30 Mart 2012 Cuma

KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR


Adli bilimler alanında denemelerinin yanı sıra, gerçek suç öyküleri ve yurt dışındaki mesleki gözlemlerini kaleme alan Adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Kusursuz Cinayet Yoktur” kitabında bilerek ya da bilmeden yapılabilecek hatalar ve görgü tanıklarının güvenilebilirliğindeki sorunlar üzerinde durdu.

Günlerce süren işkenceler, yanlışlıkla 19 yıl cezaevinde kalan masumlar, yanlış değerlendirilen deliller, Adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy'un incelikli anlatımıyla Doğan Kitap’tan çıkan “Kusursuz Cinayet Yoktur” kitabında yer alıyor. Kitap, suç işlemek için bir kılavuz değil : Adli tıp ile ilgili sadece anlatılması gerekenlere yer veriliyor. Yazılan her şeyin literatürle pekiştirildiği kitapta, hatalı laboratuvar sonuçları, işini iyi yapmayan insanlar, yönlendirilen ifadeler, olay yerinin iyi incelenmemesi ve görgü tanıkları yüzünden yanlış mahkumiyetler ele alınıyor.

Ağırlıklı olarak cinsel zevk amaçlı cinayetlerin ve seksüel seri katillerin ele alındığı kitapta Atasoy, sadistlerin ve mazoşistlerin kanlı serüvenlerini de aktarıyor, "zevkine ölüm" dosyalarını aralıyor.

Adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Kusursuz Cinayet Yoktur” kitabı' hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda uzmanlık, doçentlik ve profesörlüğün yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer almış, kesintisiz 18 yıl müdürlüğünü sürdürmüş bir akademisyenim. Çok sayıda yurt dışındaki mesleki deneyim arasında 2005-2010 yılları arasında yürüttüğüm Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üye ve başkanlığı öne çıkar.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Bu ilk kitabım değil. 2005’ten bu yana gerçek suç öyküleri ve adli bilimler alanında denemelerin yanı sıra, yurt dışındaki mesleki gözlemlerimi kaleme alıyorum.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Her yıl yeni bir kitap yayınlayacak şekilde bir planım var. Beş yıldır sürdürüyorum, umarım daha uzun süre gider.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Aslında farklı hedef kitleleri gözeterek yazmaktayım. Vermeye çalıştığım mesaj, her kitabımda değişmekte. Bu kez, daha çok vahşetin boyutları üzerinde durmayı ve cinsel saldırılara odaklanmayı tercih ettim.

Fotoğrafı çeken Tamer Haertevioğlu
Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kusursuz cinayet yoktur, kusursuza yakın olanlar vardır, diyor ve olay yeri incelemeden başlayarak, soruşturmanın her aşamasında bilerek ya da bilmeden yapılabilecek hatalar, görgü tanıklarının güvenilirliğindeki sorunlar üzerinde durdum.

Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Bir yazar olduğumu düşünmüyorum. Bir bilim insanıyım. Adli Bilimlerin değişik alanlarını topluma tanıtmayı ve delillerin adaletin tecellisindeki öneminin altını çiziyorum.

Yazdığınız kitaplar arasında en çok etkilendiğiniz kitabınız hangisi?
Kitaplar çok sayıda uzun öykü ve denemeden oluşuyor. Sanırım, son kitabımdaki “Köpek Tasmalı Adam” ile daha önce kaleme aldığım “Bambu Bar’da Bir Yakuza” en sevdiklerim.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap/ müzik/film sizce hangisi?
Beni okumasalar da olur. Gazete bile okusalar makbulümdür.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği henüz batı ülkelerinde gözlediklerimiz düzeyinde değil. Çünkü büyük ölçüde yabancı kaynakların çevirisinden oluşuyor. Kaleme alanların o dalın uzmanları olmasını ve kendi bilimsel görüşlerini habere yansıtmalarını isterdim.

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha gidilecek çok yol var. Alt yapı tümüyle yurt dışına bağımlı. Yerli üretimin desteklenmesi ve patent alınmasına özendirilmesi gerekiyor.

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Hayatımdan memnunum. Elbette isteklerimi gerçekleştirmiş değilim. Her sabah “Bugün ne değiştirebilirim” diye kalkarım, bu da her gün yeni bir şey öğrenmemi sağlar. Hararetle genç kuşaklara öneririm. İnsanı zinde tutan bir yaklaşımdır.

Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Elbette var, bütün projelerinizi gerçekleştirdiğinizi düşündüğünüz gün, ölmeye yatmak gerek.



ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
1 Nisan Pazar günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 2 Nisan Pazartesi sabahı buradan duyurulacaktır.



Bloga yorum nasıl yapılır:
Yorum yapılacak yazının altında yer alan "Yorum gönderi / Yorum" tıklayın
Çıkan sayfada yer alan bölümü"resimdeki" gibi doldurun
ve "Yorumunuzu yayınlayın"...
Hepsi bu kadar.. Bol şanslar dilerim



Çekilişi Kitap Delisi Gizem Kazandı. Tebrik ederim. Adresini ilettiğinde Doğan Kitap tarafından kitabı gönderilecek.

27 Mart 2012 Salı

Hastanede Bir İlkokul Açılış Hikayesi


http://corumhaber.net/yonetim/resim/bresim/a323e.pdf


BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI MI?

Neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konuların ele alındığı “Bağımlılık sanal veya gerçek” Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan tarafından hazırlandı.

Bağımlılığı sebepleri, koruyucu faktörleri ve her geçen gün gelişen tedavi yöntemleriyle etraflı bir biçimde inceleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan, sadece alkol ve madde bağımlılığının değil, gerçek veya sanal her türden bağımlılığın gelişim seyri ve tedavi aşamasının detaylı olarak ele alındığı kitap hazırladı. “Niçin bağımlı oluyoruz” diye düşünen herkes için fikir verici bir çalışma olan “Bağımlılık” kitabının sonuna eklenen anket ve ölçeklerle okuyucunun bağımlılıkla kendisi arasındaki mesafe konusunda içgörü kazanmasını sağlıyor. Çağımızın en mühim problemlerinden biri olan bağımlılık konusunda en yeni bilimsel gelişmeleri içeriyor.

Bugün neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konular arasında yer alıyor.

“Değişen Bağımlılık Kavramını Topluma Aktarmak İçin Kitabı Yazdım”
“Bağımlılık Sanal veya Gerçek” kitabının yazarlarından Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Dergisi’ne kitabı hakkında şunları söyledi: “Bağımlılıkta ciddi bir paradigma yaşandı. Klasik alkol ve madde bağımlılığı ile ilgili hiçbir kitap şu an ki bağımlılık türlerini kapsamıyordu. Özellikle davranışsal bağımlılık olarak bilinen sanal veya gerçek denilen bir bağımlılık alanı var. Bu bağımlılık son 10-15 yılda beyin çalışmalarıyla madde bağımlılığı gibi ön plana çıktı. Aynı beyni ödül-ceza sistemi gibi aynı şekilde etkiliyor ve bozuyor. Bu nedenle teknoloji ve internet bağımlılığı, seks bağımlılığı, toplama biriktirme bağımlılığı gibi çok farklı bağımlılık türlerinin “neden, niçin” gibi bilimsel ve topluma yönelik verileri aktarmakta fayda var diye düşündüm. Değişen bağımlılık kavramını topluma aktarmak için kitabı yazdım.

Örnek Vaka Kitabı Yazmayı Düşünüyorum
Bundan sonra örnek vakaları ele alıp yazmayı düşünüyoruz. Örnek vakada “ne oldu?” “bağımlılıktan kurtulması için ne yapıldı?” tedavi sonuçları gibi analiz kitabı şeklinde uygulamaya yönelik vaka kitabı düşünüyoruz. Beyin haritası çekiliyor. Tedavi sırasında hastaya beyin görüntülemeleri ile muhtemel nasıl olacağını gösteriyoruz.

Bağımlılıkta 12 Adım Tedavisi
Bağımlılık alanında ülkemizde devlet tarafından Ankara ve Adana’da özel merkezler açıldı. Çünkü hasta çok ve talep var. Böyle bir durumda bir şeyler yapılması gerekiyor. Aslında ilk başta detoks denilen vücuttan toksinleri atmakla ilgili tedavi bir şekilde oluyor. Ancak bağımlılıkta asıl 12 adım tedavileri uygulayabilmek. Kişinin tekrar bağımlı olmaması için neler yapmalı? Yaşam biçimini nasıl şekillendirmeli? Bununla ilgili grup terapileri tarzında tedaviler var.

