26 Nisan 2009 Pazar

TÜDER DESTEK VERENLERİ ONURLANDIRDI

Tıbbi Malzeme ve Cihaz Üreticileri Derneği (TÜDER), TÜYAP Expomed Labtek 2009 Fuarında sektöre destek veren kişi ve kuruluşlara plaketlerini verdi.

TÜYAP Expomed Labtek 2009 Fuarında gerçekleştirilen törende medikal sektöre destek veren kişi ve kuruluşlara plaket verildi. Açılış konuşmasını yapan Tıbbi Malzeme ve Cihaz Üreticileri Derneği Başkanı Mustafa Daşcı şöyle konuştu: “TÜYAP sağlık hizmetleri sunumunda yardımcı sağlık hizmetleri sunucuları yerini almıştır. Yerli üreticiler olarak yerli üretimin markalaşması, uluslar arası alanda tanıtımına son derece büyük katkı sağlar. Bir devleti ayakta tutan, güçlendiren ve ileri ülkeler seviyesine götüren üretim, üretimdeki teknoloji ve yeniliklerdir. Bizlerde ihtiyacımız olan ürünleri üretmeliyiz ve kullanmalıyız. Üretime destek veren, sağlığın önemini anlayan, bizlere katkı sağlayan kişiler ve kuruluşlar ,bizi onurlandırdılar, bizlerde onlara şükranlarımızı ileten bir plaket vermeyi uygun gördük.”

TÜYAP Destekliyor
Markalaşmak ve tanıtım adına kapılarını sonuna kadar açan, ulusal alanla sınırlı kalmayıp uluslararası alanda da medikal sektörü temsil eden TÜYAP Fuar Organizasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, plaketini İstanbul İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Bakar’dan alırken; TÜYAP Proje Grup Başkanı Ömür İnce, plaketini Tüm Medikal Dernekler Federasyonu (TÜMDEF) Başkanı Ali Özkan’nın elinden aldı.

KOSGEB’e Teşekkür
Kobi destekleri için desteklerini her daim hissetiren Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Başkan Yardımcısı Abdülkadir Ünaldı’nın plaketini, İç Anadolu Medikalciler Derneği (İMDER) Başkanı Necati Kaya verdi. Kaya, “Üreticilere yakınlığını ve sanki kendi üretiyormuş gibi bize olan desteğin takdire şayan bir durumdur. Bu ülkede üretimin bedeli çok ağır ancak, böyle desteklerle ülkede üretilen ürünleri markalaştırabiliriz. 16 yıldır medikal sektörde iyi yol aldık, bu yolu alırken de TÜYAP’ın katkısı da büyük oranda oldu.” şeklinde konuştu.

Sektörde ilerlemeye destek veren Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkanı Metin Demir, plaketini KOSGEB Genel Başkan Yardımcısı Hasan Tanrıöven’nin elinden alırken, TÜMDEF Başkanı Mehmet Ali Özkan plaketini, Çetinkaya Apatay’dan aldı.

Figen Balcı’nın, sağlık programlarındaki başarısı ve sağlık alanında halkı doğru bilinçlendirmesiyle tanındığını dile getiren TÜDER Başkanı Mustafa Daşcı, bu alandaki başarılarından dolayı en iyi sağlık programcısı ve sunucusu olarak, plaketini takdim etti. Tanıtımda teknolojiyi kullanmanın farklı bir ayrıcalık olduğu günümüzde sağlığa öncelik veren TRT’ye teşekkürlerini sunduğunu dile getiren TÜDER Başkanı Mustafa Daşcı, Erhan Anzerlioğlu’na ödülü kendisi takdim etti.

25 Nisan 2009 Cumartesi

SUNGURLU ATAK TAZELİYOR

Yeni hastanesiyle hem fiziksel hem de teknolojik olarak yenilendiğini kaydeden Sungurlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Metin Karan, başarılı projelere imza atmaya devam edeceklerini söyledi.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın Sungurlu Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulunarak Başhekim Dr. Metin Karan’dan hastane ve çalışmalar hakkında bilgi aldı. Akdağ, yeni hastane binasında ilgili yapılan çalışmaları başarılı bulduğunu ifade etti.

Sungurlu Devlet Hastanesi yeni binasına taşınırken, Tomografi, mamografi gibi alanlarda yeni yatırımlar yapılmasını düşündüklerini ileten Sungurlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Metin Karan, taşınan hastanesinin iç yapısının yapıldığını iletti. Hastane binasının son dönemlerde yapılan en güzel inşaat projelerinden biri olduğunu kaydeden Dr. Karan, kullanımı ve işlerliği yönünden aynı bina projesinin başka illerde de tercih edildiği bilgisini verdi.

