu yüzden fotoğrafın ya da görüntünün toplumu nasıl etkileyeceği hangi yaşa hitap edeceği de göz önünde bulundurulmalıdır.



Kaynak Belirtmek Haberin Güvenilirlik, İnandırıcılık Oranını Her Zamana Arttırır 
Haberin kaynağı belirtilmelidir. Kaynak belirtmek haberin güvenilirlik, inandırıcılık oranını her zamana arttırır. Ancak bazı haberlerde örneğin bakanlıktan alınan bilgiye göre ya da yetkililerden alınan bilgilere göre denebiliyor. Bunun nedeni de haber kaynaklarının deşifre edilmemesi için bu yol tercih edilir. Kaynak kendi isminin haberde kullanılmamasını isteyebilir. Bu durumda isim kullanılmaz ancak verilen bilgi haberde yer alır.”



Duygu Ayaz kimdir?
1988 yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk Öğretim Okulunu; Yayla İlk Öğretim’de tamamladı. 2005 yılında Zonguldak Hasan Ali Yücel Lisesi'nden mezun olduktan sonra;  Başkent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. İlk olarak kanal B’de staj yaparak bu mesleğe başladı. Ardından üniversite de okurken 2. sınıfta stajyer olarak CNN TÜRK’te çalışmaya başladı. Dördüncü sınıfta; CNN TÜRK’te muhabir olarak çalışmaya başladı, Halen CNN TÜRK'te muhabirliğe devam ediyor.

           Ayduy_@hotmail.com 


25 Aralık 2013 Çarşamba

ANTİBİYOTİK DİRENCİ KABUS OLMAKTAN ÇIKACAK MI?

Son günlerde sık sık gündeme gelen antibiyotik direnci için yeni bir yöntem bulan Brown Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Moleküler Farmakoloji, Fizyoloji ve Biyoteknoloji bölümünden Dr. Gözde Durmuş, “Biz bu çalışmamızda ucuz ve geniş spektrumlu bir yöntem geliştirerek antibiyotik dirençli biyofilmleri özellikle de MRSA biyofilmlerini yok etmeyi başardık” dedi. 

Antibiyotik direnci tıpta çok büyük bir problem haline geldi. Türkiye'de ve dünyada birçok hasta, hastanelerde kaptıkları antibiyotiklere dirençli bakteriler yüzünden ölüyor. Bu tür enfeksiyonların asıl sebebinin bakterilerin biyofilm oluşturması olduğunu belirten Brown Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Moleküler Farmakoloji, Fizyoloji ve Biyoteknoloji bölümünden Dr. Gözde Durmuş, yaptıkları araştırma sayesinde bakterilerin, 3 boyutlu biyofilmler oluşturup, metabolizmalarını yavaşlatarak dışarıdan besin alınımını durdurduğunu belirtti.  Aynı zamanda, antibiyotiklerin de alınımının durduğunu kaydeden Durmuş, “Böylelikle, antibiyotiklere ve hastanın bağışıklık sistemine karşı direnç kazanıyorlar. Geçtiğimiz senelerde, bazı nanomateryallerin antibakteriyel özellikleri gösterildi. Ancak, nanoteknoloji alanında asıl medikal problem olan biyofilmler üzerine çalışmalar çok az. Biz bu çalışmamızda ucuz ve geniş spektrumlu bir yöntem geliştirerek antibiyotik dirençli biyofilmleri özellikle de MRSA biyofilmlerini yok etmeyi başardık” dedi.  

Dr. Durmuş, bu doktora çalışmasıyla ayrıca 2012 yılında Amerika’da ülke çapında yapılan ve mühendislik öğrencilerinin katıldığı “CIMIT Student Prize for Healtcare” adlı yarışmada finalist olmuş, yarışmaya katılan 78 projeden ilk 10 proje arasına girerek, 10 bin dolar araştırma fonu kazanmıştı.(*) 

Vancomycin’den 2 Kat Etkili Yöntem
MRSA enfeksiyonlarının tedavisinde şu anda klinikte kullanılan en yaygın antibiyotiğin Vancomycin olduğunu dile getiren Durmuş, bu antibiyotiğe de dirençli bakteri türleri de oluşmaya başladığına dikkat çekti. Durmuş, yaptıkları çalışmayla ilk kez, süperparamanyetik demiroksit nanoparcacıkların (Resim 1) Vancomycin - dirençli MRSA’yı öldürdüğünü ve bu parçacıkların Vancomycin’den 2 kat etkili olduğunu gösterdiklerini belirtti.  Durmuş, ayrıca, sentezlenen nanoparçacıkların vücutta birçok enfeksiyona sebep olan gram-negatif E. Coli ve P. aeruginosa  biyofilmlerini yok etmeyi başardığını kaydetti.  


Resim 1.  Süperparamanyetik demiroksit nanoparçacıkları. Elektron mikroskopu analizine göre, demiroksit parçacıkların ortalama büyüklüklüğüne 9.92 ± 3.14 nm’dir.  (scale bar = 100 nm)

“Bakterilere Şeker Verip Kandırdık”
Literatürde nanoparçacıkların 3 boyutlu yapısından dolayı biyofilmlerin içine çok da nüfuz edemediğinin gösterildiğini vurgulayan Durmuş, “Bu problemi çözmek için, geliştirdiğimiz nanoparçacıkların biyofilmlerin içine alınımı ve etkisini arttırmak için ilginç bir metot geliştirdik. Nanoparcacık solüsyonuna şeker (fruktoz) ilave edildiğinde, antibakteriyel özelliklerin yüzde 90 oranında arttığını gösterdik. Bu basit yöntemle besin alınımını durduran bakterilere şeker verip “kandırarak” nanoparcacıkların daha iyi alınımını sağlamış olduk” diye konuştu. 

Manyetik Nanoparçacıklar Memeli Hücrelerinin Büyümesini Hızlandırırken, Bakterileri Öldürüyor
Bu çalışmalara ek olarak, sentezlenen demiroksit nanoparçacıkların memeli hücrelerine olan etkisinin, kemik hücreleriyle deneyler yapılarak araştırıldığını dile getiren Durmuş, şunları söyledi: "Yapılan çalışmalarda nanoparçacıkların toksit etkilerinin minimum olduğu ve hatta manyetik nanoparçacıkların kemik hücrelerinin büyümesinde pozitif etkisi olduğu görüldü.  Klinik uygulamalara geçmeden önce bu parçacıkların memeli hücreleri ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri ve toksiteleri daha detaylı incelenmelidir. Özetle, manyetik nanoparçacıklar memeli hücrelerinin büyümesini hızlandırırken, bakterileri öldürüyor. Bu ve diğer çalışmalar, enfeksiyonların tedavisinde antibiyotiklere alternatif terapiler yaratma konusunda büyük bir potansiyeli olduğunu göstermiştir.  Gelecekteki uygulamalarda, nanoparçacıklar kana verildikten sonra manyetik bir güç kullanarak enfeksiyonlu bölgelere gönderilir ve MRI benzeri yöntemlerle görüntülenip sürekli monitör edilebilir.  Bu tarz uygulamalar bulaşıcı hastalıkların ve kanserin erken teşhisi ve tedavisi konusunda gelecekte çığır açma potansiyeline sahip." 