Merkezler ihtiyaçlara yeterli değil, ekip çalışmasına ve saha çalışmasına ihtiyaç var. Hastaneden çok, bu kişiler ayakta yapılabilecek tedaviler, takipler ve takip grupları çıktıktan sonra sosyal ağlarının yeniden yapılandırmaları gerekiyor. Bunu tek başlarına yapamıyorlar. Yenik düştükleri zaman yardım edecek bir ekip lazım. O anda kişi anne ve babayı arasa yine azarlıyor, “gene mi aldın gene mi içtin” diye. Kişi o anda yenik düşüyor.


Bağımlılık Beyin Hastalığı
Bağımlığın beyin hastalığı olduğu, kişinin durduramadığı anlaşılınca biyolojik kanıt çalışması yapıyoruz. Beyinde ne gibi değişiklikler oluyor. Kişide zarar algısı oluşuyor. Zarar göreceği ile ilgili arabayı nasıl kullandığında kaza yapacağını görüyorsa bu durumu da somut olarak görebiliyor. Biyolojik kanıt, beyin görüntüleme tekniğini kullandığımız için fikri oluyor. Tedavi uyumu daha yüksek oluyor.

Yan Frontal Bölge Depresyon, Alt Frontal Bölge Bağımlılık
Beyin ön bölümü olan frontal lob, kaptan köşküdür. Beynin ön-alt bölgesi, polis merkezi gibidir, dürtüleri kontrol eder. Orta beyin kısmında vites koludur, ödül ve zevki düzenlemeden sorumludur. Bağımlılık hastalarının beynin ön bölgeleri olan frontal, fronta-orbital loblarında ya da anterio singulat bölümünde bozulma oluyor. Yan frontal bölge depresyonda, alt frontal bölge bağımlılıkta bozuluyor. Alt frontal bölge ile beynin orta kısmı ödül-ceza arasındaki bağlantı bozuluyor. Bu kişilere beyinlerindeki sorunları, tedavi sırasında da yüzde kaç düzeldiğini gösteriyoruz. Takipte beyin görüntülemesi ile hastanın ikna olması ve tedaviye uymasını artırıyor.

Psikiyatride beyin haritalama yöntemini, depresyon, şizofreni, manide biyolojik gösterge olarak uyguluyoruz. Psikiyatrik hastalıklar gözle görülmediği ve “yarası içinde” saklı kaldığından hasta kendisi anlayamıyor, yakınları da inanmıyor. Görsel olarak hastaya fiziksel kanıt olarak gösterdiğimizde hasta derdinin anlaşıldığı için mutlu oluyor.

Yeni Tedavi Yeni  Yaklaşımlar Aktarılmalı
Sağlık habercileri, Türkiye’de genel olarak çok organize değiller. Sağlık haberciliğinde daha çok genel ilkeleri olan toplumsal fayda sağlayacak ve yeni bilgiler gibi ilkeleri olmalı. Yeni bilgilere karşı daha açık ve aktif olmaları gerekir. Çünkü sağlık dünyada en hızlı gelişen alanlardan birisi ve yeni tedavi ve yaklaşım Türkiye’de uygulanıp uygulanmadığı ile ilgili sağlık habercilerinin daha yakından takip etmesine ihtiyaç var. Sağlık haberciliği şu anda Türkiye’de yapılan sağlıkla ilgili, tıbbi hataları haber yapma şeklinde bir yol izliyor. Toplumu bilgilendirme olarak bunun yeri ayrı, ancak asıl önemli olan toplumu doğru bilgilendirmek. Doğru toplum bilinci oluşturmak, şifacıların riskinden insanları korumak gerekiyor. Sağlık haberciliğinin topluma karşı bir sorumluluğu var.”



ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
29 Mart Perşembe günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 30 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

Çekilişi İsa Erdoğan oldu. Adresini ilettiğinde kitap gönderilecek.
 

KAR PALETLİ AMBULANSLAR İLE 3 BİN HASTA


Sağlık Bakanlığı'na ait 224 adet kar paletli ambulans, Ocak ayı itibariyle binin üzerinde hasta taşıdı.

Tüm yurdu etkisi altına alan karlı hava, hastaları da olumsuz etkiledi. Sağlık Bakanlığı'na ait 224 adet kar paletli ambulans, Ocak ayı itibariyle binin üzerinde hasta taşıdı. Şehirlerdeki vakaların yüzde 93'üne ilk 10 dakikada, kırsaldakilerin ise yüzde 96'sına ilk 30 dakikada ulaşıldığını belirten Bakanlık yetkilileri, karayolları ekiplerinin kar kepçeleriyle açamadıkları bazı bölgelerde, köyün yakınına 112 ekiplerine ulaştırılmak için köylüler tarafından kızakla taşınan hastaların olduğunu açıkladı.

Bu tip aksaklıkların önüne geçilmesi adına kırsal bölgelerdeki hamilelerin doğumdan 1-2 ay önceden ilçe ve şehir merkezlerinde "misafir anne projesi" kapsamında misafir edildiği kaydedildi.

Ambulans Sayısı 3 Bin 563
Bakanlıktan alınan bilgilere göre 2002 yılı sonunda 618 olan tam donanımlı 112 ambulansı sayısı Eylül 2011 itibariyle 2 bin 563'e, 481 olan 112 istasyon sayısı da bin 663'e çıkarıldı.

112 Acil hizmetlerinden yararlanan kişi sayısı 2002 yılında 350 binken, 2011 yılında bu sayı 2 milyon 900 kişiye ulaştı.

26 Mart 2012 Pazartesi

"MİSAFİR ANNE PROJESİ" İLE 18 BİN DOĞUM

Anne ve bebek ölümlerini azaltmak için gebelerin doğumlarını hastanede gerçekleştirmesi için Sağlık Bakanlığı'nın 2008 yılında başlattığı "Misafir Anne Projesi"yle, 18 bin 635 hamile kadın misafir edildi.

Sağlık Bakanlığı'nın 2008 yılında başlattığı "Misafir Anne Projesi"yle, 18 bin 635 hamile kadın misafir edildi. Kırsal'da yaşayan hamile kadınların doğumlarına yaklaşık bir ay kala il ve ilçe merkezlerindeki hastanelerde kalmasını amaçlayan projeyle anne ve bebek ölümlerinin de azaltılması hedefleniyor.

Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ali Coşkun, hamile annelere çağrıda bulunarak, bu konuda duyarlı olmalarını istedi. Doğum tarihininin daha önceden tahmin edilebildiğini dile getiren Coşkun, "Özellikle kış aylarında köy yollarında sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu konuda duyarlılık artarsa ambulanslar beklenmeyen kazalar gibi travma vakalarına yoğunlaşabilir" dedi.

Aile Hekimleri ve Kadın Doğum Doktorlarından Büyük Çaba

Anne ve bebek ölümlerini azaltmak için gebelerin doğumlarını hastanede gerçekleştirmelerinin büyük önem taşıdığını ifade eden Coşkun şunları söyledi: "Bu doğum eyleminin gerçekleştirilebileceği hastaneden uzak bir yerleşim merkezinde oturan gebelerin, ilgili hastaneye ulaştırılarak doğum eyleminin bu kurumda gerçekleştirmesini istiyoruz. Bu gebelere sağlık personeli tarafından ulaşılarak gerekli sağlık ve sosyal desteğin verilmesi, özellikle elverişsiz hava ve yol şartları, maddi imkansızlık gibi nedenlerle annelerin sağlıklarını tehdit edebilecek olan koşullara karşı gerekli önlemlerin alınması için tüm İl Sağlık Müdürlükleri, kendi yerel şartları doğrultusunda misafir anne projesini gerekli tedbirleri alarak hayata geçirdi."

Aile hekimleri ve kadın doğum doktorlarının kırsalda yaşayan anneleri ikna etmek için büyük çaba gösterdiğini belirten Coşkun, özellikle Doğu Anadolu'daki annelerin bu projeyle çocuklarını dünyaya getirdiğini anlattı.


23 Mart 2012 Cuma

BİLGELİK YOLU II VE OSHO



Osho’nun, Türkiye’de yayımlanmış son kitabı Bilgelik Kitabı II yayınlandı.

Osho’nun, Türkiye’de yayımlanmış son kitabı Bilgelik Kitabı İki cilt olarak, Ganj yayınlarından çıktı. Bilgelik Kitabı, okuru sadece bir okuma eylemine çağırmakla kalmıyor; aynı zamanda tüm sorgulamaları, yargılamaları, kararları, yorumları ve hükümleri hiçe saymaya da çağırıyor. Osho’nun son kitabı Bilgelik Yolu’nun editörü Amrit Sangeet ile Osho ve son kitabı Bilgelik Yolu hakkında sorularımızı yanıtladı.

