29 Mart 2013 Cuma

İZMİR'DEN SAĞLIKTA ŞİDDETE HAYIR EYLEMİ

Sağlıkta Şiddete karşı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları iş bırakma eylemi başlattılar.

İzmirli asistanlar her sene farklı bir sorunu gündeme taşıyarak eylem yapıyorlar ve seslerini Türkiye’ye duyuruyorlar. Önceki yıllarda özlük hakları ile ilgili olan eylemde eski Sağlık Bakanının katılması ve tarafların anlaşması ile sonuçlanmıştı. İzmirli asistanlar bu kez, sağlıkta şiddete karşı bir eylem başlattı. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde iki doktor, hasta yakını tarafından darp edildi. Doktorları darp ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlının serbest bırakılması olayların alevlenmesine neden oldu. Doktorlar dün akşam eyleme başladılar. Eylem bugünde sürecek. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

28 Mart 2013 Perşembe

DOKTORLARDAN THY'YE "SIFIR MİL"

Uçakta hastalanan yolculara müdahale eden doktorlara 5 bin mil ile teşekkür edeceğini duyuran THY’ye doktorlardan yanıt gecikmedi.

Uçakta "Doktorum" Derseniz Başınıza Neler Geliyor? başlıklı haberimizle doktorların yaşadığı sorunları gündeme taşıdık. Türk Hava Yolları (THY) havadayken sağlık problemi yaşayan yolculara müdahalede bulunarak yardım eden doktorlara teşekkür etmek için 5 bin mil hediye etmesi ve uygulama kapsamında, kaydını yaptıran doktorlardan havadayken yaşanan acil durumlara müdahale edilmesi ve kabin ekibine yardım etmesi isteniyor. Bu durum doktorlar tarafından farklı şekilde karşılandı. 


“Bütün Hekimlere Classic Plus Kartı Versinler”
Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Süleyman Dinçer, konunun gündeme taşınmasından memnuniyet duyduğunu ancak THY’nin yaptığı uygulamanın, bu işi ciddiye almadıklarının bir göstergesi olduğunu söyledi. Dinçer şunları söyledi:“THY uçakta verilen doktorluk hizmetinin son derece gereksiz olduğunu düşünüyor. 5 bin mil, bir uçuş bile değil. Ankara-İstanbul arası uçmak asgari 15 bin milden oluşuyor, üstelik hava alanı vergileri ve diğer harçlar hariç olmak üzere. Bir doktora 10-20 TL’lik mil verip, sonra da yıllar boyunca hizmet almayı düşünüyorlar. Bütün hekimlere Classic Plus kartı versinler ve onlardan da istedikleri zamanda hizmet alabilsinler.” 
  

“THY’de Bu Ayıbı Hemen Düzeltsin”
Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, konu hakkında çok daha farklı bir konuya dikkat çekerek şunları söyledi: “Gönüllülük esasına göre doktorların belirlenmesi ve ödüllendirmeyi güzel bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu ödülün bir defaya mahsus 5 bin mil olması konusu tartışılabilir ve alternatifler değerlendirilebilir. Doktorların özellikle uzun süreli uçuşlarda yer alması için başka tedbirler de alınabilir.THY yetkilileri bu konudaki hassasiyetlerini gösterirken bir taraftan da sorunun önemini ve ihtiyaç olduğunu kabul etti. Ancak birçok konuda olduğu gibi bu konuda da ülkemizde acil tıp ve acil müdahale konusunda bilgilerin ne kadar az olduğu tekrar gözler önüne serildi. Çünkü bu konuda esas sorumluluğu alacak olan birçok acil tıp uzmanı, derhal gönüllü olmak istemiş ancak sitede başvuru formlarını görünce şok olmuşlardır. Pratisyen hekimden aile hekimine, nörologdan diğer birçok branşa kadar doktorlar için seçenek oluşturulmuşsa da acil tıp uzmanlığı yer almıyor. Bu olayı analiz ettiğimiz zaman maalesef ülkemizde acil tıp konusunun ne kadar ihmal edildiğini, 20 yıllık geçmişi olmasına rağmen acil tıp uzmanlığının hala en yetkili idareciler tarafından dahi tanınmadığını tekrar görmüş olduk. Lütfen acil tıp konusunda bilinçlenelim ve acil tıp uzmanlığını da artık ülke gündemine oturtalım. THY’de bu ayıbı hemen düzeltsin.”


“Bu Uygulamaya Katılan Hekimlere Çok Bir Avantaj Sağlamadığını Düşünüyorum”
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Uzm. Dr. Erdinç Nayır, konu ile ilgili yapılanlar ve aslında olması gerekenler hakkında şunları söyledi: “Uçaklarda hekimlerin almış olduğu sorumluluklarla alakalı senelerdir konuşuruz. Bir ay önce bu konuda bir adım atıldı ve bu konuda görüşlerimi içeren bir röportaj yayınlandı. ‘THY’den doktorlara özel bir uygulama geldi’ diye. Bunu görünce bir hekim olarak gerçekten çok sevindim, ‘işte THY’dan beklenen adım geldi’ diye düşündüm. Öncelikle THY’nın hekimlere karşı güzel sözleri ve yaklaşımları için tebrik ederim ve teşekkür ederim. Ancak, uygulamanın içeriğine baktığımızda hekimlere önemli bir avantaj sağlıyorlarmış gibi görünse de aslında yapılan uygulamada hiçbir avantaj görünmüyor. 
Uygulamada 2 nokta dikkati çekiyor. Uygulamaya katılan hekimler uçağa bindikleri anda THY’nın hekimi olmuş olacaklar ve uçak içerisinde sağlık ile ilgili müdahale gerektiren durumlarda uçuş ekibi direk o hekimi müdahale için davet edecek. Sadece bir uçuş değil, tüm uçuşlarda bu geçerli olacak. Bu ciddi görevlendirmenin karşılığında, yani THY’nın uçuş esnasındaki görevli hekimine sadece bir kereye mahsus olmak üzere 5 bin mil puanı verilecek. Çok sık uçak yolculuğu yaptığım için hem uçak içerisinde ne kadar ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıldığını çok net görüyor ve yaşıyorum. Ayrıca THY’nın mil puanı uygulamasını da çok iyi biliyorum. Bu ikisini karşılaştırdığımda bu uygulamaya katılan hekimlere çok bir avantaj sağlamadığını düşünüyorum. Meslektaşlarımın da çok avantajlı bir uygulama olarak algılamasını istemem. Detaylı incelenirse çok net görülebilir. 

THY Ne Yapmalı?
THY’ye teşekkür ederim. Bir insan hayatı için görevlendirilen, bir iş sözleşmesi gibi anlaşma yapılan hekime daha olumlu ve profesyonel bir adımı beklemeye devam edeceğim. Çünkü mevzu insanlarımızın sağlığıdır. Uçuş esnasında yolcuların sağlığı için daha profesyonel adımlar atılmalıdır. Son olarak yapılmasını beklediklerim; havayolu şirketleri bu konuda daha profesyonel olmalı ve merkezde hekimlerin olduğu bir sistem kurmalı. Uygulamaya dahil olan hekimlerle yıllık olarak anlaşılmalı. Bir yılın sonunda program içerisinde olmak istemeyen hekim rahatlıkla ayrılabilmeli. Uygulamaya dahil olan hekimlere, uçak içinde karşılaşılan problemlere yönelik çok kısa bir eğitim programı uygulanmalı. Merkezde oluşturulacak hekimlerin yer aldığı ekip tarafından uçak içerisinde bulunması gereken medikal malzeme ve ekipman, profesyonel ve eksiksiz bir şekilde hazırlanmalı. Merkez ekibi veya uygulamaya katılan hekim tarafından medikal kitler mutlaka kontrol edilmeli. Uygulamaya katılan hekim, uçağa bindiğinde uçuş ekibi tarafından önceden bilinmeli. Havayolu şirketleri, uçaktaki hekimlerle iş birliği yapmak istiyorsa sadece bir kereye mahsus 5 bin mil puan gibi bir yaklaşımla değil daha etkin ve uygun uygulama getirmeli.”