Resim 2.  Demiroksit nanoparçacıkların antibakteriyel özelliklerini analiz etmek için Live/dead (yeşil/kırmızı) boyaması kullanıldı ve biyofilmler mikroskopla incelendi. Analizde yeşil boyama yaşayan bakteri hücrelerini, kırmızı boyama da ölü bakteri hücrelerini göstermektedir.  a) MRSA biyofilminin mikroskop altındaki görüntüsü; b) 24 saatlik süperparamanyetik demiroksit nanoparçacık tedavisi, dirençli MRSA biofilmlerini yok etmeye başlamıştır. c) Nanoparçacık solüsyonuna şeker (fruktoz) ilave edildiğinde, antibakteriyel özellikler ve ölen bakteri sayısı artmıştır. 


Resim 3. Fruktozun nanoparçacıkların antibakteriyel özelliklerine etkisi. A) Nanoparçacıklar biyofilmlerin içine çok da nüfuz edemeyip, hücre duvarı ve zarına yapışmıştır. B) Nanoparçacık solüsyonuna şeker (fruktoz) ilave edildiğinde ise nanoparçacıkların bakterilerin içine daha iyi alınımı sağlanarak bakteri duvarı ve zarı zedelenmiştir. Bu da nanoparçacıkların antibakteriyel özelliklerini yüzde 90 oranında arttırmıştır. 

Kaynaklar: 

24 Aralık 2013 Salı

“GAZETELER KENDİ YARATTIKLARI YAZAR-DOKTORLARA, KENDİLERİ TAPMAYA BAŞLIYOR”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Giderek daha fazla sayıda doktorun sayfa yaptığını kaydeden Hürriyet Gazetesi Sağlık Editörü Mesude Erşan, “Hastanelere yazılar hazırlatılıyor. Gazeteler kendi yarattıkları yazar-doktorlara, kendileri tapmaya başlıyor. Haber servisleri giderek daralıyor. Bu da uzmanlaşmayı zorlaştırıyor” diye konuştu. 

Sağlık haberciliğinde uzmanlaşmanın çok önemli olduğu tartışmasız bir gerçek. Bu alanda çalışan muhabirlerin uzmanlaşmaları için alan muhabirlerine gerekli önem ve kontenjan verilmeli. Sağlık haberleri yerine doktorlar ya da hastaneler tarafından köşe hazırlanarak yapılmamalı.  Sağlık haberciliğinin 1980’li yıllarda başladığını belirten Hürriyet Gazetesi Sağlık Editörü Mesude Erşan, konu ile ilgili şunları söyledi: “Bir dönem hemen her gazetenin sadece sağlık ile uğraşan muhabirleri oldu. Sadece tek alanla ilgilenmek ciddi bir uzmanlığı beraberinde getirdi. Güzel işler yapıldı. Gazeteler kıymet verdi, kullandı. Ancak ne yazık ki sağlık muhabirlerinin sayısı giderek azalıyor. Gidenlerin yerine yenileri gelmiyor. Kurumlar yetişenleri ellerinde tutmak için nazlanıyor. Giderek daha fazla sayıda doktor sayfa yapıyor, köşe yazıyor. Hastanelere yazılar hazırlatılıyor. Gazeteler kendi yarattıkları yazar-doktorlara, kendileri tapmaya başlıyor. Haber servisleri giderek daralıyor. Bu da uzmanlaşmayı zorlaştırıyor. Buna gençlerin sağlık haberciliğine hevessizliği de eklenince branşın geleceği ile ilgili kaygı duyuyorum. 

Sağlık Haber Kaynak Ağı Çok Geniş
Kuşkusuz gazeteciliğin bütün alanlarında sorumluluk büyük. Ama sağlık haberciliğinde bu durum daha da büyük. Zira sağlık insanların çok hassas olduğu bir konu. Özellikle bazı hastalıklarda kanser, MS gibi hassasiyet çok daha fazla.  Abartmadan, çarpıtmadan, yanıltmadan, zamanından önce, yersiz umut yeşertmeden haberleri vermek lazım.  Sağlık haberlerinin kapsamı çok geniş. Hastalıklar, tedaviler (ilaç, ameliyat vs), tıbbi teknolojideki yenilikler, sektörün tüm aktörleri (Sağlık Bakanlığı, hekim ve diğer sağlıkla ilgili örgütler, dernekler vs), mevzuattaki değişiklikler,  ünlülerin sağlıkları-hastalıkları gibi birçok konu  sağlık haberi alanına girer.  Haber kaynak ağı da çok geniş. Hekimler, hekim örgütleri, tıp fakülteleri, tüm hastaneler, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlar, dernekler, sendikalar, gazete ilanları, gelen mailler hatta Facebook ve Twitter bile haber kaynaklarımız arasında yer alıyor. 


İyi Bir Sağlık Muhabiri Anlatılanı Yorumlayacak, Değerlendirebilecek Kapasitede Olmalı 
Haber kaynağının güvenilir ve doğru olması önemli. Her anlatılan sağlık haberi olmaz. Anlatılanın doğru, bilimsel dayanağı bulunan hatta kanıta dayalı olması gerekiyor.  Yani bir bilgiyi bir öğretim üyesinin dahi vermesi yüzde 100 doğru olduğu anlamına gelmiyor. Burada deneyim çok önem kazanıyor. İyi bir sağlık muhabiri anlatılanı yorumlayacak, değerlendirebilecek kapasitede olmalı. Diğer önemli bir konu, doğru kaynak seçmek. Sadece “gazetede büyük yer alıyor, iddialı başlık veriyor” diye haber ya da röportaj yapılmaz. Daha az haber çıksın ama doğru çıksın… Ne yazık ki herkes gibi doktorlar, sağlık sektöründen insanlar da hata yapar. Alet olmamak lazım.  Benim kendime göre bir listem var. Bir kısmı çok ünlü olan ve okunan bazı kaynaklara asla güvenmem, görüşmem ve haber yapmam. Önem verdiğim bir diğer konu, konuyu doğru insanla konuşmak. Kolesterol ilaçlarını göğüs hastalıkları uzmanları değil, kardiyologlarla konuşmak gibi… 