Osho’nun kitaplarını çıkaran Ganj Yayınları’nın, Osho kitaplarını lokomotif eser seçmesinin sebebi nedir?

Aslında Osho kitapları basmak düşüncesinin ürünüdür Ganj Yayınları. Yani bizlerin yayıncı olmasına sebep Osho’dur. Yayıncı olduktan sonra başka kitaplara da şans tanımaya karar verdik hepsi bu. Ama Osho her zaman Ganj Yayınları’nın esas iştigal ettiği alan olacaktır. Osho’nun tuttuğu ışığı Türk Toplumuna yansıtmak, Türkçeye kazandırmak bizim en sevdiğimiz işler arasındadır.


Biliyoruz ki, Osho’nun kaleme aldığı tek bir kitabı bile yok. Tüm kitaplar Osho’nun konuşmalarından derleniyor. Bu açıdan, nasıl bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz?

Biz Ganj Yayınları olarak yayınladığımız tüm kitapların teliflerini satın alıyoruz. Bizler derleme yapmıyoruz zaten oluşturulmuş olan metinlerin Türkçeleştirilmesini sağlıyoruz.

Son kitap Bilgelik Kitabı’nda okurları neler bekliyor?

Zihnin, bilincin ve kendini tanımanın inceliklerini anlatan bir ustaya sorulan maneviyatla ilgili sorularda pek çok modern insanın ruhsal yolculuğuna ilişkin verilmiş cevaplar var. Kitabı oluşturan konuşmaların bu kendine has yapısı sayesinde, aslında modern insan zihni ve onun meseleleri çözümleniyor ve hakiki maneviyatın önündeki engeller ve yanlış anlaşılmalar bir bir gideriliyor.



ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
25 Mart Pazar günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 26 Mart Pazartesi sabahı buradan duyurulacaktır.

Kazanan Rukiye D adresini ilettiğinde kitapları göndereceğim.

22 Mart 2012 Perşembe

2 BİN YENİ AİLE HEKİMİ İSTİHDAM EDİLECEK

Kırsalda görev yapan aile hekimleri için bir takım kolaylıklar getirilmesini öngören düzenlemeyle ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Bu bizim için 2 bin-2 bin 500 civarında yeni aile hekimi istihdamı gerektirecek” dedi.

Kırsal kesimde görev yapan ve hastalarını bulundukları yerlerde takip etmek zorunda kalan aile hekimlerinin iş yükü hafifletilecek. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yapılacak düzenlemeyle kırsaldaki aile hekimlerinin daha az sayıda nüfustan sorumlu olacağını açıkladı.

Kırsalda görev yapan aile hekimleri için bir takım kolaylıklar getirilmesini öngören düzenlemeyle ilgili açıklama yapan Akdağ, özellikle kırsalda mobil hizmete gidilen yerlerdeki aile hekimlerinin sorumlu olduğu kişi sayısının azaltılacağını kaydetti. Akdağ, bu hekimlerin maaşlarının daha fazla hastaya bakan şehirlerdeki meslektaşlarıyla aynı olacağını, gelirlerinin azalmayacağını belirtti.

Köye Gidiş Geliş İhtiyacı Olan Yerlerdeki Aile Hekimlerine Daha Az Kişiyi
Sağlık Bakanı Akdağ şunları söyledi: “Kırsal kesimde mobil hizmete çıkma ihtiyacı duyulan yerler var. Şehirlerde çalışanlar bulundukları yerde hizmet veriyor, ama belli bir köy nüfusu bağlanan aile hekimi bunun için belirli aralıklarla köye gitmek zorunda kalıyor. Bu zaman istiyor. Dolayısıyla köye gidiş geliş ihtiyacı olan yerlerdeki aile hekimlerine daha az kişiyi bağlayacağız ki rahat çalışabilsinler.”

2 Bin-2 Bin 500 Civarında Yeni Aile Hekimi
Şehirlerdeki aile hekimlerinin ortalama 3 bin-3 bin 500 kişiden sorumlu olduğunu, kırsaldakilerin ise ortalama 2 bin kişiye bakacağını belirten Akdağ, daha az kişiden sorumlu olacak bu aile hekimlerinin maaşlarında bir azalma olmayacağını söyledi.

Uygulama dolayısıyla yeni aile hekimi istihdam edeceklerini de belirten Akdağ, ''Bu bizim için 2 bin-2 bin 500 civarında yeni aile hekimi istihdamı gerektirecek" dedi.

21 Mart 2012 Çarşamba

SAĞLIK HABERCİLİĞİ PROJE OLDU

TÜBİTAK ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu'nun desteğiyle sürdürülen "Türkiye'de Sağlık Konulu Yayıncılık İlkelerinin Belirlenmesi: Kaynak, İleti ve Hedef Kitle Bağlamında Sağlık Konulu Yayınların Analizi" başlıklı proje hakkında bilgi veren Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erkan Yüksel “Proje ile sağlık konulu yayıncılığa ilişkin ilkelerin ortaya konulması ve bu alana ilişkin toplumsal bilincin artırılması amaçlanıyor.” dedi.

Son yıllarda sağlık haberciliğinin önemi artmaya başladı. Bu bağlamda sağlık haberciliğini ile ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılıyor. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Anadolu Üniversitesi’nin desteğini alan “Türkiye’de Sağlık Konulu Yayıncılık İlkelerinin Belirlenmesi: Kaynak, İleti ve Hedef Kitle Bağlamında Sağlık Konulu Yayınların Analizi” başlıklı araştırma, 2010 yılı Nisan ayında başladı ve bugünlerde çalışmanın üçüncü aşaması tamamlanmak üzere. Proje hakkında bilgi veren, proje yürütücüsü ve Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erkan Yüksel şunları söyledi: “Projede sağlık konulu yayıncılığın betimlenmesi, yayın içeriklerinin irdelenmesi, kamuoyunun algı ve değerlendirmelerinin belirlenmesi ve bu bağlamda sağlık konulu yayıncılığa ilişkin ilkelerin ortaya konularak bu alana ilişkin toplumsal bilincin artırılması amaçlanıyor. Projenin ilk aşamasında 2010 yılındaki gazete, dergi, televizyon ve internet üzerinde yayınlanmış olan tüm sağlık konulu içerikleri elektronik ortamda temin ettik. Yaklaşık 20 kişilik bir grupla bu içeriklerin fotoğrafını çekmek, içeriklerde neler olduğunu tanımlamak üzere bir içerik analizi uygulaması başlattık. İkinci aşamada sağlık konulu yayınların kaynağı niteliğindeki sağlık ve medya profesyonelleri ile görüştük. Bu yayınları hazırlayan, sunan, yayınlarda görüş bildirilen ve konuyla ilgili olduğunu düşündüğümüz kişilere sağlık konulu yayınları nasıl bulduklarını ve kendi deneyimlerini kapsayan sorular yönelttik. Her biri yaklaşık 45 dakika süren 180 civarında görüşme gerçekleştirdik. 79 sağlık profesyoneli, 59 medya profesyoneli, 13 akademisyen ve diğer uzmanların görüşlerini aldık. Ardından bu alanda ileri gelen kişilerle dört oturum halinde İstanbul’da bir çalıştay düzenledik. Çalıştayın sonunda da bir sonuç bildirgesi hazırlayarak imza attık. Temel olarak sağlık konulu yayınların izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna doğruların ve tartışmalı noktaların duyurulması adına bir mekanizma oluşturulması gerektiği üzerinde görüş birliğine vardık.”

Ülke Çapında Kamuoyu Anketi
İletişim sürecinin “hedef kitle” konumundaki kamuoyu üzerindeki etkilerine yönelik olarak da ülke çapında 33 ili kapsayan ve yaklaşık 2 bin 500 kişi üzerinde bir kamuoyu anketi gerçekleştirdik. Bu anketle halkımıza; sağlık konulu yayınları ne düzeyde ve nasıl izlediklerini, bu yayınları beğenip beğenmediklerini, ne ölçüde bu yayınlardan bilgilendiklerini, edindikleri bilgileri kullanıp kullanmadıkları gibi sorular sorduk. Önümüzdeki günlerde bu anketin sonuçlarını elde etmeye çalışacağız. Bir yandan da içerik analizi uygulamasında kodlama aşamasının artık sona geliyoruz. Onun analizi de önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek. Bahar aylarında ikinci bir çalıştay yaparak bugüne dek elde ettiğimiz bilgileri yine belli başlı konunun uzmanlarına sunmayı ve hep birlikte tartışmayı planlıyoruz. Gelecek yıl başında da projemiz sonuçlanmış olacak.”