“Kalifiye Bir Hizmetin Meslek Erbabı İçin Bu Hakaret Olarak Algılanır”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Uzm. Dr. Tamer Salihoğlu konu hakkında bazı noktalar dikkat çekerek, şunları söyledi: “İşin içinde 'sorumluluk, tazminat, sözleşme yani Hukuk' varsa bunun adı artık 'iyi niyetli yardım' değildir. Dolayısıyla bir akdin karşılığı 'teşekkür' değildir. Ne demek istediğimi sayfasındaki 'Smiling Doctors Kural ve Koşulları:' ! başlığı altındaki maddelerden anlayabilirsiniz. Diplomalarınızı PDF olarak göndermeniz şartıyla!, ‘sadece bir defaya mahsus!’ vereceğimiz bonus! karşılığında, ‘her uçuşunuzda sizden hizmet talep edebileceğiz!' anlaşması olduğu açıktır. Bunun hukuki bağlamının çok farklı, kesin bir yorumu varsa almaya hazırım. Herhangi bir tamirciye dahi; 'sana bir defaya mahsus birkaç lira verelim, sonra seni herhangi bir görüşümüzde teşekkür karşılığı tamir yaptırabiliriz' dediğinizde, bunu nasıl karşılayacağı belli değil midir? Kalifiye bir hizmetin meslek erbabı için bu hakaret olarak algılanır. İşi küçümseme veya değersizleştirme olarak tanımlanabilir.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

ORTA ASYA’LI GÖZ DOKTORLARINA TÜRKÇE EĞİTİM İMKANI

İngilizce bilmeyen Orta Asya’daki göz doktorlarına 3 ay boyunca Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalında Türkçe eğitim imkanı sunulacak.

Türkçe konuşan Orta Asya ülkelerinden bazı doktorlar İngilizce bilmedikleri için uluslararası çalışmalara katılamıyorlar. Bu nedenle Uluslararası Göz Birliği’nin sınavına giremiyorlar. Bilimsel kitapları okuyup yeterince anlamıyorlar. Türkiye’de bir merkezde, bu ülkelerden gelenler oftalmoloji eğitimini Türkçe alacaklar. Bu uygulama için, Başkent Üniversitesi kabul edildi. Türkçe dışında yabancı dil konuşamayan doktorlar gelerek 3 ay boyunca Prof. Dr. Gürsel Yılmaz’ın başkanı olduğu Başkent Üniversitesi Oftalmoloji Kliniğinde eğitim alacaklar. Form doldurarak başvuracak olan adaylar, Uluslararası Göz Derneği tarafından değerlendirilerek eğitim durumları ve mesleki amaçları uygun ise kabul edilecekler.

“İlk Kez Doktorlar, İngilizce Bilmediği ve Türkçe Bildiği İçin Bir Programa Katılabilecek”
Uluslararası Göz Konseyi’nin (International Council of Ophthalmology) Mütevelli Heyet üyeliği ve Etik Komisyonu başkanlığı görevlerini yürüten Prof. Dr. Pınar Aydın, “Çalışmalarda eğitim eksikliği olan hekimler, ülkesine döndüğünde oftalmoloji alanında bilgisini geliştirerek ülkesine faydalı olacaklar seçilecek. İngilizce bilmeyen göz doktorlarına verilecek eğitimle, bilimsel açıklarını kapatacaklar. Bu uygulama ile ilk kez doktorlar, İngilizce bilmediği ama Türkçe bildiği için bir programa katılabilecek” şeklinde konuştu. 

Gelişmemiş Ülkelerden Gelecekler Kabul Edilecek
2014 yılında Tokyo’da yapılacak olan Dünya Göz Kongresi için organizasyon çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Aydın, “Birçok organizasyondan Orta Doğu ve Güney Batı Avrupa’dan kimlerin neleri yapacağı konusunda danışmanlık veriyorum” dedi. Kongrede nöro-oftalmoloji alanında konuşma yapacağını belirten Prof. Dr. Aydın, “Etik” konusunu tekrar ele alarak, yeniden tanımladıklarını kaydetti. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

27 Mart 2013 Çarşamba

CLEVELAND CLİNİC'TEN EMPATİ VİDEOSU



Cleveland Clinic Hastanesi tarafından, empati ile ilgili bir video hazırlandı.


Sosyal Medyayı aktif şekilde kullanan hastanelerden biri olan Cleveland Clinic Hastane yönetimi, bu kez hekim-hasta iletişimini güçlendirebilmek için video hazırladı. Hastanede çekilen video hastaların hissettikleri ruhsal durumları ve ne derece üzgün olduklarını gösterirken, sağlık çalışanlarının da farklı sorunlar yaşadığını hatırlatıyor. Empati başlığıyla hazırlanan video, karşılıklı anlaşıyı işaret ediyor. Böylece iki tarafında birbirini anlaması ve ona göre yaklaşması gerektiği vurgulanan videoda, hastaların yanında olduklarını ve onlara en iyi tedaviyi sunmak için çalıştıkları mesajı veriliyor.








Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

SÜT KARDEŞLİĞİ 2 AYA NETLEŞECEK

Süt kardeşliği ile ilgili çalışma hakkında Bakanlar Kurulu'na sunum yaptığını değerlendirmeler üzerinde çalışıldığını anlatan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Süt kardeşliği ile ilgili 1-2 ay içinde yasal düzenlemeyi yapacağız" dedi.


Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Toplum Ruh Sağlığı Derneği'nin ortaklaşa düzenlenen 'Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumuna' katılan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sempozyum çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Süt kardeşliği ile ilgili çalışma hakkında Bakanlar Kurulu'na sunum yaptığını değerlendirmeler üzerinde çalışıldığını anlatan Müezzinoğlu, "Bakanlar Kurulumuzdan ve Başbakanımızdan bu konu ile ilgili yasal çalışmaları başlatmamız yönünde bakış açısını aldık. Önümüzdeki 1-2 ay içinde yasal çalışmayı yapacağız” dedi. 


Bir başka soru üzerine ilk etapta hukukçularla toplanarak mutfak çalışması yapacaklarını belirten Müezzinoğlu, 1-1,5 ay sonra mutfaktan çıkanları kamuoyu ile paylaşacaklarını söyledi.



Süt Anne Merkezleri

Süt kardeşliği projesinin adının değiştirildiğini bu çalışmaya 'Süt Anne Merkezleri' denileceğini belirten Müezzinoğlu, "Bizde süt anneliği toplumsal bir cümle. Süt anne merkezlerini kurarak süt kardeşliği projesini güçlü hale getireceğiz. Kuracağımız hastanelerimizin bebek yoğun bakım servislerinde veya kadın doğum servislerinde 'Süt Anne Merkezleri'ni kuracağız ve süt kardeşliği projesini güçlü hale getireceğiz." dedi. 


“Anne Sütü Endüstriyel Bir Ürün Değil”

Bir gazetecinin, ‘Süt Kardeşliği’ projesi ile ilgili bakış açısını sorması üzerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin şunları söyledi: "Bakanlar Kurulu'nun bir üyesi olarak biz görüşlerimizi bildirdik. Uygulamada toplumun kafa karışıklığının giderileceği, soy ağacının devam etmesi özellikle inançlarımıza göre süt kardeşliğinin haram dairesi içerisinde karıştırılmaması gerekiyor. Bunu karıştırmayacak tedbirleri alacak yasal alt yapının oluşması çok önemli. Oluştuğu zaman prematüre doğan veya birçoğu ölen çocuklarımızın hayatını kurtarmış olacağız. Toplumdaki kafa karışıklığını giderecek temel altyapı hem hukuki hem de uygulama boyutundaki takip sistemini izleme ve değerlendirme sistemini iyi oluşturduğumuz zaman adına da ‘banka’ demeyeceğiz. Süt Anne Merkezleri olacak. Anne sütü endüstriyel bir ürün değil. Çok önemli bir işlevi var anne sütü bizim inançlarımıza göre çok farklı mukaddes bir tarafı var. Tanımlamalar ve kelimeler bu bakımdan önemli."