Hangi Kaynağa En Kestirmeden Nasıl Ulaşacağını Bilmeli
Gazetecilikle ilgili standart özellikler dışında söyleyebileceğim birkaç özellik var. Klişe olacak ama bu alanı sevmek lazım. Sağlık zengin bir alan bu açıdan çok şanslıyız. Ancak sürekli yenilenen, gelişen ve dinamik bir alan olduğu için olan, biteni iyi takip etmek gerekiyor. Çok okumak şart. İlgili tüm birimlerin dergileri, web siteleri, internet üzerinden yayın yapan sağlıkla ilgili siteler gibi izlemek şart.  Telefon defteri isim, telefon ve mail adresi açısından çok zengin olmalı. En azından hangi kaynağa en kestirmeden nasıl ulaşacağını bilmeli.  


İyi Fotoğraf Haberin Kaderini Değiştiriyor
Sağlık muhabiri manipülasyonları fark edebilmeli, buna izin vermemeli. Kriteri, “haber değeri var” ve “kamu yararı” olmalı. İlişkileri kaynak-muhabir çizgisinde tutabilmeli, kaynaklarına borçlanmamalı.     Sonuç olarak haber de bir ürün. Elbette vitrine koyacak malzemeye ihtiyaç var. Başlık dahi çıkmayan malzemeden, haber yapmak zor.  Tabii ki herkesin anlayabileceği açıklık ve basitlikte yazmak önemli. Görsel malzeme en az yazı kadar önemli. İyi fotoğraf haberin kaderini değiştiriyor. Sadece fotoğrafları nedeniyle büyütülen işler var. Bunu çok önemsiyorum. Sağlık haberlerinde bazen grafik, çizim gibi de kullanmak haberin hem kolay anlaşılması hem de bakılması için ideal. 
Televizyon ayrı bir alan, hiç deneyimim yok. Ancak söylediğim konuların televizyonlardaki sağlık haber ve programları için de önemli olduğunu düşünüyorum. 

“İnterneti Çok Önemsiyor ve Buraya Özel Haber Yapmaya Çalışıyorum”
Sosyal medya ve internet ortamı hızı, sınırsızlığı, kolay yayılmasıyla beni heyecanlandıran bir mecra. “Neden hala girmiyorum” diye de kendime kızdığımı itiraf edeyim.  Şimdilik www.hurriyet.com.tr adresindeki haberlerimle yetiniyorum. Çok önemsiyor ve buraya özel haber yapmaya çalışıyorum. Şu bir gerçek ki gelecekte çok daha fazla yaygınlaşacak ve gelişecek. Sınırsız bir alan olması nedeniyle çok iyi bir oto kontrol gerektirdiğini düşünüyorum. Konservatif medya ile benzer hatta aynı etik kaygı ve kuralları olmalı. 

Bazen Okurlar Anlamak İstediklerini Anlıyor
Halkın sağlık haberlerini, okumasıyla ilgili çok ilginç deneyimlerim oldu bu konuda. Bazen haberde hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmadan açıkça söz edilse bile okurlar “Hangi doktor, hastane bu tedavi yapıyor” diye arıyor. Kısacası bazen okurlar anlamak istediklerini anlıyor… Bu nedenle dikkatli okunması şart. Gerek internet gerekse diğer mecralardan güvenilir yayınları izlemek en azından bir kalite garantisi verir. İnternet rahat bir mecra. Ağzı olan, satış yapmak isteyen herkes yalan-yanlış burada yer bulabiliyor. Temkinli olmakta yarar var.  


Hataları Önlemenin En Pratik Yolu Uzman Sağlık Muhabirlerinin Bulunması
Sağlık konulu yayınlara ilişkin bir denetim kurmak, pratik nedenlerden dolayı kolay değil. Bu yüzden hataları önlemenin en pratik yolu uzman sağlık muhabirlerinin bulunması. Kurumlara gelen bütün sağlık haberlerini bir de onların görmesi.  En azından kuşkulu olanlarla ilgili değerlendirme yapması istenebilir.  

Ajitasyon Yapan Fotoğraflardan Kaçınmak Lazım
Sağlık haberlerinde konuyu iyi anlatan fotoğraflar olmalı tabii ki… Fotoğrafın gücüne inancım sonsuz… Gazete sayfalarında kanlı ameliyat fotoğrafları koymak istemeyiz. Ancak gayet güzel ameliyathane fotoğrafları çekmek mümkün. Bilerek ajitasyon yapan fotoğraflardan kaçınmak lazım. 
Haberlerin altında kaynak belirtilmeli. Alıntı bir haberse mutlaka. Sonuç olarak ortada başkasının emeği var. Dünyanın her yerinde meslek etiği bunu gerektirir.”

Mesude Erşan kimdir?
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu. Üniversiteden sonra 1990-91’de Hürriyet Vakfı Erol Simavi Özel İletişim ve Eğitim Merkezi sınavlarını kazandı. Bir yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi istihbarat servisine stajyer olarak başladı ve kaldı. 1995-95 arasında yeni kurulan Akşam Gazetesinde çalıştı. 1995 Kasım’ında Hürriyet’e bu kez sağlık muhabiri olarak döndü.  Halen aynı görevde. 

23 Aralık 2013 Pazartesi

“SAĞLIK HABERLERİNDE İDEOLOJİK TAVIR ALMADAN OBJEKTİFLİK HER DAİM KORUNMALI”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Sağlık muhabirinin, profesyonel ve objektif bir şekilde ilişki kurması ve kurumların etik değerlerine saygı duyması gerektiğini vurgulayan Southeastern European Times (SES) Türkiye muhabiri Menekşe Tokyay, “Kurumların siyasi düzlemdeki olası ideolojik tavır alışlardan bağımsız olarak, sağlık temalı haberlerde objektifliğini her daim korumalı, yalpalamamalı” dedi. 