“100 bin nüfusa hizmet ediliyor”
Eski hastanede 110 olan yatak kapasitesinin şimdilik 150’ye çıkacağını belirten Dr. Karan, yeni binadaki odaların tek yada çift kişilik olduğunu ihtiyaca göre bu sayının 300’e yükseltilebileceğini ancak bütün odaları tek kişilik olarak açılmasını planladıklarını kaydetti. Hasta potansiyelinin çok yüksek oranlarda seyrettiğini, çevre illerden de hastaların geldiğini ileten Dr. Karan, Çankırı ve Yozgat’ın yakın köylerinden de hastaların geldiğini dolayısıyla yaklaşık 100 bin nüfusa hizmet ettiklerini dile getirdi. Tıbbi atık sisteminin uygulamasına geçildiğini ifade eden Dr. Karan, aile hekimlerinin sevk ettiği hastaların sonuçlarını, aile hekimleri ile paylaşılacağını belirtti

Veri Sonuçları
Ocak ayı verilerine göre yatak doluluk oranının yüzde 67 olduğunu belirten Dr. Karan, yine aynı verilere göre 600 civarında ameliyat yapıldığını kaydetti. Döner sermaye gelirlerinin değişiklik arz ettiğini söyleyen Dr. Karan, 2009 yılı itibariyle çalışanların döner sermayeden memnun olduğunu ve bunun hastane yönetimi açısından önem arz ettiğini iletti. Kış döneminde yatak doluluk oranının yüksek seyretmesinin aktaran Dr. Karan, yeni binanın imkanları dahilinde çok daha iyi ve kaliteli hizmet sunacaklarını kaydetti.

Hekim sirkülasyonu aksayabiliyor
Uzman hekimlerin gelmesine bağlı olarak hasta talebininin arttığını ileten Dr. Karan, hastanelerinden çevre illere sevk oranlarının düşük olduğunu kaydetti. Her hekime bir poliklinik uygulamasına 2005 yılında geçtiklerini vurgulayan Dr. Karan, imkanlar dahilinde poliklinik yapma oranlarının çok başarılı olduğunu aktardı. Uzman sirkülasyonunda dönemsel olarak aksaklıkların olduğunu dile getiren Dr. Karan, kadın doğum uzmanın geleceğini ve aksaklıkların giderileceğini vurguladı. Dr. Karan, mevcut uzman hekimlerin ve acil hekimlerinin son derece özveri ile çalıştığını ve hastaların büyükşehirlerden bile kaliteli ve daha kolay sağlık hizmeti aldıklarını ve her türlü tanı ve tetkikte randevu bile vermeden aynı gün sonuç verildiğini ifade etti.

Yoğun bakım hizmeti alması gereken hastaların sevk edildiğine değinen Dr. Karan, birinci basamak yoğun bakım ünitesinin yeni hastanede olmasını planladıklarını ifade etti. Yoğun bakım hemşirelerine gerekli eğitimin verildiğini kaydeden Dr. Karan, beyin cerrahi ameliyatlarını sevk ettiklerini bunun nedeninin hem cerrah hem de tomografi olmadığından yapıldığını iletti.

Cihaz Alımı Olacak
5 ameliyathanenin bulunduğu hastanede, hasta tedavi oranlarının çok yüksek olduğunu belirten Dr. Karan, radyoloji uzmanının doppler ultrason bakılmaya başlandığını ve Çorum’dan hastaların gelmeye başladığını iletti. Yakın zamanda da EMG alacaklarını kaydeden Dr. Karan, eksik cihazlarla ilgili olarak, yeni açılacak hastanelere bakanlık aracılığıyla alım gerçekleştirileceğini dolayısıyla bir takım eksikliklerin de bu yolla sağlanacağını Bakanlığın her konuda tam destek verdiğini dile getirdi.

24 Nisan 2009 Cuma

MERAM TIP’A YENİ STERİLİZASYON ÜNİTESİ

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesindeki sterilizasyon ünitesi, son teknoloji ürünü cihazlarla donatılarak tamamen yenilendi.

Ameliyathaneler, laboratuarlar ve polikliniklerde gerçekleştirilen cerrahi işlemler sırasında kullanılan tüm malzemelerin yeniden steril hale getirilmesi amacıyla kurulan sterilizasyon ünitesi, geçtiğimiz yıl başlatılan çalışmaların tamamlanmasının ardından yenilenerek merkezi birim haline getirildi. 60 metrekarelik eski ünitenin hizmet alanı 4 kat artırılarak 250 metrekareye çıkarıldı. ‘Yıkama’, ‘Paketleme’ ve ‘Steril Depo’ olmak üzere 3 bölümden oluşan ünite, son teknoloji ürünü cihazlarla donatıldı. Ameliyat malzemelerinin otoklavlarda 134 santigrat derece sıcaklıkta dezenfekte edildiği, ayrıca etilen opsit ve formaldelit cihazı ile de buharda steril edilemeyen ve düşük ısı gerektiren malzemelerin de uygun şartlarda steril hale getirildiği kaydedildi.

“Bölgenin En Gelişmiş Ve Kapsamlı Sterilizasyon Ünitesi”
Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Alper Yosunkaya, yenileme çalışmalarının geçtiğimiz aylarda tamamlanan Merkezi Sterilizasyon Ünitesi’nin tam kapasite ile çalışmaya başladığını belirterek, “Ünitemiz, yapılan yenileme çalışmaları ile bölgenin en gelişmiş ve kapsamlı sterilizasyon ünitesi haline geldi. Fiziki mekan sorununu çözüp, 11 olan personel sayısını da 18’e çıkarttık. Amacımız hasta güvenliği standartlarını en üst düzeye taşıyarak, ameliyathanelerimizi gelişmiş dünya ülkeleri normları ölçüsüne getirip, kalite anlayışımızı bir basamak daha yukarı taşımaktır.” dedi.

20 Nisan 2009 Pazartesi

ELİT PARK HASTANESİ, HİZMETE HIZLI BAŞLADI!

Çorum'da hasta memnuniyetini her gün ölçerek, kusursuz hizmet anlayışı ile hareket eden Özel Elitpark Hastanesi yakın zamanda ESWL ile böbrek taşı kırma işlemine başlayacağı müjdesini verdi.