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

"SAĞLIKLI NESİLLER YETİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARINA AĞIRLIK VERİLECEK"

Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumunda sağlığın önemine dikkat çeken Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Sağlıklı nesiller yetiştirilmesi çalışmalarına ağırlık verilecek” dedi.

Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumuna katılan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yaptığı konuşmada, sağlığın bedenen ve ruhen iyilik hali olduğunu, bunun kavranmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Müezzinoğlu, “Sağlıklı aileler, sağlıklı bireyler, sağlıklı toplum üzerinde duyarlılığımız bir kademe daha ileriye taşıyamazsak daha çok teşhis, daha çok tedavi, daha çok ilaç, daha çok teknoloji ve daha çok sorun çözmekle karşı karşıya kalırız. Sağlıklı nesiller yetiştirilmesi çalışmalarına ağırlık verilecek. Her yaş grubunda 1 milyon çocuk bulunuyor, bu ülke için çok büyük zenginlik Bu çocuklar hayata sağlıklı bir bakış açısıyla kazandırılması halinde yer altı zenginliğine ihtiyaç yok” dedi. 

"Bu Sokakta Hayat Var"
Bazı şehirlerde "Bu sokakta hayat var" yazıları gördüğünü dile getiren Müezzinoğlu, buralarda gençlere yönelik cazibe merkeze gibi kafeteryalar bulunduğunu anlattı. Müezzinoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: "Ama oralara gittiğinizde bir bakıyorsunuz 15-16 yaşındaki gençlerin elinde bir bira bardağı diğer elinde sigara, karşılıklı oturmuşlar muhabbet ediyorlar. Ama o sokakta onlar için hayat yok. Esasında o sokaklarda bir anlık nefsi bir hayat, bir anlık mutluluk var. Esasında gençlerimize bir anlık mutluluklar yerine huzuru ve güveni, ne anlama geldiğini örnekleyebilirsek onlara gelecekleriyle, 'bu sokakta hayat var değil', sen anlamlı bir hayatın sorumlususun hissini ve bakış açısını verirsek, hayatı anlamlandırarak ancak geleceğe güvenle ve engelsiz bakabileceğini, çocukluk, gençlik yaşlarında eğitimle sosyal yaşamımızda verebilirsek o çocuğun gelecekteki yaşamı anlamlı bir hayat, huzurlu bir hayat, güvenli bir hayata dönüşür. Ama 'Genç hele bir hayatını yaşasın bu hayatı bugün yaşarsa yaşar yarın zaten öyle bir fırsatı olmaz' gibi nefsine hitap eden, anlık nefsi ihtiyaçlarına, cazibelere onları mahkum edersek sağlıklı bir ruh halinden, çocuklarımızı sağlıksız bir ruh haline ve anlık nefsi talepleri için bir süre sonra o bardaktaki ona yetmeyecektir."

“Paylaşarak Ruh Sağlığı Gelişmiş Bir Toplumu, Bir Hayatı Milletçe Yaşatabilmek ve Yaşayabilmektir”
Sosyal zekanın çocuğa her istediğini vermek ya da daha iyi okul sağlamaktan geçmediğini vurgulayan Müezzinoğlu, toplumsal dayanışma, komşuluk, sevgi, merhamet ve sabır gibi kavramların önemine işaret etti. Müezzinoğlu , "Toplum ruh sağlığı merkezlerinde esasında hedeflediğimiz insanlarımızın her kesimini bir arada, birbirine sahip çıkarak destek vererek bende olan zenginlikleri ona hissettirebilme onda olan zenginlikleri benim hissedebilmem, paylaşarak ruh sağlığı gelişmiş bir toplumu, bir hayatı milletçe yaşatabilmek ve yaşayabilmektir" diye konuştu.

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

“TÜRKİYE’DE SEVK ZİNCİRİ YOK”

Ülkemizde aile hekimlerinin, sevk zincirinin iyi işlemediğinden kaynaklı bazı sorunları olduğunu belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, zincirin çalışması için Aile Hekimleri başına düşen kayıtlı nüfusun yarı yarıya azalması, her bireyin yılda en az 2 kez periyodik sağlık muayeneleri kapsamanda aile hekimine muayene olma zorunluluğunun getirilmesi gerektiğini söyledi.

Aile hekimlerinin yaşadığı en büyük sorunların başında sevk zincirinin düzgün işlememesi geldiği belirtiliyor. Bakanlıktan aile hekimliğinin ve düzgün işleyen bir sağlık sistemi ve acil servislerde yaşanan problemlerin düzenlenmesi için sevk zorunluluğunun gelmesini istiyorlar. Başlangıç için Acillere ve iki ana branşa sevk zorunlu olmasının gerektiğini kaydeden Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, “Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları branşlarında sevk zorunlu olsun. Hem o branşlardaki hekimler rahatlasın, hastalar onlara elenip süzülerek gelsin. Gerçekten ihtiyacı olan hastalar oralara ulaşsın. Hem de bu kişiler e azından sevk için ASM’lere gelmek zorunda kalacağı için (sevk için bile gelmiş olsalar) İzlemlerini yaparız, gerekli tedavileri düzenleriz, kontrollerini yaparız. Türkiye’de sevk zinciri yok” dedi.

“Avrupa’da Aile Hekimine Yılda 2 Kez Muayene Olmak Zorunlu”
Eker, Avrupa’da ve gelişmiş birçok ülkede sigortacılık ve periyodik sağlık muayeneleri hakkında şu bilgileri verdi: “Kişiler sağlıklı bile olsalar yılda 2 kez periyodik sağlık muayeneleri kapsamında aile hekimlerine müracaat etmeleri gerekiyor. Eğer tetkiklerini, tahlillerini yaptırmazlarsa onların hastalık riski arttığı düşünüldüğü için sigorta primleri artırılıyor. Sigorta priminin artırılma nedeni risk satın alınması.”

“Biz Vatandaşın Peşine Düşüyoruz”
Aile hekimi sayısının az olmasından, aile hekimleri başına düşen nüfusun fazla olmasından dolayı, sevk zincirinin yürümediğinin iddia edildiğini belirten Eker, konu hakkında şunları söyledi: “Aile hekimlerinin sayısı arttırılamadığı içinde kişi başına düşen nüfus fazla oluyor. Fazla olduğu içinde, ‘sevk zinciri uygulanamıyor’ deniyor. Oysa hastane acilinde nöbet tutuluyor, polikliniklerinde çok uzun kuyruklar oluşuyor. Her hasta her şikayeti için direk yollardan hastanelere ulaşamamalı. 2. ve 3. basamağa hastalar elendikten ve süzüldükten sonra gitmeli. Oradaki hekimi boş yere oyalamamalı. Hekimin çok değerli olan ve gerçek hastalarına ayırması gereken zamanını boş yere almamalı. Bu durumdan aslında bilinenin aksine en çok hekimler mağdur oluyor, kişinin hiçbir sorumluluğu yok. 
Avrupa’nın birçok gelişmiş ülkesinde, devlet ve özel sigortacılık sistemleri taramalarını yaptırmayan bireylerin prim kesme oranını yükselttiği için, kişi sağlam bile olsa kontrollerine gitmek zorunda kalıyor. Biz vatandaşın peşine düşüyoruz. Hem koruyucu hekimlik uygulamaları çerçevesinde hem de periyodik sağlık muayeneleri kapsamında ve en önemlisi ise kronik hastalıklarının takibinde Aile hekimleri kişilere ulaşmak için çabalıyor. Ve bazen bizden kaynaklı olmayan sorunlarla karşılaşıyor.