Sağlık haberi yaparken farklı görüşlere yer verilmesi objektif bir duruş için olmazsa olmazdır. Özellikle bilimsel ya da kanıta dayandırılarak ele alınan görüşler, okura doğru bilginin aktarılması için çok önemlidir. Sağlık muhabirinin en önemli özelliklerinden birinin bağımsız duruş olduğunu belirten Southeastern European Times (SES) Türkiye haber sitelerinin Türkiye muhabiri Menekşe Tokyay şunları söyledi: “Gerek uluslararası düzeyde gerekse ülkemizde tıp alanındaki gelişmelerin, sağlık haberciliğinin de içeriğini ve kapsamını oldukça genişlettiğine inanıyorum. Eskiden ismi dahi bilinmeyen veya akademik düzeyden medya düzeyine henüz intikal ettirilmemiş olan bazı hastalıklar, örneğin Alzheimer, Parkinson, artık sağlık haberciliği sayesinde geniş kitleler tarafından biliniyor, tanınıyor ve bu sayede farkındalık sürekli artıyor. Medya, belli standartlar dahilinde ve uluslararası etik kurallar paralelinde hareket ettikçe, halkın bilgilenmesi, bilinçlenmesi ve yaşam kalitesini artırması anlamında eşsiz bir araç. Bu konuda sağlık haberciliği de toplum sağlığının korunması, standartların yukarı çekilmesi, devletten kamu politikaları bağlamında yeni ve daha gelişmiş uygulamaların ve yasal düzenlemelerin talep edilmesi anlamında oldukça belirleyici öneme sahip. Ancak, sağlık haberciliğinin üniversite iletişim fakültelerinde ayrı bir ders olarak okutulması gereği de giderek önem kazanıyor. Dolayısıyla bu konudaki çabalara ve girişimlere de ağırlık verilmelidir. Sağlıkta bilimsel uzmanlaşma, ancak bu şekilde desteklenebilir ve iletişim alanında derinleşmek isteyen öğrencilere bu şekilde bir ufuk açılmış olur. 

Geçtiğimiz günlerde RTÜK tarafından yapılan ve halkın sağlığını tehlikeye düşüren yanıltıcı gıda ve sağlık yayınlarına dair yeni düzenlemelerin yapıldığı ve kurallara uymayanlara para ve hapis cezası getirileceği yönündeki açıklamayı, bu anlamda oldukça olumlu buluyorum...



Her Haberde Farklı Görüşten 3 İnsanın Değerlendirmesine Yer Veriliyor
Sağlık alanlarında belki de Türkiye’de pek fazla uygulanmayan bir şeyi yapıyoruz. Örneğin, çocuk ölüm oranının azaltılması gibi bir konuda bir gelişme olduğunda bunu Balkan ülkeleri ve Türkiye’yi kapsar şekilde ele alıyor; her haberde farklı görüşten 3 insanın değerlendirmelerine yer veriyoruz. Böylelikle, medyanın sık sık eleştirildiği üzere “algıları istediğimiz yönde şekillendirmekten” kaçınmış oluyoruz. Her haberimiz Balkan dillerinin yanı sıra Türkçe ve İngilizce olarak günlük şekilde yayımlanıyor. SETimes / SES Türkiye’de sağlık alanındaki haberlerimin yanı sıra, sosyal, politik, ekonomik ve kültürel içerikli haberlere de imza atıyorum.

Temel Tıp Literatürüne Hakimiyet ve Halka Derdini Doğru, Kolay Anlaşılır Bir Dille Aktarmak
Sağlık haberlerini diğer haber türlerinden ayıran kilit iki unsur, temel tıp literatürüne hakimiyet ve halkı doğru, kolay anlaşılır ve en etkin şekilde bilgilendirme kabiliyetidir. Kamu sağlığını ilgilendiren her türlü konu bu alanın kapsamına girmelidir. Bu anlamda haber kaynakları sadece bilim çevreleriyle sınırlı kalmamalı; doğrudan ilgili hastalıklardan mustarip olan hastalar, onların yakınları, bazı kritik hastalıkların tedavisinin geliştirilmesi konusunda çalışan derneklerin örneğin Alzheimer derneği temsilcileri, uluslararası düzlemde ilgili sağlık kuruluşların yetkilileri, kamuda sağlık alanındaki düzenlemeleri gerçekleştiren veya uygulayan yetkililer en önemli paydaşlardır. 

Sağlık Haberciliği, Tıp Bilimi ile Vatandaş Arasında Adeta Bir Köprü Kurmalı
Halkın en rahat anlayacağı, en kolay akılda tutup, kendi yaşamıyla en etkin ve hızlı şekilde bağlantı kurabileceği bir dil kullanılmalı; örneklerle pekiştirilmeli. Sağlık haberciliği, konusu itibariyle halk sağlığıyla birebir temas halinde olan “sosyal” bir alan olduğu için, bu sosyalliğin gazetecilik diline de yansıması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca terminolojinin çok doğru kullanılması gerekiyor ki insanlar kendi kendilerine yanlış teşhisler koyup, kulaktan dolma tedavilere gitmesinler. Bu anlamda, sağlık haberciliği, tıp bilimi ile vatandaş arasında adeta bir köprü kurmalı; vatandaşın yanında, ama tıp biliminin de diyalog kurabileceği bir mesafede konumlanmalıdır. Sağlık muhabiri, haberlerinde uluslararası etik kuralları da her zaman göz önünde bulundurmalı; ideolojik duruşunu haberlerin içeriğine yansıtmamalı, objektifliğini her daim korumalıdır. 



“Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Kendisine Çok Etkin İşleyen, Doğru ve Geniş Bir Çevre Yaratmalı”
İdeal bir sağlık muhabiri, uluslararası tıp literatürüne temel düzeyde hakim olmalı, ulusal ve uluslararası düzeyde kendisine çok etkin işleyen, doğru ve geniş bir çevre yaratmalı, haberlere uluslararası basınla kıyaslamalı bir şekilde eleştirel yaklaşmalı, tek-yanlı okumalardan kaçınmalı, tıp literatürünü günlük ulusal ve uluslararası basından takip etmeli, Dünya Sağlık Örgütü gibi bu alandaki “otorite” kurumlarla yakın temas içerisinde çalışmalı. Ayrıca, sağlık haberlerinin ayrı bir portalda arşivlenmesi ve blogların yanı sıra sosyal medyadan anlık ve etkin paylaşımlarda bulunulması da haberlerin erişim alanını genişletmekte, kayda değer bir sosyal fayda sağlamaktadır. Ayrıca sağlık muhabiri düzenli olarak ulusal ve uluslararası konferansları takip etmeli, katılabildiklerine katılmalı, bu konferansların çıktılarından da halkı en kompakt ve anlaşılır, akılda kalıcı şekilde bilgilendirmelidir. 