Farklı çalışma stratejisi ile dikkat çeken Özel ElitPark Hastanesi, kısa sürede ISO 9001 kalite çalışmalarına başladı. Dilek- öneri ve teşekkür formları ile günlük değerlendirmeler yapılarak hasta ve hasta yakınlara dönüş yapılıp, giderilmesi ve yapılması gerekenlerin hemen gerçekleştirilme politikası ile farklı bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Özel ElitPark Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Ziya Boyacıoğlu, “Hasta temsilcilerimizle tüm hastalarımıza zamanında yardımcı olunması bizim için çok önemli. Mağduriyet ve memnuniyetsiz hasta riskinin en aza indirilmesinin sağlanması açısından her türlü şikayette geri dönüş yapıyoruz. En iyi hasta memnuniyetini sağlamayı başaracağız” dedi. Böbrek taşı tedavisinde son dönemlerin en iyi yöntemi kabul edildiğini dile getiren Op.Dr. Boyacıoğlu, yakın zamanda hastanelerinde hizmetini vermeye başlayacakları ESWL’nin hastaya zarar veremeyen , etkin ve ekonomik bir tedavi yöntemi olduğuna dikkat çekti.

''Sağlıklı yaşamın yeni ve kalıcı adresi'' sloganıyla 2005 yılında yapımına başlanan ve 18 milyon dolarlık yatırım yapılan Özel ElitPark Hastanesi, 49 yatak kapasitesi ve uzman 207 personeli ile hizmet vermeye başladı. Op.Dr. Boyacıoğlu 21 doktorun görev yaptığı hastanede tüm branşlarda sağlık hizmeti verildiğini kaydetti. Elitpark Hastanesinin gerek teknolojik donanımları gerek otelcilik hizmeti ile bölgede birçok alanda ilklere imza attığını kaydeden Op. Dr. Boyacıoğlu, “Şuan bölgenin gerek teknolojik anlamda gerekse sınırsız hizmet sunumunda bir numaralı hastaneyiz. Şubat ayının başında hizmete giren hastanemiz bir ay içerisinde 14 bin kişi sağlık hizmeti aldı. günde ortalama 12-15 arası ameliyat gerçekleştirdik. 2 ameliyathanesi olan hastanemizde ayrıca erişkin ve yeni doğan olmak üzere 2 adet de yoğun bakım ünitesi yer almaktadır. Ayrıca hasta odaları, laboratuarları tıbbi teknolojilerle donatılmış, modern bir ortama sahiptir. Tüm işlemleri hasta temsilcileri aracılığı ile gerçekleştirilip ,böylece hiçbir hasta zorlanmadan ,zaman kaybına uğramadan muayene olmaktadır. Bir ay içinde 450’nin üzerinde ameliyat yapılmış ve tamamı başarıyla sonuçlanmıştır. Çorum’da ameliyat edilemeyen Ankara’ya sevk edilen 3 ameliyattan birisi olan 150 kg ‘lık Makbule Şahin ‘e yapılan kitle çıkarılma ameliyatı hastanemizin ve hekimlerimizin yüzünü güldürmüştür.” dedi.

Hepafiltre İle Bebekler Güvende
4 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesinde hastane enfeksiyonları ve bebek ölümlerini önlemek amacıyla servise Hepafiltre adı verilen bir sistem kurduklarını ifade eden Op. Dr. Boyacıoğlu, havayla bebeklere bulaşan mikropların girişini engelleyen ve bu mikropları süzerek ortadan kaldıran, aynı zamanda servisin ısınmasını ve nemlenmesini de sağlayan merkezi bir sistemle kaplı olduğunu kaydetti. Bin gram ve hatta daha küçük prematüre bebeklerin tedavi ve bakımının sağlanabildiğini vurgulayan Op. Dr. Boyacıoğlu , eski cihazlarla sarılık tedavisi en az 3-4 gün sürerken,LED fototerapi cihazları ile sarılık tedavisinin 12 saatte tamamlandığına dikkat çekti.

Çorum’da Bir İlk Sürfaktan Tedavisi
Ünitemizde değişik nedenlerle zatürree, erken doğum nedeniyle akciğerlerin gelişmemesi gibi solunum sıkıntısı olan bebeklerde moniterize edildiğini kaydeden Op. Dr. Boyacıoğlu, “Kan gazı takibi, gereken tüm tetkikleri ve radyolojik incelemeleri yapılarak, uygun ilaçlar verilerek ve gerekirse solunum cihazı veya CPAP cihazına bağlanarak takip ve tedavi edilebilmektedir. Erken doğan bebeklerin akciğerlerinin gelişmesi için verilen ve bebeklerin yaşam şansını artıran Sürfaktan Tedavisi Çorum'da ilk kez hastanemizde uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.