“Aile Hekimlerinin Ortak Sıkıntısı Vatandaş İstekleri”
Meslektaşlarımızın ortak sorunlarından bir tanesi de, vatandaşın bazı uygunsuz istekleri. Hastalar çoğunlukla istediği ilaçların yazdırılmasını talep ediyor. Kulaktan duyma, sağdan soldan öğrenilmiş ilaçların tekrar yazılması veya evde de bulunsun diyerek ilaç yazdırmak istemeleri en sık karşılaştığımız sorun. Hatta çoğunlukla hastanın kendisi de gelmiyor, bir yakını gelip ilaç yazdırmak istiyor. Oğlu gelip, “annemin ilaçlarını yaz” diyor. ASM’lerde güvenlik olmadığı için hastalarla çoğu zaman karşı karşıya gelebiliyoruz. Meslektaşlarımız çoğu zaman durumu anlatmaya çalışıyorlar ancak bunlar bazen yeterli olmayabiliyor.

“Alo 184 En Büyük Mobbing Nedeni”
Alo 184 hattı, her ne kadar bilgi hattı diye söz edilse de bana göre en büyük mobbing nedeni! Bakanlık tarafından her ne kadar gelen telefonların çok az oranı şikâyetleri içeriyor dese de vatandaşın şikâyeti değerlendirilirken, bu durumun gerçek olup olmadığı araştırılmadan, sorgulanmadan, direk olarak hekime tutanak tutuluyor. Hekimler, şikâyet ve şiddet korkusundan hastaların taleplerini istemeden de olsa yerine getirmek durumunda kalıyor. 

“Kaç Kez Hekim Arkadaşlarımız Beyaz Koda Başvurdular, Hiçbir şey Olmadı”
Böyle olunca vatandaş kendini hekim karşısında bir güç olarak görmeye başlıyor. Önceden hekime saygı vardı, şimdi bu ortadan kalktı. İnsanlar, her türlü usulsüz teklif ile korkusuzca geliyorlar. Kaç kez hekim arkadaşlarımız beyaz koda başvurdular, hiçbir şey olmadı. Şimdi birçok mobbing ve şiddet girişimi bu nedenle bildirilmiyor bile. Oranların düşük çıkmasının sebeplerinden bir tanesi de nasıl olsa bir şey çıkmaz diye başvuruların yapılmaması. Hekimler şiddet gördükten sonra, mahkeme sürecinde hukuki destek sağlayacaklarmış. Oysa Şiddet uygulayana hiçbir yaptırım yapılmıyor.”Ve ya emniyetten ya savcılıktan ya da adliyeden salıveriliyor.
Eğer idarecilerimiz ve sağlık politikacıları gerçekten samimi iseler hukuksal olarak acil çözüm üretmeli ve cezai yaptırımları mutlak suretle artırmalıdırlar.

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

TAM GÜNDE REVİZYON 1 YIL SONRA

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Doktor arkadaşlarla ilgili yapabileceğimizin azamisini yaptık. Bunun değerlendirmesini en yakın 1 yıl sonra yapacağız." dedi.

 Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Toplum Ruh Sağlığı Derneği'nin ortaklaşa düzenlenen 'Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumuna' katılan Bakan Mehmet Müezzinoğlu, sempozyum çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Bir gazetecinin "Tam Gün Yasası'nın doktorları memnun etmediği ifade ediliyor. Yeni bir revizyon gündeme gelebilir mi?" şeklindeki soruya, Tam gün ile ilgili yapılan düzenleme sonrası üniversite rektörleri, gerek ayrılan gerekse çalışan hocalarda ciddi bir memnuniyet olduğunu ifade eden Müezzinoğlu şu cevabı verdi; "Doktor arkadaşlarla ilgili yapabileceğimizin azamisini yaptık. Bunun değerlendirmesini en yakın 1 yıl sonra yapacağız. Ama bu anlamda size katılmıyorum. Bana gelen gerek üniversite rektörlerimizden, gerekse hocalarımızdan gerekse ayrılmadan şuanda ne kadar tam günde üniversitede kalan hocalarımızdan çok ciddi bir memnuniyet var. İstisnai arzuları karşılanmayan beklentileri karşılanmayan hocalarımız var. Ben baştan söyledim. Burada bu işin yüzde 100'ü yok. Yüzde 70-80 ideal bir noktayı yakaladığımız an üniversitelerimiz kurumlarımız hocalarımızla birlikte marka olacak. Yoksa biz bireyleri marka yapma peşinde koşarsak bireyler istikrarlı kurumsal yapıya destek vermez. Birey ile birlikte kurumla birlikte birey öncülüğünü önemsiyoruz. Yoksa bireysel başarılar o birey varken vardır yokken yok olur. Halbuki kurum başarıları bu anlamda çok önemli. O nedenle tam günde şuanda olduğumuz nokta yapabileceğimizin en ideali."

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

26 Mart 2013 Salı

ALGOLOJİ YAN DAL OLDU


Yıllardır farklı branşlardan hekimlerin ilgi duymasıyla yapılan “Algoloji” artık bilim dalı ve yan dal olarak kabul ediliyor.


Algoloji; anesteziyoloji ve reanimasyon, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve nöroloji olmak üzere 3 ana dal uzmanlığının üzerine yapılabilecek yan dal oldu. 2 yıl süren Algoloji yandalı, özellikle bel-bacak ve boyun ağrıları, kanser ağrıları, baş ve yüz ağrılarıyla ilgileniyor. Ayrıca ağrı dışında alt ve üst ekstremite dolaşım bozuklukları, aşırı terleme tedavisi yapılıyor. 

2012 yılında ilk kez Türkiye çapında 16 yan dal uzmanlık öğrencisi alındı. Algolojinin gelişmesi alanında büyük bir adım atıldığını belirten Hacettepe Üniversitesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı , Algoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Altan Şahin, artık eğitim araştırma hastaneleri ve üniversitelerde algoloji alanında daha kapsamlı çalışmalar yürütülebileceğini dile getirdi. Böyle bir yan dal olmasının bu alanda uzmanlaşmanın ve bilimsel çalışmaların önünü açacağını kaydeden Prof. Dr. Şahin, “1995 yılında kurulan Ağrı Ünitemiz, 2012 yılında bilim dalı oldu. Bilim dalımızda yıllardır, “Girişimsel Algoloji” alanında çok ileri düzey işlemler yapılıyor” dedi. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

25 Mart 2013 Pazartesi

SANAL NUTRİSYON OKULU AÇILDI

Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon (KEPAN) Derneği tarafından üyeleri için hazırlanan “Sanal Nutrisyon Okulu” projesinin yayına başladığını belirten Dernek Başkanı Doç. Dr. Haldun Gündoğdu, okul hakkında bilgi verdi.

 Günümüzde eğitim alınması için farklı toplantılar düzenleniyor. Son dönemlerde e-öğrenme programları tıp alanında daha da çok gündeme gelmeye başladı. Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon (KEPAN) Derneği tarafından hazırlanan “Sanal Nütrisyon Okulunu”, multidisipliner olduğu için pek çok branştan uzmanın faydalanabileceği şekilde hazırlandı. Yaklaşık 25 dakika süren derslerin anlatıldığı eğitimden üyeler her zaman faydalanabiliyor. 

Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon (KEPAN) Dernek Başkanı Doç. Dr. Haldun Gündoğdu, konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Bu aşamada klinik nütrisyon, genellikle temel ilkeler baz alınarak işlenmeye çalışıldı. Ama altyapı çağımızın modern eğitim teknolojisine uygun olarak hazırlandığı için gerektikçe güncellemeler yapılmaya ve yeni modüller eklenmeye de uygun bir web ortamı oldu. Önemli sayılabilecek gelişmeler olduğunda ya da en geç 2 yılda arayla konular güncellenerek tekrar anlatılacak. Şu anda sadece ders şeklinde anlatımların ve videolar eşliğinde tekniklerin sunulduğu sanal okula bir süre sonra olgu tartışmaları ve testler eklenecek. Kongrelerimizde anlatılan konuların yer aldığı bir bölüm entegre edilecek.

Doktorlar, diyetisyenler, eczacılar, hemşireler ve öğrenciler için güncel bilgileri içeren yararlı bir kaynak oldu. Günlük pratikte klinik nütrisyonla ilgili sorunlara yanıt arayan sağlık çalışanlarının başarısını artırmaya yardım edecek.”

Sanal Nutrisyon Okulu: http://www.nutrisyonokulu.org/ 


Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

23 Mart 2013 Cumartesi

BAŞARILI MEME CERRAHI OLMANIN SIRLARI

Meme kanseri alanında uzun yıllardır başarılı çalışmalarını yürüten Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Güllüoğlu, mesleğinde başarılı olmasını sağlayan hayat felsefesini ve çalışmalarını Med-Index’e anlattı.

Tıp alanında başarılı olmak çok zor ve meyvesi güzel bir alandır. Özellikle hastalara şifa dağıtırken, bilimsel çalışmalarına da zaman ayırmak ve bunu başarıyla yapan hekimlerin meslek sırları neler? Uzun yıllar meme kanseri hakkında başarılı çalışmalarını sürdüren Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Güllüoğlu, mesleğinde yaptığı çalışmalarda nelere dikkat ettiğini ve başarının sırlarını paylaştı. 

Hekim olmayı neden istediniz?
Belki çok klasik olacak ama toplum içerisinde saygın ve iş garantili bir mesleğim olsun diye, tıp eğitimine yöneldim. 

Başarılı olmak için kendinize nasıl bir yol belirlediniz?
Birinci ve değişmez ana prensibim her şartta herkese karşı dürüst olmak. Ardından insana, ama sadece hastaya değil, aynı alanda ve mekanda çalıştığınız tüm çalışanlara ve eğitimini alanlara karşı saygılı olmak, olabildiğince okumak. Aktif dinlemek, izlemek ve gezerek başka kişilerin tecrübelerini ve alanımla ilgili üretilen her yeni kaliteli bilgiyi en hızlı şekilde ulaşarak öğrenmek, hiçbir zaman en iyi olmak için hırslı olmamak. Son olarak da elde ettiğim bilgiyi ve tecrübeyi başkaları ile paylaşmak. 

Hekim olmanın güzel ve kötü yanları nelerdir?
İnsanlarla direkt yüz yüze ilişki içerisinde olmak hem insana değerli olduğu hissini veren çok şeyi yaşamasını sağlaması ancak öte yandan bazen kaçınılmaz olarak da zor problemler ile baş başa kalmak. Mesleğin sorumluluğu altında bazen ezilme hissi yaşamak. 

Mesleki kariyerinizde size göre olmazsa olmaz nedir?
Akademik saygınlık ve öğretmenlik kabiliyeti ile buna olan gerçek inanç.

Sizce başarının anahtarı nedir?
İnsanı sevmek ve vicdanlı olmak. Bunlar varsa çalışkanlık ve mesleki etik arkadan kaçınılmaz olarak gelir.

Rakiplerinizle nasıl mücadele ediyorsunuz?
Bugüne kadar kimseyi rakip olarak görmedim. Benim için rakip yoktur, olsa olsa yurt ya da dünya çapında ekip arkadaşlığı vardır. Rakip diyebilmek için yarış yapıyor olmanız gerekiyor. Benim bugüne kadar böyle bir hesabım olmadı, olmaz da. Ben sadece kendi kendime kıyaslama yaparak iyi ve kötüyü ayırt etmeyi hedeflerim. Ortamı paylaştığım herkesin yaşam memnuniyeti üzerinde yapmış olduğum katkı benim için başarı indikatörüdür. Kişileri memnun ediyorsam, kafamı yastığa koyduğumda rahat uyuyabiliyorsam başarılıyımdır. Gerisini hiç düşünmem. Kafanızı yormak zaman ve keyif kaybıdır.

Başarı motivasyonunuzu yükseltmek için neler yapıyorsunuz?
Her gün yeni bir şey öğrenmeyi hedefliyorum. 

Hastalarınızla aynı dilde konuşmayı, beklentilerine en iyi şekilde cevap vermeyi ve onlarla iyi bir iletişim kurmanın püf noktaları nelerdir?
Onların size sunacakları maddi katkıyı hiç düşünmeden hizmet etmek, onları kendi ailemin bir ferdi gibi düşünmek, onların yaşadıkları kaygıları içinizde vicdanen hissederek ihtiyaçlarını gidermek. 

Gergin durumlarda ne yaparsınız?
Vicdanımı dinlerim. Her zaman en doğruyu zor da olsa gösterir. Zor da olsa doğru ve isabetli hamleyi yapmakta tereddüt etmemeyi öğrenmek önemlidir. Kazan kazan ilişkisini işletmek önemli bir stratejidir.

Unutamadığınız bir vakanızı anlatır mısınız?
Belki inanmayacaksınız ama ben hiç bir olgumu özellikle hatırlamak istemem. Hep önüme bakarım. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

22 Mart 2013 Cuma

KAZAYA NEDEN OLAN AMBULANSLAR!

“Geçiş Önceliğine Sahip Ambulansların Yaptığı Kazalar” hakkında araştırma yapan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamit Hancı, bu alanda neler yapılması gerektiği üzerine makale hazırladı. 

Dünyada trafik kazaları, yaralanmaya neden olan kazalar arasında birinci sırada yer alıyor. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde trafik kazaları azalmışsa da, gelişmekte olan ülkelerde hala en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alıyor. Ülkemizde kavşakta kaza yapıp bir yayanın ölümüne yol açan bir ambulans sürücüsünün yerel bilirkişi tarafından kusurlu bulunması sonucu bir makale hazırlandı. 

Makalede, mevzuatta cankurtaran araçları geçiş üstünlüğünde en üst sırada yer alırken bu üstünlükte öncelikli koşullar görevdeyken, can ve mal güvenliğini zarara sokmayacak şekilde kullanılması üzerinde duruluyor.

Makaleyi hazırlayan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamit Hancı ve arkadaşları, çalışma hakkında şunları söyledi: “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 3. maddesi “Geçiş üstünlüğü; görev sırasında,belirli araç sürücülerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartı ile trafik kısıtlama veya yasaklarına bağlı olmamalarıdır, diyor. Bu hak, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, ışıklı ve sesli uyarı işaretlerini bir arada vermek şartı ile kullanılır. Can ve mal kaybı oluştuysa somut olaya göre, sürücülerin sorumluluk araştırılması yoluna gidilir. 

“Bir Yıl İçinde 400 Kadar Ambulans Kazası”
Yurtdışında Ambulans sürüş güvenliği ile ilgili pek çok çalışma yapılıyor. “New York Motorlu Araç Bölüm İstatistikleri” bilgileri, bir yıl içinde 400 kadar ambulans kazasının olduğu, her gün için yaklaşık iki kişinin yaralandığına dikkat çekiyor. Bu istatistiklere göre, bu tip kazaların 4’te 3’ünün kontrollü kavşaklarda “duraklamadan geçme” sonucu olduğu ve çoğunlukla da önlenebilir nitelik taşıdığı üzerinde duruluyor. 