“Kurumların Siyasi Düzlemde Olası İdeolojik Tavır Alışlardan Bağımsız Olarak, Sağlık Temalı Haberlerde Objektifliğini Her Daim Korumalı” 
Sağlık muhabiri, çalıştığı kurumlarla profesyonel ve objektif bir şekilde ilişki kurmalı; kurumların etik değerlerine saygı duymalı. Ayrıca, kurumların son dönemde tıp alanındaki açılımlarını yakından takip edip, bunu haberine de yansıtmalı. Kurumların siyasi düzlemde olası ideolojik tavır alışlarından bağımsız olarak, sağlık temalı haberlerde objektifliğini her daim korumalı, yalpalamamalı. Ayrıca, bir alanda tek kurumla röportajla da kendisini sınırlandırmayıp, bazen o kurumların rakipleriyle de röportaj yapıp, sağlık alanında rekabetin önünü kendi haberleriyle de açabilmeli. Ayrıca, sağlık muhabirinin haber yapma özgürlüğüne dair hiçbir sınırlandırma getirilmeyecek şekilde önceden çalışma prensipleri ortaya konmalıdır. Keza sağlık muhabiri zaman zaman sağlık alanında işlemeyen, gözden kaçan mekanizmaları da ortaya çıkaracağı için, hiçbir kurum tarafından kendisine ket vurulmamasını sağlayacak bir tutum sergilemeli, ilkelerini bu şekilde objektiflik lehine ortaya koymalıdır.

“Sağlık Türkiye’de Çok Uzun Süreler Elitlerin Elindeki Bir Ayrıcalık Olarak Görüldü”
Sağlık haberinde halkın en bilgisiz kesiminden en elit kesimine dek herkesin ortak bir paydada anlayabileceği bir dil, bir manşet ve anlatım yapısı kullanılmalı. Hastalıkların Latince isimleri elbette verilmeli; ancak hemen akabinde bu hastalıkların halk arasında bilinen şekline örneklemeler düzeyinde yer verilmeli; sağlık haberciliğini tabir-i caizse “sırça köşkünden” halk arasına indirebilmeli. Ben bu ilkeye haberlerimde birincil öncelik veriyorum. Kızamık alanındaki vaka artışlarıyla ilgili hazırladığım bir haberde bile, kızamık hastalığının ne olduğu, mikrobun havada ne kadar süre asılı kalabildiği, nasıl yayıldığı gibi temel bilgileri vermeden, konunun ayrıntılarına boğulmuyorum. Şunu unutmayalım ki, sağlık Türkiye’de çok uzun süreler elitlerin elindeki bir ayrıcalık olarak görüldü; insanlar çoğu zaman kanser olduklarını son anda öğrendiler, mamografi çektirmek bile bir aylık maaşlarını feda etmek anlamına gelebildiği için çoğu zaman, halk sağlık ve sağlık haberciliğine “elitlerin tekelinde bir alan” olarak görüp, soğuk davrandı. İşte bu soğukluğu gidermek için şu anda sağlık haberciliğine çok iş düşüyor. Örneğin halka, artık gezici mamografi araçlarının olduğu, kanser tedavilerinin SGK kapsamında bulunduğu gibi bilgileri de, ilgili haberlerde sistematik olarak aktarmak, çok önemli bir sorumluluktur. 



Her Sağlık Programının, Alanında Bilgi Sahibi Uzman Editörleri Olmalı
Sağlık programlarının yayın kuşağı saati gereği daha ziyade ev hanımlarına ve yaşlı nesillere hitap etmesinden dolayı, seçilen konular da halkı yakından ilgilendiren konular olmalı. Sadece anne, kadın sağlığı veya geriyatri alanı değil, çocuk sağlığı, erkek hastalıkları gibi alanlar da kapsanmalı ki, izleyiciler anlatılanları kendi aileleri ve yakın çevreleriyle ilişkilendirebilsinler. Konuklar, magazinsel ve zaman zaman tıp alanındaki başarıları sorgulanan, hatta zaman zaman kamu davası konusu olabilmiş kişiler olmamalı. Keza bazen magazinsel şekilde “hap” bilgiler, halkın daha çok aklında kalmakta ve yine kulaktan dolma tedavilerle kendilerini iyileştirmeye çalışabilmektedirler. Dolayısıyla, mutlaka üniversite öğretim üyelerinin ve tıp doktorlarının yanı sıra, bilgilerin kıyaslamalı olarak teyit edilebileceği diğer sektör temsilcileri örneğin ilgili hastalık konusunda çalışan bir STK temsilcisi ve o hastalıktan mustarip kişiler de yer almalıdır. Ayrıca, her sağlık programının, alanında bilgi sahibi uzman editörleri olmalıdır ki programlara üçüncü bir göz olarak bakabilsin, kaliteyi artırmak üzere gayret sarf etsin. 

“Bloglar, Muhabirlerin Haberlerinin Arşivlenmesi ve İlgili Hastalıklar Hakkındaki Röportaj ve Bilgilere Sistematik Bir Şekilde Erişebilmemiz İçin Bir “Hazine” Adeta”
Sosyal medyanın sağlık haberciliğinin yaygınlaşmasında çok önemli bir kolaylaştırıcı olduğunu düşünüyorum. Daha önce hiç bilmediğimiz hastalıklar, bazı hastalıklardaki yeni tedavi biçimleri, bazen bir sağlık muhabirinin mesajıyla, bazen “retweet”iyle hemen bilgimiz dahiline giriveriyor. Bu konuda, kaynakların objektif olmasına, magazinsel ve asparagas haber sitelerine itibar edilmemesine dikkat edilmelidir. Bloglar da, muhabirlerin haberlerinin arşivlenmesi ve ilgili hastalıklar hakkındaki röportaj ve bilgilere sistematik bir şekilde erişebilmemiz için bir “hazine” adeta. Bu konuda çok fazla blog ne yazık ki yok; geliştirilmesi gereken bir alan olarak görüyorum. Ayrıca bu noktada sağlık kurumları, özel sektör kuruluşları da, çok ziyaret edilen bloglara maddi destek olmalı ve bir şekilde bu girişimleri desteklemelidir. 

Halk Sağlık Haberlerini, Her Zaman Eleştirel Bir Gözle Okumalı
Halk sağlık haberlerini, programları, internetteki yazıları her zaman eleştirel bir gözle okumalı, değerlendirmeli. Günümüzde iletişim ağları bu denli gelişmişken, bir bilgiye saniyeler içerisinde erişim imkanımız varken, ne yazık ki bu ortamı mezenformasyon veya asparagas haberlerle doldurup bazı gizli gündemlerini uygulamak isteyen çok fazla kötücül taraflar da mevcut. İnsan sağlığı bu noktada her şeyden daha değerli olduğu hiçbir zaman unutulmamalı. Kimi internet sitelerinin internet ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden siparişlere dayalı, yanlış zayıflama haplarıyla insanların ölümüne sebep veren uygulamalardan kaçınmak gerekiyor. Güvenilecek tek merci, tıp ve bu alanda çalışan saygın sağlık muhabirleri olmalı. Sağlığımızı deneysel uygulamalardan korumalı, konu komşudan duyulan tedavi yöntemlerine kulak asmamalıyız.  