En Son Teknoloji İle Hizmet…
Kemik dansitometrisi, mamografi, MR, USG erişkin ve yeni doğan yoğun bakım, Taş kırma Ünitesi, Endoskopi, check-up merkezi, Ağrı merkezi gibi bölümlerin mevcut olduğunu kaydeden Op. Dr. Boyacıoğlu, “Ameliyathanede ve yoğun bakım ünitelerimizde laminar flow akım donanımı ile Lazer pointerli C kollu röntgen ve PACS sistemimiz mevcuttur. İç ve Orta Anadolu'nun en donanımlı ambulansı ile hizmet vermekte olan hastanemizde sayılabilecek diğer başlıklar; yüksek teknolojili özel mamografi cihazı,MR cihazı, tüm video endoskopi ve laparoskopi ile ilgili girişimlerin yapılabileceği yüksek teknolojili cihazlar, kapalı bel fıtığı operasyonlarının ve kardiovasküler cerrahi işlemlerinin yapılabildiği donanımlı ameliyathane, cihazlar için UPS desteği, endoskopi ve ağrı ünitesi, elektroterapi, ortopedik, nörolojik, romatizmal hastalıklar ve göğüs hastalıkları rehabilitasyonu, Sigara ve obezite tüm iğnesiz akupunktur tedavisi, disposable ördek ve sürgü kullanımı, tek kişilik odalar, süit odalar, odalarda uydu TV yayını ve ADSL bağlantısı gibi hizmetlerdir.” dedi.

18 Nisan 2009 Cumartesi

DOĞSAN DÜNYAYLA REKABET EDİYOR

Dört kıtaya yaptığı ihracatla dünya devleri ile yarışan Doğsan, Türkiye’deki üretimin kalitesini dünyaya tanıtıyor.

Medikal sektörde 39 yılını geride bırakan Doğsan Tıbbi Malzeme San. A.Ş., Karadeniz’de ekonomiyi kalkındıran kuruluşların başında geliyor. Üretim Merkezi Trabzon’da bulunan Doğsan, Avrupa, Ortadoğu ve Asya’ya yaptığı ihracatla Türkiye’deki üretimin kalitesini dünyaya tanıtıyor. Şu an dünyanın önde gelen medikal firmalarıyla yarıştıklarını söyleyen Doğsan yetkilisi Çağan Karal, merkezin kapılarının herkese açık olduğunu söyledi. Dünyanın çeşitli yerlerinden fabrikayı gezmeye gelen konuklarının olduğunu aktaran Karal: “Hem yurt dışından gelen konuklarımı hem de bayilerimize fabrikamızı gezdiriyoruz. Ürünlerimiz hakkında merak ettikleri ve çalışmalarımız hakkındaki bütün sorularına yanıt veriyoruz” dedi.

Rekabet Kaliteyi de Beraberinde Getiriyor
Piyasada çok yoğun bir rekabet olduğunun altını çizen Karal, rekabetin kaliteyi de beraberinde getirdiğini söyledi. Karal: “ Biz yıllardır rekabet içindeyiz, çok iyi firmalarla rekabet ediyoruz. Bu bizim için çok faydalı, rekabeti seviyoruz. Doğsan olarak yerli üretimin öne çıkmasını istiyoruz. Ancak düşük kaliteli özellikle Uzakdoğu ürünleri ile rekabet bize katkı sağlamadığı gibi, bütün sektörü zor durumda bırakıyor. Onların haksız rekabeti ile Türkiye kendi üreticisini kaybediyor, Türkiye kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu.


Eğitim, Paylaşım, Başarı
Her 3 ay da bir değerlendirme toplantısı düzenlediklerini ifade eden Karal: “Tüm şehirlerdeki satış ekiplerimizi toplayarak satışların değerlendirmesini yapıyoruz. Genelde toplantılar 25-30 kişilik oluyor. Özellikle sahada çalışan birebir bölgeden sorumlu arkadaşların katılmasını sağlıyoruz. Bilgi paylaşımı yaparak sorunlarımızı ve önerilerimizi paylaşıyoruz” diye konuştu. Konuları seçerken satış pazarlama, teknik eğitim ve motivasyon konusuna ağırlık verdiklerini kaydeden Karal: “Eğitimlerimizin güncel konuları içermesini tercih ediyoruz. Örneğin yeni ürünlerin pazarlama stratejisini, teknik eğitimi ve bu çalışmanın kişi bazındaki motivasyonu konusunu ele alabiliyoruz” dedi. Toplantıya katılan temsilcilerin toplantı sonunda sınava tabii tutulduklarını belirten Karal, kazananları da ödüllendirdiklerine dikkat çekti.

Üretmeyen Ülke Köle Olmaya Mahkûmdur
Doğsan tarafından her yıl düzenlenen bayi yemeğinin dördüncüsünde yoğun bir katılım sağlandı. Özellikle Ekspomed fuarı ile eşzamanlı yapılan satış toplantısında, 6 Mart akşamı Kaya Ramada Hotel’de gerçekleşen yemekte başarılı bayilere çeşitli konularda ödüller verildi. Yemekte bir konuşma yapan Tıbbi Malzeme ve Cihaz Üreticileri Derneği (TÜDER) Başkanı Mustafa Daşcı: “Başta Kamil Saruhan olmak üzere, Ülkemizin değerli firmalarından Doğsan ailesini tebrik ediyorum. Ülkemizin üreten firmalara ihtiyacı var. Üretim bir ülkenin can suyudur. Doğsan’da üretim ve istihdam sağlama noktasında son derece başarılı işlere imza atmıştır. Ben her zaman üreticinin yanındayım. Üretmeyen ülke hiç bir şey yapamaz ve köle olmaya mahkûmdur” değerlendirmesini yaptı.

17 Nisan 2009 Cuma

"DAHA ÇOK ÜRETMELİYİZ!"

Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası tarafından TÜYAP Expomed Labtek 2009 Fuarında verilen III. Ulusal Tıbbi Cihaz yarışması ödülleri sahiplerini buldu.