“En Kapsamlı Proje”
Proje ekibinden de söz eden Prof. Dr. Erkan Yüksel, şu bilgileri verdi: “Bu proje iletişim bilimi alanındaki en uzun süreli, en büyük bütçeli ve en kalabalık araştırma grubu ile ortaya konan projelerden biridir diyebilirim. İki ayrı kurumun destekliği, üç yıl süreli projemizde bugüne dek 30’a yakın kişi görev aldı. Projemizin araştırmacıları; Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yalçın Kaya, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ece Karadoğan Doruk ve Anadolu Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Sinan Aydın. Halen projemizde görevleri devam eden bursiyerlerimiz de Arş. Gör. Pelin Öğüt, Öğr. Gör. Asuman Kaya, Uzm. Hande Demiroğlu, Arş. Gör. Barış Yılmaz, Arş. Gör. Kutlu Akçoral ve Arş. Gör. Çağdaş Ceyhan.”

“En İyi Bildiri Ödülü”
Proje kapsamında bursiyer olarak görev yapan doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin sağlık konulu yayınlar üzerine tezler hazırladıklarını belirten Prof. Dr. Yüksel, “Arş. Gör. Pelin Öğüt, ülkemizdeki sağlık konulu yayınların tarihçesi çerçevesinde kapsamını inceliyor. Ferhan Özmen, sağlık konulu yayın içeriklerine etki eden dışsal unsurları inceliyor. Arş. Gör. Barış Yılmaz, sağlık konulu yayınların dilini sorguluyor. Öğr. Gör. Asuman Kaya ise sağlık konulu yayınlara yönelik etik ilkeler üzerine bir tez hazırlıyor. Uzm. Hande Demiroğlu da kriz haberciliği bağlamında domuz gribi haberlerindeki kamuoyunda panik yaratan unsurların neler olduğuna ilişkin tezini tamamlamış durumda.”

Proje kapsamında bugüne dek sunulan pek çok bildiri ve yayımlanan makale olduğunu dile getiren Prof. Dr. Erkan Yüksel “Bu makalelerden ‘Sağlık Haberlerinde Mucize Tedaviler’ başlıklı araştırmamız, Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen bir kongrede en iyi bildiri ödülü aldı. Aynı bildiri İngilizce olarak San Diego’da düzenlenen uluslararası bir sempozyumda da en iyi bildiri ödülü ile ödüllendirildi. Bugün edek sayısı 10’u bulan sağlık konulu yayınlara ilişkin akademik çalışmamız oldu.” dedi.

20 Mart 2012 Salı

Sürprizlerle Dolu 14 Mart



 http://corumhaber.net/yonetim/resim/bresim/d2630.pdf


HUZURSUZ BACAĞA “NÖRALTERAPİ”

Romatizmal hastalıklarla karıştırılan ve nedeni bilinmeyen ağrının “Huzursuz Bacak Sendromu” olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı. Dr. Ayşe Zeliha Kaya, çok sık görülmesine rağmen tanıda dikkat edilmesi gereken sorularla ayırt edilebileceğini söyledi.



Her yüz kişinin 1-5’inde rastlanan Huzursuz Bacak Sendromu, ileri yaşlardaki kişilerde daha çok görülüyor . Sebebi tıbbi olarak tam bilinmemekle birlikte ve her üç hastanın birinde genetik geçiş gözleniyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı. Dr. Ayşe Zeliha Kaya konu hakkında Sağlık Dergisi’ne şunları söyledi: “Huzursuz Bacak Sendromu otururken veya yatınca bacaklarda bir rahatsızlık hissi ile ortaya çıkar, genellikle hastalar tarafından tam olarak ifâde edilemez. Ancak uyluk, baldır, bacak ve ayaklarda, hatta bazı hastalarda kollarda ürperme, kaşınma, ağrı, sızı, ezilme hissi, yanma, karıncalanma, hareket ettirme ihtiyacı, uyuşma ve benzerleri gibi hislerle ifade edilebilen bazı hastaların ise kas krampı ile karıştırabildikleri bir hastalıktır.

Hastaların Yüzde 95’inde Bir Sebep Bulunamıyor
Merkezi sinir sisteminde bir problem olduğu düşünülüyor. Demir eksikliği anemisi, şeker hastalığı, gebelik ve kanser sebep olarak belirlense de hastaların yüzde 95’inde bir sebep bulunamıyor. Bazı bulantı ilaçları, depresyon ilaçlarının çoğu ve kalsiyum kanal blokajı yapan ilaçlar tansiyon ve kalp hastalarında kullanılır, Huzursuz Bacak Sendromu’nu daha da arttırabiliyor.

Hasta Ağrısını Tarif Edemez
Şikâyetler günün ilerleyen saatlerinde özellikle de geceleri ortaya çıkar. Hasta şikâyetlerini anlatmakta güçlük çeker ve "bacaklarım kıpraşıyor", "gıdıklanıyor", "yanıyor", "karıncalar geziyor" ,’’bacaklarım sıkılıyor’’gibi cümlelerle yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya çalışır.

Bu garip his genelde; ağrı, karıncalanma, uyuşma ve çekilme şeklinde tanımlanır. Bacaklar hareket ettirilerek geçici bir rahatlama sağlanabilir. Hastalar akşamları TV seyredemezler, misafirliğe gidemezler ve en önemlisi uykuya yattığında bacaklarındaki huzursuzluk hissinin harekete zorlaması nedeniyle uykuya dalamazlar, yataklarından kalkıp dolaşmak isterler. Adetâ yatakla boğuşurlar. Aynı his gece yarısı uyanmalara ve uykuya dalma zorluğuna da yol açabilir. Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar. Bu durum uykusuzluğa ve dolayısıyla gün içinde performans düşüklüğüne yol açar.

Romatizmal Hastalıklarla Karıştırılabiliyor
Oldukça sık görülse de romatizmal hastalıklarla karıştırıldığından hastalığın teşhisi bazen uzun sürebiliyor. Ağrının hareketle azalması ve istirahat ile tekrardan başlaması özellikle de akşam geç saatlerde ortaya çıkması bu hastalığın ayırıcı özelliğidir.

Tanı İçin Sorular
Hastaya şu soruları yöneltmek gerekir ve yanıtın evet olması tanı koymada yardımcı olur.

• Otururken veya uzanırken bacaklarınızda tanımlayamadığınız kötü bir his oluyor mu? Bu his nedeniyle bacaklarınızı hareket ettirmek ihtiyacı hissediyor musunuz?

• Bacaklarınızı hareket ettirmek bu şikâyetleri azaltıyor mu?

• Bu şikâyetleriniz günün ilerleyen saatlerinde daha fazla mı oluyor?

• Gündüz uykunuz gelir mi? Kendinizi uykusuz hisseder misiniz?

• Uykuda bacaklarınızı veya kollarınızı ritmik olarak hareket ettirdiğiniz söylenir mi?

• Ailenizde böyle şikâyetleri olan ve Huzursuz Bacak Sendromu tanısı konmuş kimse var mı?

İlaç Tedavisi İçin Epilepsi, Parkinson İlaçları
Demir eksikliği gibi altta yatan bir neden var ise bunu tespit edip tedavi etmek Huzursuz Bacak Sendromu’nu da tedavi edecektir. Ancak bu durum çoğu zaman mümkün olamıyor. Sebebi belirsiz olan durumlarda ilaç tedavisi için epilepsi, parkinson ilaçları verilebilir. Hastaya, tedavi amacıyla yaşam şekli değişikliği önerileri ve ilaçlar ön plana çıkıyor. Ağrı kesici ilaçlar işe yarayabilir, ılık banyo ve masaj yapmak şikâyetleri azaltabilir, bacaklara sıcak veya soğuk dönüşümlü olarak her ikisi birden uygulamak hastayı bir miktar rahatlatabilir. Gevşemek için meditasyon yapmak bazı hastalarda işe yarayabiliyor.

Nöralterapi ve Huzursuz Bacak Sendromu
Huzursuz Bacak Sendromu’nda sinir sisteminde bir aksaklık, bir dengesizlik, bir işlev aksaması olduğu düşünülüyor. Vücudumuzun belirli noktalarında sinir sistemine verilen olumlu uyarılarla vücudun kendi kendini tamir ve tedavi mekanizmalarını harekete geçiren nöralterapi ile bu hastalara yardımcı olunabiliyor.”