Sağlık Bakanlığı Sağlıkla İlgili Yayınlara Yoğun Denetim Başlattı
Son dönemde Sağlık Bakanlığı sağlıkla ilgili yayınlara yoğun denetim başlattı. Elbette geç kalınmış bir uygulama. Keza bu süreçte birçok kötücül satış sitesinden çok fazla sayıda yanlış, sahte, zararlı ilaç piyasaya sürüldü, insanlar zayıflamak veya saçlarının daha fazla çıkmasını sağlamak gibi masum arzular temelinde kandırıldı. Avrupa Birliği üyesi olmayı bir vizyon olarak benimsemiş, Batılı standartları sağlık alanına getirmek için projeler, yatırımlar yapmakta olan bir ülkede sahte kanser ilaçlarının ortaya çıkarılması gerçekten çok üzücü. Bu denetimi aslında hepimiz yapmalı; karşımıza internet ortamından veya medyada çıkan ve güvenilirliği şüpheli markaları, ilaçları, kimyasalları ilgili Bakanlık yetkililerine şikayet etmeli; denetim mekanizmalarını yerel düzeyde de harekete geçirmeliyiz. Bu şekilde belki birkaç bilinçsiz kişinin de hayatını, sağlığını kurtarmış olduğumuzu düşünmek, bizi daha da motive edecektir. 

Yatay Görseller Her Zaman İçin Dikkati Daha Fazla Topluyor
Bence, yatay görseller her zaman için dikkati daha fazla topluyor; dikey görsellerden kaçınmalı. Çözünürlük, odak noktası, verilen mesaj oldukça iyi vurgulanmalı. Halk ile kişisel bağı kurmak için röportaj yapılan kişiyle birlikte fotoğraf da kullanılması bence önemlidir. 

Emek Hırsızlığıyla Her Kademede Mücadele Edilmeli
Haberlerin altında kaynak belirtilmeli. Hem emeğe saygı, hem de okuyan kişiyi belki de o kaynağa yönlendirmek, alternatif bir yayını tanımasını sağlamak, belki o yayın yabancı bir dildeyse kaynaklarını çeşitlendirmesine yardımcı olmak açısından bence çok gerekli. Özellikle emek hırsızlığıyla her kademede mücadele edilmesi gereken bir çağda, fikri ürünlerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekiyor. Nice haber görüyoruz ki aslında yabancı bir haber ajansında çıkan bir haberi birkaç “makyaj” değişikliğiyle Türkçeleştirerek altına imzasını atan gazetecilik örnekleri oluyor. Unutmamak gerekir ki, her sağlık haberi, muhabirinin tüm zihnini ortaya koyduğu, enerjisini atfettiği, röportaj için bazen saatlerce uzaktaki bir mesafeye gittiği, kısacası zihni ve fiziksel emek harcadığı bir üründür ve bu ürüne hak ettiği önemi vermek adına kaynak belirtilmesi son derece önemlidir.”



Menekşe Tokyay kimdir?
2005 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra Jean Monnet Avrupa Komisyonu bursu ile Belçika’da Avrupa Birliği Bölgesel Politikası ve Kalkınma Araştırmaları alanında yüksek lisansı yaptı. Şimdi de Marmara Üniversitesi Avrupa Birliği Enstitüsü’nde Çocuk Hakları alanında doktora çalışmasını gerçekleştiriyor. Yani bu alanda tamamen “alaylı” olarak başladı; ama gazetecilik etiği ve uygulamalarında kendini akademik ve pratik olarak sürekli geliştirmeyi hedefliyor ve bu yöndeki çalışmaları da devam ediyor. Avrupa Birliği danışmanlığı bağlamında özel sektörde ve kamuda görevler aldı.

1990’ların ortalarından beri Türkiye ve Balkanlarda yayın yapan önemli bir haber sitesi Southeastern European Times (SETimes.com) ve SES Türkiye haber sitelerinde 3 senedir Türkiye muhabiri. Sağlığın yanı sıra, ekonomi, kültür, sosyal gelişmeler, siyaset ve bölgesel işbirliği alanlarında haberler hazırlamakta. 

Mail: meneksetokyay@gmail.com

Twitter: https://twitter.com/MenekseTK


20 Aralık 2013 Cuma

“YAŞAMIN VAZGEÇİLMEZİ OLAN SAĞLIK, HABERCİLİKTE DE İLK SIRADAKİ YERİNİ KORUYOR”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Yaşamın vazgeçilmezi olan sağlığın, habercilikte de ilk sıradaki yerini koruduğuna dikkat çeken Anadolu Ajansı (AA) Sağlık Muhabiri Yeşim Sert Karaarslan, “Sıcak gündem ne olursa olsun, sağlık haberleri bültenlerde öncelikli haberler arasında yer buluyor” dedi. 

Sağlık haberciliğinde ajans haberciliğinin önemi tartışılmaz çok büyük. Bu alanda çalışan muhabirlerin de işine hakim olması, alanı iyi bilmesi ve etik değerleri koruyarak habercilik yapması gerekiyor. Sağlığı, haberciliğin kalbi, hayatın anlamı, mutluluk sebebi olarak tanımlayan Anadolu Ajansı (AA) Sağlık Muhabiri Yeşim Sert Karaarslan, konu ile ilgili şunları söyledi: “Mutluluk, aşk, hüzün, heyecan... Korku, özlem, ayrılık... Para, mevki ya da kariyer... Bunların hepsi hayatın içinde dönem dönem bizi biz yapan yol arkadaşlarımız... Biri eksik olduğunda diğerinin anlamını yitirdiği anlar... Oysa tüm bunları yaşayabilmek için "sağlık" değil midir tek gerekli olan? 

