24 Ocak 2011 Pazartesi

GIDA DUYARLILIK SAPTAMASINDA YENİ TEST DÖNEMİ BAŞLADI

Gıda Alerjisi ile Gıda duyarlılık (intoleransı) sıklıkla birbiriyle karıştırıldığını belirten Özel TOBB ETÜ Hastanesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç Dr. Abbas Taner, Gıda Alerjilerinde hastanın bağışıklık sisteminin hemen reaksiyon verdiğini, ancak Tip 3 Alerjisinde meydana gelen reaksiyonun çok geç olduğunu söyledi.

Dünyada beslenme kaynaklı sorunlar gün geçtikçe artmaktadır. Bu sorunun en sık nedeni, sağlıksız koşullarda üretilen ve uzun süre bekletilmiş gıdaların özellikle hormonlu ve fermente olmuş olanların insanlara sunulmasından kaynaklandığını belirten Özel TOBB ETÜ Hastanesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç Dr. Abbas Taner, “2007– 2008 yılları arasında gerçekleştirilmiş çalışmalar da göstermiştir ki, Türkiye’ de her yıl binlerce kişi yetersiz ya da dengesiz beslenme sonrası birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bir süredir gündemde olan ve birçok araştırma yapılan Tip 3 Alerji (Gıda Duyarlılığı / Gıda İntoleransı) da beslenme kaynaklı sorunlardan biridir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre dünya nüfusunun yarısında Tip 3 Alerji bulunmaktadır. Bu durum, obezite, IBS (Irrıtable Bağırsak Sendromu), hipertansiyon, astım, kronik yorgunluk, depresyon, egzama, deri döküntüleri, şiddetli mide-barsak problemleri gibi birçok hastalık ve şikayete neden olabilmektedir. WHO buna benzer şikayetlerin giderek artacağını öngörmektedir” dedi.

“Tip 3 Alerji ile Gıda intolerans Sıklıkla Bir biriyle Karıştırılıyor”
Vücudun bağışıklık sisteminin çok önemli olduğunu hatırlatan Doç Dr. Taner, “Bu durum bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin yol açabileceği enfeksiyonların oluşmasını engeller. Fakat yediğimiz herhangi bir gıdaya karşıda bağışıklık sistemi harekete geçebilir. Gıdalara karşı vücudun vermiş olduğu olumsuz yanıt normalde zararsız olarak bildiğimiz gıdalar tüketildiğinde dahi meydana gelebilir. Bu olumsuz bağışıklık sistemi yanıtı 2 şekilde değerlendirilebilir; Tip 3 Alerji ile gıda alerjisi sıklıkla birbiriyle karıştırılmaktadır ve gıda duyarlılığına, gıda alerjisine oranla daha sık rastlanmaktadır. Tip 3 Alerjine bağlı oluşan rahatsızlıklar, bazen alerjiye bağlı oluşan rahatsızlık ve semptomlara benzeyebilmenin yanı sıra alerjiden farklı olarak bazen saatler hatta günler sonra ortaya çıkabilmektedir” dedi.

“Tip 3 Alerjisinde Immunglobulin G (IgG) Antikorlarına Bağlı Olarak Yanıt Oluşur”
Tip 1 Alerjisinde, gıda tüketildikten hemen sonra bağışıklık sistemi yanıtı oluşmasının yanı sıra yanıt Immunglobulin E (IgE) antikorlarına bağlı olduğunu hatırlatan Doç Dr. Taner, “Kişiler çoğu zaman kendileri teşhis koyabilirler. Örneğin hastalarınızdan gelen şikayetlerde çileğe karşı alerji söz konusu ise çilek yer yemez şiddetli öksürük, deride kızarıklık, kaşıntı, solunum sıkıntısı gibi belirtileri söyleyebilir. Hasta, sorunun çilekten kaynaklandığını teşhis edebilir. Ancak gıda duyarlılığında yanıt bu şekilde oluşmaz. Tip 3 Alerji, Immunglobulin G (IgG) antikorlarına bağlı olarak savunma sisteminin oluşturmuş olduğu bir yanıttır ve çoğunlukla semptom ve şikayetler alerjiye göre daha uzun sürelerde görülür. Bu sebeple kişiler problemin yedikleri hangi gıdadan kaynaklandığını bulmakta zorlanırlar. Gıda duyarlılık alerjisinde belli bir gıdanın direkt olarak alınmaması kişinin şikayetinin ortadan kalkmasına neden olmayabilir. Bu gıdanın başka gıdalarla birlikte alınması aynı reaksiyonlara neden olabilir” diye konuştu.

“Tip 3 Alerjisi, Spesifik IgG ile Tayin Edilebiliyor”
Eski yöntemlerle, Tip 3 Alerjisine bağlı olarak genellikle hangi gıdanın semptom ve birtakım şikayetlere sebep olduğunu anlamak için gıdalar teker teker denenerek bulmaya çalışıldığını kaydeden Doç Dr. Taner, “Fakat birden çok besin veya besin kombinasyonu problem yaratıyorsa bu besinleri bulmak imkansızlaşır ve hasta hayatı boyunca nedenini anlayamadığımız rahatsızlıklar veya şikayetlerle yaşamak zorunda kalırdı. Bu sebeple artık yeni nesil gıda duyarlılık testleri, birçok besine karşı spesifik IgG tayini ile hangi gıdaya karşı duyarlılık olduğunu saptayabiliyor. Başka bir değişle hastanın kanında hangi gıda antijenine karşı antikor olduğunu saptamak mümkündür. Gıdaya spesifik IgG’nin belirlenmesi, enflamasyondan sorumlu gıdanın tespitini mümkün kılar ve yalnızca bu gıdadan uzak durmak bile hastalığın sebebine yönelik bir tedavi oluşturur. Gıdaya spesifik IgG’nin belirlenmesi etiyolojisi bilinmeyen tüm kronik enflamatuar hastalıklarda önerilmelidir. Irritable bağırsak Sendromu’da besin intoleransından kaynaklanabilir. Bunun sonunda hastaya özel olarak hazırlanmış gıda duyarlılığı raporu çıkarılıyor. Her hastaya özel hazırlanan rapora göre beslenme ve diyet uzmanı tarafından verilerek, eliminasyon veya rotasyon diyeti ile şikayet ve semptomların azaldığı görülüyor” şeklinde konuştu.

“5 mikro litre Serumla 221 Farklı Gıda Antijenini Araştırmak Mümkün”
Doç Dr. Taner şunları kaydetti: “Microarray (Microarry) çalışma prensibine göre çalışan Gıda Duyarlılık testi ile 5 mikro litre serumla sadece 1x1 cm’lik alanda 221 farklı gıda antijenini araştırmak mümkün. Test sonucu hastanın kanındaki antikor konsantrasyonuna göre üç grupta değerlendirilir. Özet rapor, tüm sonuçları içeren veriler ve hangi gıdaları tüketmemesi veya belirli bir süre yememesi tavsiye eden rapor yer alır.”

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...