19 Mart 2012 Pazartesi

AZ GÖREN ÇOCUKLARIN AILELERI İÇIN EL KİTABI

Az gören çocuk hastalarından edindiği tecrübeleri yeni kitabında toplayan Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, hem aileler hem de bu alanda çalışan hekimlere rehber olacak bilgiler veriyor.


'Az Gören Çocukların Aileleri için El Kitabı'nı hazırlayan Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, çocuklarda göz sağlığı ve hastalıkları hakkında genel bilgiler, özellikle beyin hasarlarına bağlı görme bozukluklarının nedenleri, tedavileri, tıbbi ve sosyal açıdan yapılması gerekenler hakkında bilgiler veriyor. Ayrıca kitapta, göz sağlığıyla ilgili normal görme ve gelişimi, çocuklarda görmeyi etkileyen hastalıklar, tedavi ve rehabilitasyon, disleksi, aile öyküleri, resimlerle ele alınan konular ve gerekli siteler, kurum ve kuruluşların bilgileri de yer alıyor. Çocuklarda görme konusunda rehber niteliği taşıyan kitap, bir anne baba için çocuğunun görmesinde sorun olduğunu öğrendikleri an, kuşkusuz yaşamları boyu karşılaştıkları en zor anlardan biri olduğu ve bununla nasıl başa çıkacaklarını ele alıyor. Neden, nasıl, kimin yüzünden, ne yapmalı, nasıl yapmalı ile başlayan soruların anne babanın kafasını kurcalamaya başladığını dile getiren Prof. Dr. O'Dwyer, “Kimi zaman yanıt bulunamayan bu sorular bazen görme sorunun kendisinden daha fazla sorun olabilir” diyor.

Göz hastalıkları ve nöro-oftalmoloji uzmanı Prof. Dr. Pınar Aydın O'Dwyer, 'Az Gören Çocukların Aileleri için El Kitabı' hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ben göz hastalıkları (1984) ve göz nörolojisi (1991) uzmanıyım. Uzun yıllardır beyin hastalıklarına bağlı göz sorunu olan hastalarla uğaşıyorum. Bu hastaların içinde doğum öncesi veya sonrası beyin hasarı olan çocuk hastalar da yer alıyor.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Beyin hasarı olan çocuk hastalardaki göz sorunları oldukça sık gördüğümüz ve ağır sorunlar. Bu sorunlar bir günde geçmediği gibi çocuğu ve ailesini yıllarca uğraştırabilecek, engellilik yaratabilen sorunlar olabiliyor. Aileler doktordan çıktıktan sonra ne yapacaklarını bilemiyorlar, kafaları karışık olabiliyor veya boğuştukları sorunların arasında eve gidince anlatılanları unutabiliyorlar. Bu nedenle akıllarına bir soru geldikçe bakabilecekleri, daima yakınlarında duracak bir el kitabı olsun istedim.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Hasta ailelerinden gelen tepki ve önerilere göre belki devamını yazmak gerekebilir. Belki de yine tepki ve önerilere göre yeni baskıya ekler yapmak gerekecek.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
En önemli mesaj, daima yapılabilecek birşeyler olduğu ve yalnız olmadıkları mesajıdır. Bence bu aileler ve çocukları için yapılabilecek en önemli yardım.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Okuduktan sonra akıllarına gelen öneriler, kendi uyguladıkları ve benim yazmadığım yöntemler olursa diğer ailelerle paylaşmak amacıyla bana yazmalarını diliyorum. Yazdığım önerilerin bir kısmı zaten hastalarımın ailelerinden öğrendiklerim. Esas yaşayan biliyor, biz onlardan çok şey öğrenip başkalarına duyurmayı da görev edinmeliyiz.

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Çok olumlu tepkiler geldi. Muayene etmediğim çocukların aileleri de okuyor ve olumlu geri dönüşlerini bana gönderiyorlar.

Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Moral olarak zor bir konuyu anlaşılır bir dilde yazmayı öğrenmiş oldum. Empati yapmayı ve doktor olarak bilemeyeceğim, hastaların ve ailelerinin günlük yaşamına girmeyi ve aklımda onlarla yaşarken neler yapabileceklerini hayal etmeyi becerisini kazandırdı.

Yazdığınız kitaplar arasında en çok etkilendiğiniz kitabınız hangisi?
Kesinlikle bu kitap, yazarken ailelerle birlikte zorlu günlük yaşamlarını yaşamış gibi oldum.



Mutlaka herkesin okuması gereken kitap sizce hangisi?
Epilepsi Hakkında Bilmek İstedikleriniz, Prof.Dr. Meral Topçu, Aşina Kitaplar, 2007.
Cerebral Palsy - Beyinsel Hareket Bozukluğu Detay Bilgisi, Prof.Dr. Hıfsı Özcan, Boyut Yayıncılık, 2005.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr. Z.Bengi Semerci, Prof. Dr.Atilla Turgay, Alfa Yayınları, 2010.
Anne Baba ve Eğitimciler İçin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Cahide Aydın, Eyüp Sabri Ercan, Pupa Yayınları, 2010.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Aylin İlden Koçkar, Elvan İşeri, Selahattin Şenol, Hyb Yayıncılık, 2008.
Resimleriyle Çocuk, Prof. Dr. Hilmi Yavuzer, Remzi Kitabevi, 2000.
Otizmde İlk Adım, Aydan Aydın, Epsilon Yayınevi, 2003.
Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum, Birsen Başar, Papirüs, 2010.
0-6 Yaş Arası Down Sendromlu Çocuklar ve Gelişimleri, Yrd. Doç. Dr. E. Sema Batu, Kök Yayıncılık, 2009.
Homeros’tan Aşık Veysel’e Tarihte ve Toplum Yaşamında Körler, Mehmet Emin Demirci, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2005.
Gözlüklü Fil Bambi, Koray Avcı Çakman, Çizen: Nilüfer Dericioğlu Ulaş, Ya-Pa Yayınları, 2010.
Epilepsi... yani Sara, Sabiha Paktuna Keskin, Boyut Yayınları, 2010.
Saklı Sızım, Ömer Alkılıç, Karma Kitaplar, 2010.
Katarakt, John Berger, Selçuk Demirel, Çeviren: Cevat Çapan, Yapı Kredi Yayınları, 2011.
Kör Uçuş, Gültekin Yazgan, Doğan Kitap, 2011.
Görme engellilerin erken çocukluk eğitimi. Görme özürlüler eğitimi, Ayşegül Ataman, Körler federasyonu yayını, No: 2, Ankara, 2000.
Görme Engelliler Hakkında Görenler İçin Rehber. Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı. Altı Nokta Yayınları: 6, Ankara, 2006.
Görme Özürlüler Aile Eğitim Rehberi. Aile Eğitim Serisi: 1. TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2008.
Karataş K (Editör): Görme Özürlüler için Rehabilitasyon Deneyimleri, Yeni Rehabilitasyon Politikaları ve Meslek Tanımları. Körler federasyonu yayını, No: 4, Ankara, 2001.
Bebeğinizin Gelişimi İçin Neler Yapabilirsiniz? (0-1 Yaş). Neslihan Kuloğlu Türker N, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2011.
Çocuğunuzu tanıyın. Engelli Çocuk. (Your handicapped child),V Sinason, Çeviri: Doruker F. Altın Kitaplar, İstanbul, 2002.
Erken çocukluk döneminde görme bozukluğu olan çocuklar. N Varol N, Karatepe Yayınları, Ankara, 1996.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği tıp alanında iki önemli yayıncılıktan biridir, diğeri bilimsel yayınlardır. Bilimsel gelişmelerin alan dışındaki hekimlere ve halka duyurulmasında en önemli kaynak olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Giderek artan çalışmalar var ancak hala “Az görenler“ için eğitim olanakları kısıtlı, hatta görmeyenlere göre hiç yok denilebilir. Ayrıca rehabilitasyon açısından olanaklar oldukça yetersiz, oysa bu konular birden o disiplinin hekim, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, rehberlik uzmanı, özel eğitimci, rehabilitasyon uzmanının bir arada çalışmasını gerektiren alanlar.

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Alanın ortasında buluyorum, ileriyi görmeye ve başka neler yapabileceğimi bulmaya çalışıyorum. Aslında bir kitap bitip basıldığı an, insanın kendini en mutsuz hissettiği an oluyor, kitap gözüne yetersiz geliyor, insanlara ulaşmasındaki güçlükler gözünde büyüyor.

Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Çok, hastaları birbiriyle tanıştırma ve buluşturma projesi üzerinde çalışıyoruz. Çünkü en çok onlar birbirine yardım edebilecek, destek olabilecek ve deneyimleriyle yol gösterebilecek olanlardır.





ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
22 Mart Perşembe günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 23 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.
 
 
ÇEKİLİŞİ Leman KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM



16 Mart 2012 Cuma

DAHA MUTLU OLMAK İSTER MİSİNİZ?


Günlük hayatta daha mutlu yaşamak için neler yapılabileceği bilimsel gerçeklerle gözler önüne seren Harvard Üniversitesi'nde Pozitif Psikoloji üzerine dersler veren Dr. Tal Ben-Shahar, “Daha Mutlu Yaşamak” kitabında “düşünme zamanı”, alıştırmalar ve farklı örneklerle mutluğun yollarını ele alıyor

“Nasıl daha mutlu olunabileceği” sorusuna bilimsel araştırmalara dayalı, somut ve güvenilir bilgilerle desteklenmiş yanıtlarını “Daha Mutlu Yaşamak” kitabında toplayan Harvard Üniversitesi'nde Pozitif Psikoloji üzerine dersler veren Dr. Tal Ben-Shahar, uzun yıllar boyunca yaptığı araştırmalar sonucunda mutluluğun öğrenilebilir olduğunu söylüyor. Ben-Shahar , günlük hayatta yapılabilecek uygulamalar vasıtasıyla insanların şimdiki hallerinden çok daha mutlu olabileceğini kitabında ele alıyor.

“Mutluluğa Ancak Çaba Sarf Edilerek Ulaşılır”

Elma Yayınevi tarafından yayınlanan kitabın her bölümünde sunulan mutlulukla ilgili aydınlatıcı bilgileri okuduktan sonra uygulaması kolay alıştırmaları günlük yaşamınıza uygulanabilecek şekilde sunuluyor. Kitapta, kalıcı mutluluğun mümkün kılabilecek önerilerde bulunulurken, mutluluğun pozitif düşünmek ve davranmakla mümkün olabileceği savunuluyor. Hayata anlamlı bir değişiklik getirecek kestirme yollara inanmadığını belirten Ben-Shahar, kitabının mutluluğa dair düşünce ve uygulamalara dayandığını, mutluluğun ancak çaba sarf edilerek ulaşılan bir durum olduğunu söylüyor.

Aristo: “Mutluluk yaşamın anlamı ve amacı, insanın varoluşundaki asıl hedef”
‘Mutluluk nedir?”, “Nasıl elde edilir?”, “Ben mutlu muyum?”, “Nasıl daha mutlu olabilirim?” gibi sorularını ele alındığı kitapta, ideal mutluluğa ulaşmanın yolları “Düşünme zamanı” ve “Alıştırmalar” başlıkları altında ele alınıyor. Mutlu olmak için bugünle gelecek arasında mutlaka bir uyum olması gerektiğini söyleyen yazar, “Hamburger Modeli” adını verdiği kuramda dört farklı insan tipi ele alınıyor.

“İlişkilerde Her Türlü Duygu, Düşünce ve Sevincinizi Paylaşın”
Mutlu olan insanın hayatta bir amacı olduğu ve olumlu duygular içinde yaşadığının üzerinde durulan kitapta, materyalist olmanın sanıldığının aksine insanlara mutluluk getirmediği çeşitli örnek ve bilimsel verilerle okuyuculara sunuluyor. Mutlu olmak için aktif olarak mücadele etmenin ve bir hedef belirleyip ona ulaşmak için çeşitli girişimlerde bulunmanın önemli olduğu ancak öğrenmenin verdiği zevkin alınmasının önemine işaret ediliyor. İş yaşamında ve ilişkilerimizde mutlu olmanın yolları ele alınan kitapta, ilişkilerde her türlü duygu, düşünce ve sevincimizi paylaşmak gerektiği söyleniyor.

“Mutluluğun Yollarından Biri de Kendi Değerini Bilmekten Geçiyor”
Mutluluğa ulaşmanın yollarından birinin de kendimizi değerli hissetmek olduğunu söyleyen yazar, kendi değerinin farkına varmayan insanların yaşamlarının olumsuz yönde etkilendiğine işaret ediyor. Yazar ayrıca, “Zaman makinesi” alıştırması ile insanların yaşamlarındaki öncelikleri fark etmelerinin önemini vurguluyor.





ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
18 Mart Pazar günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 19 Mart Pazartesi sabahı buradan duyurulacaktır.



ÇEKİLİŞİ İsa Erdoğan KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM

15 Mart 2012 Perşembe

KAŞA MEZOTERAPİ DENENDİ

Kaş seyrekliği ile ilgili yaşanan sorunlara uygulanan yöntemlerin doğal durmadığını ve mezoterapi denediğini dile getiren Dr. Tahsin Görgülü, seri vakalar ile literatürdeki mezoterapinin avantajlarına dair boşluğun doldurulabileceğini belirtti.

Kaş, ifadenin temel unsurlarından ve yüz güzelliği açısından önemli kriterlerden biri. Kaşların zayıflığı ve seyrekliği özellikle bayanlarda ciddi psikolojik problemlere neden olabiliyor. Kaş problemlerinin giderilmesinde kaş ekimi ve dövme ile belirginleştirme işlemi günümüzde popüler teknikler arasında yer alıyor. Ancak kaş ekiminin morbiditesi ve doğal kaş görünümüne oranla kalınlık farkı ve uzama problemi mevcut iken dövme ile oluşturulan kaşın doğal olmayan görünüm ile mutlu etmiyor.

Mezoterapi; dilüe edilmiş farmakolojik ajanların intradermal uygulanmasının ilk kez 1958 tarihinde Pistol tarafından ortaya atıldığını kaydeden Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği’nden Uzman Dr. Tahsin Görgülü, günümüzde geniş bir kullanım alanı olan mezoterapinin etkinliği hakkında literatürde çalışma bulunmadığını belirtti. Literatürde bulunan yayınların genellikle komplikasyonlar içerdiğini dile getiren Görgülü, “Özellikle son dönemde medyada saç mezoterapisi ve etkinliği vurgulanmaktadır ancak kaş mezoterapisi ile ilgili herhangi bir çalışma veya medya vurgusu bulunmamaktadır. Benim yaptığım çalışmada, kaş ekimi ve dövme yapılmasını istemeyen hastaya sunulabilecek bir diğer seçenek olarak kaş mezoterapisinin etkinliğini ortaya koydum” dedi.

Hastaya 2 Hafta Aralıkla 6 Seanslık Mezoterapi
Kaş seyrekliği ve güçsüzlüğü yakınması ile başvuran bir hastada mezoterapi uygulamasını anlatan Görgülü, şunları söyledi: “Çocukluğundan beri kaş problemi yaşayan hastan, psikolojik olarak kendisini yıprattığını ifade etti. Hasta, kaş tabanını boyayarak bu sorunun önüne geçtiğini ifade etti. Saç ekimi ve dövme işlemlerini mevcut dezavantajları nedeniyle kendisine uygun bulmayan hastaya kaş mezoterapisi önerildi. Hastaya 2 hafta aralıkla 6 seanslık mezoterapi işlemi uygulandı.
Tek Seans ile Sonuç
Uygulama sonrası oluşabilecek ödem ve enfeksiyonu engellemek amacıyla buz uygulama antibiyoterapi ve anti-inflamatuar tedavi verildi. 3 günlük üst göz kapağı ödeminin ardından 4. gün ödem tamamen kayboldu. Hasta herhangi bir ağrı problemi yaşamadığını ifade etti. hasta 2. seans için başvurduğunda kaşlarda belirgin renk koyulaşması ve kıl çaplarında artış olduğu gözlendi. Hasta mevcut durumundan gayet memnun olduğunu ve başka seansa ihtiyacı olmadığını ifade etti ve tedavi tek seans ile sonlandırıldı. Hasta 2. aydaki kontrollerinde asla kaşı bulunmayan ve alma gereği duymadığı kaş kenarı inferiorunda yeni kaş telleri oluştuğunu ifade etti.


“Mezoterapi Hiçbir Şekilde Cerrahi Tedavinin Alternatifi Değil”
Mezoterapi hiçbir şekilde cerrahi tedavinin alternatifi olmasa da medyanın da popülerize etmesi dolayısıyla hastaların invazif olmayan bu tip işlemler konusunda istekleri her geçen gün artıyor. Biz plastik cerrahlar her ne kadar üzerine gitmesek de bu işlemlerin etkisiz olduğunu söylemekte mümkün değil. Sunulan hastada tek bir seansla gözlemlenen sonuç bu konuda oldukça cesaret verici oldu. Seri vakalar ile literatürdeki mezoterapinin avantajlarına dair boşluk doldurulabileceğini düşünüyorum.”