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Daha Çok Üretmeliyiz” Ulusal Tıbbi Cihaz Yarışması sonucunda ödüller 5 Mart tarihinde TÜYAP Labtek Expomed 2009 Fuarında sahiplerini buldu. TÜYAP’ın desteğiyle Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS)’in gerçekleştirdiği yarışma sağlık alanında, hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan, ilaç haricinde her türlü tıbbi cihaz ve sarf malzemesi olarak yeni teknolojilerin geliştirilmesine yönelik projeleri sektöre kazandırmayı amaçlıyor.

Geniş katılımla gerçekleşen ödül töreninde SEİS Yönetim Kurulu üyeleri, TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı ve Proje Grup Başkanı ile sektör temsilcisi derneklerin başkanları katıldı. SEİS Genel Sekreteri Av. Refika Eser ve SEİS Başkanı Metin Demir açılış konuşması yaptı.

Stomakit projesi ile birincilik ödülünü kazanan Özlem Bekteş TÜYAP tarafından verilen ödülü TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent İnal’ın elinden aldı. Dr. Mustafa Uysal, Prof. Dr. Bülent Oktay ile Özlem Bekteş’in birlikte yürüttüğü projede, Stoma bakım/pansumanlarında uygulayıcı farklılıklarını minimize ederek, bakımda standardizasyon sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi. Yarışmanın ikinciliğini Uyku Bozuklukları Araştırmaları için Akustik Sistem Tasarımı projesi ile Mustafa Çavuşoğlu ve Yrd.Doç. Dr. Mustafa Kamaşak aldılar. Ödülü Jüri Başkanı Prof. Dr. İnal Güler’den alan Yrd.Doç. Dr Kamaşak, Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikasının projelerine verdiği destekten duyduğu memnuniyeti belirtti.

Yarışmanın üçüncülük ödülünü ise Mekatronik Mandibular Distraktör projesi ile Doç.Tbp.Alb. Serdar Öztürk ve Rıfat Uğurlutan’ın oldu. Ödülü Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mustafa Paç’ın elinden alan Rıfat Uğurlutan, ödül almaktan onur duyduğunu söyledi. Bu çalışmada hedefleneni Doç.Tbp.Alb Öztürk şöyle açıkladı: “Doğumsal deformiteler, ateşli silah yaralanmaları, kesici delici alet yaralanmaları ve travma sonucu ortaya çıkan alt çene (mandibular) doku kayıplarının tedavisinde kullanılan yöntemler vardır. Kullanılan yöntem olan mekanik distraktörlerin yerini alması hedeflenen mekatronik bir yapı ile hastanede kalma süresini kısaltacak.”

13 Nisan 2009 Pazartesi

“BİYOKİMYA EĞİTİMİNE STANDART GELMELİ”

Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Ankara Tıp Biyokimya Günü hakkında Sağlık Dergisine konuşan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu, Biyokimya uzmanlık eğitiminde belli bir standart oluşturmak adına bu yıl oturum düzenleneceğini dile getirdi.

30 Nisanda 2. Ankara Tıp Biyokimya Günü kapsamında farklı üniversitelerden gelen öğretim görevlilerine ev sahipliği yapacakları bilgisini veren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu, bu yıl ikincisi düzenlenen günün Türk Tabipleri Birliği tarafından kredilendirildiğini kaydetti. Toplantı sonrası sertifika verildiğini ifade eden Prof. Dr. Sunguroğlu, bu yıl geçen yıldan farklı olarak tema belirlediklerini, tıpta uzmanlık eğitimi paneli yapılacağını belirtti. Prof. Dr. Sunguroğlu, ülkemizde verilen biyokimya eğitiminde bir standardizasyon sağlanmadığını ve bu konu üzerine panel yapılacağını bildirdi. Toplantıya konuşmacı olarak Sağlık Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu’nu davet ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Sunguroğlu, Sağlık Bakanlığından bazı şeflerin katılacağı panelde biyokimya eğitiminde standardizasyon üzerinde durulacağını ifade etti. Sigaraya yılda 14 milyar dolara yakın paranın ödendiğini, 13 milyar dolarında sigaradan oluşan hastalıklara ödendiğini ileten Prof. Dr. Sunguroğlu, bunlardan daha da fazla oranda iş gücü kaybının yaşandığına dikkat çekti. Yılda 50 milyar doların sigara için harcanması dolayısıyla, sigaranın biyokimyasal etkileri üzerinde durulacağına işaret eden Prof. Dr. Sunguroğlu, Ankara üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fikri İçli ve Dünya Sağlık Örgütünden yetkililerin katılımlarında yapılan oturumda ele alınacağını ifade etti.

Dünya Üniversiteleri Yarışıyor
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Asbaşkanlığını 12 yıldır yürüten Prof. Dr. Sunguroğlu, Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu (FISU) Sağlık Kurulu üyeliğini yürüttüğünü ve Dünya Üniversiteler Arası Yarışmalarda sağlık denetimi yaptıklarını kaydetti. Geçen yıl Polonya’da Dünya Üniversiteler Arası Yelken Yarışmasının denetiminde görev yaptığını dile getiren Prof. Dr. Sunguroğlu, daha sonra Çek Cumhuriyeti’nde Dünya Üniversiteler Arası Beyzbol Şampiyonası ve Mısır’da Dünya Üniversiteler Arası Squash Şampiyonasında görev aldığını kaydetti. “Olimpiyatlardan sonra en büyük spor organizasyonlarından olan Dünya Üniversite Oyunları (UNIVERSIADE) iki yılda bir olup yaz ve kış spor oyunlarından oluşur. 2005 yılında ülkemizde Dünya Üniversite Yaz Oyunları 10 bine yakın katılımcı ile gerçekleştirildi. 2011 yılında ise Dünya Üniversite Kış Oyunlar’ı Erzurum’da gerçekleştirilecektir” diye konuşan ve Çin 2009 Dünya Üniversite Kış Oyunları’dan yeni gelen Prof. Dr. Sunguroğlu, Erzurum’dan çok sayıda yetkilinin de bu yıl ki yarışmaya katıldığını ve bayrağı teslim aldığını kaydetti. Bu oyunlarda sağlık alanında çok titiz davranıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sunguroğlu, doping numune alım bölümü hazırlandığını ifade etti. Ülkemizden de katılımların olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sunguroğlu, katılımın arttırılması için üniversiteler arası sporların desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