İnsan hayatı boyunca önceliklerini değiştirebiliyor, kimi zaman amansız bir aşkın acısını  yaşıyor, kalbinin sadece sevgilinin yanında atmasını istiyor, kimi zaman kucağına aldığı bebeğinin kokusuyla hayatı soluyor, kimi zaman meslekte adını markalaştırmak için gece gündüz çalışıyor kimi zamansa hastane odasında yaşamını bir kez daha gözden geçirip, kendiyle hesaplaşıyor. Ve bir süre sonra elindeki en önemli şeyin "sağlık" olduğunu anlıyor. Bu nedenle, masadan bir bir eksilirken dostlar sevdikleriyle bir gün daha fazla olmak, bir an daha fazla hayatı solumak, sağlıklı kalabilmek için değil midir gösterilen gayret... Dolayısıyla, sevmek için, tutku için, yardım etmek için, hayata tanıklık için, özlemek kimi zaman yenilmek ama zorluklara karşı hep direnmek için yaşamın vazgeçilmezidir sağlık...



Haber de nasıl ki yaşam demekse, hayatın içindeki her şey haber unsuruysa, "sağlık" da haberciliğin kalbi olarak ilk sıradaki yerini koruyor. Sıcak gündem her ne olursa olsun, sağlık haberleri bültenlerde öncelikli haberler arasında yer buluyor. Yeni bir teknoloji, vaka hikayeleri, sanatçı, siyasetçi, yazar ya da popüler kimliklerin sağlık durumları, hastalıklara ilişkin son istatistikler, ilaç temini, mevzuat değişiklikleri haberlerin öznesi konumunda bulunuyor. 

Türkiye'de tek kanaldan yayın yapılan televizyonculuk döneminden bu yana çok sayıda program görsel basın bu konuyu işliyor. Yazılı basında da güncel sağlık haberlerinin yanı sıra özel sağlık köşelerinde birçok konu detaylı olarak yer alıyor. En çok izlenilen programlar arasında sağlık programları ilk sıradaki yerini koruyor. 

Günlük Tiraj Kaygısı Doğru Bilginin Önüne Geçmemeli
Gazete, dergi ve televizyonların, insanların üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu yayın organları aracılığıyla işlenilen haberler, bilgilendirmenin dışında referans niteliği taşıyor. Özellikle, hala kulaktan dolma bilgilerle sorununa şifa arayan, komşusunun önerisiyle ilaç kullanan, kiraz çöpü ya da biberle mucize bekleyen bir toplum düşünüldüğünde, kişilerin yayın organlarında ismi sık geçen hekimleri tercih edeceğinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bu nedenle, hem yapılan haberin niteliğine, hem hekimin kimliğine hem de doğruluğuna dikkat etmek gerekiyor. 

Burada, sayısı ve içeriği birbirinden farklı olan onlarca televizyon ve yüzlerce yazılı basının rekabet ya da manşet kaygısından uzak habercilik sergilemesi, günlük tiraj kaygısının doğrunun önüne geçmemesi önem taşıyor. Çünkü, her gün yeni bir sağlık programı ve yeni bir sağlık muhabiri sistemin içinde habercilik peşinde koşuyor. 



Sağlık Haberciliği, Gazeteclikte İlk Basamakmış gibi Görevlendiriliyor 
Bu alanda yaşanan en önemli sıkıntı ise, gazeteciliğe yeni başlayanlar için sağlık haberciliğinin ilk basamakmış gibi görevlendirilmelerinden kaynaklanıyor. Yeni ve tecrübesiz olunan bir dönemde hazırlanan ve tamamen insan hayatını ilgilendiren sağlık gibi bir alanda yapılan haber, kimi zaman geri dönülmez hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, özellikle sağlık haberciliğinde uzman gazetecilerin çalışması ve alana hakim olması gerekiyor. Bu muhabirlerin, meslekte belli bir yer edindikten sonra farklı alanlara kaydırılması alan için ciddi bir kan kaybına yol açıyor. Yurt dışında sağlık kongrelerinde alanı takip eden gazetecilerin en az 10 yıldır sağlık haberciliğiyle uğraşmaları dikkat çekiyor. 

Bu uygulamanın Türkiye'de geçerli olması, sağlık haberciliğinde ister görsel ister yazılı basında isterse televizyon programcılığında olsun alan muhabirlerinin ve editörlerin sağlık alanında uzmanlaşmış olması gerekiyor.



Politika Bile Herhangi Bir Pandemi Durumunda Nitelik Ve Niceliğini Yitirir
En sıcak haberler içinde yer alan politika bile herhangi bir kızamık, grip, kuş gribi, sıtma gibi herhangi bir pandemi durumunda nitelik ve niceliğini yitirir. Gündem, tamamen toplum sağlığının korunmasıdır.

Bunun dışında, her sağlıklı kişinin yakın çevresinde mutlaka sağlık sorunu yaşayan birileri vardır, birileri mutlaka yeni bilimsel çalışmaları umutla bekliyor, şifa peşinde gün sayıyor ve verilecek en ufak bir gelişmeyi heyecanla bekliyordur. Bu, bazen anne, bazen çocuk bazen yan komşu bazen de kişinin kendisi değil midir? 

Umut Tacirliği Yapılmamalı
Her sağlık haberinin mutlaka bir alıcısı mevcuttur. Ve her sağlık haberi en az bir kişi için yeni bir umuttur. Haber de bu göz önünde tutularak yazılmalı, umut tacirliği yapılmamalıdır. 

Gazetecilik, kimi zaman hırs, kimi zaman kaygı, kimi zamansa telaş, koşturma ve kısa sürede haberi iletebilmekten geçse de tek erdemin "insan kalabilmek" olduğunun unutulmadan haber hazırlanmalıdır.



Bilimsel Verilere Dayanmayan, Uygulanabilirliği Olmayan Yöntemler Haberde Yer Almamalı
Seçilen hekimin popüler kültüre ait olmasından ve popüler mesajlar vermesinden ziyade, bilimsel çalışmalarla ispatlı verilerle konuşmasına özen gösterilmesi, uygulama sonuçlarını paylaşması, hasta ve hasta yakınlarını doğru yönlendirmesi gerekiyor. Haberde yer alacak yanlış ya da eksik bir mesajın, doğru algılanmaması, kimi zaman ölümle sonuçlanabilecek hataların yapılmasına yol açacak riskler taşıyabiliyor. Bu nedenle bilimsel verilere dayanmayan, uygulanabilirliği olmayan yöntem ve açıklamaların haber içinde yer almaması; olası yan etkileri paylaşılan, risk gruplarının belirtildiği, açık ve anlaşılır bir dilin kullanıldığı bilgilerin vurgulanması önem arz ediyor.
Kurgulanan haberle, hasta ve hasta yakınlarının yanlış yönlendirilmemesi, bilimsel olmayan tedavi metodları adres gösterilmemelidir.