14 Mart 2012 Çarşamba

ANATOMİSTLERDEN İLKLER


14. Ulusal Anatomi Kongresi ve 4. International Symposium of Clinical and Applied Anatomy (ISCAA) bu yıl 28 Haziran 1 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Bu sene birçok ilke imza atılacak kongre ilk kez multi disipliner düzenlenecek.

14. Ulusal Anatomi Kongresi ve 4. International Symposium of Clinical and Applied Anatomy (ISCAA) Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği (TAKAD) ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı işbirliğiyle bu yıl 28 Haziran 1 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı bu bilimsel toplantıya ev sahipliği yapacak. Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği’nin (TAKAD) düzenlediği bu önemli toplantı yalnız Avrupa’dan değil, dünyanın pek çok ülkesinden kendi alanında tanınmış anatomist ve klinisyenlerin bir araya gelmesini sağlayacak.

Günümüzde anatomi bilimi, tıp eğitiminin sadece lisans düzeyinde bir parçası olarak kalmadığını ve mezuniyet sonrası ve uzmanlık sonrası eğitimde de çok önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Kongre Başkanı Prof. Dr. İbrahim Tekdemir, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nın, Ülkemizde, klinik anatomi alanında çalışmalara öncülük yapmış ve bu konuda oldukça yol almış bir bilim dalı olduğunu ifade etti. Bu çerçevede, yapılan kurslar, eğitim programları ve bilimsel toplantılar, çeşitli disiplinlerden bilim insanlarının bir araya gelerek deneyimlerini paylaştıkları, karşılaştıkları klinik sorunları ortaya koydukları, bu sorunlara yönelik tanı ve tedavi yöntemlerini irdeledikleri ve yeni çözümler üretmek için görüş alışverişinde bulundukları ortamları oluşturuyor” diye konuştu. .

Prof. Dr. Alaittin Elhan’ın Emekliliği Onuruna
Bu toplantı, aynı zamanda Anatomi Biliminin gelişmesine çok büyük emek vermiş Prof. Dr. Alaittin Elhan’ın emekliliği onuruna gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Tekdemir, “Genelde ülkemizde mesleğine çok emek vermiş insanlar ölümlerinden sonra çok azda olsa anılırlar. Benim bir arzum, insanlar bu kadar emek vermişken, karşılığını ve insanların gönüllerinde yer aldıklarını yaşarlarken görsünler istedim” dedi.

Klinisyenler İlk Kez Anatomi Kongresine Katılacak
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Tekdemir şunları söyledi: “KBB, ortopedi, anestezi, plastik cerrahi ve beyin cerrahisi alanlarında 5 ayrı oturum düzenlenecek. Bu zamana kadar yapılan çalışmalar ele alınacak olan toplantılara klinisyenler katılacaklar. Klinisyenlerle anatomistlerin ortak çalışma yapması açısından çok önemli olacak. Bu konuda Plastik cerrahi uzmanlığı sırasında 1 ay zorunlu anatomi rotasyon yapılıyor olmasıda önemli bir gelişmedir. Kongremiz sırasında Klinik branşların, Anatomi eğitiminin kendilerine katkıları ve doktora programı da anlatacaklardır.”

Anatomi Olimpiyatları
İnternetin verdiği hız ve güç yanı sıra, aynı zamanda insani ilişkiler açısından ve kongre üzerine görüşleri almak üzere kongre davetiyelerini online göndermek yerine elimle giderek teslim ediyor ve şahsen davet ediyorum. Böylece anatomiyle ilgili her konuda meslektaşlarımızla konuşma fırsatı oluşuyor. Sonuçta sosyal anlamda da iletişimin gücü sağlanmaktadır. Kongremizde İlk kez “Anatomi Olimpiyatları” adı altında bir sportif yarışmalarda başlattık. Katılımcılar arasında voleybol, tenis, masa tenisi ve futbol müsabakaları yapılacaktır. Bu müsabakaları aynı zamanda uluslararası müsabakalar olarakta yapmayı planlıyoruz. Bilimsel rekabetin dışında sporda rekabetin ortaya konulması kongrenin kongremizin daha renkli geçmesine çok etki sağlayacaktır.


13 Mart 2012 Salı

İlk Moderatörlük ve Kadınlar Günü




ŞEVKET YILMAZ HASTANESİNDEN BİR İLK DAHA

Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Devlet Hastanesi olarak 2. basamak sağlık hizmeti verirken, geçen yıl Eğitim ve Araştırma Hastanesi olması ve 3. basamak hizmet vermeye başlaması nedeniyle, eğitime başlamasının 1. yılında, "Bursa Eğitim Günleri" toplantısı düzenlendi. Bursa Eğitim Günlerinin, hem bilimsel programı hem de sosyal programı ile sağlık camiasını bir araya toplandığını belirten Başhekim Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Bursa’da Uludağ Üniversitesindeki öğretim üyelerinden, Aile Sağlığı Merkezlerindeki Aile Hekimlerine kadar sağlık hizmeti veren tüm hekimlerin bir araya gelebileceği, mesleki bilgi paylaşımı ve eğitimin sağlanabileceği, yararlı tartışmaların yaşanabileceği, geleneksel olmaya aday bir bilimsel toplantı düzenledik " dedi.

Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Kliniklerinin, kuruluşunun ilk yıl dönümü nedeniyle, 10 – 12 Şubat 2012 tarihleri arasında, 1. Bursa Eğitim Günleri bilimsel toplantısı, Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bursa'da sağlık hizmeti sunan, 1. Basamaktan 3. Basamağa kadar, tüm hekimlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda, hem hekimlerin mesleki gelişimi, hem de Bursa'da sağlık hizmetlerinin koordinasyonuna katkıda bulunacak konular ele alındı.

Bursa'da yeni bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kurucu başhekimi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 2 yıldır yoğun bir çalışma dönemini geride bıraktıklarını kaydetti. Prof. Dr. Karadağ hastaneleri hakkında Sağlık Dergisi'ne şu bilgileri verdi: "Sağlık Bakanlığı tarafından, ülkemizin ve Bursa'nın önemli bir ihtiyacını karşılaması amacıyla, daha önce devlet hastanesi olan hastanemizin 30 Aralık 2009 tarihinde, Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi olmasına karar verildi. Bu amaca ulaşmak için yapılan çalışmalarda fiziki alanların düzenlenmesi ve geliştirilmesi için, aynı yerleşkede inşa edilen, Bursa Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, 3 Haziran 2010 tarihinde Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları servislerinin yer alacağı ek hizmet binamız olarak kullanılmak üzere başhekimliğimize bağlandı. Sağlık Bakanlığının kararı ile, Bursa Yüksek İhtisas Hastanesinde faaliyet gösteren eğitim kliniklerinden, Acil Tıp, Anestezi ve Reanimasyon, Genel Cerrahi, İç Hastalıkları, Nefroloji, KBB, Üroloji ve Ortopedi klinikleri, 17 Ocak 2011 tarihinde hastanemize taşındı ve Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Klinikleri olarak eğitim faaliyetlerine başladı. Yeni kurulan kliniklerle birlikte hastanemizde eğitim kliniklerimizin sayısı 17'ye ulaştı. Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kliniklerimize ilk asistanlarımız gelerek göreve başladı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Psikiyatri, Çocuk Cerrahisi ve Göğüs Hastalıkları klinikleri eğiticisi olan ancak henüz asistan eğitiminin başlamadığı kliniklerimizdir. Nöroloji, Göz, Beyin ve Sinir Cerrahisi kliniklerimizde ise başasistanlarımız göreve başlamış ancak henüz eğitim görevlisi ve asistanımızın görev almamışlardır. Hastanemizde günlük 2 bin civarında Acil servise, 3 bin civarında polikliniklerimize olmak üzere ayaktan 5 bin hastaya sağlık hizmeti sunmaktayız. Yoğun bakımlarımız 81 yatakla Bursa’nın önemli bir ihtiyacını karşılamaktadır. Hastanemizde bin 450 kadrolu ve 990 hizmet alımı şeklinde olmak üzere 2 bin 400’ün üzerinde çalışanımız var. Çocuk psikiyatrisi, çocuk nörolojisi, çocuk göğüs hastalıkları gibi özellikli birimlerimiz, Nükleer tıp, Genetik laboratuvarı gibi ileri tetkiklerin yapılabildiği birimlerimiz faaliyete başladı. Yeni yoğun bakım klinikleri, Çocuk İzlem Merkezi, (ÇİM) ve Toplum Temelli Ruh Sağlığı (TTRS) merkezlerinin açılması için yoğun çalışmalarımız devam ediyor. Son bir yıl içerisinde eğitim kliniklerimizde eğitimini tamamlayan 12 asistanımız uzmanlık sınavını başararak uzman hekim olmuş ve ülkemize uzman hekim olarak hizmet vermeye başlamıştır.”
Eğitim Araştırmanın İlk Yılında 1. Bursa Eğitim Günleri
Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Kliniklerinin, kuruluşunun ilk yıl dönümünde, 1. Bursa Eğitim Günleri bilimsel toplantısının açılış törenine; Bursa Vali vekili, Uludağ Üniversitesi Rektörü, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Bursa Tabip Odası Başkanı, Bursa İl Sağlık müdürü ve çok sayıda protokol üyesi katılmıştır. Bilimsel programda 28 bilim insanı konuşmacı ve oturum başkanı olarak görev almıştır. Yaklaşık 350 hekimin izleyici olarak katıldığı toplantılarda, uyku apnesinden, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluklarına kadar birçok değişik konu anlatılırken, sorun söyleyelim oturumunda; Hipertansif hastaya yaklaşım, Diyabet Tehlikesinin farkındamısınız?, Ateroskleroz ve koroner arter hastalıklarından korunmak mümkün mü? ve gastrit konuları ele alınmıştır. Güncel bir yoğunluğun yaşandığı ve zaman zaman tartışmalara neden olan Multitravmalı hastaya yaklaşım konulu oturumda ise; 112 başhekimi ve Acil Tıp Kliniği eğitim sorumlusunun yanı sıra genel cerrahi, beyin cerrahisi, ortopedi ve travmatoloji eğitim görevlileri ve adli tıp öğretim üyesi konuşmacı olarak görev almıştır. Bilimsel programa hekimlerin aktif katılımı ve tartışmalar üst düzeyde bir yarar sağlanmasına neden olmuştur. Katılımcılar tarafından çok yararlı olarak değerlendirilen bu toplantının geleneksel olarak her yıl yapılmasının uygun olacağı konusundaki görüşleri memnuniyetle karşılanmıştır.