“Ambulans Kazalarının Büyük Çoğunluğu Olağan Hava Koşullarında ve Düz Yolda Oluyor”
Literatürde, görevleri sırasında ambulansın neden olduğu kazalardan sıklıkla trafiğin diğer üyelerinin ve yayaların etkilendiği, bunların çoğunda acil aracın başka bir araca çarparak yaralanmaya veya ölüme yol açtığı görülüyor. New York City Emergency Medical Services verilerine göre, ambulans kazalarının büyük çoğunluğu dik açılı kavşaklarda, gündüz, olağan hava koşullarında ve düz yolda meydana gelmektedir.


“Ülkemizde 2002 Yılından Bu Yana 624 Ambulans Kazası Olmuş”
Türkiye’de ambulans kazaları ile ilgili Türkdemir ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada, 1960- 2002 yılları arasında 477 maddi hasarlı olmak üzere 614 ambulans kazası olduğu, ambulansların karıştığı kazalarda 3 kişinin ölmüş ve 367 kişinin yaralanmış olduğu ortaya çıkıyor. Kazaların yüzde 73’ünün yerleşim merkezlerinde gerçekleştiği görülüyor. Yine aynı çalışmada 1975–1994 yılları arasında her 10 bin ölümlü veya yaralanmalı kazanın 7,7’sinin, 1994’den sonra ise 30,6’sının ambulansların karıştığı kazalar olduğu belirtiliyor.” 

“Acil” Olmadıkça Siren Çalmamalı
Makalede sonuç bölümünde ambulansların uyması gereken konulardan dikkat çekenleri şöyle: 
Acil sağlık hizmeti veren tüm araçlar daima güvenli sürüş yapmalı, hız limitlerini geçmemelidir. Sürücü yasada verilen izinleri dikkatli bir şekilde kullanarak, ekibin ve çevredeki kişilerin güvenliğini göz ardı etmemelidir. 

“Acil” sınıflandırması yapılan eylemler sırasında tepe lambaları ve acil ışıklar açılmalı, siren gerekmedikçe kullanılmamalıdır.

Tüm acil araç sürücüleri yolun sağ tarafında bulunan güvenlik şeridinin sadece kendilerine ayrıldığını düşünmemeli, güvenlik şeridinde seyir halinde olan sürücüleri zorlamamalıdır.

Kavşaklara yaklaşılırken, güvenli geçiş için önce hız yavaşlatmalı gerekirse durmalı ve daha sonra geçilmelidir. Kırmızı ışık veya tehlike işareti var ise tamamen durmalıdır.

Tüm acil araçlar okul araçları ile karşılaştığında, uyarı işaretlerinin varlığında, kontrollü veya kontrolsüz tren yolu geçitlerinde ya da polis istemi var ise güvenli geçiş için mutlaka durmalıdır.

Acil tıbbi hizmet veren araçlar, eskort kullanmaktan ya da diğer acil araçların bulunduğu konvoylara katılmaktan kaçınmalıdır. Konvoy zorunluluğu var ise güvenlik için takip mesafesini uygun aralıkta bırakmalıdır.

Gerek kolluk tarafından düzenlenen tutanakta gerek bilirkişi tarafında düzenlenen raporda kazaya karışan kişilerin hangi trafik kuralını ne suretle ihlal ettiğinin tespitine yönelik açıklamalar dikkate almak sureti ile ceza hukuku sorumlulukları bakımından kusur oranları mahkeme tarafından yapılacaktır.

KAYNAKLAR
1- WHO Injury Chart Book 2002. Departmentof InjuriesandViolencePreventionNoncommunicableDiseasesandMentalHealth Cluster, World HealthOrganization, Geneva, 2002
2-The World Report on TrafficInjuryPrevention 2004. TheFundementals, ChapterOne, Geneva, 2004
3- Demirtaş A. Mehmet, Trafik kazalarına Ortopedik Yaklaşım, Ankara Trafik Vakfı, Temmuz-Ağustos 2009; 38
4- Bertan M., Çakır B. Halk Sağlığı Yönünden Kazalar, (Bertan M., Güler Ç., Halk Sağlığı Temel Bilgiler, Ankara, 1997)
5-ÖzbanA.Trafik Kazalarında “Kusur OranınınBelirlenmesine’ Bilimsel Yaklaşım
http://www.caginpolisi.com.tr/56/41-42-43-44-45-46-47-48.htm (Erişim Tarihi 31.7.2012)
6- Yayla, N.,Karayolu Mühendisliği, Birsen Yayınevi, İstanbul. (2002) 280 sh.,
7- Ekşi A. Dünyada ve Türkiye’de Ambulans Hizmetlerinin Gelişimi. In Ekşi A: Ambulans Kullanımı, Übl Yayıncılık, 2005;1–9. 
8-Karcıoğlu Ö. , Yıldırım G. Ö. Acil Tıp Sisteminde Sürüş Güvenliği Ve Acil Araç Sürücülerinin Eğitimleri (drıvıngsafetyıntheemergencymedıcalservıcesandtraınıng of theambulancedrıvers ) © 2006 DEÜTıp Fakültesi Dergisi Cilt 20, SAYI 3, (Eylül) 2006, S: 135 – 142
9- Ambulanslar İle Özel Ambulans Servisleri Ve Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği (Resmi Gazete Tarih: 08.07.2001 No:24456), Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına dair Yönetmelik (Resmi Gazete Tarih: 10.04.2012 No:28260)
10-TheOperation Of EmergencyMedical Services Vehicles, New York StateDepartment of Health. http://www.health.state.ny.us/ nysdoh/ems
11- Karayolları Trafik Yönetmeliği (Resmi Gazete Tarihi: 18.07.1997 No: 23053 Mükerrer )
12-Burns L. “SoYouWantTo Drive an Ambulance?” EmergencyMedical Services Magazine,
www.emsmagazine.com/articles/emsarts/drive.html
13-TheFocus of AmbulanceCrashInvestigation. URL: www.emergencydispatch.org/articles-2,2005.
14-Türkdemir AH, Çavuş T, Aysun A. Türkiye’de Ambulans Kazalarında Değişim.
http://www.ascad.org/index.php?p=ambulans-guvenlisurus- teknikleri-egitimi
15-Vrachnou A: An Analysis Of EmergencyVehicleCrashCharacteristics, Virginia PolytechnicInstitute Master of Science, 2003.
16-.De Lorenzo RA, Eilers MA. Lightsand Siren: A Review of EmergencyVehicleWarningSystems. AnnEmergMed 1991; 20:1331-1335.
17-Hunt RC, Brown LH, Cabinum ES, et al. Is Ambulance Transport Time WithLigtsand Siren FasterThan
18-ThatWithout? AnnEmergMed 1995;25:507-511. Use of WarningLigtsand Siren in EmergencyMedicalVehicleResponseandPatient Transport. PrehospDisasterMed, April-June 1994, Vol:9 no:2(133-6), URL:http://www.naemsp.org/Position% 20PapersWarnLghtSir.html
19-Tuncuk M, Karaşahin M. “Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanılarak (GIS) Trafik Kaza Kara Noktalarının Tespiti: Isparta Örneği” 3.Coğrafi Bilgi Sistemleri Bilişim Günleri, 6-9 Ekim 2004, İstanbul. URL: cbs2004. fatih.edu.tr/index.php?task=docbildiri_2004 - 56k)

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

20 Mart 2013 Çarşamba

MÜZİSYEN GÖZ DOKTORU DOÇ. DR. İLKER ESER

Uzun yıllardır aldığı tıp eğitiminin yanı sıra müzik eğitimini de sürdüren Doç. Dr. İlker Eser, kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü çıkarttı. 