12 Nisan 2009 Pazar

MALPRAKTİS ENDİŞLENDİRİYOR

Sağlık çalışanlarına açılan davalar ile gündeme gelen Malpraktis hakkında konuştuğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, hekimlerin ve hastaların haklarını iyi bilmeleri gerektiğini dile getirdi.

Sağlık personeline yönelik ceza ve tazminat davalarında önemli bir artış gözlenirken, sağlık personeline konu hakkında eğitim veriliyor. Artık sorumluluklarını, yetkilerini ve haklarını öğrenme yolunda, defansif tıp gelişmeye başladı. Sağlık personelinin riskli müdahalelerden korkar olduğunu ve kaçmaya başladığını kaydeden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, “Gerçekte bu kadar büyük karmaşa sağlık personeline değil hastalara zarar vermeye başladı, önceleri müdahale yapan doktorlar şimdi riskli müdahalelerden kaçınmaya başladılar. 1924’ten bu yana ceza kanunun da mevcut olmasına rağmen cezalarda artış getirildi ve hastalarda daha bilinçli oldu, haklarını arar hale geldi. Avukatlarda bu alanda daha spesifik hale geldiler” dedi.


Sağlık Personeli Neye Dikkat Edecek!
Ne olursa olsun hasta geldiğinde, hastanın tedavisiyle ilgili aydınlatılması ve rızasının alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hancı, en önemli temel hukuki prensibin cerrahi müdahalelerde yazılı olurken diğer müdahalelerde sözlü izin alınması gerekliliğini dile getirdi. Barolarda sağlık hukuku konusunda çalışmaların artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Hancı, hekim hatalarının net şekilde gündeme getirilmeye başlandığını ve bunun da tedirginlik oluşturduğunu kaydetti.


Malpraktis Nedir?
Malpraktis düzenlemelerinin tıp mesleğinin hatalı ve yanlış uygulanması olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Hancı, sağlık hizmetleri için özel yasalar çıkartılmasının beklendiğini kaydederek, “Bir hemşire iğneyi yapması gereken bölgeye enjeksiyon yapıyor. Bu bölgeden farklı bir yere yaptığında ve damara zarar verdiyse bu malpraktistir. Ancak insan vücudu farklılıklar arz eden bir yapıdır. Hastada bu iğne alerji yaptığında veya yüzde 99 soldan geçen damar binde bir ihtimalle enjeksiyon yapılan yerden geçtiğinde damar yada sinirde hasar olduğunda bu malpraktis değildir. Bu bir komplikasyondur, yalnız gerekli müdahale yapıldıysa da hukuki bir sorumluluk yoktur” dedi.

Hastalar Neler Yapabilir?
Sağlık personeline yönelik davaların artmaya başladığını, yüksek tazminat davalarının ortaya çıkınca, sağlık çalışanlarında endişe ve panik başladığını belirten Prof. Dr. Hancı, bu durum sağlıkçıların riskli müdahalelerden kaçmasına yol açtığını böyle durumda da hastalara zarar verilmeye başladığını iletti. Prof. Dr. Hancı hastaların karşılaştıkları ters durumlar hakkında şunları söyledi: “Hatalı bir durumla karşılaştığında hastanın yapacağı 4 şey vardır. Savcıya ceza davası için başvurabilir, maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Sağlık çalışanı resmi bir kuruluşta çalışıyorsa bağlı bulunduğu idareye başvurabilir, idari yargılanmasını ister ve Tabip Odasına başvurulur. Ancak Tabip odalarının daha çok özel sektörde çalışanlar üzerinde yaptırımları vardır, resmi kurumda etkisi yoktur. Dilekçenin gerçekçiliği incelenir, ona göre soruşturma açılmasına karar verilir yada uzlaşma kurullarına başvurulur. Bu kurumlar tarafından dilekçeler incelenerek, karar verilir.”


“Bilir Kişi Kurumunu Seçebilirsiniz”
Bilir kişi kurumları olarak Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası, Adli tıp kurumu ilgili bölümü, üniversitelerin adli tıp anabilim dalları veya branşların ilgili anabilim dallarının bu görevi yaptığını belirten Prof. Dr. Hancı, yeni kanunla belirlenen kurum belirleme özelliğiyle kişiler kendileri de başvurup rapor alabildiklerini ve gerekli yerlede bu raporu kullanabildiklerini ifade etti.

11 Nisan 2009 Cumartesi

KAN ALMADA KARIŞIKLIĞA SON!