Gazetecinin İmzasını Koruması, Güvenin Simgesi Olması Önemli
Ucu oldukça açık bir sektör olan sağlık haberciliğinde gazetecinin etik kurallardan taviz vermemesi, kimi zaman "para" ile konuk olunan, kimi zaman reklam verildiği için o hastanenin hekimlerinin görüşlerinin alındığı dünyadan uzak kalması; haber unsuru olmayan hiçbir bilginin vatandaşın önüne sunulmaması gerekiyor. Gazetecinin imzasını koruması, güvenin simgesi olması önem taşıyor.



Haber ya da Kanıksatıcı Olmamalı
Eksik ya da yanlış bir bilginin "dikkat çekmek" kaygısıyla habere taşınmaması, konunun paydaşlarının ifadelerine de yer verilmesi haberin niteliğini artırıyor. 
İntihar, hekim bilgisi dışında kişinin kendisinin yapmaya çalıştığı kürtaj girişimleri, madde kullanımı, istismar ve şiddet gibi haberlerde kullanılan dilin ve haber başlığının, öğretici ya da kanıksatıcı olmaması gerekiyor. İntihar verilerini içeren ya da bir vakanın anlatıldığı haberde, kişinin intihar ederken kullandığı metodun adeta yol gösterir gibi adım adım anlatılmaması gerekiyor. Çünkü, bu şekilde yapılan her haber, benzer şeyleri aklından geçiren kişiler için hem öğretici hem de "bunu yapmayı düşünen ya da maddeyi kullanan sadece ben değilim" düşüncesine yol açabiliyor. 

Maket ya da Fotoğraf Haberin Niteliğini Artırıyor
Yapılan her haberin, verilen her mesajın toplumda nasıl karşılık bulabileceğinin hesap edilerek, tarafsızlık ilkesi korunarak ve yorumdan uzak gazetecilikle habere imza atılması önem taşıyor.  Haberde, konuyu daha anlaşılır kılabilmek için olabildiğince video ya da fotoğraflarla destek sağlanması, anlaşılabilirliği artırıyor. Bu nedenle TV programlarında yöntemlerin maket üzerinde anlatılması, uygulamaya ilişkin videoların gösterilmesi, yazılı basında da fotoğrafların kullanılması haberin niteliğini artırıyor.

Hekimin Verdiği Mesajın Kendisiyle Örtüşmesi İnandırıcılığı Artırıyor
Özellikle TV programlarında konuk alınan hekimin, verdiği mesajın kendisiyle de örtüşmesi inandırıcılığı artırıyor.  Örneğin, obezite ve yetersiz fiziksel aktivite ile ilgili demeç veren bir hekimin normal sınırların üstünde şişman olması, karşısındakinde söylediklerinin uygulanabilirliğinin olmadığı algısı yaratabiliyor. 



Yeni Bir Klinik Çalışmadan "Mucize" Olarak Bahsedilmemeli
Hekimin, akıcı, güvenli, kararlı bir dil kullanarak açıklama yapması güven duygusunu artırırken; çok fazla tedavi şansı bulunmayan akciğer kanseri gibi durumlarda yeni bir klinik çalışmadan "mucize" olarak bahsedilmemesi, hasta ve hasta yakınlarına ümit vaat edilmemesi önem taşıyor. 

"Sağlık Siteleri, Programları Hatta Bloglar Denetimden Geçmeli"
Vatandaşların da hekimini programlarda yer alma sıklığı ve popüler kimliğinden ziyade, hasta yorumları, bilimsel çalışmaları, bilim çevresince alanda tanınılırlığı ve referans gösterilmesini kriter alması gerekiyor. 
Sağlık sitelerinin, programlarının hatta blogların da bir denetimden geçmesi, yanlış, eksik ya da "reklam" kaynaklı yayınlar için cezai işlemlerin uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, yaşam şakaya gelmiyor, hata affetmiyor, bir anda sevdiklerinden koparıveriyor, dününe yabancı geleceğe hasret bırakabiliyor. O nedenle bize, usta şair Can Yücel'in dediği gibi, "en önce ve illaki sağlık olsun..." demek düşüyor." 



Sağlık Olsun
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama!/Yarım saat erkene kurulsun saatin!/Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin../Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa/nefes al derin derin../Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin!/Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin../Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart/Çek kızarmış ekmek kokusunu içine/Bak güzelim kahvaltının keyfine../Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis/Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin/Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse,Aydınlık bir gün dile!/Eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla/ohhh şöyle bir hafifle../Bir güzel kahve ısmarla kendine/Seni mutlu eden sesi duymak için alo de/Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık/Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın/Hatta üşü hava soğuksa/Yürü, yürürken sağa sola bak/Öylesine değil, görerek bak!/Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa/Çocuk görürsen yanağından makas al../Sonra, söyle bir düşün, kimler sana yol açtı/Sen çok darda iken kimler seni ferahlattı/Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde/Kimler kapını tıklattı?/Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?/Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara/Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil/kucaklar gibi sor…/Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak/yüzünde güller açtıracak../Günün güzeldi değil mi? Aksamın da güzel olsun../Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun../Saklama tabakları, bardakları misafire/Sizden ala misafir mi var bu dünyada!/Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, söyle keyifle keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik  bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının../Gece evinde, dostların olsun/Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun../Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?/Ama en önce ve illaki sağlık olsun!



Yeşim Sert Karaaslan Kimdir?
28 Şubat 1975'te Ankara'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamlayan Yeşim Sert Karaaslan, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü'nden ikincilikle mezun oldu. 

Gazeteciliğe, ilk olarak üniversite döneminde 1996-1997 yıllarında Eskişehir yerel gazetelerinden Sakarya'da başladı. Aynı yıllarda Radikal ve Cumhuriyet Gazeteleri'nde özel haberleri yer aldı. Bir süre Ankara Kanal D televizyonu haber servisinde çalıştı. Üniversiteyi bitirdikten sonra Anadolu Ajansı'nda muhabir olarak işe başladı. Yaklaşık 5 yıl Yeni Medya Servisi'nde görev yaptıktan sonra 2005 yılında iç Haberler Servisi'nde sağlık muhabiri olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 9 yıldır sağlık muhabirliği yapan Sert Karaaslan, evli ve 2 çocuk annesi.

Aldığı Basın Ödülleri:

  • "Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği "Basın Ödülü",
  • Avrasya Hematoloji Basın Ödülü,
  • Türk Eczacıları Birliği (TEB) "En İyi Araştırma Haber Ödülü",
  • Türkiye Psikiyatri Derneği "Ruh Sağlığı Basın Ödülü",
  • Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) "Basın Ödülü",
  • Etkileşim Derneği Basın Ödülü 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...