Doç. Dr. İlker Eser üniversite yıllarının başından bu yana keman çalıyor. Mesleğini çok sevdiğini söylese de müziğin yerinin bir başka olduğunu ifade ediyor. Müzikseverlerin beğenisine  sunduğu “Sonsuzlarda” isimli albümü de bunun bir kanıtı. Albümde bulunan on eserden yedisi Dr. Eser’e ait. Farklı keman tınıları ve altyapısı ile dikkat çeken albüm, olumlu eleştiriler alıyor.

Müzikle ilgili çalışmalarınız ne zaman başladı?
Dört, beş yaşlarımdan itibaren babamın ud tınıları, anne ve babamın güzel sesleriyle kulağım Türk müziği ile dolmaya başladı. Ortaokulda darbuka çalarak babama eşlik etmeye başladım. Bir süre sonra darbukanın tek başına beni yeterince tatmin etmediğini fark ettim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi birinci sınıfta keman serüvenim başladı. Keman çalmayı o kadar çok seviyordum ki, okulda verilen öğle aralarında bile eve koşar keman çalar, sonra tekrar okula dönerdim. 

Özel bir eğitim aldınız mı?
Üniversitede verilen sömestr tatilinde memleketim Gaziantep’e gittim ve o zaman aralığında sadece 7 saat ders alma şansım oldu. Sonrasında kendi kendime çalışarak bu seviyeye geldim. Ancak 20 yıl Türk müziği koro çalışmalarına katıldım. Bu korolar da Türk müziği bilgilerinizin ve repertuarınızın gelişmesinde çok etkilidir. Ancak keman çalma tamamen kişisel beceri, istek ve çalışma ile ilgilidir. 

Amatör olarak başladığınız çalışmalar, albüm projesine nasıl dönüştü?
Ruh halim bunu gerektirdi. Açıkçası doktorluğun şu anki durumda olacağımı bilebilseydim doktor olmak istemezdim. Liseden sonraki yirmi yılım boşa gitti gibi geliyor. Arkadaşlarım büyük şirketlerin CEO’su oldular ve eminim ki bizler kadar zor şartlar altında çalışmadılar. Şu an doktorlar sağlık sisteminde hedef gösterilmişken, doktorların üzerinden özel sağlık kuruluşları ve yandaş bazı kurumlar para kazanırken, doktorların hakları elinden alınmışken, bu mesleği daha fazla sürdürmenin gerekmediğini de bazen düşünmüyor değilim.

Doktorlar sanatla çok iç içe, bunun nedenini nasıl açıklarsınız?
Mesleğimiz hakikaten zor. Her gün hastaneye girip hastalarla karşılaşıyoruz. Bunu seven, hatta “Bir kez daha dünyaya gelsem doktor olurdum” diyen hekimler vardır. Ben de böyle diyebilirdim ama şu anki Türkiye koşullarında diyemiyorum. Çoğu hekim arkadaşım da aynı şeyi düşünüyordur, doktorlar aksayan sağlık sisteminde sanki her şey bizim yüzümüzden oluyormuş gibi hedef gösteriliyor. 
Böyle bir ortamda da hekimler, bir nebze nefes alabilecekleri şeylerle uğraşmayı tercih edebiliyorlar. Bu kimi zaman resim oluyor, kimi zaman müzik...


Albüm hakkında bilgi verir misiniz?
Albüm on eserden oluşuyor. Klasik Türk Müziği aşığı olduğum için albümün son parçası, on iki dakika süren bir fasıl. Başında Hüzzam peşrevi, dört adet iç içe geçmiş Klasik Türk Müziği eserleri ve arasında keman taksimim yer alıyor. Albümdeki yedi eserin besteleri bana ait. Bir parçama da Şebnem Schaefer ile klip çektim, youtube'dan izlenebilir sözlerinde biraz da esprili bir tarafı var “Usandım benim olmayan gözlere bakmaktan” diyorum. 
Albümdeki bir eserimin adı da Zeugma. Gaziantep’li olduğum ve orada yaşadıklarımı hissettirdiği için bu parçayı bu şekilde adlandırdım. Tarihi eserlerimizin yaşatılmasıyla ilgili bir proje kurgulayıp Zeugma’ya bir klip çekmek istiyorum. Albümde aranjörüm Özkan Turgay’ın bestesi olan ve Muazzez Ersoy’un yıllar önce sevdirdiği “Ağlama Meleğim” şarkısını da kemanla seslendiriyorum. Hepimizin kulağında olan “Olmasa Mektubun” adlı parça da albümde altıncı sırada yer alıyor. 

Albümü hazırlarken kiminle çalıştınız?
Konservatuar mezunu bir arkadaşım “Seni biriyle tanıştıracağım” dedi. Böylece, gelmiş geçmiş en büyük isimlerin albümünü de yapmış olan aranjörüm Özkan Turgay’la tanıştım. Birlikte kayıtlara başladık. Çok yetenekli arkadaşlarla çalıştık. Albüm çalışmaları keyifliydi. Albümü aldığınızda, sadece müziğime yoğunlaşıp kemanı dinlediğinizde adeta ağladığını hissedeceksiniz. Bana en çok söylenen şey, “Kemanınız bir şeyler fısıldıyor”. Evet, öyle. Çünkü bazı şeyleri düşünürsünüz, kelimelere dökemezsiniz, en iyi olarak müziğinizle ifade edersiniz.

Bir cesaret örneği sergilediniz ve albüm yaptınız. Sizi böyle güdüleyen neydi?
Bir kere insan ne yapıp ne yapamayacağını az çok bilir. Ben kemanla ne yapabileceğimi biliyordum. Yirmi yıldır keman çaldığım için insanların tepkilerini görüyordum. Bestelerimin ve yazdığım sözlerin farkındaydım. Türk Sanat Müziği’ne bir konservatuarlı kadar olmasa da oldukça hakimim. Kendimi biliyorum, duruşumu biliyorum. Toplum karşısında ne yapabileceğimi biliyorum. Doktorluğun verdiği soğukkanlılık ve kontrol gibi pozitif özelliklerimiz var. Kendime olan güvenim asla şımarıklık düzeyinde olmadı, olduğu anda bitersiniz. Bazen ukalalık olarak  algılanabiliyor. Aslında bu da ne istediğini bilmekten başka bir şey değil.
Bunların dışında beni bir de insanoğlunun şu an içinde bulunduğu durum güdüledi. Saygı ve sevginin yerlerde süründüğü, bencilliğin ve çıkarcılığın ön planda olduğu bir düzende, müzikle ilgilenmek bir kaçıştı belki de. Dört numaralı şarkımda “Teselli ararsan bak yıldızlara / Ümidini kırma, farz et kendini sonsuzlarda” diye ifade ediyorum bu durumu...


Müzik kulvarında hedefiniz nedir?
Şarkı söyleme konusunda iddialı olmadığım için daha çok kemana yoğunlaşıp, tamamen bir enstrümantal albüm çıkarabilirim.  Harbiye Açık Hava Tiyatrosu, Cemal Reşit Rey gibi bilinen konser salonlarında konser vermek istiyorum. İnsanların müziği yemeden içmeden, yüzde yüz konsantrasyonla dinlemeleri taraftarıyım. Yani fonda bir şey çalsın, biz dinleyelim diyorsanız, öyle projelerde yer almayı tercih etmem açıkçası. Çünkü orada bir sanatçı varsa ve eserini size duyguyla, başka bir boyuta geçerek sunuyorsa, seyircinin de huşu içinde dinlemesi gerektiğini düşünüyorum. 

Farklı bir proje yapmayı düşünüyor musunuz?
Bir televizyon programı yapmak için bir projem var. Bu durumda ya sponsorunuzun olması gerekiyor ya da size güvenen bir televizyoncunun size bir programı emanet etmesi gerekiyor. Umarım bu da bir gün gerçekleşir. 