Kan alma işlemi sırasında yaşanan karışıkları önleyecek yeni barkod sistemi hakkında Sağlık Dergisine konuşan AREN Genel Müdürü Engin Arel, “Biz hastanelere gidip tanıtım yapmıyoruz, hizmetimizden memnun kalan müşterilerimiz, müşterilerini yaratıyor. Teknik servis hizmeti bulunan firmalar içerisinde, en iyiler kategorisinde yer alıyoruz” dedi.

2001 yılının Kasım ayında kurulan ve spesifik ürünleri ile ülkemize yeni bir soluk getiren AREN Ltd. Şti. kan gazları ve otomatik barkotlama sistemleri ile öncü olmaya devam ediyor.
“Kan Gazları Analiz Cihazı satış ve servisinde oluşan bilgi birikimi ve deneyimimiz bu konuyu faaliyetlerimiz arasına öncelikle almamıza neden olmuştur. Bunun sonucunda 2003 yılının sonlarında dünya pazarına açılan Techno Medica Co., Ltd. firmasının Türkiye tek yetkili temsilcisi olduk” diyen AREN Genel Müdürü Engin Arel, kan gazları analiz cihazı ile hedeflerine ulaştıklarını söyledi.

Pre-Analitik Barkod Etiketleme Sistemleri
Arel, son iki yıldır da hastanelerin yazılım programıyla entegre çalışan kan alma tüplerine barkot hazırlayan ve bu etiketleri tüpler üzerine yapıştıran tam otomatik bir sistemi sunduklarını kaydederek, yeni sistem ile bilgisayar ortamında otomatik olarak tüplerin kan almaya hazır şekilde cihazdan alındığını ifade etti. BC ROBO-585 model cihazının iki modül, sekiz çekmece için saatte 1,440 tüp etiketleme özelliğinin olduğu bilgisini veren Arel, “Bu cihaz kan toplama tüplerinin hazırlanması sırasında karmaşık ve riskli işlemlerin ortadan kaldırılmasını sağlar, güvenli ve hızlı çalışma ortamı sunar. Elle yapılan; tüplerin seçimi, etiketlerin hazırlanıp, yapıştırılması işlemleri BC ROBO – 585 tarafından tam otomatik olarak yapılır. Bünyesinde tüplerin konulduğu çekmecelerin olduğu cihaz, modüler bir sistem özelliği sahiptir. Tek modülden 5 modüle kadar artabilir. Hastanelerin arzu ettiği yöntemler ile hasta ve test bilgileri bilgisayar ortamında cihaza aktarır. Böylece, barkot etiketleri hazırlanarak tüpleri seçiyor, tüpler üzerine barkot etiketlerini yapıştırıyor ve tüpleri hazır şekilde kan alımı için veriyor.” dedi.

35 Dakika’da Çözüm
Fuara katılma nedenlerinin yeni ürünlerini tanıtmak olduğunu kaydeden Arel, firmaları bünyesinde çalışan personelinin çoğunluğunun Japonya’da eğitim aldığını, teknik servis hizmeti konusunda çok titiz davrandıklarını iletti. En iyi teknik servis hizmetini veren firmalar kategorisinde yer aldıklarını ifade eden Arel, “Şirketimizin amacı kusursuz hizmet sunmaktır. Biz hastanelere gidip tanıtım yapmıyoruz, hizmetimizden memnun kalan müşterilerimiz, müşterilerini yaratıyor. Servis arıza ihbarını aldığında Ankara’da 33 dakikada hastaneye ulaşılıyor, yaklaşık 45 dakikada çözüm sunuluyor. Ankara dışında müdahale süremiz yaklaşık 7 saat civarındadır” şeklinde konuştu.
Firma web adresi: www.aren.com.tr

10 Nisan 2009 Cuma

14 MART’A MECLİS DESTEĞİ

14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'de düzenlenen törene katılan TBMM Başkanı Köksal Toptan, "Tüm toplumu derinden etkileyen sağlık sorunlarının çözümünde yaşanacak gecikmenin bedelinin insan yaşamı olduğunun bilincindeyiz" dedi.

14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji binasında düzenlenen törene, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşmacılar arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlker Ökten, Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gülriz Ersöz’ün yanı sıra tıp fakültesi öğrencileri de yer aldı.

“Eksikliklere İlişkin Görüşler, İlgili Kesimlere Işık Tutuyor”
TBMM Başkanı Toptan, törende yaptığı konuşmada, düzenlenen bu tür etkinliklerin, Türkiye'nin sağlık sistemindeki sorunların ele alınması ve çözüm önerileri sunulması bakımından önemli olduğunu kaydetti. sorunların çözümü için atılacak adımlara TBMM olarak her zaman destek vereceklerini, yapılması gereken yeni düzenlemeler için de Meclis'te çalışabileceklerini dile getiren Toptan, tıp biliminin her zaman değişime açık olduğunu, sisteme ilişkin şikayetlerin var olmasının da geleceğe daha iyi hazırlanmak için büyük bir fırsat olduğunu ifade etti. Toptan, sistemin eksikliklerine ilişkin görüşlerin bakanlıklar, yüksek öğretim kurumları ve diğer ilgili kesimlere ışık tutması gerektiğini vurguladı.


Hekimlerin, sağlık hizmetlerini Türkiye'nin her köşesine ulaştırmak için özveriyle çalıştığını, Türk doktorlarının dünyanın çeşitli yerlerinde yaptığı başarılı çalışmalarla tıp bilimin ilerlemesine katkı sağladığını anlatan Toptan, kendisinin de kurucusu üyesi olduğu Türkiye Kalp Hastalıkları ve Kalp Akciğer Nakli Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Özdoğan'ın gerçekleştirdiği 2 yaşındaki bir çocuğa 3 yaşında hayatını kaybeden bir çocuğun kalbinin nakledilmesi ameliyatının Türk doktorlarının en son başarısı olduğunu söyledi.