Eğitim Araştırma Hastanesinde İlkokul Açıldı
Çeşitli hastalıklardan dolayı uzun süreli tedavi görmek zorunda kalan öğrencilerin, eğitimlerinin aksamaması için, Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi İlköğretim Okulu açıldı. Milli Eğitim Müfredatına uygun olarak, bu öğrencilerin hastanede kaldığı sürede eğitimlerinin devam etmesi için Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde açılan okulda eğitimlerine devam ediyor. Başhekim Prof. Dr. Karadağ, “Milli Eğitim Müfredatına uygun olarak, bu öğrencilerin hastanede kaldığı sürede eğitimlerinin aksamaması için, hastanemizde açılan okulda kendilerine Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından tahsis edilen öğretmenler ders veriyor. Öğrenciler, hem derslerinden geri kalmıyor, hem de tedavilerini devam ettirmiş oluyor. Çorumlu hayırsever işadamı Eyüp Yetik tarafından yaptırılan hastane okulumuzda, biri müdür iki öğretmen, 12 öğrenciye eğitim veriyor. Sınıf 1. - 8. sınıf öğrencilerinden oluşuyor” dedi.

12 Mart 2012 Pazartesi

ESTETİK CERRAHTAN KÜLKEDİSİ MASALI

Günümüz insanlarının yaşadığı estetik güzellik tutkusunda hastalarından edindiği bilgileri, sanatsal ve bilimsel gerçeklerle ele alan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, estetik güzellikte doğallığın önemini vurguluyor.

Estetik cerrahi kadınların talepleri ve beklentileri sayesinde değişiyor ve gelişiyor. Binlerce yıldır devam eden kadının daha güzel olma ve genç kalma amaçlarının tamamen karşılanabileceği bir döneme giriyoruz. Hastalarıyla çok uzun süre görüşen ve plastik cerrahi eğitimi öncesi 1 yıl psikiyatri eğitimi alan Plastik ve Rekonstrüktif cerrah ve heykeltraş Prof. Dr. Ahmet Karacalar, yaptığı işi “psikoestetik cerrahi” diye tanımlıyor. 'Estetik Cerrahi ve Külkedisi Masalı' isimli kitabında, estetik operasyonlar ile masalların sihirli dünyası arasında bağlantı kuruyor. Güzelleşirken doğallıktan uzaklaşılmaması konusuna dikkat çeken Prof. Dr. Karacalar, kitabında altın oran kavramı ve işi altın orana’a yakın tutturmak gerektiğini savunuyor.

Heykel ile Estetik Cerrahiye Mesajlar

“İkonoplasti” kavramını “sanatsal estetik cerrahi” diye yorumlayan Prof. Dr. Karacalar, “estetik cerrahi çağımızın peri değneğidir” şeklinde tanımlıyor. Yapacağı operasyonları öncesinde hastalarının heykelleri üzerinde çalışarak en iyi sonucu elde etmeyi hedefleyen Prof. Dr. Karacalar, “İkonoplasti”, kitabıyla “heykel ile estetik cerrahiye mesajlar” verdiğini söylüyor.

Plastik ve Rekonstrüktif cerrah ve heykeltraş Prof. Dr. Ahmet Karacalar, 'Estetik Cerrahi ve Külkedisi Masalı' ve “İkonoplasti”, kitapları hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Estetik cerrahım aslında. Heykel yapıyorum. Alet tasarlıyorum ve kitap yazıyorum. Bütün yaptığım işler estetiğin çevresinde. Yazdığım kitaplarda öyle. Aslında farklı bir şey yapmıyorum sadece estetik.



Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Estetik cerrahinin merkezinde bulunan kadını, güzelliği ve estetiği daha iyi tanımak ve tanıtmak için kitap yazıyorum. Her yazdığım kitap beni daha da geliştiriyor. Güzelliği bilirseniz yaratabilirsiniz. Asıl mesleğimi yaparken monotonluğu kırıp, enerjimi ve heyecanımı yükseltiyor.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Yazmak zorundayım. Görüşmeye gelen herkesin çok ilginç bir öyküyle gelme potansiyeli var. Bir bakıma öykü kendiliğinden geliyor. Yazmazsam yazık olur.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Estetik cerrahi ve külkedisi masalı” adlı kitabımda estetik cerrahiye farklı bir derinlik kazandırma ve insanları bilinçlendirme çabam var. Magazinsel ve ucuzlatılmış estetik anlayışın dışına çıkılması gerektiği, estetiğin Tanrının evrendeki gölgesi olduğuna inanıyorum. Her şeyde ki estetiği kastediyorum.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Yüz ve bedenimiz çok değerli. Güzellik bir güç. Yüze ve bedene yapılan yatırım en önemli yatırım. Altına, dövize ya da eve değil önce bedeninize yatırım yapın derim.



Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Kitap çıktıktan sonra kendi öyküsünü oluşturmaya başladı. Eline kitabı alıp şehir dışından hem imzaya hem de muayeneye gelen bayanlar oldu.

Yazdığınız kitaplar arasında en çok etkilendiğiniz kitabınız hangisi?
Her birinin bana verdiği keyif ayrı. İlk iki kitabım “Amazonlar” üzerine. Çok heyecan verici gizemli ayrıntılar keşfettim. Bir gün filmi yapılacak bence. Bana yeni bir dünya görüşü getirdi. İkonoplasti kitabı da farklı bir güzelliğin peşinde hazırlanmış heyecan verici bir kitaptı. Külkedi masalı geçmişin özeti gibiydi.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Haberciliğin çok önemli ve gelişen bir dalı. Sağlıktaki suistimal ve ticari kullanıma karşı daha çok gelişmeli. Ancak öyle bir dönemde yaşıyoruz ki bilgi kolayca kopyalanabiliyor. Bana ait bir yazının ya da yorumun başka bir isimle başka yerlerde yayınlandığını gördüğüm oldu.

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de estetik cerrahinin düzeyi ileri Avrupa ülkeleri kadar.

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Çok çalışarak geçirdiğim bir estetik cerrahi kariyerim var. Bu doğrudan yazar kimliğim ile uyumlu. Ben başka bir konuda yazmıyorum aslında. En iyi bildiğim profesyonel olduğum işi yazıyorum. İstekler gerçekleşir ve sonra yeni istekler doğar, sonra bir diğeri...

Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Yeni kitabımın hazırlıklarını yapıyorum. Aynı zamanda görsel yönü güçlü bir kitap olacak.






ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

- Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

- Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
15 Mart Perşembe günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 16 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.



ÇEKİLİŞİ Reyhane KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...