Katıldığınız bir müzik topluluğu var mı?
Göz doktorlarından oluşan grubumuz Grup Vitreus ile konserlerimiz olmuştu. Onun dışında yirmi senedir Türk Sanat Müziği korolarına devam ediyorum. Şu anda Dr. Nevzat Atlığ, Fatih Salgar ve Faruk Salgar’ın da eğitim kadrosunda yer aldığı Bakırköy Musiki Konservatuarı’na gidiyorum. 

Hekimlerden beklentileriniz var mı? 
Hepsini çok seviyorum ve bu zor günlerde onlara kolaylıklar diliyorum. Tek isteğim, dayanışma içinde olalım, birbirimizi destekleyelim. İnanın bu albümü yaptım ama belki de en az ilgiyi meslektaşlarım gösteriyor. Albüm yapmak maddi olarak inanın tamamen zarar. Hekimler ve halkımız teveccüh gösterip albümlerimizi satın aldıklarında sektörde prestijimiz artıyor, satıldığı mağazalarda daha uzun süre raflarda kalmasını sağlıyor. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

18 Mart 2013 Pazartesi

HEMATOLOGLARDAN ORTA ASYA ÜLKELERİNE AÇILIM

Hematoloji Uzmanlık Derneği, Orta Asya ülkelerinde birçok kongrede konusunda uzman davetli katılımcı ve konuşmacı olarak yer alıyor. Hatta Dernek, bazı toplantıları ortak düzenliyor.

Türki Cumhuriyetlerde uzun yıllardır başarılı şekilde çalışmalarını sürdüren Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, verdikleri eğitimler ve hizmetlerden sonra şimdi de ortak toplantılar düzenlediklerini söyledi. Prof. Dr. Dinçer, ülkemizden de hekimlerin bu toplantılara katılabileceğini dile getirerek, meslektaşlarını davet etti. 

Kiev
Hematoloji Uzmanlık Derneği ile ortak düzenlenen toplantılar şöyle: 12-13 Nisan'da Ukrayna Kiev'de yapılacak olan Yuvarlak Masa "Lenforum 2013" toplantısında “Lenfoproliferatif Hastalıklarda tanı ve tedavi” ele alınacak. Rusya Onko-hematoloji Topluluğu ve Prof.Dr. İrina Vladimirovna Poddubna (RAMN özel üyesi ve muhabiri) tarafından davet edilen dernek yönetimi, Rusya'nın farklı bölgeleri ve komşu ülkelerin "Malign Lenfomalar ve Multiple Myeloma hastalıklarının tanı ve tedavilerinde bulunmuş değişik branşlarda (onkoloji, hematoloji, patomorfoloji) uzmanlar arasında üniversal arenada profesyonel bir diyalog oluşturulacak. Lenforum kapsamında, yuvarlak masa formatında ve deneyimlenmiş ilginç klinik vakalar üzerine tartışılacak. http://www.trmoncology.com/

Moskova
6-7 Haziran tarihinde Moskova’da X.Uluslararası Hemogenez İmmünolojisi Konferansı’nda “Kanser ve hemoblastozda minimal rezidüel hastalığın eradikasyon olasılığı” konusunda Prof. Dr. Dinçer konuşma yapacak. www.imhaemo.ru

Taşkent
16-17 Mayıs tarihinde, Özbekistan Cumhuriyeti'nin başkenti olan Taşkent'te gerçekleştirilecek olan Taşkent Hematoloji Bilimsel Araştırma Enstitüsü konferansına tüm meslektaşlarımız hematologlar katılabilir. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

ASM’LER SINIFLAŞTI, NEREDE EŞİT HİZMET?

Aile hekimlerinin, işletme için verilen cari ücret ile ASM’nin kirasından, her türlü tıbbi ürüne kadar her şeyi karşılamaya çalıştıklarını belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, “Eskiden herkese verilen para şimdi sınıflara göre veriliyor. Herkesin hizmet aldığı ASM’ler farklı kalitede hizmet sunuyor. Eşitlik nerede kaldı?” dedi.

 Aile hekimlerine denetimler iki türlü oluyor. Rutin denetimler adı altında yapılan, Halk Sağlığı Müdürlüklerindeki denetmenler tarafından yılda iki kez yapılan denetim ve sınıflandırma sistemi ile ilişkili değerlendirme denetimleri. Aile hekimlerinin denetimlerle ilgili yaşadığı sıkıntıları dile getiren Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, şunları söyledi: “Aile hekimliği ilk başladığından beri, iki türlü ödeme yapılıyordu. Kayıtlı nüfusa göre kişi başı yapılan ödeme ki, bu maaş denilen bölümü oluşturuyor. Cari işlemler için ödenen para, benim işletmem yani Aile Sağlığı Merkezi (ASM)’nin, kira, elektrik, su, doğalgaz, sarf ve tıbbi malzemesi kısaca işletme ile ilgili her türlü giderini ödüyorum. Yetmiyor, o paradan ekstra sağlık personeli ya da hizmetli çalıştırmam gerekiyorsa onların sigortasını ve maaşlarını da ödüyorum. Aile Sağlığı Merkezinde 7-8 aile hekimi çalıştığında para yetiyor. Ancak, tek başına ASM’de çalışan bir aile hekimini düşünün. O da aynı işlemleri yapmak ve aynı harcamaları tek başına karşılamak zorunda. 

“1680 TL ile Aile Hekimi Ne Yapsın?”
Sağlık Bakanlığı kaliteyi artırdığınız takdirde tavan fiyattan ödeme yapıyor. Belirlenen asgari standartlarda kalırsanız, bu ücret tavanın yarısı oluyor. Eskiden uygulamanın ilk yıllarında tüm aile hekimleri tavan ücreti alırken şimdi Türkiye’nin yüzde 60’ına yakını ortalamadan alıyor. Cari işlem için eskiden 3200 TL ödenirken şimdi 1680 TL oldu. 

“Eskiden Herkese Verilen Para, Şimdi Sınıflara göre Veriliyor”
Bazı istenen şartlar yapılırsa, onlara göre ASM’ler sınıflandırılıyor. Bu amaçla da kalitesini artıran ASM’ye biraz daha fazla ücret veriliyor. A sınıfı, bir ASM için hekim başına bir hemşire çalıştırılırsa, teknik donanımların birçok şartlarını yerine getirilirse ve esnek mesai uygularsa tavan ücreti alınıyor. Eskiden herkese verilen para şimdi sınıflara göre veriliyor. Herkesin hizmet aldığı ASM’ler farklı kalitede hizmet sunuyor. Eşitlik nerede kaldı? 



Çözüm Ne?
Aile hekimliğini destekliyoruz. Dünya ya örnek gösterilecek bir Aile Hekimliği uygulaması amacımız. Genel cerrah, bir İç hastalıkları uzmanı nasıl kendi tıp disiplinin gereklerini yapıyorsa, bizde kendi işimizi yapalım. Ekstra görevler verilmesin. Görev tanımımıza girmeyen işlerle bizleri uğraştırmasınlar. Mevzuatta yazmayan hükümler için bizden bir şey istemesinler. 

“Dünyaya Örnek Gösterilecek Bir Sistem Sergileyelim İstiyoruz”
Sahayı tam bilmeyen bürokratlar, bu konuda kuralları koyuyor. Yönetmelikler hazırlanırken bizlerden de görüş alınsın. İyi aile hekimliği yapmak için varız. Dünyaya örnek gösterilecek bir sistem sergileyelim istiyoruz. Bağışıklama oranları ile Türkiye, Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Anne ölümleri yarı yarıya azaldı. Çocuk izlemleri Avrupa’daki oranların en üst seviyelerinde, bir ülkenin sosyo-ekonomik ölçütlerini gösteren veriler bunlar. Aile hekimleri değerlerinin anlaşılmasını istiyor. ”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...