"Gecikmenin Bedeli, İnsan Yaşamıdır"
Sağlık alanında evrensel standartları yakalama, genç nüfus potansiyelinin sağlığını koruma ve geliştirmenin Cumhuriyetin temel görevlerinden biri olduğunu ifade eden Toptan, şöyle konuştu:''Başta doktorlarımız olmak üzere sağlık çalışanlarının ve vatandaşların çözüm bekleyen birçok sorunu olduğu açıktır. Tüm toplumu derinden etkileyen sağlık sorunlarının çözümünde yaşanacak gecikmenin bedelinin insan yaşamı olduğunun bilincindeyiz. Sağlık alanındaki sorunların çözümü için siyasetçi, akademisyen, doktor ve sağlık çalışanı hep birlikte hareket etmeliyiz. Ülkemizin her köşesine çağın gereklerine uygun sağlık hizmetlerini ulaştırmak için toplumun tüm kesimleri, anlayış içinde el ele gayret sarf etmelidir. Tıp biliminin yol göstericiliğinde sağlık alanının sorunlarının üstesinden hep birlikte geliriz.''
Toptan, sağlık yatırımlarının, ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösterdiğine işaret ederek, Türkiye'de hükümetin, sağlık hizmetlerini kamu ve özel sağlık kurumlarıyla birlikte yerine getirmeye çalıştığını kaydetti.

Tıp bayramının yanı sıra “Sağlık Haftası” olması nedeniyle ve sağlık sorunlarının ortaya konulduğu ve çözüm önerilerinin arandığı bilimsel bir platforma dönüştüğünü dile getiren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlker Ökten, insana, yaşama ve sağlığa saygıyı ve sevgiyi ifade eden hekimlerin, birçok konuda çözüm bekleyen sorunlarının olduğunu kaydetti.


“Yabancı Hekim Sınavlarla Sınanmalı”
Yabancı bir ülkede serbest hekimlik yapabilmek için birtakım sınavlarda başarılı olmanın gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ökten, Türkiye'ye gelecek yabancı hekimlerin de hastalarla iletişim kurabilmesi için yeterince Türkçe öğrenmesi, hekimlik bilgi ve becerilerinin sınavlarla sınanması gerektiğine dikkat çekti. ''Bu söylediklerimizin uluslararası hukuk kurallarında karşılıklılık prensibi olarak tanındığı hepimizce bilinen bir gerçektir'' diyen Prof. Dr. Ökten , 2002 yılında çıkartılan ve daha sonra iptal edilen Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün yenisinin 7 yıl içerisinde yeniden çıkarılamamasının, mezuniyet sonrası tıp eğitiminde büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Ökten , ''Sağlık Bakanlığımızın üniversiteler, meslek örgütümüz ve uzmanlık derneklerinin katılımıyla oluşturulacağı ortak bir uzlaşı metnine acilen gereksinim vardır. Bakanlığın getirmeye çalıştığı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin hiçbir şekilde Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün yerine konulmasının uygun olamadığı görüşündeyiz'' dedi.

“İhalelerde Yasal Düzenlemelere Gereksinim Var”
Devlet İhale Kanunu ile makine, teçhizat ve malzeme alımlarında büyük sıkıntılar yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Ökten, ''İnşaat sektörüne yönelik hazırlanan yasada, sağlık alanında hizmetlerin kolaylaştırılması için bazı yasal düzenlemelere acilen gereksinim vardır. İnsan sağlığında kaliteli malzemenin ve ilacın kullanılabilmesi ve uzayan bürokratik işlemlerin indirilmesi için yasalarda değişikliklerin gerçekleştirilmesi şarttır'' diye konuştu.

“Tam Gün Gerçekçi Ve Uygulanabilir Olmalı”
Tam gün çalışma düzenlemesi hakkında da görüşlerini dile getiren Prof. Dr. Ökten, sistemin yasal zeminin gerçekçi ve uygulanabilir şekilde oluşturulması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Ökten, ''Muayenehanelerini kapatacak hekimlerin ve onların yanında çalışan sekreter, ebe, hemşire, teknisyen gibi elemanların devlete ödediği vergiler, bunların görevlerinden ayrıldıkları takdirde oluşacak işsizlik sorunu ve tam gün çalışmaya dönecek hekimlere ödenecek meblağların hangi fasıldan ve ne kadar süreyle karşılanacağı çok iyi hesap edilmelidir'' dedi. Performansa dayalı prim sisteminin üniversite hastanelerinde uygulanmasında da birtakım zorluklar bulunduğu ifade eden Prof. Dr. Ökten, hekimlere ödenecek yaklaşık 70 trilyon liranın kaynağının nasıl bulunacağının merak konusu olduğunu bildirdi.

“Hastaneler işletmeye dönüştü”
Ankara Tabip Odası Başkanı Gülriz Ersöz şöyle konuştu: "Eğitimlerinin her aşamasında sonra mecburi hizmet yükümlülüğü varken bir de tıp fakültesi öğretim üyelerine rotasyon uygulaması getirilmeye çalışılmaktadır. Hastaneler işletmeye dönüştü. Üniversite hastanelerinin ayakta kalabilmeleri için eğitim ve araştırmanın ikinci plana itilmesi gerekmektedir."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...